Su Gibi Berrak

“Söyleyin bana, içmekte olduğunuz suyu, onu buluttan siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?”[1]

Yaratıcımızın insanlığa göndermiş olduğu hayat kılavuzu içerisinde su önemli bir kavram olarak karşımıza çıkmakta ve birçok kez konu edilmektedir. Bizzat konu edildiği ayet-i kerimelerde muhatabın düşünmesi ve gereğini yerine getirmesi için suyun yeryüzüne ulaşması ve yeryüzündeki etkileri beyan edilmiştir.

Söz konusu ayet-i kerimelere bakıldığında su ile ilgili dikkat çekilen farklı hususlar görülür.

Su gökten[2], bir ölçü dâhilinde[3], tertemiz olarak[4] indirilmektedir. Böylelikle insanın ve diğer canlıların su ihtiyacı giderilir.[5] Kur’an-ı Kerim’de bu ve benzeri ifadelerle suyun bizzat başlı başına bir nimet olduğu beyan edilmektedir. Su yeryüzünü bir çatı gibi kuşatan gökyüzünden indirilmekte ve bu iniş yaratıcının kurduğu bir düzen dâhilinde (sünnetullaha uygun) süregelmektedir. Gökten indirilen bu su, ihtiyacını giderebilmesi için insana tertemiz olarak sunulmakta ve dolayısıyla başka varlıkların temizlenmesi için de kullanılmaktadır.

Su yeryüzündeki canlıların hayat kaynağıdır. Toprak (toprakta yetişen bitkiler) öldükten (kuruduktan) sonra onunla yeniden canlanır.[6] Onunla yerden çeşitli ürünler biter.[7] İnsanlar ve hayvanlar bu bitkilerle beslenerek hayatlarını sürdürür.[8] Su ile canlılığın devamı arasındaki ilişkiyi ortaya koyan bu anlatımlar insanı basit bir gözlemle idrak edebileceği bu muazzam olayları tefekkür etmeye davet eder.

Kur’an-ı Kerim’de insanın dikkatine sunulan bir başka ayrıntı da şudur. Gökten indirilen su her yerde tek bir muhtevaya sahiptir, değişken değildir. Ancak onunla can bulan bitkiler çeşit çeşit özellikler taşımaktadır. Tatları, kokuları, şekilleri, renkleri, besin değerleri birbirinden çok farklı bitkiler bir tek su ile insanın istifadesine açılmaktadır. [9]

İnsanoğlunun ihtiyacını görebilmesi ve dünyanın doğal dengesinin korunabilmesi için su yeryüzünde okyanuslarda, göllerde, yer altında havzalarda durdurulmaktadır.[10] Bu kadar kıymetli bir değere sahip olan suyun yeryüzünde bu şekilde muhafaza edilmesi de yine yüce yaratıcının bir ihsanıdır. Zira “… eğer suyunuz yere çekilip gitse, kim size akar su (icat edip) getirir?”[11] sorusuna verilecek cevap bu gerçeğin kabulünün ilanından başka bir söz olamaz.

Bahsedilen bu özellikleriyle su, tüm insanların gördüğü, bildiği değerli bir ana maddedir. Akıl sahibi bir varlık olan insan için bilinende bilinmeyeni anlatan bir işaret, görünende görünmeyene götüren bir iz vardır. Su ve su ile ilişki kurulan olayları ibret , delil mevcuttur. Nitekim yaratıcımız ilgili mesajlarının hemen sonrasında insanı manayı görmek üzere bakmaya, düşünmeye yöneltmektedir.

Hayatın oldukça içinde olan bunca olayı yaşayarak gözlemleyen insan şayet aklını kullanma becerisine sahipse ve düşünmekten korkmuyorsa; gördüğünü görmemezlikten gelmiyor ve doğruya inanmamak, batıla uymak için direnç göstermiyorsa suyun yaratılması ve insanın istifadesine sunulmasındaki delilleri rahatlıkla idrak eder.

Suyun varlığı ve değeri onu var edene ve ihsan edene delalet eder. “Gökten sizin için su indiren O’dur….”[12] ayeti ile de bu nimeti ihsan edenin âlemleri var eden, tek bir yaratıcı olduğu ilan edilmektedir. Olayın ardındaki manayı görmeye çalışan insan O bir tek ilahı, yaratıcıyı, tasarımcıyı tanır ve tanıdığını ilan eder. Bu tanıma gereğince suyun sahibine minnet duygusu gelişir. Yine bu tanıma gereğince O’nun kudreti karşısında kendisinin aciz bir kul olduğunun farkına varır. Bu minnet duygusu ve farkındalık insanı Rabbiyle, O’nun rızası doğrultusunda bir ilişki kurmaya götürür.

Her vesile ile insanın gözü önünde arzıendam etmekte olan suyun varlığını ve faydalarını gören ve hatta bunlardan istifade eden insan bahsedilen akıl yürütmeyi yap(a)mıyorsa bu durum ancak nankörlükte direnmek[13] olarak tarif edilebilir. Zira “Söyleyin bana, içmekte olduğunuz suyu, onu buluttan siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?” sorusunun cevabı su gibi berraktır.

Zeynep Yaren Çelikbilek

[1] Vâkıa Sûresi, 68-69.

[2] Bakara 22, 164; En’am 99; Yunus 24; Hicr 22; Nahl 10; Taha 53; Mü’minûn 18; Furkan 49; Neml 60; Fâtır 27; Zuhruf 11; Nebe 16; Abese 25

[3] Mü’minûn 18; Zuhruf 11

[4] Furkan 49

[5] Hicr 22; Nahl 10; Furkan 49; Murselât 27

[6] Bakara 164; Furkan 49; Zuhruf 11; Fussilet 39

[7] Bakara 22; En’am 99; A’raf 57; Nahl 11; Taha 54; Neml 60; Secde 27; Fatır 27; Nebe 14-16

[8] Bakara 22; Nahl 10; Taha 54; Secde 27; Abese 32

[9] En’am 99; Rad 4; Taha 54; Fatır 27

[10] Mü’minûn 18

[11] Mülk 30

[12] Nahl Sûresi, 10; bkn: En’am Sûresi, 99;

[13] Furkan 50