Alışkanlıkların Hayatımızdaki Gücü

Hayatın anlamı içerisinde kendimizi ve manevi konumumuzu alışkanlıklarımızla açık ederiz. Düzenli ve sürekli olarak tekrarladığımız davranışlar alışkanlıklarımızdır. Öğrenerek hayatımıza dahil olan iyi ve kötü alışkanlıklar bir nevi karakter ve kişiliğimizi de şekillendirir.  Farkında olmadan alışmışlığımız haline gelen bu rutinlerle yaşamımızı sürdürürüz.

Alışkanlıklar oluşurken ilk evrede bir davranışın sonucu bizi mutlu ediyorsa o davranışı yapmaya devam ederiz. Yapmaya devam ettikçe zamanla bu davranış bizde alışkanlığa dönüşür. Bizi uzun vadede mutsuz edecek hatta bize zarar verecek bir davranış olsa bile onu yapmak o an bizi mutlu ettiği için yapmaya devam ederiz.  Mesela sigara içmek, boşa vakit harcamak, fazladan yemek gibi örnekler hep bırakılmak istenen ama yoğun anlık zevklerinden dolayı ancak çaba göstererek bırakılabilecek alışkanlıklardır. Bunun yanında yürüyüş yapmak, helal ve temiz gıda ile beslenmek, uykumuzu azaltmak, erken kalkmak, insanlara gülümsemek gibi hayatımıza olumlu katkı sağlayan alışkanlıklarımızda vardır. Araştırarak, eğitimle yani öğrenerek faydasız olan alışkanlıklarımızı yararlı olanlar ile değiştirebiliriz. Bu değişim için faydalı ve zararlı olan alışkanlıkları fark etmeyi sağlayan bilinçlilik hali, eyleme geçme kararlılığı ve yararlı olan da sebat etme hali gerekecektir.

Maddi ve manevi dünyamızı olumlu etkileyen, ruh ve beden sağlığımıza iyi gelen ve bize yaşam konforu sunan çoğu alışkanlık ihlaslı bir niyetle buluştuğunda bize sevap da kazandırır. Hayatımızda bizi iyi ve kötüye yönlendirici alışkanlıklarımız neler, fayda mı zarar mı baskın şöyle bir durup alışkanlıklarımızın gidişatını muhasebe etmek, bir sele kapılırcasına akıp giden huylarımıza da dur! ihtarıdır. Nefsin terbiye edilmesi, huyların iyi ve güzel olanına eğitilmesi gibi bir sorumluluğu olan insan, “Benim huyum, karakterim budur!” “Alışkanlıklarımdan vaz geçemem!” seçeneklerine yönelmez. Kendisini yaratan Rabbini razı etmek, dünya-ahiret hayatında huzuru bulmak için kötü alışkanlıklarını salih alışkanlıklarla değiştirmek önceliğini unutmaz.

Unutmayalım ki alışkanlık, gücünü tekrardan alır. Yinelenen davranışlarımız bizde otomatikleşir ve davranış modellerine dönüşür. Mesela firmalar tüketicilerinin yeme-içme, giyinme tutumları ve marka değiştirme gibi bu tür alışkanlığını tüketicilere sorgulatmadan orada bir değişikliğe gidilmesini olanaksız bulurlar. Bir çoğumuzun alışveriş sepetlerine aynı markayı otomatik olarak eklemesi bunun bir örneğidir. Bisiklet pedalını çevirmek, sarma sarmak veya klavye kullanmak için irade gücüne hiç ihtiyaç duymayız, bilinçaltımız bu işlevleri otomatik olarak yapar. Bu yukarıda saydıklarımız için olumlu bir durum olsa da elimizin zararlı maddelere otomatik uzanması, oyun bağımlılığı veya otomatik olarak her şeyde kusur aramak, her şeyin olumsuz tarafını düşünmek ve devamlı kötü senaryolar kurmak söz konusu olduğunda sıkıntı başlamış demektir.

Zihnî ve fiilî alışkanlıklarımızdan bu raddeye gelenleri değiştirmek köklü ve güçlü nedenler ister. Mesela bize obezite veya diyabet teşhisi konmuşsa artık market sepetine, elimize geçen her şeyi doldurma alışkanlığımızdan vazgeçmemiz gerektiği ile yüzleşiriz. Anksiyetemiz gittikçe artıyor ve yaşam kalitemizi düşürüyorsa artık olumlu düşünme telkinlerinin bizim için daha sağlıklı olacağına inanırız. Bu tür örnekler alışkanlıklarımızın hayatımız üzerindeki güçlü tesirini de gözler önüne serer. Bir günümüzü en çok hangi kalıplaşmış davranışlarımızla geçirdiğimizi bir düşünelim, işte bunların toplamı zaten yaşamımız, yani kendimizdir.

Alışkanlıklar üzerine bir konuşmasında Prof. Dr. Mahmut Es’ad Coşan (rha) “Kötü huyun küçüğünü, büyüğünü büyük bellemek lazım” der ve kötü alışkanlıklarla baş etme yolunun an be an abdestli olmaktan geçtiğini ilave eder.  Evet yani tüm çözüm bu mu diye düşünebiliriz? Fakat bir insanın devamlı abdestli gezdiğini düşünelim. Şeytan o insanın yanına yaklaşamaz, abdest kişiye manyetik bir saha oluşturur yani bir tür manevi koruma alanı. Böyle bir koruma ortamında günahlar, zararlı alışkanlıklar bize cazip de gelmez. Abdestli olmak bizde devamlı bir bilişsel farkındalık sağlar ve biz bu uyanıklık ile gün içerisinde sorgulamadığımız tekrarlarımızı fayda-zarar testine alabilme gücü kazanmış oluruz.

Bir gün “Hayatını nerede ve ne şekilde geçirdin?” sorusu ile yüzleşeceğine inanan kimse alışkanlıklarını inancı ile örtüştürme derdindedir. Bu bilinçteki bir kişinin hayatına dâhil edeceği her davranış modeli, her tutum, her rutin gelip yaşamına gelişigüzel yerleşemez.  Dünyada neleri sevdin? İlgin alakan nelere oldu? Nelere alıştın, ömrünü hangi alışkanlıklarınla yaşadın? Evet, kendimize dünyadayken soracağımız bu samimi sorular ahirette, bizim cevaplamadıkça yerimizden kımıldatılmayacağımız suallere bir ön hazırlıktır.

“Kıyamet gününde, bir kul şu dört şeyden sorguya çekilmeden bir tarafa adım atamaz: Ömrünü nerede tükettiğini, gençliğini nerede eskittiğini, malını nereden kazanıp nerede harcadığını ve öğrendiği ilmiyle neler yaptığını.

Kendimize, ailemize ve topluma hepsinden önce bizi yaratan Allah’a karşı sorumluluk ve saygı duymamızı sağlayacak olan bir inanç ve ahlak sistemini bina etmenin olmazsa olmazı, alışkanlıklarımızın tekrar gözden geçirilmesidir. Zararlı alışkanlıklarımızın uzun vadede etkileri ile yüzleşerek kendimize olumlu ve sağlıklı alışkanlıklar bulmamız kendimize yapacağımız hayırlı bir yatırımdır. Doğru davranışlar sergiledikçe yaşam kalitemiz de artacaktır. Hepimizin bildiği gibi günah olan davranışları sürekli tekrarladığımızda kalbimiz kararır. Kötü alışkanlıklara rağbetimizi küçümsemeyelim, öylesine diye başlanılan tekrarların günaha, harama uzanan vasıtalar olduğunu kendimize sıkça hatırlatalım. Kötü kabul edilen davranışlara karşı isteksizliğimiz, vazgeçişimiz bizi zahid yapar. İyi ve güzel olana karşı rağbetimiz, Allah’a rağbetimiz ise bizi âşık kılar. Yaşamı güzel alışkanlıklar silsilesi olarak birbirine iliştirirsek isteklerimiz, arzularımız, tutkularımız ve rağbetimiz de Allah’ın rızasını aramaya güzel vesileler olur. Hayatımız da gerçek anlam ve rotasında kalır. Kendimizi keşfetme, ruhsal uyumumuzu yakalama adına alışkanlıklarımızı itiraf noktasında kendimize ne kadar dürüst olursak alışkanlıklarımızın hayatımızdaki gücünün kontrol ve denetiminde o kadar söz sahibi oluruz. Bu dünya hayatında edindiğimiz tüm alışkanlıklar dünya ve ahirette saadetimize vesile olsun, olsun ki karşılığı Rabbimizin hoşnutluğu olsun.

“Ey (Allah’ın rızasıyla) huzura eren nefis! (Rabbini) hoşnut etmiş ve (sen de Rabbin tarafından) hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön. Haydi (iyi) kullarımın içine katıl ve cennetime gir!”

Aslıhan Tonguç

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynakça:

 

Feyzü’l Furkan Kur’an-ı Kerim Meali (Fecr suresi 27-30)

 

Sünen-i Tirmizi

  1. Yüzyılda Kulluk Sanatı, Prof. Dr. M. Es’ad Coşan (rh.a)

William James on Habit, Will, Truth, and the Meaning of Life