Tefsir Usûlü-9
Mekkî Ve Medenî Sureler*

  1. Sınıflandırma ile ilgili görüşler:

Kur’an-ı Kerim’deki sureler Mekkî ve Medenî olmak üzere iki kısma ayrılır. Bu taksimatın neye göre yapılacağına dair üç görüş vardır.

  • Vahyin indirildiği mekân dikkate alınır. Buna göre Mekke ve civarında bulunan Mina, Arafat, Hudeybiye gibi yerlerde nâzil olan sureler el-Mekkî; Medine ve civarında bulunan Bedir, Uhud gibi yerlerde nâzil olan sureler de el-Medenî kabul edilir. Mekân esas alındığında, bu bölgeler haricinde ve çeşitli seferlerde nâzil olan ayetler için de es-Seferî diye ayrı bir başlık açmak gerekir.
  • Vahyin indirildiği zaman dikkate alınır. Bu görüşe göre, hicretten önce nâzil olan ayet ve sureler el-Mekkî; hicretten sonra nâzil olanlar ise el-Medenî olarak sınıflandırılır. Genel olarak kabul gören görüş budur. Günümüzdeki meallerde gördüğümüz sınıflandırma da bu görüşe göredir.
  • Vahyin, hitap ettiği muhatabı esas alarak sınıflandırma yapan üçüncü görüşe göre ise Mekkelilere hitap eden ayetler, Mekkî; Medinelilere hitap eden ayetler, Medenîdir. Bu taksimata göre de üçüncü bir sınıfa ihtiyaç duyulmaktadır.

 

  1. Mekkî ve Medenîyi bilmenin faydaları:

Müfessirler neden bu sınıflandırmayı bu kadar önemsemişlerdir? Çünkü surenin muhtevasını anlamak, ayetlerden hüküm çıkartmak gibi oldukça önemli konularda bu sınıflandırma önemini hissettirir. Aşağıda bu önemi ortaya koyan birkaç örnek verilmiştir.

  • Genel olarak, ayetin geldiği tarih bilinmiş olur ve koyduğu hükmün hikmeti daha iyi anlaşılır.
  • Kur’an-ı Kerim, 23 yılda örnek bir toplum inşa ettiği için, bazı ayetler arasında tedrîcî olmak bakımından ilişki vardır. Mekkî ve Medenî olduğu bilindiği takdirde, bu derece derece tekâmül ediş daha rahat görülür.
  • İleride anlatılacak olan nâsih-mensûh konusunda da ayetin Mekkî ya da Medenî olması, doğru anlamayı sağlar.

 

  1. Mekkî ve Medenî Sureler arasındaki farklar:

Kur’an ilimleri ile uğraşan âlimler Mekkî ve Medenî Sureler arasındaki farkları genel olarak şu şekilde ortaya koymuşlardır. Bu kurallar genel kurallar olmakla birlikte istisnalar da vardır.

  • Mekkî Sureler kısa ve vecizdir. Çünkü muhatapları Arap dilinde fasih ve belagatlı konuşma-yazma hususunda oldukça iyi bir durumdaydı.
  • Medenî Sureler daha uzun ve hüküm içeriklidir.
  • “Kellâ” lafzının geçtiği sureler Mekkî Surelerdir. Bu ifade 15 surede 33 defa geçer ve bunlar da Kur’an’ın son yarısında bulunur.
  • İçinde secde ayeti bulunan sureler Mekkîdir. Şirk kültürünün alışkanlıklarını tamamen ortadan kaldırmak için, yalnızca bir olan Allah’a secde etmek emredilir ve uygulama ortaya konur.
  • Huruf-u mukatta ile başlayan sureler (Bakara ve Âl-i İmran Sureleri hariç) Mekkî Surelerdir. Huruf-u Mukatta, Kur’an’ın muhatabını şaşkınlığa ve acziyete düşüren bir özelliğidir. Mekke müşrikleri Kur’an’ı hafife alırken, aynı zamanda iç dünyalarında bu acziyetle başa çıkmaya çalışıyorlardı.
  • Peygamber ve geçmiş milletlerin kıssalarını içeren sureler (Bakara Suresi hariç) Mekkîdir. Bu durum birçok hikmete dayanmakla birlikte, çocukluğundan beri yanlarında olan Hz. Muhammed sas’in bu bilgilere ulaşmasının sadece vahiyle olabileceğini bilen müşrikler için, Kur’an’a inanmaktan başka çare bırakmıyordu. Ayrıca müşrikler, kendileri gibi inkâr eden kavimlerin hikâyelerini öğrenerek de kendileri ile yüzleşme imkânı buluyorlardı.
  • Âdem ve İblis kıssasını ihtiva eden sureler (Bakara Suresi hariç) Mekkîdir.
  • İçerisinde “ya eyyühe’n-nas” (=ey insanlar) ifadesi geçen ve “ya eyyühe’llezine âmenû” (=ey iman edenler) ifadesi bulunmayan sureler Mekkîdir.
  • Ceza (had) ve miras (feraiz) hukuku içeren sureler Medenîdir. İman ile ilgili problem ortadan kalktıktan, İslam toplumu inşa edildikten sonra, toplumu sağlıklı bir şekilde devam ettirecek kurallar konulmuştur.
  • Cihad ile ilgili hükümler içeren sureler Medenîdir.
  • Münafıklarla ilgili ayetler içeren sureler Medenîdir. (Ankebut Suresi hariçtir. Bu sure genel olarak Mekkîdir. Ancak münafıklardan bahsedilen 11. ayeti Medine’de nazil olmuştur)

Genel itibariyle Mekkî Surelerde, ferdin ve toplumun ıslahı için geçmiş ümmetlerden örnekler verildiğini; şirk geleneğine karşı açık deliller ileri sürülerek, körü körüne eskiye bağlılığın yerildiğini; tevhid, peygamber inancı, yeniden dirilme ve hesap günü gibi inanç esaslarını yerleştirmek için deliller ortaya koyulduğunu görüyoruz. Çünkü Mekke devrinde, amaç yeni bir toplum inşa etmek; eski bozuk inancı ortadan kaldırmak; bunun için de sağlam ve şahsiyet sahibi bireyi yetiştirmektir.

Medenî Surelerde, uygulama ile ilgili ayetleri görürüz. Kanun koyucu olan, dinin sahibi olan Allah, göndermiş olduğu İslam dinini yaşamak için ihtiyaç duyulan kuralları, şeriatini vaz’ı etmekte, ortaya koymaktadır. Medenî Surelerde ehl-i kitabın sapkın anlayış ve davranışları ile ilgili ayetleri de görürüz. Yani aile, toplum ile ilgili kurallar konulurken, başka toplumlarla ilişkinin nasıl olacağı da belirtilmiştir. Bunu İslam’ın sosyal ve siyasi yönünün açıklanması olarak anlayabiliriz.

  1. Mekkî ve Medenî Sureleri dört kısma ayırabiliriz:
  • Tamamı Mekkî olan sureler
  • Tamamı Medenî olan sureler
  • İçinde Medenî ayetlerin bulunduğu Mekkî Sureler
  • İçinde Mekkî ayetlerin bulunduğu Medenî Sureler

Sure ve ayetlerin terkib ve tertibi (sıralama ve düzeni), tevkifidir (ilahi olarak düzenlenmiştir). Kur’an Surelerinin yukarıda sınıflandırıldığı gibi tertip edilmesinin de birçok hikmeti olduğu muhakkaktır.

Elimizde bulunan Mushaflarda, sure başlarında, surenin Mekkî ve Medenî olması ile ilgili bilgiler mevcuttur.

*Yazının hazırlanmasında Prof. Dr. İsmail Cerrahoğlu’nun Tefsir Usûlü kitabından yararlanılmıştır.