Topkapı Sarayı Müzesi – Bölümleri

Mar 30, 2013 by

Topkapı Sarayı Müzesi – Bölümleri

Topkapı Sarayı’nın Kısa Tarihçesi

1

Fatih Sultan Mehmed tarafından 1478’de yaptırılan Topkapı Sarayı, Sultan Abdülmecid’in Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmasına kadar yaklasık 380 sene Devletin idare merkezi ve Osmanlı sultanlarının resmi ikametgahı olmustur. Kurulus yıllarında yaklasık 700.000 m.² lik bir alanda yer alan Saray’ın bugünkü alanı 80.000 m.² dir. Topkapı Sarayı, Saray halkının Dolmabahçe, Yıldız ve diğer saraylarda yasamaya baslaması ile birlikte bosaltılmıstır. Padisahlar tarafından terk edildikten sonra da içinde birçok görevlinin yasadığı Topkapı Sarayı önemini hiç kaybetmemistir. Saray zaman zaman onarılmıstır.

Ramazan ayında padisah ve ailesi tarafından ziyaret edilen Mukaddes Emanetler Dairesi’nin
her yıl bakımının yapılmasına ayrı bir özen gösterilmistir.

Topkapı Sarayı’nın ilk defa, adeta bir müzeymis gibi ziyarete açılması Sultan Abdülmecid
(1839-1861) dönemine rastlar. O dönemin İngiliz elçisine Topkapı Sarayı Hazinesi’ndeki
esyalar gösterilir. Bundan sonra Topkapı Sarayı Hazinesi’ndeki eski eserleri yabancılara
göstermek gelenek haline gelir ve Sultan Abdülaziz (1861-1876) zamanında, ampir üslupta
camekanlı vitrinler yaptırılır, Hazine’deki eski eserler bu vitrinler içinde yabancılara
gösterilmeğe baslanır. Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) tahttan indirildiği sıralarda Topkapı
Sarayı Hazine-i Hümâyûn’un Pazar ve Salı günleri olmak üzere halkın ziyaretine açılması
düsünülmüsse de bu gerçeklesememistir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle 3 Nisan 1924 tarihinde halkın ziyaretine açılmak üzere
İstanbul Âsâr-ı Atika Müzeleri Müdürlüğü’ne bağlanan Topkapı Sarayı önce Hazine
Kethüdalığı, sonra Hazine Müdüriyeti adıyla hizmet vermeye baslamıs ve nihayet Topkapı
Sarayı Müzesi Müdürlüğü adıyla hizmet vermeye devam etmektedir.

1924 yılında bazı ufak onarımlar yapılarak, ziyaretçilerin gezebilmeleri için gereken idari
önlemler de alındıktan sonra, Topkapı Sarayı, 9 Ekim 1924 tarihinde Müze olarak ziyarete
açılmıstır. O tarihte ziyarete açılan bölümler Kubbealtı, Arz Odası, Mecidiye Köskü,
Hekimbası Odası, Mustafa Pasa Köskü ve Bağdad Köskü’dür.

TOPKAPI SARAYI’NIN BÖLÜMLERİ

BAB-I HÜMAYUN / SALTANAT KAPISI

2

Sarayı sehirden ayıran ve Fatih Sultan Mehmed tarafından saray inşaatıyla birlikte yaptırılan
Sur-u Sultanî içindeki saray alanına Bâb-ı Hümâyûn’dan girilir.

Bâb-ı Hümâyûn’un bir diğer adı da Saltanat Kapısı’dır. Kapının üzerinde Ali bin Yahya Sofî
tarafından yazılmıs celi sülüs hat ile dört satırlık 1478 tarihini veren bir kitabe vardır. Kitabenin
altında ve kapının iç tarafında yer alan Sultan II. Mahmut ve Sultan Abdülaziz’e ait tuğralardan, kapının birkaç defa onarım gördüğü anlasılmaktadır.
Bâb-ı Hümâyûn’un iki yanında, kapıcılara ayrılmıs küçük odalar bulunmaktadır. Kapının üzerinde 1866 yılında yandığı için günümüze ulasmayan, Fatih Sultan Mehmed’in kendisi için yaptırdığı kösk biçiminde küçük bir daire bulunmaktaydı. Üst katın asıl önemi Beytül mâl (Kapı arası hazinesi) olarak kullanılmıs olmasıdır. Padisahın ölen kullarının yada varissiz ölen kisilerin servetinin sultan hazinesine alınması sistemi olan Muhallefat Sistemi ile bağlantılı olan bu
mekan, Sultan Hazinesi’ne alınmayan emtianın yedi sene emanete alındığı yer olarak kullanılmıstır.

I. AVLU / ALAY MEYDANI
Bâb-ı Hümâyûn ile girilen, asimetrik planlı bu avluya saray-kent-devlet üçlü yönetim sisteminin
ikinci derece de önemi olan yapıları yerlestirilmistir. Burası halkın belirli günlerde girebildiği ve
devletle olan iliskilerini yürüttüğü bir merkez niteliğindedir. Devlet erkanının atla girebildiği tek
alandır.
Bâb-ı Hümâyûn’u Bâb-üs Selâm’a bağlayan 300 metre uzunluğundaki ağaçlı yol sultanların
Cülus, Sefer, Cuma Selamlıklarına ihtisamla geçtiklerine sahit olan bu avlu Elçi alayları, Besik
alayları ile Valide Sultanların saraya tasınmasındaki Valide alaylarına da sahne olmustur.

Alay Köşkü
1820 yılında Sultan II. Mahmud (1808-1839) tarafından yaptırılmıstır. Alay Köskü, Padisah ve
erkanının resmi geçitleri izleyebilmesi için yaptırılmıstır. Cadde üzerinde yer alan pencere
kemerlerinde Hattat Mustafa Đzzet Efendi’nin siyah tas üzerinde altın yaldızlı madeni harflerle
yazılmıs manzum bir eseri de bulunmaktadır. Karsısında Sadrazam’ın devlet islerini yürüttüğü
Bâb-ı Âli Kapısı bulunmaktadır. Ancak tek katlı Bâb-ı Âli Kapısı’nın karsısında iki katlı Alay
Köskü hiyerarsiyi mimaride de yasatmaktadır.

Bâb-üs Selâm/ Orta Kapı

3

I. Avluyu II. Avluya bağlayan ve en yaygın ismi Orta Kapı olan yapıya, 18. yy’da Bâb-üs
Selâm denmistir. I. Avluya bakan cephedeki taç kapısının üstünde celi hatla “Kelime-i Tevhid”,
altında II. Mahmud’un tuğrası, iki yanında da III. Mustafa’nın tuğraları vardır. Bu tuğraların
altında 1758 tarihli tamir kitabeleri yer almaktadır. Kapının iki yanında sekizgen, konik çatılı
birer kule yer almaktadır. Kapı açıklığını örten iki kanatlı büyük dövme kapının üzerinde 1524
tarihi ve muhtemelen kapıyı yapan usta olan “İsa b.Mehmed”in imzası vardır.
Yüksek rütbeli devlet adamlarının tutuklandıkları ve boğdurularak idam edildikleri “kapı
aralığı” denilen yer de buradadır. Genelde Bevvâbân-ı Dergâh-ı Âli, Bas Kapıcıbası, Kapıcılar
Kethüdası ve onlara bağlı kapıcılardan olusan çalısanlarının sayısı her dönemde değisikliğe
uğramıstır.
Bu gün, kapı aralığının solunda Müzenin Danısma ve Kapı Amirliği görevi yürütülürken sağ
tarafta Turizm Polis Karakolu bulunmaktadır. Kapının II. Avluya bakan kısımlarında ise bilet
kontrol turnikeleri ve X-Ray cihazları bulunmaktadır.

II. AVLU / DİVAN MEYDANI
Fatih Sultan Mehmed’in (1451-1481) tasarladığı devlet ve saray düzeninin yönetim
etkinlikleriyle ilgili yapılarının yer aldığı bir avludur. Devletin asal görevlerini simgelemesi
amaçlanarak yapılandırılmıs avluya bu nedenle Divan meydanı veya Adalet meydanı
denilmekte idi. Ancak kendilerinin atla girebildiği bu avluda, Padisahlar yılda iki kez yapılan
dini bayram kutlamalarında görülürlerdi. Padisahların Cülûs ve cenaze törenleri de bu avluda
yapılırdı.
II. Avlunun törensel özellikleri bir bakıma dolasım aksları ile belirginlestirilmistir. Bâb-üs
Selâm ile Bâb-üs Saade arasındaki padisah yolu en genis ve önemli olanıdır. İkinci önemli yol
Bâbü’s-selam ile Divan arasındaki vezir yoludur.

Kubbealtı / Divan-ı Hümâyûn

4

Kanuni Sultan Süleyman’ın(1520-1566) saltanatının baslarında Mimarbası Alaüddin (Acem Alisi) tarafından yapılmıstır. Avlunun sol kösesinde Adalet kasrının önünde yer alan bina yan yana üç mekandan olusur. Avlu tarafındaki kubbeli ilk mekan Divan-ı Hümâyundur. Bu odaya geniş bir açıklıkla bağlı olan diğer mekan ise Divan-ı Hümâyûn Kalemi‘dir. Bu mekana küçük
bir kapı ile açılan en sondaki kubbeli oda ise Defterhane’dir. 1665 Harem yangınında bu bina da
hasar görmüs ve IV. Mehmed tarafından yenilenmistir. Yapının cephesinde III. Selim (1789-
1807) ve II. Mahmud (1808-1839) dönemlerinde 1792, 1819 yıllarında yapılan onarımları
belirten manzum kitabeler yer almaktadır.
Kubbealtı, Divan-ı Hümâyûn’un ana toplantı yeridir. Adalet kasrına bitisik olan duvarında,
yerden 3 m kadar yükseklikte bulunan demir parmaklıklı Kafes-i Müsebbek denilen altın
yaldızlı parmaklıkları olan pencere ardından padisahlar Divan-ı Hümâyûn çalısmalarını
izlerlerdi.

Dış Hazine/Silahlar Seksiyonu

Kubbealtı’nın yanında yer alan sekiz kubbeli hazine binası Kanuni döneminde yapılmıstır. Fatih
döneminde II. Avludaki hazinenin yeri kesin olarak bilinmemektedir. Burada devlet gelirlerini
olusturan vergiler saklanırdı. Maliye Defterhanesi, Osmanlı padisahlarının elçilere ve saraylılara
hediye ettikleri hilat denilen kaftanlarla bazı değerli esyada burada saklanırdı.
Bina günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi’ne ait içinde değisik dönemlere ait silahların
sergilendiği Silahlar Seksiyonu olarak kullanılmaktadır.

Adalet Kulesi

5

Padisahların divan toplantılarını dinledikleri Adalet Kasrı, Fatih Sultan Mehmed döneminde bağımsız kule seklinde bir bina olarak yapılmıstı. Benzerleri Edirne ve Manisa saraylarında da var olan yapının, Osmanlı Devleti’nin adaleti her seyin üzerinde tuttuğunu ifade eden sembolik bir anlamı vardır. Çesitli tamirler gören Adalet Kulesi Sultan II. Mahmud döneminde (1819-20) yıllarında tadil edilerek yükseltilmistir. Daha sonra, 19 yy.da Sultan Abdülaziz döneminde bugünkü yüksek ve sivri külahlı görünümünü kazanmıstır.

Mutfaklar

Mutfaklara II. Avludaki revaklarda yer alan üç kapıyla girilir. Bu kapılardan ilki, Kiler-i Âmire
kapısıdır. Orta da Has mutfak kapısı yer alır, Bab-üs-Saade’ye yakın son kapı ise Helvahane
kapısıdır. Mutfaklar I. Avludaki diğer servis birimleri gibi bağımsız içe dönük, bir mahalledir.
Burada avlu yerine dar-uzun iki taraftan saçaklı bir servis yolu vardır.

6

Saray Arsivi

Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerine ait en eski yazılı belgeler ile 19. yüzyıla kadar devlet ve sarayın isleyisiyle ilgili evrakların bulunduğu Saray Arsivi, gerek belgelerinin muhtevası gerekse koleksiyonunun zenginliği ile Topkapı Sarayı Müzesi’nin en önemli koleksiyonları arasındadır.

Saray Arsivi’nden yararlanabilmek için Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nden
izin almak gerekmektedir. İzinli olan Yerli ve yabancı bütün arastırmacılara açık olan Arsiv,
Hafta içi her gün 9.00-12.00; 13.00-16.30 saatleri arasında hizmet vermektedir.
Has Ahır

II. Avlunun Haliç yönünde Maliye hazinesi (Silahlar Seksiyonu), Kubbealtı ve revakların
arkasında kalan alan, Has Ahırların bulunduğu bölgedir. Buraya Babü’s-Selam’ın sol tarafındaki
meyilli bir yolla ulasılır. Bu yolun II. Avludan sonraki kısmında Has Ahırların kapısı,
cenazelerin çıkarılmasında kullanıldığı için Meyyit Kapısı adıyla anılır. Fatih Sultan Mehmed’in
Has Ahırları, II. ve III. Avlu denilen Divan meydanı ve Enderûndaki binalardan sonra, Sûr-ı
Sultâni’nin tamamlanması sırasında yaptırdığı bilinmektedir.
Zülüflü Baltacılar Koğusu

Topkapı Sarayı’nda Zülüflü Baltacılar teskilatıyla ilgili ilk yapılasmanın Kanuni Sultan
Süleyman döneminde olduğu sanılmaktadır. Bu sınıf hem haremin dıs hizmetlerinde hem de
Divan-ı Hümâyûn ve Enderûn’un değisik görevlerinde bulunduğu için yer seçiminde bu
hizmetler gözetilerek II. Avluya bağlantılı harem kapısına ve Divan-ı Hümâyûn’a yakın bir
yerde yapılandırılmıstır.

II-Bâb-üs Saade

7

Simgesel özelliği nedeniyle sarayın en önemli kapısı Bâb-üs Saade’dir. Divan meydanı ile Enderûn okulunun ve padisah dairelerinin yer aldığı III. Avluya geçisi sağlayan bu kapı, Birun ile Enderûn’un düğüm noktası olması ve culüs, bayram gibi törenlerde padisahın bu kapının önünde oturması nedeniyle sarayda birinci derece önemli bir yeridir.
Değisik dönemlerde bu kapı çesitli adlar almıstır. Bunların en yaygın olarak kullanılanları Arz Kapısı, Akağalar Kapısı ve Bâb-üs Saade’dir. Bu revak ve kapının önünde padisahların cülus törenleri ve bayram törenleri yapılırdı. Savasa gidecek olan sadrazama Sancak-ı Hümâyûn burada törenle teslim edilirdi. Divan’ın toplantı günlerinde saraya törenle giren sadrazam
tarafından önüne gelinerek selamlanması da bu kubbeli kapının Sultanın varlığını ve kudretini
ifade eden sembolik bir anlam tasıdığını gösteren en belirgin davranıs örneğidir.

III. AVLU / ENDERÛN AVLUSU
Sarayın 100×90m. Boyutlarındaki bu avlusunun etrafındaki binaların insaatı, Fatih devrinden
itibaren padisahın yasamı için gerekli yapılar ile Enderûn teskilatının gerektirdiği koğuslar,
Camii, hamam gibi yapılardan olusmustur.

Marmara cephesinde hamam ve önceleri doğan kuslarının eğitildiği mekan iken sonraları Seferli
Koğusu olan yapı ile Büyük Oda ve Seferli Koğusları önünde Enderûn hayatında önemli bir
yeri olan meskhane ve Büyük oda mescidi bulunmaktaydı. Bunları, hazine olarak kullanılan
Fatih Köskü izlerdi. Büyük oda mescidi ve meskhane günümüze ulasamamıs yapılardır.
Avlunun karsı sırasında Kiler Koğusu ve Hazine Koğusu bulunur. Avlunun diğer kösesinde yer
alan Has Oda ve Has Oda Koğusu Haliç tarafındaki yapıları olusturur. Bu yönde ayrıca, Ağalar
Camiide bulunmaktadır. Enderûn avlusunun ortasında ise “Havuz Köskü” bulunuyordu. 18.
yy.da yıkılarak yerine Enderûn Kütüphanesi yapılmıstır. III. Ahmed Kütüphanesi olarak
bilinir.
Enderûn Hastahane ve Eczahanesi olarak kullanılan mekanlar bugün Müze Müdür Lojmanı
olarak kullanılmaktadır.

Enderûn

Enderûn’u padisah ve onun hizmetindeki akhadımlar ve içoğlanların yasadığı, bir kısmının da
bu amaçla eğitim gördüğü okul olarak tanımlayabiliriz. Osmanlı sarayında Enderûn teskilatı
Topkapı Sarayı’nın kurulusundan önce de var olan bir örgütlenme idi. Fatih Sultan Mehmed
döneminde (1451-1481)sekillenen koğuslar ve padisaha ait yapıları içeren avlu ile padisaha ait
kösklerin bulunduğu sofa-i Hümâyûn adı verilen mermer teras ve çiçek bahçesinden
olusmaktadır.

Arz Odası

Bâb-üs Saade’nin tam karsısında yer alan ve saçak sistemiyle bu kapıyla bütünlestirilen bu yapı,
padisahların devlet yönetimiyle olan iliskilerinin somutlastırıldığı en önemli mekandır. Arz
Odası veya Arz Divanhanesi denilen yapıda padisahlar, yabancı devlet elçilerini kabul etmisler,
sefere çıkan komutanlarla ve Divan toplantılarının “Arz Günleri” denilen Pazar ve Salı
günlerinde devlet erkanı ile toplantılar yapmıslardır. 2003 yılında restorasyona giren binadaki
çalısmalar bitmistir. Ziyarete açıktır.

Seferli Koğusu

8

Sultan IV. Murad tarafından 1635 yılında kurulmustur. Padisahların çamasırlarını törenle
yıkayan bu sınıf, padisahla birlikte seferlere katıldığı için bu ismi almıstır. Bina 18. yüzyıl
basında Sultan III. Ahmet tarafından yenilenmistir.

Fatih Köskü
1462-63 yıllarında Fatih Sultan Mehmed’in Topkapı Sarayı planını olusturacak sekilde
yaptırdığı ilk yapılardan biridir. Saraydaki diğer padisahlara ait yapılar gibi burası da dörtlü
mekan düzenine sahiptir. Marmara Denizi’ne bakan üç odanın Boğaziçi yönündeki diğer bir
odaya açık bir mermer terasla bağlanmasından olusmustur. Köskün masif duvarlı ve tonozlu 2
büyük mahzeni ile Bizans döneminden kalan yonca planlı bir vaftiz haneyi örtecek sekilde ayrı
bir depo mekanından olusan altyapısı iç sarayın da ana duvarlarını olusturur.

Hazine Koğusu
Ehl-i Hiref teskilatının da amiri olan Hazinedarbası yönetimindeki saray hazinesinden sorumlu
koğus, Fatih döneminden son döneme kadar önemini ve varlığını korumustur. 19. yüzyılda
Enderûn teskilatı dağıtıldığı halde Hasoda Koğusu ile birlikte kadrosu korunan Hazine Koğusu
idi. 1856 Enderûn yangınından sonra hemen 1858 yılında Hazine Kethüdalığı Dairesi olarak insa
edilmistir. 19 Nisan 2006 tarihinde açılacak ‘Sarayda Hamam ve Berber’ Sergisine ev sahipliği
yapacaktır.

Hasoda Koğusu/ Kutsal Emanetler Dairesi
Fatih Sultan Mehmed döneminde padisahların Enderûn avlusundaki özel dairesi olarak yapılan
Hasoda, iki katlı ve dörtlü mekan düzeni veren bir yapıdır.
Giristeki ilk mekan, kubbe altındaki mermer sadırvandan ötürü Sadırvanlı Sofa olarak
adlandırılmıstır. Dörtlü mekanın diğer iki bölümü ise birbirine ve sofaya kapılarla bağlanan
kubbeli iki oda olarak tasarlanmıstır.
Girisin sağındaki ilk oda, padisahın Enderûn’daki arz ağaları ile görüstüğü, onların padisaha
arzlarını sundukları yer olan Arzhane’dir. Bu mekanda bugün Hz. Muhammed’e ve Kabe’ye ait
kutsal esyalar sergilenmekte ve Kur’an-ı Kerim okunmaktadır.
Kösedeki ikinci oda ise saltanat tahtının bulunduğu ve yapının en önemli mekanı olan
Hasoda’dır. Klasik dönemde Padisahların uyuduğu bu oda, 19 yy.dan itibaren Hz. Muhammed’e
ait Hırka-ı Saadet ve Sancak-ı Serif gibi kutsal esyanın da bulunması nedeniyle Mukaddes
Emanetler Dairesi adıyla anılmaya baslanmıstır. Ziyarete kapalı bu odanın duvarlarını süsleyen
Đznik çinileri, Osmanlı çinilerinin en değerli örneklerindendir.
Sadırvanlı Sofa’nın solunda günümüzde Destimal Odası denilen Hasodalıların koğusu vardır.
Bu odada bugün Hz. Muhammed’den önce gönderilmis bazı Peygamberlere ait mukaddes
esyalar sergilenmektedir.
Fatih döneminden beri var olan Hasoda Koğusu sultanın sahsi hizmetini gören içoğlanlarından
olusmaktaydı. 19.yüzyılda Hasoda Koğusu’nun önündeki revaklar kapatılarak Emanet-i
Mukaddese görevlilerine yeni koğus yapılmıstır. Günümüzde Padisah Portreleri Sergi Salonu
olarak kullanılmaktadır.

Silahtar Hazinesi
Arzhane’den geçilerek girilen bu mekanda, Emanet Hazinesi olarak adlandırılan son derece
değerli Kur’anların ve diğer kitapların bulunduğu kütüphane burada muhafaza edilmistir.
Dısarıdan bir kule görünümünde olan bu iki kubbeli mekanda günümüzde saray koleksiyonuna
ait saatler bulunmaktadır. Ziyarete kapalıdır

Ağalar Camii
Enderûn avlusunun Haliç tarafında, Has Oda’dan sonra yer alır. Padisahlar, Akağalar ve
Đçoğlanların ibadeti için kullanılan bu Camii, Fatih Sultan Mehmed döneminde (1451-1481)
yapılmıs olmalıdır. Mekke’ye bakması için avluya hafifçe diagonal olarak yerlestirilmistir.
Bugün Saray Kütüphanesi olarak kullanılan mekanda; Sultanların hazinelerinde sakladıkları el
yazmaları ile sarayın çesitli kösk ve koğuslarından toplanan son derece kıymetli el yazma ve
minyatürlü kitaplar bulunmaktadır. Topkapı Sarayı Müzesi’nin en değerli
koleksiyonlarındandır.

Saray Kütüphanesi
Kütüphaneden yararlanabilmek için Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne
çalısılacak konunun yazıldığı bir dilekçe ile basvurmak gerekmektedir. Yerli ve yabancı
arastırmacılara açık olan Kütüphane, Hafta içi hergün 9.00-12.00; 13.00-16.30 saatleri arasında
hizmet vermektedir.

IV. AVLU / SOFA-I HÜMÂYUN

9

Has Oda’nın Divanyeri denilen çift sıra sütunlu genis revağı, “Sofa-i Hümâyûn” veya
“Mermer Sofa” olarak adlandırılan terasa açılır. Teras 17. yy. ilk yarısında Sultan IV. Murad ve
Sultan Đbrahim döneminde (1623-40;1640-48) Haliç tarafına doğru genisletilerek ve yeni köskler
yapılarak günümüzdeki görünümünü kazanmıstır. Mermer terasta revakların önünde fiskiyeli
büyük bir havuz yer alır. Terasta, Revan köskünden baska, Haliç tarafındaki manzaraya bakan
Sünnet Odası adı verilen bir kösk ile IV. Murad’ın yaptırdığı Bağdat Köskü ve Sultan İbrahim döneminde yapılan İftariye Köskü veya “Mehtaplık” denilen kameriye bulunur. L seklindeki genis revağın bir ucu padisahın haremdeki Has Oda ve kösklerin bulunduğu Mabeyn taslığına geçit verir. Revan Köskü’nün bulunduğu diğer tarafında ise Sofa-i Hümâyûn çiçek bahçesine merdivenlerle inilir.

Sünnet Odası
Sofa-i Humayun’un Haliç’e bakan kısmında yer alır. Köskün yapılıs tarihi kesin olarak
bilinmese de büyük bir olasılıkla 16.yy’ın ilk yarısında Kanuni Sultan Süleyman devrinde
yapıldığı düsünülmektedir. Daha sonra çesitli değisiklikler geçirmis ve günümüzdeki biçimini
Sultan I. İbrahim döneminde almıstır. Köske, Sünnet Odası adı daha sonra verilmistir. III.
Ahmed’in(1703-1730) sehzadelerinin sünneti sırasında bu oda kullanılmıs ve bu nedenle de
köskün adı Sünnet Odası olarak kalmıstır. Ziyarete açıktır.

Revan Köskü

10

IV. Murad’ın Revan’ı fethetmesinin anısı için 1636 da yapılan kösk, Sofa-i Hümâyûn’da II.
Mehmed döneminden beri var olan havuzun küçültülmesi, biçim değistirmesi ile kazanılan
alanda, teras üstüne yapılmıstır. Kösk, sekizgen bir plan semasına sahiptir ve üç eyvanlıdır.

Bağdad Köskü
Yalnızca Sofa-i Hümâyûn’daki değil, sarayın günümüze ulasan en güzel kösklerinden birisi
olan yapı IV. Murad’ın Bağdad fethini anıtsallastırmak için 1639 yılında yaptırılmıstır.
Bağdad zaferinin anısına yaptırılan kösk, terasın ucunda, daha önce burada var olan bir kule
köskün yerine yapılmıstır. Köskün yapımı için terası Haliç yönüne genisletmek gerekmistir.
Türk mimarisinin en basarılı, en iyi korunmus örneklerinden olan kösk, Revan Köskü ile
birlikte 18. yy ortalarından itibaren Has Oda’nın kitaplıkları olarak kullanılmıstır. Bağdad
Köskü’ndeki kitaplarda saray, müze haline getirildiğinde Saray Kütüphanesi koleksiyonuna
dahil olmustur. Kösk ziyarete açıktır.

İftariye Köskü / İftariye Kameriyesi

11

IV. Murad döneminde Haliç yönüne genisletilen Sofa-i Hümâyûn mermer terasının Sünnet
Odası ile Bağdad Köskü arasında kalan kısmına, 1640’da Sultan I. Đbrahim tarafından
yaptırılmıstır. Kameriye seklinde olan bu köskün özelliği tombaktan olusudur. Dört sütunun
tasıdığı bir tekne kubbe ile örtülüdür. Kameriye, çıkıntı yapan konumuyla mermerlikten ayrılmıs,
alttaki bahçelere ve kente, Haliç ve Galata’ya yönelik bir konuma getirilmistir.
Bu kameriyede Ramazan aylarında sultanın iftarı beklediği, orucu burada açtığı sanılır. Bu
nedenle Đftariye adını almıs olmalıdır. Yaz aylarına rastlayan bayram törenlerinde sultanın
Enderûnluların bayram tebriklerini burada kabul ettiği ve asağı bahçede yapılan spor gösterilerini
seyrettiği kaynaklardan anlasılır.

Sofa Köskü
Sofa Köskü, Merdivenbası Kasrı, Mustafa Pasa Köskü gibi isimleri olan köskü, Merzifonlu
Kara Mustafa Pasa 166-1683 yılları arasında Sadrazamlığı sırasında yaptırmıstır. Bu da köskün
Mustafa Pasa Köskü adını da almasına yol açmıstır. III. Ahmed döneminde onarılan köskün
1704 tarihli kitabesinde “Sofa Köskü” olarak anılmaktadır. Kösk, üçlü bir plan kurgusu
göstermektedir. I. Mahmud döneminde (1752) yapılan büyük bir onarımla cephe düzeni
değistirilmistir.
Kösk, Sultan Has Odası, özel dairesi olarak kullanılmıstır. Örneğin, I. Mahmud 1730 yılında
tahta çıkıs töreninden sonra bu köske gelerek Has Odalılara ihsanlarda bulunmus; III. Osman
burada musiki dinleyip, tomak oyunu seyretmistir. III. Selim’in 1795 ve 1798 yılları baharında
bu kösk ve önündeki bahçelerde III. Ahmed döneminin simgesi olan Lale/Çırağan eğlenceleri
yaptırdığı kaynaklardan anlasılır.

Hekimbası Kulesi/ Bas Lala Kulesi
Fatih Sultan Mehmed döneminde sarayı bu yönde sınırlayan sur duvarı üzerinde bir burç halinde
yapıldığı anlasılan bu köse kulesinin alt yapısı Bizans’a aittir.
Hekimbasıların padisahlar için ilaç, macun hazırladıkları yer olarak kullanılmıstır. Sarayın Birun
teskilatında yer alan Hekimbasılar, Hasodalılardan Bas Lala’ya bağlı oldukları için kuleye Bas
Lala Kulesi de denmis olmalıdır. Yüzyıllar boyunca çesitli amaçlarla kullanılan bina, ziyarete
kapalıdır.

Sofa-i Hümâyun Alt Bahçeleri
Padisah Dairesi’nin önündeki Hisarpeçe denilen duvarla çevrili mermer teras ve çiçek
bahçesinin üç taraftan daha asağı kademe bir bahçe çevirir. Bu bahçenin Sofa Köskü ve mermer
teras altında kalan kısmı bazı padisahların yada içoğlanlarının cirit, ok atma, güres gibi sporların
yapıldığı bu alanda, Hekimbası kulesinin önünde yer alan IV. Murad dönemine ait tas taht
padisahların burada oturarak bu etkinlikleri seyrettikleri yerdir.

Sofa Camii
Sofa Camii’nin Sofa Ocağı denilen koğus halkının kullanımı için II. Mahmud tarafından
yaptırıldığı ve daha öncede burada 16. yy. da aynı amaçla yapılmıs bir mescidin varlığı bilinir.
Mecidiye Köskü
Topkapı Sarayı‘nda yapılan en son padisah kösküdür. Sultan Abdülmecid döneminde Osmanlı
hanedanının ikamet yeri, yeni yapılan Dolmabahçe Sarayı’dır. Hala eski geleneklere uyularak
tahta çıkıs törenlerinin yapıldığı Topkapı Sarayı’nda ataları gibi kendi adını tasıyan bir köskün
bulunmasını istemesi dolayısı ile yapılmıs olmalıdır.

Esvab Odası
1859’da yapılan odanın; ismi nedeni ile, sultanın huzuruna çıkmak için gelenlerin kıyafet
değistirdikleri; belki de bizzat sultanın Hırka-ı Saadet ziyareti için elbise değistirdiği bir yer
olduğu ileri sürülür.

TOPKAPI SARAYI HAREMİ

12

Kelime anlamı olarak tabu, yasaklanmıs anlamına gelen harem sözcüğü İslam toplumunda
giderek aile kavramı için kullanılmıstır. Harem, Osmanlı sarayında hanedanın yasadığı özel ve
yasaklanmıs yerdir. Harem, sultanların ailesi ile birlikte yasadığı ve saray mimarisinin 16.
yüzyıldan 19. yüzyıl baslarına kadar çesitli dönemlerin üslubunda örnekler içeren, mimarlık
tarihi açısından son derece önemli bir komplekstir.
Harem’de yaklasık 300 oda, 9 hamam, 2 Camii, 1 hastahane ve koğuslar ile 1 çamasırlık vardır.
Sistematik değil fakat hiyerarsik bir mimari gelisim gösteren Harem, 1665 yılında büyük ölçüde
yanmıstır. Günümüze gelen Harem, bu yangından sonraki yenilenmelerle ve zaman içindeki
genisletmelerle biçimlenmistir. Harem’in genel seması, ard arda kapılarla ayrılan girisleri
çevreleyen koğuslarla, odalarla, kösk ve servis binalarıyla olusur.
Eski Saray basta olmak üzere bir çok hanedan sarayından beslenen Topkapı Sarayı Haremi,
Osmanlı yönetim anlayısına uygun olarak devsirme kapıkulu kadrosunun bir kanadını
olusturmaktaydı. Harem’e alınan cariyeler, Türk-İslam kültürünü en iyi sekilde öğrenirdi.
Böylece Osmanlı hanedanına ve zadegânına es olarak yetistirilen cariyelerin bir bölümü yönetici
kalfalar olarak Harem’de kalır, en seçkinleri sultana sunularak hanedanı olustururlardı.
Cariyeler hanedana rakip yaratmamak amacıyla sehzadelerle evlenemez ancak, tayin edilirlerdi.
Padisah kızları ise vezir ve pasalarla nikahlanarak İstanbul’daki hanım sultan saraylarında
yasar, isterlerse damatları bosama hakkına sahip olurlardı.
Sarayda selamlık ve yönetim islevlerinin gerçeklestiği avlulardan özenle gizlenen Topkapı
Sarayı Harem Dairesi, Arabalar Kapısı girisinden Has Oda’ya kadar sıralanan taslıklarla,
harem halkını 4 ana gruba ayırmıstır.
Giristeki ilk kısım Kara Hadım Ağalar’a ayrılmıstır. Bundan sonra Harem’in Cümle Kapısı
gelir ve buradan kadınefendi ve cariyelerin, valide sultanların, padisah ve sehzadelerin
yasadıkları yapı gruplarını çevresinde toplayan taslıklara geçilir.

I-KARA AĞALAR TASLIĞI

13

Topkapı Sarayı’nda Kara Ağalar Ocağı, Enderûn Avlusu’ndaki koğuslar gibi bir eğitim yeri
niteliği tasıyordu. Bu ağaların baslıca görevleri Harem’in kapılarında nöbet tutmak, girisçıkısları
kontrol etmek ve dısarıdan içeriye kimseyi sokmamaktı.
Kara Ağalar bölümüne, Divan Meydanı’ndan açılan Arabalar Kapısı’ndan girilmektedir. Kapı
üzerinde 1587 tarihli ve III. Sultan Murad’ın (1574-1595) adını tasıyan bir kitabe vardır. Bu
kapıdan Dolaplı Kubbe ve Sadırvanlı Sofa denilen nöbet yeri ile Kara Ağalar Taslığı’na ulasılır.
Sistemin tüm yapılarının yer aldığı bu dar ve uzun avlu, taslarla kaplı olduğu için taslık adını alır.
Taslığın ortasında boydan boya uzanan podimo taslı bu yol, padisahın büyük binisten sonraki
giristen baslayarak, Valide Sultan Taslığı’nda Saltanat Kapısı denilen Ocaklı Sofa’nın kapısı
önündeki Binek tasına kadar devam eder. Padisah bu güzergahı at üzerinde geçerdi.
Kara Ağalar Avlusunda, onların yasamları için gerekli olan tüm yapılar yer alır. Giristen
itibaren sol tarafta, ibadet için mescitleri, koğusları, Dar’üs-saade Ağası’nın sehzadelerin eğitim
yerini ve hamamını içeren dairesi bulunur. Karsı tarafta ise Harem’in üst düzey görevlilerinden
muhasiplerin, hazinedar kara ağanın ve cücelerin yasadığı mekanlar vardır.

II- KADIN EFENDĐLER TAŞLIĞI / CARİYER TAŞLIĞI
Kadın efendi veya cariye taslığı olarak bilinen bu alan Harem’in en küçük avlusudur. Bu taslığa,
Harem’in Cümle Kapısı‘ndan geçilen nöbet yerinin sol tarafındaki bir koridorla ulasılır. Bu
koridor bir yandan Kara Ağalar Bölümü’nü ayıran bir duvar, diğer yandan Valide Taslığı’nı
ayıran Ustalar Dairesi’yle olusturulmustur. Koridorun bir kenarında mermer tezgahlar bulunur.
Bunlar saray mutfağında harem halkı için pisen yemeklerin Kara Ağalar tarafından tepsilerle
konduğu yerdir.
Diğer taslıklarda olduğu gibi, taslığa bakan çift katlı oda sıralaması burada da görülür. Taslığın
kara ağalarla bitisen yönünde hamam, hamam külhanı ve kiler bulunur. Dar yan cephede ise
mutfak, çamasırlık, tuvaletler vardır. Haliç cephesinde sirvanlı bir cariye koğusu bulunur. Bu
koğusun yanındaki kırkmerdiven denilen tas basamaklarla harem bahçeleri, cariye koğusları ve
hastahane bölümlerine inilir. Taslığın Haliç cephesindeki diğer kanadında, ikiser katlı
kadınefendilere ait üç özel daire sıralanır.

III- VALİDE TAŞLIĞI
Yüzyıllar boyunca Hanedan ve Harem halkının yasadığı yapılar topluluğunun çekirdeğini
Valide Sultan Taslığı olusturmustur. Bu taslığın bir kanadını olusturan altınyol ve ona bitisik
bazı yapıların Harem’in, 15 ve 16. yy. ilk yarısından kalan binaları olduğu kabul edilir. Bu yer
16. yy. sonunda Valide Sultan Dairesi ve hamamların insaatıyla bir iç avlu hüviyeti kazanmıstır.
Türk evinin orta sofasında “Hayat” taslığı karakterindeki Valide Taslığı Avlusu, türünün
Osmanlı mimarisindeki en önemli örneğidir. Bu anlamda Osmanlı hanedanı ve Haremi’nin
merkez mekanı olan taslık üst düzey harem kadınları kadrosunu çevresinde topluyordu.

IV- MABEYN TAŞLIĞI / PADİŞAH VE ŞEHZADE DAİRELERİ

14

Fatih döneminde (1451-1481) yapılmıs olan Altınyol’un Haseki Dairesi (Sultana Sarayı) ile I.
Selim Kulesi arasında bulunan kısmının önünde yer alır. Bu bölüm Harem’in, Selamlığa, yani
Has Oda ve bazı kösklerin bulunduğu Sofa-i Hümâyun adı verilen dördüncü yerine en yakın
kısmıdır ve direkt bağlantılıdır.
Mabeyn Taslığı’nın diğer avlulardan farklı olarak önü açıktır. Üç tarafında çesitli yapılar çevirir.
Valide Sultan Taslığı yönünde, Cinlerin Meşveret Yeri denilen revak bulunur. Bu revağın üst
katı Sehzadegân Dairesi’dir. Aynı istikamette, taslığın üzerinde Çifte Kasırlar yer alır. Avlu
zamanla asma bahçe biçiminde genisletilmistir.
Baslangıçtan itibaren bu taslığın etrafı çok fazla doldurulmamıs ve sehzadelerin kontrollü
yasamına ayrılmıstır. Burası I. Abdülhamid’in (1774-1789) Altınyol ve I. Selim Kulesi üzerine
Gözdeler Dairesi’ni yaptırmasıyla kadınlara da açılmıstır. Padisahlar, özel dairelerini, hamam
ve Valide Sultan Taslığı’nın Haliç cephesi çevresinde yaptırmıslardır. Sultanların bazen
selamlık bazen harem yasantılarını sürdürdükleri bu bölgedeki yapıların Mabeyn Taslığı’na
bağlantıları Cinlerin Mesveret Yeri adı verilen revakla sağlanmıstır. Burada ayrıca Çifte
Kasırlar adı verilen sehzadelerin yasamasına ayrılan mekanlar bulunmaktadır.

Topkapı Sarayı Ulasım
Havalimanından Metroyla Sultanahmet’e kadar gelinebilir. Taksim’den T4 numaralı Taksim-
Sultanahmet otobüsüyle Sultanahmet’e veya 61B numaralı Taksim-Beyazıt otobüsüyle,
Beyazıt’a gelinip oradan tramvayla veya yürüyerek ulasılabilir. Anadolu yakasından vapurla
Sirkeci‘ye geçilip, Tramvay ile ulasmak mümkündür.
Sultanahmet’te tramvaydan inip yürüyerek Topkapı Sarayı Müzesi girisi olan Bâb-ı
Hümâyun’a giderken yol üzerinde sağda Sultanahmet Camii görülmektedir. Ayasofya
Müzesi’nin önünden geçtikten sonra kıvrılarak devam eden yolda karsıda tüm ihtisamıyla Bâb-ı
Hümâyûn ve Sarayın surları ziyaretçileri karsılamaktadır.

Topkapı Sarayı İletisim
Adres : Sultanahmet, Eminönü / İstanbul
Tel : 0 212 512 04 80
Faks : 0 212 528 59 91
Web Sitesi: www.topkapisarayi.gov.tr

 

Related Posts

Tags

Share This

m4s0n501