Toprak, Tomurcuk, Çiçek

IMG_5650

Yoktu… Topraktı… Sonra bedeni yaratıldı cennet bahçelerinde. Bütün cennet ehli meraklı gözlerle bakıyordu. Öylece yatıyordu. Vakti tamam olunca ruhu üflendi. Gözlerini açıp etrafını seyretti. İnsanlar içinde cennete ilk gözleri değendi. Rahman ve Rahim olan Allah; meleklerine, Adem’in onlardan farkını göstermek istedi. Bir nesne… Önce meleklere sordu. Onlar: “Biz ancak Senin öğrettiğin kadarını biliriz.” dediler. Sonra Adem’e sordu. Adem, öğretildiği şekilde adını söyledi. Sonra ona bildirilen diğer isimleri de Rabbi sordu, Adem söyledi. Böylece öğrenmek ve öğretmek insanoğlunun yaratılmasıyla başladı. İlk öğrenci ise Hz. Adem’ di. Sonra Hz. Adem yeryüzüne indirildi. Cennette öğrendiklerinin karşılıklarını dünyada da gördü. Ama cennettekilere göre buradakiler hep eksik kalıyordu. Ne dünyadaki ırmaklardan içtiği suların tadı cennetteki ırmağın suyunun tadına benziyordu, ne yediği meyvelerin tadı oradakilere…

Hz. Adem dünyada gördüklerinin isimlerini kendisine öğretildiği gibi eşi ve çocuklarına da öğretti. Ekmek, su, elma, ağaç, kuş… Sadece nesneleri değil, O aynı zamanda ilk peygamberdi ve çocuklarına; Allah’ın varlığını ve birliğini, kulluk vazifelerini, melekleri, cenneti ve cehennemi de anlatıyordu. Bir de İblisi… Ademoğlunun ayağını kaydırmak için nasıl çabaladığını, Allah’ın kullarıyla nasıl uğraştığını.. Hepsini bir bir anlatıyordu.

Zaman su gibi aktı. Bu arada nice peygamberler, âlimler geldi geçti… Hepsinin derdi, davası aynıydı: Allah’ın varlığını ve birliğini, güneşin doğup battığı her yere ulaştırmak, şeytanın kurduğu tuzaklardan bir kişiyi dahi olsa kurtarmak. Zaman su gibi akmaya devam etti. Artık peygamberler yok, şeytan ise yardımcılarıyla beraber hâlâ var ve kıyamete kadar hep olacak. Peki, bu görevi kim yapacak? Bu sorunun cevabı; “peygamberinin yolundan gidenlerdir” olmalı. Bu yüzden Müslüman olan her kula bu görev düşmektedir. Ama önce bizim ayağımız sırat-ı müstakimde sağlam durmalı. Zırhımız sağlam olmalı. Ahir zamanda şeytana, nefsimize, ahir zaman fitnesine karşı donanımlı olmalıyız, ilmimizi arttırmalıyız. Bunlar içinse peygamberimizin (s.a.v) yolundan giden; Kur’ an ve hadisler ışığında bizleri aydınlatan âlim kişileri örnek almaya ihtiyacımız var.

Hz. Âdem’den bu güne kadar yürekten yüreğe taşınan ilim çiçeklerini güzel yüreklerde açmış görürüz. Biz de konuk olduğumuz ilim bahçesinde kendimizi geliştirip yüreğimizdeki dalları tomurcuk ve çiçeklerle donatmalıyız. Ancak o zaman biz de bizden sonraki nesillerin yüreklerinde açacak ilim çiçeklerine vesile olabiliriz. Her nesil önceki nesile göre kıyamete daha yakın. Allah-u Teâlâ; bunu hiç unutmayan, o gün geldiğinde şaşırmayan ve dosdoğru yolda sebat eden kullarından olmayı bizlere nasip eylesin. Âmin.
Selam ve dua ile…

Rabia Güngör