Zalimi Zulmette Bırakmamak

d5qs8wn (1)

Enes (ra)’ den rivayet olunmuştur ki Peygamber efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: ” Din kardeşin zalimde olsa muzlum da olsa ona yardım et”

Bir adam: “ Ya Resulallah! Kardeşim mazlumsa ona yardım edeyim. Ama zalimse nasıl yardım edeyim söyler misiniz? ” dedi.
Peygamber efendimiz (sav): ” Onu zulümden alıkoyar, zulmüne engel olursun. Şüphesiz ki bu ona yardım etmektir.” buyurdu.

Zulüm hakkı yanmamak, haksızlık yapmak, yapılan işi yerli yerinde yapmamak manasına gelir. En büyük zulüm de Allah Teala’ya şirk koşmaktır. En büyük zalimlikte Allah’a şirk koşmak ve bu nedenle nefsine zulüm etmektir. Bütün Peygamberler Allah’a şirk koşanların zulümlerini engellemek için mücadele vermişlerdir. Zulmün birinci derecesi budur. Bunun yanında zulmün birçok çeşidi vardır.

Hadisi şerifi duyan sahabe efendimiz ilk duyduklarında zalime yardım zulüm olur düşüncesiyle Allah Rasulü’ne zalime nasıl yardım olunacağını sormuşlar ve Allah Rasulü’nden, zalimi yapacağı zulümden, haksızlıktan, işleyeceği günahtan onu alıkoymak ona yardım olur cevabını almışlardır. Zalimi zulmünden engellemek onu dünya ve ahirette cezadan, ateşten, azabdan korumaya çalışmaktır ve Müslümanın görevlerinden biride budur.

Allah Teala Maide Suresi 2. ayeti kerimede: ” …İyilik ve takva da yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın….” ifadeleriyle Müslümanın Müslümana, onu takvaya, Allah’ın rızasına götürecek yolda yardım etmesini günahta ve zulümde yardımlaşmamasını emir buyurmaktadır.

Zalime yardımın diğer bir çeşidi de ona zulüm işlemekte yardım etmektir. Zalime yardım zulüm işlerken fiilen yardım etmek olabileceği gibi zulmüne sessiz kalmak da onun zulmünü arttıracağından yardımın diğer bir çeşidi olmuş olur.

Şöyle nakil olunur ki: Sağlığında namazlı niyazlı bir Müslümanı kabrinde melekler döverlerken; ” Beni niçin dövüyorsunuz ben namazımı kılar, orucumu da tutardım, günahlardan da kaçan biriydim” deyince, melekler de cevaben: ” Evet senin o tarafın iyi ama filan vakitte dövülen bir mazluma yardım etmeden, onu zalimin elinden kurtarmadan geçip gittin” diyerek kabahatini açıklamışlardır. Bu sadece zalimin zulmüne engel olup mazlumu kurtarmayanın cezasıdır. Zulme engel olmadığı için bu belki de zalimin daha da zulüm işlemesine sebep olacaktır.

O halde gerek maddi gerek manevi kaygılardan yahut maddi menfaatlerden dolayı zalimin yanında yer almak, yahut nemelazım bana dokunmayan yılan bin yaşasın demek zulme ortak olmak zalime cürüm işlemesinde yardım etmektir. Zalimin yanında yer alan onunla gezen, tozan yürüyen mücrim olur.

Şüreyh bil. b. Esved’den nakladilen bir hadisi şerifte : ” Her kim zalime yardım için ve onun zalim olduğunu bilerek onunla yürürse o kişi muhakkak İslam’dan çıkar” buyrulmaktadır. Yani İslam’da zalimin yanında yer almak yoktur. Zalimin yanında yer alan Allah’ın düşmanlığını kazanmış olur.

Yine bir hadisi şerifte şöyle buyrulmaktadır: ” Bir Müslümanın kanını akıtmak hususunda yardımcı olan bir kimse yarım bir kelime ile bile olsa kıyamet gününde iki kaşının arasına, alnına
“ Bu adamın Allah’ın rahmetinden hiçbir payı nasibi yoktur” diye yazılır.”

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki Müslümana düşen Peygamber efendimiz sav buyurduğu gibi ” Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.

Allah’a emanet olun.

Saime Tutar

Kaynaklar: İskenderpaşa.com, Tasavvufi ahlak 5