Suyun Rahatlatıcı Etkisi

Ebeveynden habersiz lavaboda su ile geçen dakikalar, yolda su birikintisi görür görmez üzerinde zıplamalar, bitmek bilmeyen banyolar… Birçoğumuza tanıdık gelmiştir bu sahneler. Çocuklar su ile temas etmek isterler, bir şekilde ilişki kurarlar. Vücudun yüzde 60’ı su olduğundan mıdır yoksa anne karnında su içinde geçen zamandan mıdır bilinmez. Biberondan damlayan, musluktan akan ya da gökyüzünden boşalan “su”, çocuklar için her zaman ilgi çekici olmuştur. Suya olan bu ilgilerinden yola çıkarak su oyunlarıyla çocukların gelişimine katkı sağlayabiliriz. Su doldurup boşaltma, karıştırma, sıçratma gibi aktiviteler ince-kaba motor becerilerini ve duyusal farkındalıklarını artırır. Çeşitli su oyunları aracılığıyla koordinasyon, konsantrasyon ve odaklanma yeteneklerini geliştirebilirler. Birkaç bardağa farklı seviyelerde su koyup çubukla vurarak değişik sesler çıkarmak, huni kullanarak suyu bir şişeden diğerine boşaltmak, su dolu bir leğene batan ve yüzen oyuncaklar koyarak çeşitli deneyler yapmak su ile oynanabilecek oyunlara örnek olabilir.

Doğadaki birçok ses bizleri rahatlatır ve huzur verir. Stresli ve kaygılı anlarımızda doğadaki sesler beyin ve vücudumuzun rahatlama mekanizmasını harekete geçirir. İngiltere’de yapılan bir araştırmada[i] dalga sesi gibi doğal seslerin korna sesi gibi yapay seslere oranla sinir sistemi üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu ortaya konmuş. Doğal sesleri dinleyen katılımcıların nabız ve tansiyonlarının normale düştüğü, kortizol seviyelerinin azaldığı gözlemlenmiş. Rahatlatıcı sesleri şöyle bir düşünecek olsak, akla ilk gelen su olur sanırım. Yağmur damlalarının çıkardığı ses, deniz ve dalga sesi, gürül gürül akan bir nehir… Su öyle bir nimettir ki sesi, tadı, kendine has hareketi, görüntüsü, her yönüyle bedene ve ruha şifa vesilesidir. Mesela dalga sesleri parasempatik sinir sistemimizi harekete geçiriyor ve rahatlamış hissediyoruz. Ya da öfkelendiğimizde su ile temas edince, rahatlıyoruz ve öfkemizin hafiflediğini fark ediyoruz. Serin su sinir yatıştırıcı etkisiyle karşımıza çıkarken, daha sıcak sular kaslarımızı gevşetiyor.  Denize bakmak dahi kendimizi daha iyi hissettiriyor. Okyanusa bakmanın zihinsel sağlığı artırdığına yönelik çeşitli araştırma sonuçları da mevcut. Deniz suyundaki tuzun depresyonu azaltmaya yardımcı bazı hormonları artırdığı gözlemlenmiş. Su terapisi olarak bilinen hidroterapide ise sıcak ve soğuk suyun vücut üzerindeki iyileştirici etkisi kullanılıyor. Depresyon, uyku bozukluğu, kaygı bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik rahatsızlıkların tedavilerinde de kullanılan bir yöntem.

Üstad Necip Fazıl’ın da dediği gibi;

Kâinatta ne varsa suda yaşadı önce;

Üstümüzden su geçer doğunca ve ölünce.

Psk. Şerife Zehra YİĞİT

[i] Gould van Praag, C. D. et al. Mind-wandering and alterations to default mode network connectivity when listening to naturalistic versus artificial sounds. Sci. Rep. 7, 45273; doi: 10.1038/srep45273 (2017).