Vahdet Şehri Mekke!

S.B.Z.097

Hz. Hacer’in, Hz. İbrahim’in, Hz. İsmail’in şehri Mekke.

Vahyin şehri Mekke. Celâlin, azametin, heybetin şehri Mekke.

İlk emrin, ilk tövbenin, ilk affın şehri Mekke.

İlk davet edildiğimiz ve “Lebbeyk” diyerek Rabbani davete icabet ettiğimiz ilk şehir Mekke…

Yeryüzünde ilk binanın, Beytullah’ın inşa edildiği şehir Mekke…

Şehirlerin ilki, vahyin, imanın, inancın merkezi, teslimiyet şehri Mekke…

Değişimin başlangıç noktasına, Hira’ya yaslanan şehir Mekke…

Mekke, Beytullah’ı bağrında taşımanın sana verdiği vakar ile Rabbimin sana yansıyan Azameti, Celali, heybeti ve haşyetiyle karşılıyor bizi, acizliğimi hissediyorum. Medine ne kadar merhamet ve şefkat duygularını hissettiriyorsa, Mekke de bir o kadar Celal sıfatını hissettiriyor.

Sel geliyor denildiğinde akla ilk gelen su olur değil mi? Sokaklarında su yerine insan seli akıyor Mekke’nin. Bir köşeden durup şöyle bir etrafa baktığınızda, Âdemoğlunun her çeşidinden Mescidi Haram’ın dört bir yanından, “Ey âdemoğlu Allah’ın beytini tavaf edin, ziyaret edin” davetine icabet etmek için yürüdüğünü, koştuğunu, sel olup aktığını görürsünüz. Bu sel olup akan insanların arasına karıştığınızda da kimsenin kimseye çarpmadığını, zarar vermediğini, sanki herkesin birbirine yol verdiğini hissedersiniz.

Yatsı ezanıyla beraber Haremi Şerife giriyoruz. Bulunduğum an bana yetmiyor, dakikalar dörtnala koşturuyor.  Ümmet-i Muhammed’in seçilmişleri, tek bir ağızdan yapılan davete “Lebbeyk” diyerek icabet edip yalınayak hızlı adımlarla ilerliyor mescidin içerisinde. Kalpler yerinden çıkacakmış gibi atarken gözler Beytullah’ı görme şerefiyle şereflenmek için ileriye bakıyor, diller gözlerin şahit olduğu o anda kabul olunacak dualar için kıpır kıpır. İçimizden ilk gören bir çift göz “dönüyorlar, dönüyorlar” diyor. Namaz kılındı, ardından niyetler edildi, “Tavafımızı, umremizi bizden kabul eyle ve onu bize kolaylaştır.”

Övülen, “ yeryüzünde Allah’ın eli benzetmesi” yapılan Hacer-ül Esved’e ulaşabilenlerin dokunarak, ulaşamayanların onun bulunduğu köşenin hizasına geldiğinde ellerini ona doğru uzatıp, “Bismillahi Allahu Ekber” diyerek mübarek taşı selamlayıp pervane misali dönmeye başlıyor Rahman’ın misafirleri. Kâbe, Rabbimin evi, her namazda yüzümü döndüğüm yer. Tavaf, gerçeğe olan hasretim. Gözyaşları, bulutların bıraktığı sağanak yağmuru misali kirpiklerden aşağı süzülüyor. “Rabbena’larla” döndükçe ayaklar, vicdanlar temizleniyor. Safa ile Merve arasındaki Sa’y ise Hz. İsmail ve Hz. Hacer gibi çaresiz gönüllere sonsuz bir lütuf, sınırsız bir ikram.

Yanı başında kılınan şükür namazı sonrasında bir an Kâbe’ye bakıyor bütün azametiyle, heybetiyle, bir yandan da Rabbimin rahmetini hatırlatan asil duruşunu seyrediyorum. Hani bazen olur ya karşınızdaki canlı olmadığı halde onunla konuşursunuz. İşte benim de karşımdaki muhatabıma şu cümleler dökülüyor dilimden: “Sen Allah’ın evisin, övülmüşsün, sevilmişsin, tüm insanlık sana davet edilmiş. Senden daha sevilmişi, senden daha mübareği, senden daha önemlisi var bilir misin?” “Tabi ki bilirim. ”der gibi manidar bir nazarla bana bakarak “Sen kilometrelerce uzaktan geldin, beni tavaf ettin, sayılı gün adedince buradasın, günün bitecek geri dönecek, buralardan ayrılacaksın. Ama bil ki, benden daha kıymetli, benden daha sevimli olan her an senin yanında, senin yüzüne, gözlerine bakıyor, her an senden bir tebessüm, bir selam, bir güzel hoş kelam bekliyor. Bu senin mü’min kardeşin ve mü’min kardeşinin gönlü” diyor.

O anda avuç içi kadar olan gönlümün genişlediğini hissediyorum ve diyorum ki: “Rabbim, gözümün gözüne değdiği tüm kullarını bağışla, bu tavafın sevabından hissedar eyle. Allah’ım her an yanı başımızda olan ama farkında olmadığım, unuttuğum kardeşimin gönlüne bir ak güvercin misali konmayı, mesrur etmeyi, gönlünü şenlendirmeyi nasip et. Mü’min kardeşimin gönlüne, yüzüne baktığımda Kâbe’yi görmeyi, o gönle Kâbe’den daha çok değer verdiğini unutmamayı nasip et.”

Mekke, kendimizi değiştirip güzelleştirecek olan en iyi tasarımcı ile belirlenen randevu mekânlarından biri…

Mekke birlik şehri, bir olma şehri, birleme şehri, tevhid şehri, vahdet şehri. Çoklukta birliğe şahit olduğum şehir, Mekke…

Farklı sosyal statüye sahip olan herkes eşit, ayrım yok, herkes Rabb huzurunda bir. Tüm yaratılanlar çift, sayılı, nefesler sayılı, mahlûkat sayılı, dakikalar, saatler, günler, aylar, yıllar sayılı… Tek olan, bir olan Yüce Mevla,  Baki olan, her şey yok iken bir tek var olan, Hay ve Kayyum olan, Evvel ve Âhir, Ehad ve Vahid olan O’dur. Allah (c.c) hazretleri.

Sultan Sönmez