Tefsir Sohbeti-2

Besmelenin Nazil Oluşu*

Fakat bu olaylar birkaç defa tekerrür etmiş olmalı. Bir rivayette de Peygamber Efendimiz, Hira mağarasında başına gelenleri Varaka’ya anlattıktan sonra:

–“Yalnız, halvette kaldığım zaman, tek başıma kaldığım zaman, arkamdan ‘Yâ Muhammed! Yâ Muhammed!’ diye ses işitiyorum, kaçıyorum.” filân diye söylemiş.

Varaka bu sözü duyunca:

“–Kaçma, öyle yapma. Sana geldiği zaman, ne söyleyeceğini dinle, bekle, sebat et. Sonra gel bana, ne olduğunu haber ver.” diye nasihat etmişti.

Demek ki ilk karşılaştığı olayı Varaka’ya anlatınca, o da böyle bir tavsiyede bulundu. Sonra Peygamber Efendimiz yine oraya gidince:

(Yâ Muhammed, kul: Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. El-hamdu lillahi Rabbi’i-âlemin) diyerek (ve lâ’d-dâllîn)’e kadar bu sesleri duydu. (ve kul Lâ ilâhe illallah) “Lâ ilâhe illallah da de.” denildi.

Peygamber Efendimiz Varaka’ya bunları nakletti. Varaka yine:

“–Şehadet ederim ki, sen Meryem’in oğlu İsâ as’ın müjdelediği ahir zaman peygamberisin!” dedi. (Zaten biliyorsunuz, İncil söz olarak müjde manasına geliyor. Hz. İsâ as’ın da konuşmalarının ana konusu, âhir zaman peygamberi gelecek, müjdeler olsun, tarzında Peygamber Efendimiz’i müjdelemesiydi.) “Musa as’a gelen melek gibi bir melektir bu. Sen Allah’ın tayin ettiği bir peygambersin. Sen cihadla mükellef olacaksın.” demişti.

Şimdi buradan anlaşılıyor ki, Varaka’nın yanına iki defa gidilmiş. İlkinde o bazı nasihatlarda bulunmuş; ikincide (Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Elhamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn…) diye Fâtiha Sûresi gelmiş.

Demek ki, “Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm” ilk inen Fâtiha Sûresi’nin başında bulunan bir ibâre. Buradan, bu rivayetten onu anlıyoruz. Ama ilk karşılaştığı vahiy, (İkra’ bismi rabbikellezhi halak) Demek ki Cenâb-ı Hak ilk önce, Peygamber sav’i hazırlamış oluyor. “Rabbinin adıyla oku. O insana bilmediğini öğretmiştir, kalemi öğretmiştir.” diyerek, o hususlarda bir hazırlama oluyor. Ondan sonra, O’na bir kitap ihsan olunacağını imâ ettikten, hatırlattıktan, alıştırdıktan sonra; kitap okumaya, kalemle yazmağa teşvik ettikten sonra; (Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Elhamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn…) diye Fâtiha Sûresi’ni indirmiş oluyor. Demek ki Fâtiha Sûresi, Kur’an-ı Kerim’in (İkra’) ayetlerinden sonra inen, ama sûre olarak ilk inen sûresidir.

Allah’ın ismiyle başlamak meselesi, Alak Sûresi’nin ilk ayetlerinde emredilmişti. Burada da fiilen o, (Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm) diyerek gösterilmiş ve öyle okuması, öyle söylemesi ifade edilmiş oluyor. Bu bakımdan (Bismillâhi’r-Rahmâni’-Rahîm) Kur’an-ı Kerim’dendir, kesin.  Nitekim daha önceki peygamberlere de o tarzda, Allah’ın adını anarak bazı işlere başlaması veya bütün işlere öyle başlaması emredilmiş olmalı. Çünkü Sûre-i Neml’de anlatıldığına göre, Sebâ Melikesi Belkıs, Hazret-i Süleyman as zamanında yaşamış. Süleyman as ona bir mektup göndermişti; “Putperestliği bırak, aya, güneşe, yanlış şeylere tapmayı bırak, imana gel.” diye. O mektup kendisine ulaşınca, o da hükümetini, vezirlerini toplamış, olayı onlara haber vermişti:

(İnnî ülkıye ileyye kitâbin kerîm.) “Bana soylu, güzel, değerli bir yazı gönderildi.” (İnnehû min süleymâne ve innehû bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.) “Bu gelen yazı Süleyman’dandır”; yani Yemen’in kuzeyinde olan, şimdiki Filistin’de olan o büyük devletin başındaki Süleyman as’dandır ve “Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm diyerek başlıyor.” diye bildiriyor. (Bkn. Neml Suresi, 29-30-31)

Demek ki Süleyman as’ın da bildiği, daha önceki peygamberlerin de bildiği bir ibare, Peygamber Efendimiz’e de Fâtiha Sûresi’nin başında böylece bildirilmiş oluyor.

Aziz ve muhterem kardeşlerim! Tabii, Fâtiha Kur’an-ı Kerim’dendir ve her sûrenin başında da ayrıca “Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm” diye var; sadece Tevbe Sûresi’nin başında yok. 114 sûre olduğuna göre, 113 sûrenin başında Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm var.

Sözleri itibariyle ilâhî olan, Kur’an’dan olan bu Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm, her sûrenin başına, Allah öyle emrettiği için mi yazılmıştır, yoksa o sûrelerin birinci ayeti midir? Yani sûreleri birbirlerinden ayırmak için başlığın altında mı yazılmıştır, sûreden değildir, sûrenin birinci ayeti değildir ama o da ilâhî menşe’lidir, onun için sûreyi bununla başlatalım diye, başına ondan mı konulmuştur? Yoksa birinci ayet “Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm”dir de, ondan sonra mı öteki ikinci, üçüncü ayetler gelmektedir?

Bu hususta iki rivayet var, onları size biraz açıklamak istiyorum:

Rivayetlerin bir tanesi: Sûrelerin başındaki bu besmeleler, sûrelerin birinci ayetidir. O halde Fâtiha’nın başındaki “Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm” de Fâtiha’nın, 7 ayetlik sebu’l-mesani olan Fâtiha Sûresi’nin birinci ayetidir. Bu kanaatte olanlar diyorlar ki, Peygamber Efendimiz’in ashabı, o mübarek âlimler, Peygamber Efendimiz de öyle tavsiye ettiği için, Kur’an-ı Kerim’in yanına, içine, kenarına bir şey yazmazlardı, Kur’an-ı Kerim’le karışmasın diye. Madem yazmışlar, madem iki sûrenin arasında, yeni başlayan sûrenin başında var; demek ki Kur’an’dandır ki ondan yazmışlar. Yazdıklarına göre birinci ayettir, yoksa yazmazlardı, diyorlar.

Bu hususta İbn-i Abbas ra’dan rivayet var: “Besmeleyi terk eden, 113 ayeti terk etmiş olur.” buyurmuş. Ebû Hüreyre ra da, “Peygamber Efendimiz, ‘Fâtihatü’l-kitâb yedi ayettir. Bunların evveli ‘Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm’dir.’ buyurdu.” demiştir. Ümmü Seleme ra da, “Peygamber Efendimiz Fâtiha’yı okurdu, ‘Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm, el-hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn’i bir ayet sayardı.” demiş. O halde bu son rivayete göre, birinci ayetin bir bölümü olmuş oluyor.

İşte bunlardan dolayı, o da sûreden olduğundan, imam namazı yüksek sesle kıraat ederek kıldırdığı zaman, bunu da yüksek sesle okuyup Fâtiha’ya öyle başlamalıdır demişler. Şimdi bu İmam Şâfiî Hazretleri’nin görüşü.

Ahmed ibn-i Hanbel Hazretleri bu iki hususta tereddüt etmiş.

Mâlikî mezhebinin imamı olan, aynı zamanda hadis âlimi olan, Muvatta’ isimli kitabı yazmış olan İmam Mâlik ibn-i Enes (rh.a) Hazretleri de, Kur’an’ın içine başka şey yazılmadığını düşünerek, “Medine ahalisi, ehl-i Medine, Peygamber Efendimiz’den sonra Medine’de yaşayan ahalinin teâmülünde “Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm” yüksek sesle okunmuyordu. Binâenaleyh bu besmeleler ne Fâtiha’da, ne de öteki sûrelerde, sûrenin birinci ayeti değildir; sûreleri birbirlerinden ayırmak için ve teberrüken, Allah’ın adıyla başlasın denildiği için, emredildiği için yazılmıştır. Onun için ne âşikâre, ne gizli bu besmeleleri okumak doğru değildir, muvâfık olmaz.” demiştir.

Demek ki İmam Şâfiî, okunması lâzım, diyor. İmam Mâlik de, Medine ahalisi, Peygamber Efendimiz’in tatbikatını bilen insanlar besmeleleri okumuyorlardı; binâenaleyh okunmaması lâzım; Fâtiha’nın birinci ayeti, o değildir, demiş.

Biz Hanefîyiz, İmâm-ı Azam Ebû Hanife Hazretleri’nin mezhebine bağlıyız çoğunlukla. Bizim Türkiyemizde, tatbikatımızda “Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm” okunmuyor. Bizim mezhebimize göre bu besmele, ilâhi, Kur’an’dan bir cümledir ama sûrelerin başında onun birinci ayeti değildir. Onların aralarını ayırmak için konulmuştur. Madem ki Kur’an-ı Kerim’in içine başka bir şey yazılmıyordu, o halde besmeleler de Kur’an’dandır. İmâm-ı Şâfiî Hazretleri bir bakıma haklıdır ama bunların sûrelerin bir parçası olduğuna delalet eden mütevâtir bir rivayet yoktur. O halde sûrenin kendisinden değildir. İmâm-ı Mâlik de bu bakımdan haklıdır.

Onun için bizim yapmamız gereken, bunu Fâtiha’da namazın içinde okumak vacib değildir. Ama gerek namazda ve gerek namazın dışında her işin başında okunması sünnettir. Bunun için namazın her rekâtında, kıraatin evvelinde sessizce besmele okuruz, ortasında okumayız. Yani o sûrenin bir parçası anlaşılmasın diye… Cehrî namazlarda da içimizden okuruz. Herhalde en isabetli olan bu olmuş oluyor ve ecdâdımız da böyle yapagelmişlerdir. Böylece içimizden okuyarak, ayettir ama Fâtiha’nın ayeti değildir, diye bu tarzda meseleyi toparlamış oluyoruz.

**Prof. Dr. Mahmud Es’ad Coşan, AKRA FM, Tefsir Sobeti’nden alıntıdır. 13 Ekim 1998
**Sohbetin ilk bölümü bir önceki (Cemaziyelahir 1438) bültendedir. Sohbetin devamı sonraki bültenlerde yayınlanacaktır.