Tatil “An”ın Gemisini Terk Etmemektir

İnsanın, zaman algısı, hayatı değerlendirmede önemli olmaktadır. Saniyeler, dakikalar, saatler, günler, haftalar yıllar ve ömür en değerli sermayedir. İnsana verilen bu sermayenin önemini kavrayıp hakkını vermek gerekir.
Kâinatın ve insanın yaratılışında amaçsız ve anlamsızlık bulunamaz. Bu her ikisinin de ruhuna aykırıdır. İnsan olarak kâinattaki konumumuz zamanı nasıl kullandığımızla belirlenmektedir.

Tüm canlılar hayat sürelerini belirlenen ilahi program çerçevesinde tamamlarlar. Kendisine bahşedilen akıl nimetiyle diğer varlıklardan ayrılan insan konumunu nasıl belirleyecek?

İnsan kullanım el kılavuzuyla ilahi programı ”an”ında özel gününde, sıradan gününde unutmadan zamanın bilincine vararak belirleyecek. Tatil, boş zaman, eğlence bu kavramların içeriği, bireyin bakış açısıyla şekillenmektedir. Tatil: çalışmayı durdurma, ara vermek anlamındadır. Bir süre çalışmaya ara verilebilir, işler durdurulabilir; ancak hiçbir zaman kulluk bilincini tatile çıkarma, başıboş bırakma olmamalı. Kul; evinde, iş yerinde, çarşıda, pazarda, gezmede, tatilde her yerde ”an”ın gemisinde olduğunun, vaktin çocuğu olduğunun bilincini diri tutmalıdır. Zaman sermayesini başıboş, atıl, ihmal etme gibi bir hakkının olmadığının bilincinde olmalıdır.

Günümüz modern toplumlarındaki tüketim ve lüks yaşantının sonuçları tatil ve eğlence kavramlarının içeriğini de doldurmaktadır. Tatil, mal ve zamanın olabildiğine hor tüketildiği zaman dilimleri haline getirilmiştir. Tatil günleri sorumsuz, gayesiz günler olarak bilince yerleştirilmiştir. Zaman çok cömertçe harcanır bir hale gelmiştir. Müslümanın bu anlamda tatili olamaz. Allah’ın verdiği nimetleri görebilme, şükredebilme fırsatları olmalı, ibadetin, kulluğun, Müslümanlığın tatile çıktığı ”an”lar olmamalı. Gönlü güzel olan bulunduğu ”an”ın hakkını verendir. Harama, gaflete düşmeden zamanını kullanan ve bunu ahiret için kârlı bir yatırıma dönüştürendir. Bireyselleşme ile birlikte her şey, insanın hazzına ve benine göre dizayn edildi, çok çabuk tüketilmeye başlandı. Nesnelerin eve giriş çıkış süresinin kısalması ve değerini yitirmesi gibi insanda da kâinata gönderilişi ve ayrılışı arasındaki zamanı bu anlamda değersizleştirildi. İnsan objektif zaman sermayesini hayata biçtiği değer yargısıyla anlamlı ya da anlamsız hale getirdi. Ortalama yetmiş yıllık bir hayat süren iki insandan birisi hayatını ”an”ın hakkını bilerek ve yaşayarak geçirdiyse onun bu süreye bakışı ve değerlendirmesi farklı olacaktır. Diğeri ise ”an”ını gaflet, günah, nefsinin doymak bilmeyen arzu ve istekleriyle değerlendirdiyse bunun da bu süreyi değerlendirmesi farklı olacak. Yaşanan ”an”ların sahibinin değerlendirmesi de elbette farklı olacaktır.
Bu bakımdan insanın tatile ayıracağı zamana bakış açısı önemli olmaktadır. Tatil yoğun iş, okul zamanlarında yapılamayan veya az yapılan aktiviteler, ibadetler için bir fırsat olmalı.

Gidilen mekânlar aile bireylerin tümünün özelliklerine göre belirlenmeli. Günaha girilmeyen, alternatif yerler seçilmeli ve oluşturulmalı. Lüks tüketimden uzak durulmalı. İnsan kullanım el kılavuzundaki ilahi mesaj ”O halde (bir iş ve ibadeti bitirip )boş kaldığın zaman, hemen( başka bir işe /ibadete )koyul. Ve ( her işinde) ancak Rabbine rağbet et (O ‘na sarıl ve O ‘dan iste (94/7-8) ,(1) tatil anlayışımızda rehber olmalı. Ve ”an”ın gemisinde bu mesajla menzile varmalı.

(1) Feyzu’l Furkan , Hasan Feyizli , Tefsirli Kur’an -i Kerim Meali

Beyhan Küskü