Yaşadığımız Çevreye Karşı Kesin Borçlarımız, Ciddi Görevlerimiz

PANZEHİR DERGİSİ BAŞMAKALELERİ
Yaşadığımız Çevreye Karşı Kesin Borçlarımız, Ciddi Görevlerimiz
Panzehir, sy. 37-38 (1997)

Mahmud Esad COŞAN

Bir müslüman olarak, çeşitli sorumluluklarımız, borçlarımız, ödevlerimiz, görevlerimiz var: Eşimizi, çoluk-çocuğumuzu, ana-baba ve akrabalarımızı, maiyet ve astlarımızı, kavim, kabile ve milletimizi, mensup olduğumuz mübarek ümmetimizi korumak ve kollamakla görevliyiz; hatta bize emanet olarak verilmiş olan kendi vücut ve bedenimize karşı da görevler ve sorumluluklarla yükümlü bulunuyoruz: Onu hor kullanamayız, yıpratamayız, tahrip edemeyiz; sağlık ve sağlamlığını sağlamak zorundayız; sigara içmek vebal, içki içmek günah, intihar etmek haramdır…

Bunun gibi çevremizdeki doğaya, havaya, suya, toprağa, ağaca, çiçeğe, yapıya, anıta, kıra, köye, kente, tarlaya, bahçeye, yola, dağa, denize karşı da nice borçlarımız, ödevlerimiz, sorumluluklarımız bulunuyor; çünkü bunlardan istifade ediyoruz, bunlar sayesinde sağlıkla yaşıyoruz, bunlara karşı vefalı olmalıyız, müteşekkir olmalıyız, aldığımız kadar vermeli, yararlandığımız kadar onlara yarar sağlamalıyız. Onları ecdadımızdan aldığımız kadar güzel korumalı, torunlarımıza daha da gelişmiş ve güzelleşmiş bir şekilde devretmeliyiz.

Bence İslâm ahlâkı budur, tasavvuf âdabı budur, insanlık icabı budur, yeryüzünde halifetullah olmak böyle olur, mârifetullah böyle oluşur, muhabbetullah böyle gelişir. İnsan Allah’ı sevince, O’nun mahlukâtını da kaza ve kaderini de emr ü nehyini de kahr u lütfunu da sever, “Neylerse güzel eylediğini” anlar, dağlar ile taşlar ile seherlerde kuşlar ile zikreder, deryalarda mâhî ile sahralarda ahu ile hoş yaşar, yaratılanı Yaradan’dan ötürü hoş görür, suçluyu affeder, mazlum ve mağdurun yardımına koşar, yoksulun elini tutar, gözyaşları ile ekin eker, şükürlerle mahsul biçer, merhametli, şefkatli olur, kadirşinas ve vefalı olur, hâsılı her yönden, her şeye, her mahluka sevgiyle yaklaşır, fayda götürür, menfaat sağlar, yararlı, olumlu, ılımlı, verimli, sevimli olur…

Şu güzelim İzmit Körfezimizin, doğa harikası İstanbul Boğazımızın, yemyeşil Bursa’mızın, şirin Ege koylarımızın, mesire yerlerimizin, tarih ve doğa eserleriyle şahâne Anadolu şehir ve kasabalarımızın, şırıl şırıl temiz akarsularımızın, masmavi göllerimizin, ormanlık dağlarımızın benim gördüğüm 40-50 yıl öncesi ile şimdiki hâl-i hazır durumlarını düşünüyorum, dehşete, korkuya, telaşa, endişeye düşüyorum; çevremizi bilinçsiz, hovarda bir mirasyedi gibi süratle harcadığımızı, güzellikleri hoyratça tahrip ettiğimizi görüyor, üzülüyor, kan ağlıyorum. Ülkemizde maalesef çevreyi koruma bilinci çok geç teşekkül etti ve henüz yaygın bir hale gelip halkımıza mal olmadı. İslâm bu değil, yurtseverlik bu değil, uygarlık bu değil, aydınlık bu değil…

Avustralya’yı, Amerika’yı, Avrupa’yı gördüm. Malezya’dan, Singapur’dan geçtim. Gelişmiş ülkeler, sanayi ve nüfus kalabalığının çevreyi nasıl şiddetle tahrip eyleyip, güzellikleri mahvettiğini görmüş, ciddi tedbirler almaya başlamış bulunuyor. Mesela, Almanya’da çok sert kanunlar, kararlar alınmış; atıklar dikkatle takip ediliyor, bacalar muhakkak filtrelendiriliyor, çöpler çeşidine göre sınıflandırılıp toplanıyor, zehirli maddeler özel ekiplerce alınıp büyük masraflarla yapılmış özel yerlere gömülüyor. Piller, boyalar, plastikler, naylonlar ayrı usullerle, pahalı önlemlerle zararsız hale getiriliyor. Dönüşümlü, doğaya zarar vermeyen ambalaj malzeme ve maddelerinin imaline geçiliyor, zararlıların imali ve kullanımı yasaklanıyor, kurşunsuz benzin teşvik ediliyor, mazot kullanımı ağır vergilerle caydırılıyor, insanlar doğayı korumaya, temiz havada, temiz çevrede yaşamaya özendiriliyor vs.

Elhamdülillah İskenderpaşa ilim ve irfan camiamız, doğa, çevre, tarih ve kültür değerlerimizi korumak ve geliştirmek konusunda çok duyarlı; yurt çapında, 40-50 kadar çevre derneği kurduk. Bence bunlar çok az; her şehir, kasaba, köy ve mahallede böyle dernekleri kurmalı, çok canlı bir şekilde çalıştırmalı ve elle tutulur sonuçlar almaya gayret etmeliyiz. Hedefimiz tertemiz sular; yemyeşil ormanlar; tarih değerleri çok iyi korunmuş mekânlar; çok sağlıklı, gürbüz, şen, kuvvetli, ahlâklı nesiller; şuurlu, bilgili, görgülü, zevkli, şevkli, arif, zarif şahsiyetler oluşturmak ve yetiştirmek olmalı!

Biz şanlı tarihimiz ve emsalsiz medeniyetimize layık yepyeni, pırıl pırıl, sapasağlam, tertemiz, dipdiri, düzenli, güçlü, mutlu, zengin, itibarlı, imanlı, imrenilen, özenilen, beğenilen muhteşem bir Türkiye istiyoruz.

Yüce Rabbimiz tevfîkini bizlere refîk eylesin!