Temizlik/Gusül (Boy Abdesti)

Sözlükte gusül (gasl ve gusl) bir şeyi su ile yıkamayı,  fıkıh ilminde ise bütün vücudun temiz su ile yıkanması şeklinde yapılan hükmi temizlik işlemini ifade eder, yani boy abdesti alınmasıdır. Buna taharet-i Kübra (büyük temizlik) denir.

Abdest gibi gusül de esasen hükmi-dini temizlenme ve arınma vasıtasıdır. Böyle olmakla birlikte bunların maddi temizlenmeyi de sağladığı, ayrıca birçok tıbbi yararlar içerdiği de inkâr edilemez.

Guslün insan sağlığı açısından önemi ve yararı doğulu ve batılı ilim adamlarınca ayrı ayrı dile getirilmiş,  boy abdesti temizliği Müslüman milletlerin belirgin özelliği,  İslam medeniyetinin beden temizliğine ve sağlığına verdiği önemin adeta simgesi olmuştur.

Gusül ile hayız,  nifas ve cünüplük halinin vücutta bırakabileceği maddi bir kalıntı ve bulaşıklar iyice temizlenmiş olur. Ayrıca gusül temizlik halinin vücutta yol açacağı yorgunluk ve gevşekliği giderme,  bedende yeni bir denge kurma kan dolaşımını düzene koyma ve kişiyi hükmi kirlilikten kurtararak ibadet atmosferine hazırlama gibi beden ve ruh sağlığı açısından birçok yararı içinde barındırır. Ayrıca bilinebilen veya bilenemeyen birçok hikmet ve fayda taşıdığı inancıyla Allah’ın bu emrini yerine getiren mümin Allah’a kayıtsız şartsız itaat etmenin haz ve sevabına kavuşur.

GUSLÜN FARZ OLMASI

Kuran-ı Kerim’de: “Eger cünüp iseniz tam temizlenin (boy abdesti alın)” (Maide/ 6) buyurularak cünüplük halinden kurtulmak için guslün gerekliliği bildirilmiş, ayrıca hayzın (ay hali) kadınlar için mazeret hali olduğu belirtilerek gusledip temizleninceye kadar onlarla cinsel ilişki kurulması yasaklanmıştır.

(Resulum!) Sana, bir de kadınların âdet hali hakkında sorarlar. De ki: “O bir rahatsızlıktır. Bu yüzden aybaşı halinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara (cinsel ilişki için) yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman Allah’ın size emrettiği yerden onlara varın(birleşin). Şüphesiz Allah çokça tevbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever.” (Bakara /222)

Cünüplük hali ile kadınların hayız ve nifas kanlarının kesilmesi halinde guslün gerekli olduğu ve bunun nasıl yapılması gerektiği hususuna Hz. peygamberin söz ve uygulamaları da önemli açıklamalar getirmiştir.

GUSLÜ GEREKTİREN HALLER:

a) Cünüplük(cenâbet): Cinsi münasebet veya şehvetle meninin gelmesi(inzal)sebepleriyle meydana gelen ve belirli ibadetlerin yapılmasına engel olan hükmi kirlilik halinin adıdır. Cinsî münasebet, ihtilam ve ne şekilde olursa olsun meninin vücûd dışına çıkması boy abdestini gerektirir. Meni; şehvetin arttığı bir anda, tazyikle dışarı çıkan yoğun sıvıdır. Kadının menisi ince ve sarıdır.

Mezî ve vedî sebebiyle gusül gerekmez. Mezî beyaza yakın ince bir sıvı olup,  eşlerin seviş-mesi sırasında cinsel organdan dışarı çıkar. Vedî ise, küçük abdest bozduktan sonra cinsel or-gandan gelen kalınca bir sıvıdır. Mezî ve vedîde yalnız cinsel organ yıkanır ve abdest alınır.

Meni gelsin veya gelmesin cinsi münasebet sonunda kadın da erkek te cünüp olur. Cünüplüğe yol açan cinsi münasebetin ölçüsü ve başlangıç sınırı, erkeklik organının sünnet kısmının girmiş olmasıdır. Erkek veya kadından şehvetle(cinsi zevk vererek)meninin gelmesi cünüplüğün ikinci sebebidir. Meninin uyku halinde veya uyanıkken, iradî ya da gayri irâdi gelmesi sonucu degiştirmez. Şafiiler hariç fakihlerin çoğunluğu, cünüplük için meninin şehvetle gelmesini şart gördüklerinden, ağır kaldırma, düşme, hastalık gibi sebeplerle meninin gelmesini cünüplük sebebi saymazlar.

Uyandığında ihtilam olduğunu hatırlamamakla birlikte elbisesinde meni bulaşığı gören kimsenin gusletmesi gerekir. Buna karşılık ihtilâm olduğunu hatırladığı halde elbisesinde böyle bir iz görmeyen kimsenin gusletmesi gerekmez.

b) Hayız ve Nifas: Hayız(ay başı) ve nifas (loğusalık) kanlarının kesilmesiyle veya bu iki hal için öngörülen âzami sürelerin dolmasıyla gusül gerekli olur. Bu süreyi aşan kanamalar özür hali(istihâze)sayıldığından bu tür kanamanın sona ermesi halinde gusül gerekmez.

*Hayız ve nifas halindeki kadının hükmü cünüp kimseninki gibidir. Ayrıca bu durumdaki kadınların cinsel ilişkide bulunması haramdır, oruç tutması da caiz değildir.

*Fakihlerin çoğunluğuna göre, Müslümanın cenazesinin – şehit hükmüne tâbi olanlar hariç- yıkanması gerekir ve bu görev geride kalanlar için cenaze namazı gibi farz-ı kifâye cinsinden bir dini sorumluluktur. Bu yıkama bir yönüyle o Müslümanın cünüp olarak ölmesi ihtimaline karşı bir tedbir mahiyetinde ise de esasen İslam’ın insana verdiği değerin, Müslüman olarak yaşamış bir kimseye karşı gösterilen sevgi ve saygının ifadesidir.

*Yeni Müslüman olmuş bir kimsenin sırf bu sebeple gusletmesi Maliki ve Hanbeli fakihlerine göre vacip,  Hanefi ve Şafiiler’e göre ise mendup bir davranıştır. Cünüp ise gusletmesinin gerekliliğinde ittifak vardır. İslam dinine giren kimsenin, bu sebeple guslü,  geride kalan manevi kirlilikten ve günahlarından arınıp yeni bir hayata tertemiz başlangıç anlamı taşır.

GUSLÜN FARZLARI

Guslün farzları birer defa ağzı, burnu ve bütün vücudu yıkamak olmak üzere üç tanedir.

a) Ağız ve burnu yıkamak (mazmaza ve istinşak): Hanefî ve Hanbelîlere göre, ağız ve burun, gusülde vücudun dış kısmı gibidir. Yıkanması gerekir. Bu, ağız ve buruna çokça su alınarak, abdesttekinden daha dikkatli bir şekilde temizlenmesi sağlanır.

b) Bütün vücudun su ile yıkanması: Üzerinde mum, hamur, göz çapağı gibi altına suyun ulaşmasına mani bir şey bırakmamak üzere bir kere yıkanması, saçların ve tenin bütününe bir tek defa olsun, su-yun ulaşması gerekir.

* Vücuttan hiç bir noktanın kuru kalmaması için özellikle kulak, göbek çukuru, bıyık, kaş ve sakalın iç kısımları, baştaki saçlar, avret yerlerinin dış kısımları gibi bedenin sıkıntı çekilmek-sizin yıkanması mümkün olan diğer yerlerine de suyun ulaştırılması gereklidir.

* Kadınların aşağıya sarkmış örülü saçlarını çözmeleri ve yıkamaları gerekmez. Suyun saçların dip kısımlarına yani başın derisine ulaşması yeterlidir. Bu, uzun saçlı hanımlara gösterilen bir kolaylıktır.

*Diğer yandan kapanmış küpe deliklerine, tırnak aralarına, sünnet olmamış kimsenin sünnet yerindeki derinin altına, dişlerin arasında nohut büyüklüğünde bir yiyecek parçası kalmışsa bunun altına ve parmak aralarına dikkat edilerek suyun ulaşması sağlanmalıdır. Acele veya dikkatsizlik yüzünden bir yerin kuru kaldığı veya ağız ve burnun yıkanmadan unutulduğu sonradan anlaşılsa yeniden gusül gerekmez. Yalnız bu yerleri yıkamak yeterli olur. Ancak bu arada farz bir namaz kılmış ise,  onu iade etmek gerekir.

Hanefîler dışındaki çoğunluk fakihler guslün üç farzına “niyet”i ve Mâlikîler ayrıca “bedeni ovma” ile “azaları peşpeşe yıkama (muvâlât)”yı ilâve etmişlerdir.

GUSLÜN SÜNNETLERİ

a) Gusle besmele ve niyet ile başlamak.

b) Öncelikle elleri ve avret yerini yıkamak, bedenin herhangi bir yerinde pislik varsa onu te-mizlemek.

c) Daha sonra namaz abdesti gibi abdest almak. Bulunduğu yerde su toplanıyorsa, ayakların yıkanması sona bırakılır. Abdest alırken Hanefî ve Hanbelîlere göre, farz hükmünde olan mazmaza ve istinşak da gerçekleştirilir.

d) Abdestten sonra, önce üç defa başa, sonra üç defa sağ, üç defa sol omuza su dökerek, her defasında bedeni iyice ovuşturmak, daha önce ayaklar yıkanmamışsa, çıkarken önce sağ, son-ra sol ayağını yıkamak.

e) Guslederken çok fazla veya çok az su kullanmaktan kaçınmak.

f) Kimsenin göremeyeceği bir yerde yıkanmak. Ancak erkek, erkeklerin; kadın da kadınların bulunmadığı bir yer bulamazsa bir köşeye çekilerek, avret yerlerini bir peştamalla örtmek su-retiyle yıkanır. Kadın; yalnız erkeklerin veya erkek- kadın karışık bir topluluğun arasında yı-kanamadığı gibi, her iki cins, peştemal gibi şey bulamadığı takdirde kendi cinsleri arasında da yıkanamaz. Bu durumda su, hükmen bulunmamış sayılır ve teyemmüm yapılarak namazlar kılınır; gusül yapma imkânı bulununca da bu namazlar iade edilir.

g) Tenha bir yerde yıkanılsa bile, avret yerlerini açmamak. Eğer avret yeri açılırsa kıble tara-fına dönmemek.

h) Guslederken konuşmamak.

i) Gusl bitince bedeni bir havlu ile kurulamak.

j) Gusülden sonra çabucak giyinmek

k) Bir kimse, ağzına ve burnuna su almak suretiyle, deniz, göl, nehir veya havuza dalsa yahut yağmur altında durup bütün vücudu ıslansa gusül farizası yerine gelmiş olur. Bu durumda iken uzuvlarını hareket ettirse veya su içinde abdest ve gusle elverişli bir süre dursa, sünnete de uymuş olur.

*Abdestte mekruh olan şeyler gusülde de mekruhtur. Suyu israf etmek,  çok az su kullanmak,  suyu yüze çarpmak, gereksiz yere konuşmak, özürsüz olarak başkasından yardım istemek gibi. Ayrıca gusülde dua okumak da mekruhtur. Avret yerleri örtülü bulunmadıkça kıbleye doğru dönülmez.

GUSLÜN SÜNNET veya MÜSTEHAP OLDUGU HALLER

a) Cum’a veya iki bayram namazı için yıkanmak.

b) Hac veya umre için ihrama girmek, zevalden sonra Arefe’de vakfeye durmak için gusül sünnet, Mekke’ye girmek, Müzdelife’de gecelemek, ziyaret ve veda tavafında bulunmak mak-sadıyla gusletmek ise müstehaptır.

c) Güneş ve ay tutulması namazları ile yağmur duası namazı için gusletmek menduptur.

d) Akıl hastalığından veya baygınlıktan kurtulan, sarhoşluktan ayılan, cenaze yıkayan, berat veya kadir gecesine ulaşan ve kan aldıran kimsenin yıkanması menduptur.

e) Yolculuktan gelen veya yeni elbise giyen kimse için yıkanmak.

f) İnsanların toplanacakları yerde hazır bulunan kimsenin yıkanması.

g) Özür kanından (istihaza) kurtulan kadının yıkanması

h) Bir günahtan tevbe etmek için yıkanmak.

i) Her cinsî münasebetten sonra yıkanmak. Prensip olarak cünübün, eşiyle yıkanmadan önce yeniden cinsî temasta bulunması caizdir. Ancak arada yıkanması veya abdest alması mendup-tur.

j) Namaz vakti girmeden önce yıkanmak. Cünüp bir kimsenin, yıkanmayı namaz vaktine ka-dar geciktirmesi mümkün ve caiz ise de, daha önce yıkanması efdaldir

CÜNÜP ve CÜNÜP HÜKMÜNDE OLAN İÇİN HARAM OLAN ŞEYLER:

Cünüp, ay hali gören veya lohusa olan için namaz kılmak, tavaf yapmak, mushafa veya parçasına dokunmak, haram olduğu gibi Kur’an-ı Kerim okumak ve mescide girmek de caiz değildir.

a) Namaz kılmak. Cünüp, hayızlı ve lohusanın farz, vacip veya nafile namaz kılması, tilâvet secdesi yapması caiz değildir. Delil:

b) Kâ’be’nin çevresinde nâfile bile olsa tavaf yapmak.

c) Kur’an-ı Kerim’e dokunmak. Kur’an’a ancak, cünüplük ve benzeri şeylerden temizlenmiş olanlar el sürebilir. Fakat bitişik olmayan bir kılıf, bir çanta, torba veya sandık içinde bulunan bir mushaf-ı şerifi tutmak ise caizdir.

Bu üç husus abdestsiz kimse için de haramdır. Buna ilâve olarak cünüp, hayızlı veya lohusaya aşağıdaki hususlar da caiz değildir:

d) Kur’an-ı Kerim’den bir parça da olsa okumak. Ancak dua niyetiyle okumak caizdir. Fâtiha Sûresini duâ niyetiyle okumak gibi.

e) Bir zaruret olmadıkça bir mescit içine girmek veya içinden geçmek.

Mescit içinde yatan kimse ihtilam olsa dışarı çıkmak için teyemmüm eder, dışarı çıkmaktan korkarsa, teyemmüm ile oturur, fakat bununla ne okuyabilir ve ne de namaz kılabilir.

*Cünübün; dini kitaplardan, herhangi birini elle tutması ve okuması; elini ağzını yıkamadan yiyip içmesi ve eliyle tutmadığı bir kâğıda Kur’an âyetlerini yazması mekruhtur

*Gusletmeleri farz olanların, gusülsüz olarak yapmaları caiz olan hususlar da şunlardır:

Zikretmek, tesbih etmek, salât ve selâm getirmek; Kur’an âyetlerini kelime kelime öğretmek; dua maksadıyla Kur’an’dan âyetler okumak; Kelime-i şehadet getirmek; Kur’an’a bakmak, bir kılıf içindeki Kur’an’a el sürmek, uyumak. Ancak cünübün abdest aldıktan sonra uyuması daha iyidir. Cünüp iken yemek yeneceği veya içileceği zaman elleri yıkamak ve ağzı çalkalamak gerekir. Diğer yandan, Ramazanda cünüp olarak sabaha ulaşan veya gündüz uyuyarak boşalan kimsenin orucu bozulmaz.

Beyhan Büşra Özkul
KAYNAKLAR
* Feyzül Furkan Kur’an-ı Kerim Meali
* Hamdi DÖNDÜREN/İslam İlmihali/Erkam Yayınevi
* Ömer Nasuhi BİLMEN/Büyük İslam İlmihali/Bilmen Yayınevi
* İlmihal/1 Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları
* Mehmed ZİHNİ(Hacı Zihni Efendi)/Ni’meti İslam-Büyük İslam İlmihali/Huzur Yayınevi