Sohbetlerden Suya Dair Derleme          

Şu etrafımızda gördüğümüz çeşmeler, köprüler, camiler, medreseler hep ecdadımızın hayırlarının eseri. Zenginler hayır yapmışlar. Paralarını halkın hizmetine harcamışlar.

Su getirmişler. Hele hele çok sevdiğim bir hanımefendi sultan var, ona hayranım. Bezm-i âlem Valide sultan. İnşallah hayatını incelersem belki bu güzel radyomuzda sizlere de anlatmak isterim.

Neler yapmış İstanbul’a?

İstanbul’da bence hatırasına anıt dikilmesi gereken mühim bir şahsiyet. Terkos gölü onun malıymış. Su getirmiş, bentler onun. Hastane yaptırmış, fakirler, garipler, garibanlar tedavi olsun diye. Camiler yaptırmış vesaire… Hayrının hasenatının haddi hesabı yok. Ne kadar güzel! Kazandıklarını hayra sarf etmiş. Tabi böyle zulüm, haksız yere değil, helalinden hayırlı, haklı, meşru, temiz yolarla kazanılmış para…

Bizim dedelerimiz her gittikleri yere cami yapmıştır. Caminin yanına çeşme, çeşmenin yanına hamam koymuştur, sıcak su getirmiştir. Hayır, hasenât yapmıştır; herkes temiz olsun, ışıl ışıl, gıcır gıcır olsun diye.

Ve lev en tesudde min delvüke fî inâi’l-müsteskı. “Senden su isteyen bir kimseye elindeki kovandan ‘Al, su mu istiyorsun?’ diye ona su boşaltıvermen, su döküvermen bile bir çeşit iyiliktir.”

“Elini yıka, hadi ben dökeyim.” veyahut “Al, getir kovanı, benim kovamdakini sana dökeyim.” diye birazcık su vermek veya kovanın tamamını vermek. Küçük bir şey ama bunu bile hor görme. Belki o bunun sebebiyle “Allah razı olsun.” der. Velev bir bardak su bile olsa, “Çok şükür, elhamdülillah!” dedikten sonra sana dua eder. Bir mâruf, bir iyilik, bu bile belki senin sebeb-i necâtın olur.

Avustralyalılar’ın size nakletmek istediğim güzel tarafları var. [Avustralyalılar’ın] her birisi suyun her damlasının kıymetini çok iyi bildikleri için suyu korumaya çok gayret ediyorlar. Çok yağış alan bir kıta değil, iç tarafları çöl. Onun için her arazide üç beş tane sunî gölet var. Toprağı kazıyorlar, sel akan kısmının önünü yükseltiyorlar, tedbirleri alıyorlar.

Benim bahçemde de var. Türkiye’de böyle bir bahçe olsa da göstersem; içinde kayığı da var, gezilebiliyor, ama sunî. Kazılmış, kazma makineleriyle set yapılmış. Su birikmiş, ortasında bir buçuk adam boyu derinlik, kenarlara doğru azalıyor. Nilüferler vs. var, yaban ördekleri sürüleri var. O tarlada olan kuzular, inekler, mahlukât geliyor, orada sularını içiyor. Gerekirse sulama yapılıyor. Su böylece değerlendiriliyor.

Türkiye’de de olabilir. Türkiye’nin de birçok yerinde bu uygulanabilir. Yağışların az olduğu yerlerde, sellerin aktığı yerlere, usulüne uygun küçük bentler yaparak, setler yaparak oraya suyun toplanması sağlanır. Sonra yağmur yağmadığı zamanlarda o su kullanılır.

Sulandığı zaman da toprak -çok sadık bir dosttur- çok mümbit oluyor. Cenâb-ı Hak topraktan neler bitiriyor! Toprak çok muhterem bir varlık. Hizmetin karşılığını hemen veriyor, kat kat veriyor.

Es’ad Coşan (Rha)’ın sohbetlerinden derlenmiştir.