Tefsir Usûlü-11
Kur’an-ı Kerim’in Harekelenmesi Ve Noktalanması

Vahyin indirildiği dönemde, Arap yazısında, günümüzde olduğu gibi hareke ve noktalar yoktu. Bunun aksini iddia edenler olsa da genel görüş, hareke ve noktaların sonraki dönemlerde kullanılmaya başlandığını kabul eder. Bu durum, dönemin muhataplarının bu yazıya aşina olması ve Kur’an’ı işiterek öğrenmeleri sebebiyle herhangi bir sıkıntı meydana getirmemişti. Ancak ilerleyen dönemlerle, İslam Dini yayılmaya başlayıp, Arap olmayan milletlere de ulaşınca, genelde dil, özelde ise Kur’an’ın muhafazası ile ilgili endişe duyulmaya ve dilde ıslah çalışmalarına başlandı.

Kur’an-ı Kerim’in ilk harekelenmesine dair haber şöyledir: Basra’da vali olan Ziyad b. Sümeyye (ö.53/673) Ebu’l-Esved’den[1] dilin ıslahı için bir usûl ortaya koymasını ister. Ebu’l-Esved önce bu teklifi kabul etmez. Fakat zamanla Arap dilinin bozulduğunu gören ve dolayısıyla Kur’an’ın da bu bozulmadan zarar görebileceği endişesini duyan vali Ziyad, Ebu’l-Esved’i ikna etmek için, bir adamı onun yolunun üzerine oturtur ve Kur’an’dan bir ayeti yanlış i’rab (hareke) ile okumasını tembih eder. Adam, Ebu’l-Esved’in duyacağı şekilde, Tevbe Suresi’nin 3. ayetini, sonu ötreli biten “rasûluh” kelimesinin i’rabını “rasûlih” diye esre ile değiştirerek okur. Bunu duyan Ebu’l-Esved, insanların durumunun böyle olacağını tahmin etmezdim diyerek, valinin yanına gider, teklifini kabul ettiğini beyan eder ve kâtip talebinde bulunur. Kendisine 30 kadar kâtip gönderilir. O içlerinden birini seçer; ona, bir eline mushaf diğer eline farklı renkte bir boya almasını söyler ve şu talimatı verir: Ağzımı bir harfin telaffuzunda, fetha (üstün) okuduğumu görünce, harfin tam üstüne bir nokta koy; kesra (esre) okuduğumda altına bir nokta koy; damme (ötre) okuduğumda da harfin önüne bir nokta koy; eğer şu harekelerde gunne yaparsam iki nokta koy. Ebu’l-Esved, Kur’an’ı ağır ağır okur, kâtip de noktaları koyar. Her sayfa bitiminde, Ebu’l-Esved kontrol eder ve böylece devam ederek mushafın tamamı harekelenmiş olur.

Bu haberden anlaşıldığı gibi, ilk harekeler günümüzde kullandığımızdan farklı olarak, nokta şeklindeydi. İlerleyen dönemlerde harflerin de ayrıştırılması için nokta konulmaya başlanınca, karışıklık olmaması için hareke görevi gören noktalar renkli olarak yazılmıştır, sonrasında ise günümüzde kullandığımız şekiller icat edilmiştir. Bazı kaynaklarda, harekeleri icat edenin, el-Halil b. Ahmed[2] olduğu söylenir.

Tabiin döneminin çoğunluğunu Arap olmayanlar oluşturmaktadır. Bu durum Kur’an’ın doğru okunması ile ilgili zorlukları meydana getirmiş ve hicri ilk asrın ikinci yarısında yazımda benzeşen harflerin ayrıştırılması ile ilgili bir ihtiyaç doğmuştur. Bu konu ile ilgili ilk Emevi Dönemi Irak valisi Haccac’ın Nasr b. Asım’a (ö.h.89/m.708) görev verdiği ve Kur’an’ın uzun süre Nasr’ın koyduğu noktalarla okunduğu rivayet edilir. Başka bir rivayete göre ise mushafa harflerle ilgili ilk nokta koyanın, Yahya b. Ya’mer (ö.h.129/m.746) olduğu söylenir. Her ikisi de Ebu’l-Esed’in öğrencisidir. Allah Kur’an’a hizmet edenlerden razı olsun.

[1] Ebu’l-Esved ed-Düeli, (ö.h.69/m.688) Hz. Ali ra’dan nahiv ilmini öğrenmiş ve Arap Dili sahasında tanınmış birisi olmuştur. Kendisi de öğrenciler yetiştirmiştir. Yahya b. Ya’mer, Nasr b. Asım Kur’an kıraati ile meşgul olan öğrencilerindendir.
[2] el-Halil b. Ahmed, (ö.h.175/m.791), en-Nukâtu ve’ş-Şekl isimli eseri konumuz ile ilgilidir.