Tefsir Usülü 3 – Vahyin Başlangıcı

Hz. Muhammed Sav’e Nazil Olan Vahiy (1)

1-Vahyin Başlangıcı:

Vahyin başlangıcını en güzel biçimde anlatan, Buhari’de geçen Hz. Aişe ra rivayetidir. “Allah’ın elçisine ilk gelen vahiy, uykuda sadık rüya ile başlamıştır. O’nun her gördüğü rüya, sabahın aydınlığı gibi ortaya çıkardı. Sonra kendisine yalnızlık sevdirildi. Artık Hira mağarasında ibadet ediyor, azık almak için eve geliyor ve tekrar aynı mağaraya dönüyordu. Nihayet Allah’ın elçisi, Hira mağarasında bulunduğu bir sırada vahiy geldi. Şöyle ki; melek O’na gelip “Oku!” dedi. O da, “Ben okuma bilmem” cevabını verdi. Rasulullah sav buyurdu ki: “O zaman melek beni alıp, takatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra bıraktı ve ‘Oku!’ dedi. Ben de yine ‘Ben okuma bilmem’ dedim. O, beni yine takatim kesilinceye kadar sıktı ve sonra yine ‘oku’ dedi. Ben de yine ‘Ben okuma bilmem’ dedim ve beni tekrar alıp üçüncü defa sıktı. Beni bıraktıktan sonra ‘Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alaktan (rahim duvarına asılmış, aşılanmış yumurta) yarattı. Oku, insana bilmediğini öğreten, kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin en büyük kerem sahibidir’ (1) dedi.” Bu ayetleri alan Allah’ın elçisi, yüreği titreyerek, eşi Hatice (ra)’nin yanına geldi ve ‘Beni örtünüz’ dedi. Korkusu geçinceye kadar O’nu örttüler. Sonra başına gelen olayı eşine anlatarak, ‘Kendimden korkuyorum’ dedi. Bunun üzerine eşi, ‘Allah’a yemin ederim ki Rabbin seni hiçbir zaman utandırmaz; çünkü sen akrabanı gözetirsin, aciz olanların yükünü taşırsın, fakire verir, misafiri ağırlar, hak yolunda halka yardım edersin’ diyerek O’nu teselli etti. Bundan sonra Hz. Hatice ra, Rasulullah’ı alıp amcaoğlu Varaka b. Nevfel’e götürdü. Bu zat cahiliye döneminde Hristiyan olmuş, İbranice’yi bilir ve İncil’den Allah’ın O’na nasip ettiği kadar bir şeyler yazardı. O günlerde gözleri kördü. Hz. Hatice ra, Varaka’ya ‘Amcam oğlu dinle bak, kardeşinin oğlu ne söylüyor?’ dedi. Varaka ‘Kardeşimin oğlu, ne var?’ deyince, Rasulullah sav başından geçenleri anlattı. Bunun üzerine Varaka, ‘Gördüğün, Allah’ın Musa’ya indirdiği Namus-u Ekber’dir. Keşke senin davet günlerinde genç olsaydım da, kavminin seni çıkaracakları zamanı görseydim’ dedi. Allah’ın elçisi de ‘Onlar beni çıkaracaklar mı’ diye sordu. O da ‘Evet, senin gibi bir şey getirmiş, yani vahiy tebliğ etmiş hiçbir kimse yoktur ki, düşmanlığa uğramasın; şayet senin davet günlerine erişirsem, sana yardım ederim’ diye cevap verdi. Çok geçmeden Varaka vefat etti. O sırada bir müddet için vahiy kesilmişti.” (2)

Sahih kaynaklara göre, bu olay yaşandığında yani ilk vahiy geldiğinde Efendimiz as 40 yaşındaydı. (M.610) Vahyin kesildiği dönem hakkında ise farklı rivayetler olmakla birlikte, tercih edilen görüş, altı aylık bir dönem(3) olduğudur.

Fetret döneminin sona ermesini de Cabir b. Abdullah ra rivayetinden öğreniyoruz. Rasulullah sav şöyle buyurmuştur: “Ben bir gün yürürken birdenbire gökyüzü tarafından bir ses işittim. Başımı kaldırıp baktığımda Hira mağarasında bana gelen meleğin (Cebrail as) gök ile yer arasında bir kürsü üzerinde oturmuş olduğunu gördüm. Oldukça korktum. Evime dönüp ‘Beni örtün, beni örtün’ dedim. Bunun üzerine Allahu Teâlâ Hazretleri ‘Ey (örtüsüne) bürünen (Rasul)! Kalk (insanları) uyar. Rabbini tekbir et (büyükle). Elbiseni (kendini, kişiliğini ve seni çevreleyeni her türlü kirden) arındır’ (4) ayet-i kerimelerini indirdi. Artık vahiy sıklaştı ve ardı arkası kesilmedi.” (5)

Kur’an-ı Kerim’in Ramazan ayında, Kadir gecesinde indirildiğini, bizzat kendisinden okuyoruz. (6) Bu konuda hiçbir ihtilaf olmamakla birlikte, ilim adamlarımızın farklı yorumladığı bir konu vardır. Duhan Suresi 3. ayet-i kerimede geçen “mübarek gece” ifadesi, çoğunluğun görüşüne göre Kadir gecesini işaret eder. Bu durumda Kur’an’ın indirilme zamanı ile ilgili yukarıdaki görüş aynen geçerlidir. Ancak bazı âlimlerimiz, bu surede geçen gecenin Berat gecesi olabileceğini de ifade etmiştir. Bu durumda ise Kur’an-ı Kerim’in iki kez nazil olması/olmaya başlaması durumu ortaya çıkıyor. Bu da şöyle izah edilir: Birincisi, Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına (Beytu’l-İzzet); ikincisi de oradan Cebrail as vasıtasıyla Rasulullah sav’in kalbine indirilmesidir. Birinciye inzal, ikinciye tenzil denilmektedir. Yani Kur’an-ı Kerim, dünya semasına toptan inzal olundu. Sonra da oradan, 23 senelik bir süreçte, parça parça, ihtiyaçlarla örtüşen bir usul ile Efendimiz as’a tenzil oldu. Aslında bu görüş farklılığı, detay bir konudur.

Vahyin başlangıcını Efendimiz as’ın kendi ifadeleri ve yakınlarının anlattıklarından, doğru ve ayrıntılı olarak öğreniyoruz. Yukarıda geçen ilk hadis-i şerif, çok iyi okunmalı ve idrak edilmeye çalışılmalıdır. İslam dininin inanç sistemi ve ibadi uygulamaları, bu temel üzerine kurulmuştur. Bu temel, Rasulullah as’ın getirdiği gaybi haberlerin ve şer’i emirlerin ilahi bir kaynağı olduğuna inanmanın başlangıç noktasıdır.

 

(1) Alak S. 1-5
(2) el-Buhari, el-Camiu’s-Sahih, 1/3-4
(3) Beyhaki, Fethu’l Bari, 1/21
(4) Müddessir Suresi, 1-5
(5) el-Buhari, age
(6) Bkn. Bakara Suresi, 185; Kadr Suresi, 1