Tatil: Tefekkür Vakti

Geçmişte sergilenen olumlu ve olumsuz davranışlarla yüzleşmek ve bunları değerlendirmek, geleceğe dair sağlıklı planlar yapabilmek için elzemdir. Oysa geçmişi değerlendirmek insana zor gelir. Zira kişi nefsini beğenme ve isteklerini yerine getirme eğilimindedir. Bu yüzden hesaba çekilmekten hoşlanmaz. Eleştirdiğinizde hemen savunmaya geçen insanlarla karşılaşmışsınızdır. Hatasıyla yüzleşmenin, bunu kabul ederek telafi yoluna gitmenin zorluğu savunma mekanizmasını harekete geçirir.  Bu sebeple özeleştiri ve özdeğerlendirme alışkanlık haline getirilerek, mümkünse her gün, her hafta, her ay ya da en azından her sene sonunda gündeme alınmalıdır. Tatil zamanlarını bir fırsat olarak görüp birey, aile ve insanlık için neler yapıldığı ve gelecekte neler yapılabileceği üzerine düşünülerek program ve projeler hazırlanabilir. Özellikle yaz tatilleri gafletten uyanma vesilesi olarak değerlendirilebilir.

Yaz tatilleri aslında tefekkür vakitleridir. Geçtiğimiz bir sene içinde neler yapıldığının idraki için sahip olunan zaman dilimidir. Bu dönemde yaradılış gayesine uygun yaşayabilme hedefine ne kadar yakın olunduğu tespit edilebilir. Dünya meşgalesi ve nefsin bitmez tükenmez arzuları, ömrümüzü nasıl harcadığımızı fark edemememize neden olabilir. Okul ve iş hayatının yoğunluğu durup nefes almaya ve kendimizi hesaba çekmeye engel olur. Hâlbuki Hz. Ömer’in[i] de tavsiye ettiği gibi kıyamet günü gelip hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmemiz dünya ve ahiret hayatımız için faydalı olacaktır. İnsan; sıkıntı, problem ve üzüntü anında Yaratıcısına yalvarır ancak rahata kavuştuğunda şükrü ihmal eder, vaktini boşuna harcar ve dünya zevkine dalar. Tatil zamanları da rahata kavuşulmuş boş zamanlardır. Günlerin büyük bölümü ne yazık ki uyku, televizyon, bilgisayar oyunları ve eğlence merkezleriyle işgal edilir. Bir de bakarsınız ki tatil bitmiş, tekrar yoğun bir okul veya iş hayatı başlamış.

Tatil zamanları vakit öldürerek günleri boşa geçirme anlayışıyla değil, uğraştığımız işten farklı bir uğraşla meşgul olma, geçmişten ders çıkarma ve geleceği planlama şeklinde olmalıdır. Planlama deyince kâğıt kalem alıp masa başında not almak gelmesin aklımıza. Piknikler, doğa yürüyüşleri, memleket ziyaretleri ve izci kampları gibi doğa ile iç içe aktiviteleri kısa tefekkür vakitleri olarak değerlendirebiliriz. Doğada karşılaştığımız her canlı düşünme ve idrak etme için bir vesiledir aslında. Sadece toprağa dokunarak dahi yaradılışımızı hatırlayıp yaşamımızın bu amaca uygun şekillenip şekillenmediği konusunda kafa yorabiliriz. Geçmişte ihmal ettiğimiz ilişkileri onarma yoluna gidebiliriz. Hasta ve yaşlı ziyaretleri aracılığıyla gönül alma, mutlu etme, merhamet ve şefkat gibi güzel duyguları tadarak kendimizi daha huzurlu hissedebiliriz. İş hayatının yoğunluğunda ailemize yeteri kadar vakit ayıramamış olabiliriz. Çeşitli festival ve etkinliklere beraber katılarak ya da ev içinde verimli ve eğlenceli uygulamalar yoluyla geçmişi telafi edebilir ve geleceği şekillendirebiliriz.

Unutmayalım! Tatil vakti, tefekkür vakti; telafi vakti…

Psk. Şerife Zehra Yiğit

” Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin ve tartılmadan önce amellerinizi tartın”. İmam-ı Gazâlî, İhyâ Ulumi-d Dîn, Terc. Ahmet Serdaroğlu, Bedir Yayınevi, İt. 1975 c. 4, s. 728.