Editörden

Sizler için onSUz olmayacak bir konu seçtik bu sayımızda. Uçan kuşun, çiçeklerin, böceklerin, toprağın, Afrika’nın Afrikalının, senin, benim, herkesin, şehirlerimizin, ülkelerin, Dünyamızın kısaca her şeyin suya ihtiyacı var. Varlığıyla başka bir gezegende hayatın olabileceği ümidini veren SU.

Gökten üzerimize inen ne kıymetli paha biçilemez bir rızıktır su. Ayetlerde, hadislerde yer bulmuş, şiirlere, şarkılara konu olmuştur. Necip Fazıl Kısakürek’in kaleminden şu mısralar dökülüvermiş:

“Su duadır, yakarış, ayna, berraklık, saffet; 

onu madeni gökte altınlar gibi sarfet!”

Neredeyse hiçbir yemek de onSUz olmuyor. Meyve özlerinden ve köklerinden elde edilen karışımların Osmanlı mutfağında yemek kadar önemli yer tutan şerbet haline gelmesi için meyve tanelerinin şeker, pekmez veya bal ile bir araya gelerek hoşaf olabilmesi için de suya ihtiyaç var. Zira yediklerimizle gıdalanacağımıza göre en başta suyu ansak yerinde olur herhalde. Metabolizmanın hızlı çalışmasında da suyun etkisini de unutmamak gerekir.

Ekonomik, sosyal ve siyasi yönleri de olan suyun kullanım alanlarının gün geçtikçe artması, buna karşın kaynakların sınırlı oluşu, taleplerin karşılanamaması ve su kaynaklarının dengesiz dağılımıyla sorunlar yaşanmaya başlamıştır. Oysa su da insan hakları kapsamında değil midir? Malta gibi birçok ülkede deniz suyunun tuzdan arındırılarak ihtiyacın giderilmeye çalışıldığı düşünülürse insanların su tüketimi alışkanlıklarını tekrar gözden geçirmesi gereği aşikâr olacaktır. En’am Suresi ayet 141’de Allah’ın israf edenleri sevmediği belirtilmiş ve rahmet peygamberi akan bir nehir kenarında abdest alırken bile suyun israf edilmemesi gereğini vurgulamışken bizlere düşen, her konuda olduğu gibi su hususunda da israftan kaçınmak olmalıdır. İsrafın bir neticesi olan kuraklığa bir çözüm olarak İTÜ Ayazağa Yerleşkesi’nde 2015’ten beri yağmur hasadı yapılıyor olması umut verici örnek çalışmalardan. Umarız aynı bilinç tüm insanlığa yayılsın.

Suyun yeryüzüne rahmet olması temennisiyle, su gibi aziz olunuz…