Tatilde Rûhen ve Bedenen Sağlıklı Yaşam

İlk ve orta dereceli okullar kapandı, Haziranla yaz tatiline girdik, çocuklar rahat ve serbest. Fakülteler imtihanda, onların da tatili yakın. Anne ve babalar zaten, iş durumları elveriyorsa, yıllık izin ve dinlenmelerini, çocuklarının tahsil ve tatil durumlarına ayarlayıp, uyarlıyorlar. Demek ki yazın beraberce geziye, yazlığa, kampa, otele, köye, yaylaya, taşraya gidilecek; alışılan çalışma ve yaşam düzeni değişecek; beslenme şekil ve gıda cinsleri değişecek; muhit, çevre, hava ve iklim değişecek; komşular, ahbap ve arkadaşlar değişecek…
Bu değişmelerin hepsi çok mühim; çünkü insanın ruh, ahlâk, beden ve zihin sağlığına tesir edecek; bu tesirler müspet ve faydalı da olabilir; menfî, tehlikeli ve zararlı da… Hatta insan, eve, tatile, çıktığına bin pişman olarak dönebilir. O halde çok dikkatli, planlı, uyanık ve titiz olmak lazım!

Türkiye’nin iç ve dış çevresi, etrafımızda cereyan eden ciddi ve tehlikeli olaylar, zor ekonomik ve siyasî şartlar sebebiyle kendimizi kenara çekip, bencil ve gamsız, keyif ve zevk içinde zaman israf etmemiz günah ve vebal olur. Onun için tatilde bile sorumluluklarımızı asla unutmamalı, nereye gidersek gidelim, orada mutlaka ve muhakkak İslâm ve müslümanlar için olumlu, faydalı, verimli bir şeyler yapmaya çalışmalıyız: Tebliğ, talim, telkin, terbiye, nasihat, tavsiye, vaaz, konferans, sohbet, kurs, reklam, propaganda vs. gibi.
Gittiğimiz yerde sosyal ve kültürel yapılanma tam teşekkül etmemişse, önayak olmalı; vakıf şubesi veya dernek gibi kalıcı bir teşkilat kurmalıyız.

Günlük zamanımıza şahsen ve ailece dinî bilgilerimizi arttıracak okuma ve öğrenme saati ayırmalı, planımızın içine yerleştirmeliyiz:
Mutlaka bir miktar Kur’ân-ı Kerîm okuma, ezberleme, tecvit, tefsir; bir miktar ilmihal veya daha ileri derecede fıkıh bilgisi; bir miktar İslâm tarihi, siyer-i Nebî, menâkıb-ı sahâbe ve evliyâ; bir miktar hadîs-i şerîf ezberleme, açıklamalarını öğrenme gibi.

İbadetleri ihmal etmeden, işrak vaktine kadarki zamanı değerlendirerek, namazları çoluk çocukla birlikte camide kılarak, teheccüde gayret göstererek, nafile oruçları tutarak, ferdî ve toplu zikirler, hatm-i hâceler yaparak iş, güç, mesai, ders, imtihan telaşından azâde, sakin ve rahat tadını çıkara çıkara îfâ etmeye çalışmalıyız.
Tatil asla tembellik demek olmadığına göre, aile reisleri hem kendisini, hem de aile fertlerini ustalıkla, tatlı ve zevkli, ama olumlu ve faydalı birtakım beceri ve tecrübeleri öğrenmek için çalışmaya yönlendirmelidir. Mesela, oturulan evin bahçesini tanzim etmek, duvar veya çitlerini yapmak, camiyi badana etmek, köy, ev, çiftlik işlerini veya bazı el sanatlarını yapmak gibi.

Tatilde, dinen bozuk muhitlere, âdab ve ahlâkı zayıf topluluklar arasına gitmemek; dans, flört, içki, kumar, zina, kötü oyun ve alışkanlıklara müptela olmamak için şarttır. Aksi takdirde ev halkının, çocukların, hele büluğ ve gelişme çağındaki gençlerin harama, fikrî dejenerasyona, dik başlılığa, tembelliğe, isyana, günaha, ahlâk bozulmasına uğraması kaçınılmaz olur; evlatlar elden gider, kafalar bozulur, kalpler kararır.
Diğer tedbir ve tavsiyelere gelince; tatile gider gelirken trafik kazalarına karşı ihtiyatlı, dikkatli olmayı;
Aşırı güneşte kalıp yanmamayı;
Temiz ve taze salata, meyve ve gıdalar yemeyi; bayat et, süt ve nasıl yapıldığı bilinmeyen yemeklerden kaçınmayı, yemekleri az az yapıp, taze taze bitirmeyi, aşırı soğuk meşrubatlardan içmemeyi, dondurma ve buzdolabından çıkmış soğuk karpuz, kavun gibi meyvelerden, yemeyi terli terli rüzgârda cereyanda durmaktan, kaçınmayı;
Her görülen çeşmeden veya kaptan su içmemeyi, mikroplu olup olmadığını dikkatli araştırmayı, tehlike ihtimali varsa, kaynatılmış su, çay, ıhlamur, adaçayı vs. içmeyi ve;
Bulaşıcı hastalıklardan korunup sakınmayı da hatırlatalım.
Bu gibi maddî ve mânevî önemi büyük hususlara riayet edebilirsek inşaallah tatilimiz, dînen sevaplı, rûhen dinlendirici, bedenen sağlıklı, ahlâken olumlu değerlenmiş olur.
Allahu Teâlâ’nın selamı, rahmeti, rızası, ihsanı, ikramı, yardımı, lütfu daima üzerinize olsun, aziz ve sevgili okuyucular!

Panzehir dergisi s.30 1995
PROF. DR.MAHMUD ESAD COŞAN (Rh.a)