Beslenmede Yaşlılık Çağı

Anne karnında başlayan ve dünya hayatının sonuna kadar olan süreçte yaş almaya devam eden insanın; doğal olarak anatomik ve fizyolojik işlev değişikliği ile meydana gelen yaşamının son evresine yaşlılık denmektedir (1). Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 65 yaş ve üstünü ‘yaşlı’, 85 yaş ve üstünü çok yaşlı olarak tanımlamıştır (2).

Ülkemizde ve dünyada yaşlı nüfus toplumun önemli bir unsurunu oluşturmaktadır. Gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerde yaşlıların toplam nüfus içerisindeki oranı diğer ülkelerdekinden daha yüksek olup söz konusu oran giderek artmaya da devam etmektedir. Türkiye’de yaşlı nüfus sürekli artarken gelecek nüfus projeksiyonlarından da bu eğilimin artarak devam edeceği resmi veriler ışığında açıkça görülmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 65 ve üstü yaştaki nüfus, 2015-2020 yılları periyodunda % 22,5 artarak 7 milyon 953 bin 555 kişi olmuştur. Söz konusu yıllar içerisinde yaşlı nüfusun toplam nüfus içerisinde ki oranı % 8,2’den % 9,5’e yükselmiştir. Gelecek yıllarda da bu oranın sürekli olarak artması beklenmektedir (3).

Olağan bir dönem olan yaşlılıkta öncelikle sağlığın korunmasında ve mevcut hastalığın seyrinin iyileştirilmesinde sağlıklı bir beslenme biçimi benimsenmeli, yaşam tarzı haline getirilmelidir. Yaşlılıkta, kronik hastalıkların eşlik etmesi, sindirimin zorlaşması, çiğneme ve yutmada güçlük, iştahsızlık, diş kaybı, kas ve iskelet sisteminde güçsüzlük, yemekleri yapamama, yalnız yemek yeme, demans (bunama), depresyon, tat ve koku almada meydana gelen değişiklikler,  beslenmeyi olumsuz etkilemektedir. Enerji ve gücü artırmak için beslenme ile birlikte hafif egzersizler yapmak aynı zamanda daha zinde hissetme ve pozitif duygu değişimini sağlayacaktır (4).

Kişiler, sağlığı ve mevcut hastalığının ciddiyeti hakkında bilgilendirilmeli, diyete uyumu konusunda istekli olmaları sağlanmalıdır. Önerileri yararlı bulup bulmamaları ve uygulanabilirlik noktasında endişelerinin giderilmesi ile sürece aktif katılım gösterebilirler. Hastalıklarını benimsemiş yaşlılarda altta yatan psikolojik nedenlerin olabildiği görülmüştür. Dolayısı ile beslenme tedavisine yanaşmamaları durumunda gerekirse destek almaları temin edilmelidir. Duygusal ihtiyaçları giderilmelidir. DSÖ’nün de tanımladığı gibi ‘sağlık bedence, ruhça ve sosyal yönden tam iyilik halidir’. Bu sebeple yaşlılara sağlıklı beslenme konusunda bütüncül bir yaklaşım sağlanmalıdır (5).

Yaşlılıkta vücut kompozisyonunda meydana gelen değişiklik oldukça belirgindir. Vücutta yağsız doku miktarı azalmaya ve yağ doku miktarı artmaya başlar ve bu durum 80 yaşından sonra hızlanır. Kireçlenme (Osteoartrit), kalp hastalıkları, şeker (diyabet) ve kanser gibi hastalıklara neden olan bu durum mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır (6). Protein alımına dikkat edilmeli; yumurta, yoğurt, et-balık, çiğ ve kavrulmamış kuruyemiş, kuru baklagil tüketimi yeterli miktarlarda olmalıdır.

Kadınlarda özellikle menopoz sonrası kemiklerde ve toplam kalsiyum seviyesinde ciddi azalma meydana gelir (6). Bunu önlemek için gençlik döneminden kalsiyum miktarına dikkat edilmesi gerekir. Fakat yaşlılıkta da kalsiyum kaynaklarından yoğurt, kefir, çiğ susam, tahin, yeşil yapraklı sebzeler, bamya, brokoli, mercimek, fasulye, nohut gibi kuru baklagiller, badem, fındık gibi çiğ kuruyemişler günlük beslenmede yerini almalıdır. Kalsiyum emilimini artırmak için D vitamini yeterli düzeyde olmalıdır. Bunun için günlük 20 dakika kadar güneşten faydalanmanın yanı sıra D vitamini takviyesi doktor kontrolünde alınabilir.

Yaşlılık döneminde sindirim sisteminin yavaşlaması besinlerin uzun sürede sindirilmesine neden olur, bu da uzun süre tokluk sağlayabilir. Besin ögesi kaybını önlemek için öğünlerde yeterli ve dengeli tabak hazırlamak oldukça önemlidir. Yine bu söz konusu kaybı önlemek için yaşlılar sık yemeye teşvik edilmektedir. Ancak bu da sindirim sisteminin sürekli yemekleri hazmetmekle uğraşmasına neden olur, sürekli insülin salınımı ile birlikte zaten insülin direnci ve diyabet riski olan kişileri bu açıdan daha da risk altına sokar. Mide ve bağırsakları içeren ve sindirimden sorumlu olan gastrointestinal sistemde yaşın ilerlemesi ile değişiklikler meydana gelir. Vitamin-mineral emilimi azalarak birçok hastalığa sebebiyet verebilir. Bunun için prebiyotik ve probiyotik besinler alınmalı, bağırsakların sağlıklı çalışması için planlama yapılmalıdır. Nihayetinde soğan, sarımsak, pırasa, enginar, kereviz, bamya, domates gibi sebzeler, tam tahıllar, kuru baklagiller ve çiğ kuruyemişler, muz, elma, üzüm, çilek gibi meyveler, ayrıca probiyotik olarak ev yoğurdu, kefir, turşu, tarhana, boza, peynir gibi besinler rutinde olmalıdır. Susama duyusu azalan yaşlılarda su tüketimine ve fiziksel aktiviteye dikkat çekmek bağırsak hareketliliği için önemlidir.

Yaş aldıkça kronikleşen ilaç alımları besin-ilaç etkileşimini artırır. Bu da ödem, iştahsızlık ve ağız kuruluğu gibi sorunlarda başat rol oynamaktadır. Bu sebeple doktor ya da diyetisyen rehberliğinde, besin-ilaç etkileşimi göz önünde bulundurularak yaşlı kişiler yönlendirilmelidir (5).

Son olarak doğru pişirme yöntemleri ile vitamin-mineral kaybı önlenmelidir. Çiğneme ve yutmada güçlük olabileceği için etler iyi pişirilmeli, kızartma ve ızgara yerine haşlama yöntemi tercih edilmeli, sebzeler ise çiğ tüketmek yerine buharda ya da az suda haşlayarak suyunu dökmeden tüketilmelidir (4).

Yeterli ve dengeli bir beslenme rejimi gerçekleştirmek insan hayatının başlangıcından sonuna kadar bütün fazlarında sağlıklı ve konforlu bir yaşam sürmek için temel niteliktedir. Bu etkinin belirleyiciliği yaşlandıkça daha da ortaya çıkmaktadır (7).

Mevcut durumda yaşlı kişilerle ilgili beslenme ve sağlık çalışmaları ise ortalama yaşam süresini arttırmaya değil genel sıhhat durumunu ve hayat kalitesini yükseltmeye odaklanmalıdır. Burada esas olan yaşlı kişilerin yıllarını daha sağlık ve yaşam dolu geçirmelerini temin etmek olmalıdır (5). Bunun için de yaşlılık periyoduna özel doğru beslenmenin gerçekleştirilmesi ve bunun da doktor ve diyetisyenler rehberliğinde belli aralıklar halinde izlenmesi gereklidir (8).

Diyetisyen Kübra Kızıltaş

Kaynakça

  1. Yabancı N., Akdevelioğlu Y., Rakıcıoğlu N. Yaşlı Bireylerin Sağlık ve Beslenme Durumlarının Değerlendirilmesi, Beslenme ve Diyet Dergisi. 40(2):128-135, 2012
  2. Mercanlıgil M., Yaşlı Diyabetli Bireylerde Beslenme Tedavisi, Bes, Diy, Derg, ;47(Özel Sayı):60-66, 2019
  3. TÜİK, https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Elderly-Statistics-2020-37227
  4. Öner C., Birinci Basamakta Takip Edilen Hastaların Beslenme İhtiyaçları, Researchgate, 2021.
  5. Akan LS., Yaşlı Bireylerin Beslenme Ve Diyet Konusundaki Tutumları, Tarih Okulu Dergisi, Haziran 2018
  6. Sarı Ş., Güldemir HH., Yaşlı Beslenmesi, 10.Ulusal Yaşlılık Kongresi, 25-27 Nisan 2019
  7. Kılavuz A., Yaşlıda Beslenme El Kitabı, 2019
  8. Hoca M., Türker PF., Kıbrıs Gazimağusa’da Yaşayan Yaşlı Bireylerin Beslenme Alışkanlıkları, Beslenme Durumları ve Yaşam Kalitesinin Değerlendirilmesi, Bes, Diy, Derg., 45(1):44-52, 2017