Temizlik/Teyemmüm

Sözlükte ”bir işe yönelmek, bir şeyi kastetmek “ anlamına gelen teyemmüm dini literatürde ise; su bulunmadığı veya suyu kullanmaya güç yetmediği zaman, toprak cinsinden temiz bir şeyle abdestsizliği gidermek için yapılan bir işlemdir.

Teyemmüm hicretin beşinci yılında meşru olmuştur. Peygamber efendimizin Medine’ye hicretlerinin beşinci senesi Şaban ayının ilk günlerinde Peygamberimiz Huzaa kabilesinin bir oymağı olan “Beni Mustalık” savaşında bin kişilik bir ordu aile susuz bir yerde gecelemişlerdi. Sabah namazını kılmak için abdest alacak su bulamadılar. Sabahın erken bir vaktinde şu anlamdaki ayeti kerime nazil oldu:

“Eğer cünüp iseniz tam temizlenin (boy abdesti alın). Eğer hasta yahut yolculukta iseniz veya sizden biri abdest bozmaktan gelmişse veya kadınlarla temasta (cinsî münasebette) bulunmuşsa bu halde su da bulamamışsanız temiz bir toprağa (niyetle) yönelin, yüzlerinize ve ellerinize ondan sürün.” (Mai’de/6 – Nisa/ 43)

Böylece teyemmümle namaz kılmalarına Yüce Allah’ın emri çıktı. Ashab-ı Kîram sevindiler ve teyemmüm ederek sabah namazını kıldılar.

İslâm ümmetine mahsus bir özellik, bir kolaylık ve bir ruhsattır. İnsanı, Yüce Allah’a, abdestsiz veya gusülsüz ibadet ettiği hâlet-i rûhiyesinden kurtarır.

Teyemmüm; abdestin ve gusül gerektiren durumlarda guslün yerini tutar.

Teyemmümün Sebepleri

1) Abdest veya gusle yetecek kadar su bulamamak:

Hiç su bulamamak, yeteri kadar su bulamamak, suyun yolunda bir tehlikenin varlığı, suyun bir milden (1848 m.) daha uzakta olması, parayla su satın alınamaması veya suyun rayiç bedelin çok üstünde pahalı olması gibi sebepler teyemmümü mübah kılan özürlendendir.

Suyun varlığını unutup teyemmüm yapan kimse, namazı kıldıktan sonra suyu hatırlarsa Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed’e göre namazı kaza etmez. Burada unutma, suyu kullanmaya gücünün yetmemesi gibidir. Ancak suyun varlığını namazda iken hatırlarsa, namazı keser ve su ile abdest alıp iade eder.

2) Suyu kullanmaya gücü yetmemek:

Zorlanma, hapsedilme, hırsızlıktan korkma, vahşî hayvan korkusu gibi sebeplerle suyu kullan-maktan âciz kalan kimse teyemmüm yapar. Bunlardan, yalnız zorlanan (mükreh), suya ulaşınca namazını iade eder.

3) Hastalık veya iyileşmenin gecikmesi:

Su kullanıldığı takdirde hasta olmaktan veya hasta ise, hastalığının uzamasından yahut iyileşme-sinin gecikmesinden korkan kimse teyemmüm eder. Bu konuda müslüman bir doktorun görüşüne başvurulur. Çünkü “zaruretler mahzurlu olan şeyleri mübah kılar”, “kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın.” prensipleri ile, “tedavi olunuz” emri bunu gerektirir.

4) Suyun aşırı derecede soğuk olması:

Suyu kullanmaktan dolayı ölüm, organ telefi veya hasta olma korkusu teyemmümü meşrû kılar.

Teyemmümün Sünnet Üzere Yapılış Şekli

1) Teyemmüme başlarken besmele çekip, namaz için temizlenmeye niyet etmelidir. Hanbelîlerde besmele vaciptir.

2) İki eli parmakları açık olduğu halde temiz bir toprağa vurup ileri geri çekmelidir.

3) Ellerdeki fazla tozu silkeleyip, bunlarla bütün yüzü meshetmelidir.

4) Elleri yine toprağa vurup silkeledikten sonra, parmakların iç taraflarını kullanarak, sol elle sağ kolu, sağ elle de sol kolu dirseklere kadar tam olarak meshetmelidir.

5) Yukarıdaki sıraya göre, önce yüzü, sonra kolları meshetmeli ve meshler arasına fasıla girme-melidir.

6) Teyemmüm namaz vaktinin girişinden sonra olmalıdır.

Teyemmümün Şartları

1) Niyet: Teyemmümün farzıdır. Teyemmümde niyet neyi kapsıyorsa, bu çeşit abdestle onlar mümkün ve caiz olur. Bir teyemmümle, farz, vacip veya nafile istenildiği kadar namaz kılınabilir. Ancak kabir ziyareti yapmak, ezan okumak, kamet getirmek ve İslâm’a girmek niyetiyle alınan teyemmümle namaz kılınamaz. Çünkü bu sayılanlar taharetsiz de geçerlidir.

2) Teyemmümü mübah kılan özür: Şehirde bile olsa sudan bir mil uzaklıkta bulunmak, hastalık, tehlikeli soğuk, düşman ve susuzluk korkusu, suyu çekecek aracın bulunmaması, cenaze veya bayram namazını kaçırmaktan korkmak gibi özürler teyemmümü mübah kılar.

3) Teyemmümün, toprak, taş, kum, alçı, firuze gibi yer cinsinden temiz bir şey ile olması gerekir. Odun, kül, altın, gümüş, bakır veya demir gibi şeylerle olmaz. Çünkü bunlar toprak niteliğinde değildir.

4) Teyemmüm mahallinin tam olarak meshedilmesi.

5) Ellerin temiz toprağa iki defa vurulması, birincide yüzün, ikincide parmak içleri ile dirseklere kadar kolların meshedilmesi.

6) Aybaşı veya lohusalık halinin sona ermesi.

7) Mum ve yağ gibi, tenin üzerindeki meshi engelleyen şeylerin giderilmesi.

Teyemmümün Vakti

Daha namaz vakti girmeden de teyemmüm yapılabilir. Fakat namazın müstehap vakti geçme-den su bulunmasını, galip zanla ümit eden kimsenin teyemmümü geciktirmesi menduptur.

Hanefîler dışındaki üç mezhep imamına göre, bir namaz vakti girmedikçe teyemmüm yapıla-maz. Çünkü teyemmüm zaruret yüzünden temizlik sayılmıştır. Özürlünün abdesti gibi vaktinden önce yeterli olmaz.

Hanefîlere göre, vaktin çıkmasından korkmak durumunda, ancak aşağıdaki hallerde teyemmüm caiz olur.

Cünüp bile olsa, cenaze veya bayram namazını kaçırmaktan korkan kimse teyemmüm yapıp imama uyar. Çünkü bu iki namazın geçmesi halinde kazaları söz konusu değildir. İbn Abbas (r.a)’ın şöyle dediği nakledilmiştir: “Aniden bir cenaze namazı ile karşılaşsan ve bunu kaçır-maktan korkarsan, teyemmüm ile cenaze namazı kıl” Küsûf namazını kaçırmamak için de te-yemmüm yapılabilir. Bu durumlarda, su bulunsa bile kullanıldığı takdirde namazı kaçırma kor-kusu teyemmümü mübah kılar. Çünkü bu namazlar kaçırılınca yerine konulabilen bedeli (ka-zası) söz konusu değildir.

Teyemmümü Bozan Şeyler

Aşağıdaki durumlarda teyemmüm abdesti bozulur:

1) Abdest ve guslü bozan her şey teyemmümü de bozar. Çünkü teyemmüm bu ikisinin bedeli-dir. Aslı bozan onun yerine geçeni de bozar. Cünüp, teyemmüm yaptıktan sonra, abdesti bozan bir durum meydana gelince, yalnız abdesti bozulmuş sayılır. Cünüplük hâli avdet etmez.

2) Teyemmüm etmeyi mübah kılan özrün kaybolması. Meselâ; düşmanın gitmesi, soğuğun geç-mesi, hastalığın sona ermesi, suyu çekecek aracın bulunması, içinde su bulunmayan hapisten çıkartılıp serbest olması gibi haller teyemmümü bozar.

3) Suyu görmek veya bir defa bile olsa yeterli miktarda su kullanacak gücü elde etmek teyem-mümü bozar. Suyun namaz sırasında görülmesi halinde Hanefî ve Hanbelîlere göre, teyemmüm ve dolayısıyla namaz bozulur. Mâlikîler aksi görüştedir. Suyun namaz kılındıktan sonra görülmesi halinde, eğer bu arada namaz vakti çıkmışsa, iadenin gerekmeyeceği konusunda görüş birliği vardır. Eğer vakit içinde su görülmüşse, Şâfiîlerin dışında çoğunluğa göre, yine iade gerekmez. Şâfiîlere göre ise, bu durumda mukîm iade eder, yolcular iade etmez.

4) Hanbelîlere göre, namaz vaktinin çıkması, Şâfiîlere göre dinden çıkmak (irtidad), Mâlikîlere göre ise teyemmüm ile namaz arasında uzun sürenin geçmesi teyemmümü bozar. Hanefîlere göre ise bu son durumlarda teyemmüm bozulmaz.

Cuma namazı, diğer farz namazlar veya vitir için vaktin çıkmasından korkulması sebebiyle te-yemmüm abdesti geçerli olmaz. Çünkü cumanın bedeli vardır ve bu öğle namazıdır, diğer namazlar ise kaza edilebilir.

Şâfiîlere göre, vaktin çıkmasından korkmak sebebiyle teyemmüm caiz değildir. Yalnız yolcu bundan müstesnadır

Kaynaklar:
* Feyzül Furkan Kur’an’ı Kerim Meali
* Ömer Nasuhi Bilmen / İslam İlmihali / Bilmen Yayınevi
* İlmihal 1 / Diyanet Vakfı Yayınları
* Hamdi Döndüren / İlmihal / Erkam Yayınevi