Üç Ayların İhyası

4-jpg

“Senenin ayları içinde üç ayların çok önemi var. Receb, Şa’ban, Ramazan üç mübarek ay, bunların çok önemi var. Peygamber SAS Efendimiz, kendisi Allah’ın en sevgili kulu, en büyük iltifatlara, mükâfâtlara, makamlara nâil olmuş kulu olduğu halde, üç aylar gelince halini değiştirir ibadetlerini arttırırdı.

İnsanın Allah-u Teàlâ Hazretleri’ne aşkını, şevkini, kulluğunu, duygularını, niyazlarını sunmak için, onunla baş başa kalmanın gittikçe yoğunlaştığı mevsim üç aylar, üç ayların sonu Ramazan, Ramazanın sonu son on gün (1)

Niye Peygamber Efendimiz “Receb Allah’ın ayıdır.” diye söylemiş? Yani “Allah-u Teâlâ hazretleri bu Receb’de lütfunu, keremini, rahmetini, mağfiretini, fazlaca saçar kullarına…” demek. Demek ki biz Receb’e doğru hazırlanacağız, hazırlanacağız, kendimizi hazırlayacağız.

Ondan sonra Allah-u Teâlâ hazretlerine iltica edeceğiz. İnşaallah tövbeler nasip edecek, kötülükleri bırakmayı nasip edecek, hatalardan temizlenmeyi nasip edecek. Ceng ü cidali bırakacağız, kavgayı gürültüyü bırakacağız, kötü huyları bırakacağız. İyi kul olacağız. Neden? Allah’ın rahmeti çok o ayda. O aya tahsis etmiş.

Receb ayının ilk gecesi duaların kabul olduğu çok kıymetli bir geceymiş. Hatırınızda olsun. Hani insan bazen ileriye dönük işlerinde bir not alır ya, siz de bu işin bir notunu alın. O zamanı kaçırmayın. Takvimlere bakın, o gece yapacağınız duaları şimdiden düşünün.

Bir kere tövbe edeceğiz; günahlardan, kusurlardan pişmanlık, nedamet duyarak, gözyaşı dökerek Hakk’ın yoluna döneceğiz. İyi kul olmaya şöyle bir yöneleceğiz.

Şimdi mahsul ekme ayı.

Şaban ayı mahsulü yetiştirme ayı.

Ramazan ayı da mahsulü biçme ayı.

Receb Allah’ın ayıdır. Şaban Peygamber Efendimiz’in ayıdır. Ramazan ümmet-i Muhammed’in ayıdır.

Yani Receb ayında Allah-u Teâlâ hazretleri kullarından ne istiyor?

Bizlerden emri, isteği nedir Allah-u Teâlâ hazretlerinin?

Varlığını, birliğini idrak etmemiz. Lâ ilâhe illallah dememiz. Allah’tan gayrı varlıklara yönelmemesi lazım insanların. Allah’ın varlığını birliğini bilmesi, inanması, tasdik etmesi lazım. Ve Allah-u Teâlâ hazretleri kullarının kendisine yönelmesini ister. Kendisine emirlerini tutup itaat etmesini, ibadet etmesini ister. Receb şehrullah demek, Yani mü’min kullar, madem Allah’ın ayıdır, Allah’ın ayında, Allah’ın kullarından istediği hususlara dikkat etsinler. Yani tevhidlerine, inançlarına, Allah’a bağlılıklarına yeni bir neşe, yeni bir şevk, yeni bir aşk ile taptaze sarılsınlar, girişsinler. lâ ilâhe illallah’ın zevkini, şevkini, tadını, lezzetini daha iyi yaşasınlar.

Biliyorsunuz Peygamber Efendimiz, “İmanınızı lâ ilâhe illallah sözünü tekrar tekrar söyleyerek zaman zaman yenileyin, tazeleyin…” buruyor. Demek ki Receb ayında ilk yapacağımız şey, Cenâb-ı Mevlâ’ya daha böyle bir aşk ile şevk ile yeniden İbadete, taate yönelmek.”

Recebu şehrun azîmun. “Receb büyük bir aydır.” “Şehr” ay demek Arapça’da.

Ne bakımdan büyüktür?

İçindeki hayırlar, bereketler, insanların nail olduğu izzetler, ikramlar, rahmetler bakımından ulu, büyük bir aydır.

Yudâifu’llâhu fîhi’l-hasenât. “Bu ayın içinde yapılmış iyilikleri Allahu Teâlâ hazretleri kat kat artırır.” Yani bir sadaka vermişsin; sanki çok vermişsin gibi sevabını verir. Bir oruç tutarsın; sanki çok fazla oruç tutmuşsun gibi sevap verir. Bir namaz kılarsın; sanki çok daha fazla namaz kılmışsın gibi kat kat arttırarak sevabı fazla fazla verir Allahu Teâlâ hazretleri.”

“Kim Receb’de bir gün oruç tutarsa.” “ve takvâya riayet ederek, Allah’tan korkarak orucunu güzel yaparsa…” Yeni tutarsa, ter ü taze tutarsa, “hem o semâdaki kapı hem o Receb’in günü Allah-u Teâlâ hazretlerine,(dil verir Allah onlara)” derler ki: “Yâ Rabbi… “Şu günü oruçla geçiren şu Müslümanı, Yâ Rabbi, mağfiret eyle, derler.” Dua ederler.

Bu ne demek? Tabi biz bunu bilemiyoruz. Çünkü altıncı semâ nedir bilmeyiz. Receb’in günlerinin oraya nasıl yazıldığını bilmeyiz. Onların Allah-u Teâlâ hazretlerinin huzûr-ı âlîsinde nice, ne tür bir konuşmayla konuştuklarını bilmeyiz ama bildiğimiz bir şey var: Kim Receb’de oruç tutarsa ve takvâya riayet ederek tutarsa orucu, zedelemezse orucunu, o zaman kendisine mağfiret olunması için bir takım mânevî talepler, bir takım yardımlar oluyor demek ki.

Peygamber Efendimiz Şaban içinde de çok oruç tutardı. Neden? Kullar bu aylarda oruç tuta tuta, nefsi yenmeye yavaş yavaş kendilerini alıştırsınlar, Ramazan’a girdikleri zaman adamakıllı günahları yapmayan, nefsine hakim olabilen, ibadetleri yapabilen melek gibi, evliyâ gibi insanlar olsunlar, Ramazan’ın feyzinden, bereketinden de istifa etsinler.

Ramazan’ın sonunda al sana pırıl pırıl tornadan çıkmış taptaze, yepyeni, salih, kâmil bir Müslüman. Tövbe etmiş, Kur’an okumuş, namaz kılmış, oruç tutmuş, iyi insan olmuş; tamam.

Sünnet-i seniyye’ye sarılmak dinimizin aslı esasıdır. Bu aylarda onu öğrenelim. Sahih bir kitaptan, kısa bir kitaptan, Peygamber Efendimiz’in hayatını, sîretini (sîreti hayatı demek, hayatını anlatan eser demek) hadîs-i şerîflerini okuyalım. Mesela Riyâzü’s-sâlihîn kitabını Şaban ayı içinde ne yapalım? Hatmedelim yani bitirelim, olsun bitsin.

Şaban ayının yarısı gecesi, Şaban ayının ortasındaki gece Berat gecesidir. Yani 14’ünü 15’ine bağlayan gece oluyor. Onun için o gecede de dualar makbuldür. Ona da itina edersiniz. Zaten elhamdülillah kandil olarak kutlanıyor. Onu da inşaallah şimdiden niyet ettik ki inşaallah ihya edelim. O gece abdestli, namazlı, dualı… Böyle Rabbimizin yolunda ibadetle geçsin inşaallah.”

“Hesabı hiç unutmayalım! Yani mal güzel şeydir de, malın kazanılmasından bir hesap var, harcanmasından bir hesap var. Bir de zekât vesâire verildi mi verilmedi mi diye hesap var. Tehlikeli bir şey yani… Çok dikkat etmek lazım! Mal sahibi oldu mu insan, o mal ile ilgili vazifelerini düşünüp titremeli, yapmalı. Bak, elhamdülillah Ramazan geliyor. İşte bu ayda, hatta Şaban ayında vermeyi büyükler tercih etmişler zekâtları filan.

Neden? Fukaracıklar Ramazan’a hazırlıklı girsin diye. Fasulye alacak, pirinç alacak, şunu alacak bunu alacak da Ramazan’da rahat edecek. Onun için Şaban’da zekâta fazla ehemmiyet vermişler. Neyse, Ramazan’da da hayırlar çok çok ecirle karşılandığı için aman zekâtta cimrilik etmeyin! Allah emretmiş. Zekâtı verdiniz mi malınız temizlenir. Vermediniz mi malın içi pis kalır.

Balığı temizlemeden yiyor musun?

Karnını yarıyorsun, temizliyorsun. Zekâtı verilmemiş olan mal pistir. Orada cimrilik yapmayalım. Şeytan bizi kandırmasın! “Ben bunu ne zahmetlerle kazandım!” diye elimiz titremesin.

Nereye vereceğiz?

Bir Müslümana vereceğiz. Bir hayra vereceğiz.”(2)

Derleyen Zeynep Ergen

 

(1) İ’TİKAFIN ÖNEMİ Sohbetler > Mahmud Esad Coşan (Rh.a) > Cuma Sohbetleri

(2) Veciz sözler (iskenderpasa.com)