Tasavvuf Yoluna Niyet Eden Kişinin Kâmil Bir Üstad Bulana Kadar Yapması Gereken Ameller[1]

Tasavvuf büyüklerinden Şeyh-i Ekber Muhyiddin İbn Arabi, büyük eseri Futuhat-ı Mekkiyye’de müridin yapması gereken amelleri sıralarken önemli bir noktaya dikkat çeker. Riyazet ile meşhur olan sufiler için bu yöntemler aslında hakikat peşinde olan her Müslümanın da uygulaması gereken genel geçer yöntemlerdir.

Hak yoluna giren sufinin yapması gerek en önemli iş kendine yolundan ilerleyeceği kâmil bir mürşid bulmaktır. İbn Arabi böyle bir durumda dervişin kendisine telkin edilen ders ve yöntemlerle riyazetini tamamlamasını tavsiye eder. Fakat böyle bir halin olmaması durumunda yani kendine yolunu takip edebileceği bir üstad bulamayan kimsenin yapması gerekenleri de tek tek açıklayarak “Kamil bir Üstad Bulana Kadar Müridin Yapması Gerekenler” şeklinde sıralamıştır.

Buna göre İbn Arabi, mürid bulana kadar kendine kâmil bir üstad aramalıdır der. Fakat bu arama süresinde de aşağıda sayacağı dokuz ameli müridin yapması gerektiğini vurgular. Arabi, bu dokuz ameli yerine getiren kişinin Tevhit’te derinlik kazanacağını belirtir.

İbn Arabi yapılması gereken bu dokuz amelin dördünün zahire, beşinin ise batına taalluk ettiğini söyler. Buna göre zahirdekiler; açlık, uykusuzluk, susmak ve uzlettir. Bunlardan iki tanesi etkin-uzlet ve açlık-;iki tanesi ise edilgindir-uyumamak ve susmak. Şeyh-i Ekber, susmak derken insanlarla konuşmayı bırakıp kalbin zikriyle ilgilenmeyi, Fatiha suresini okumayı ve gerekli tesbih ve zikirleri söylemeyi, emredilmiş tesbih, zikir, dua, kelime-i şehadet getirmek ve Hz. Peygamber’e salat ve selam getirmek gibi Allah’ın farz kıldığı şeylerin dışında nefsin ve dilin susmasını kasteder. Bunlar müridin yapması geren zahiri amellerdir. “Bâtında yapılması gereken ameller ise; doğruluk, tevekkül, sabır, kararlılık ve inançtır. Bu dokuz amel, hayırların anasıdır ve bütün hayırları kendinde toplar. Tasavvuf yolu, onda toplanmıştır. Artık, bir şeyh bulana kadar, onlara sarıl!”[2]

İbn Arabi yapılacak bu zahir ve batın amellerin açıklamalarını ise şöyle yapar; “Uzlet, sufilerin nezdinde zikrettiğimiz geçerli dört şeyin başıdır. Uzlet, müridin her çeşit kötü özelliği ve düşük huyu terk etmesidir. Bu müridin halindeki uzlettir. Kalbindeki uzlet ise, aile, mal, çocuk, arkadaş ve düşünceleri de dâhil olmak üzere kalbiyle Rabbini zikretmesi ve kendisi ile Rabbi arasına giren herhangi bir varlıkla ilgilenmekten kalbini uzak tutmasıdır. Artık onun tek bir gayesi vardır; o da Allah’a bağlanmaktır. Duyusunda uzlet ise, halinin başlangıcında insanlardan ve alışkanlıklardan ya evinde veya Allah’ın arzında seyahet etmekle uzaklaşmaktır. Şehirde ise bilinmeyen bir yere gider şehirde değil ise, tenhalara, dağlara ve insanlardan uzak mekânlara gitmelidir. Bu kişi hafız ise, her gece unutmamak için namazında beş sayfa Kur’an-ı Kerim okumalıdır. Evrad ve hareketlerini çoğaltmamalı, meşguliyetini sürekli kalbine yöneltmelidir.

Susmak ise, hem dışta susmak hem iç konuşmasını bırakmaktır. Mürid, kendisine yöneldiği konuda Allah’tan elde etmeyi umduğu herhangi bir işi içinden konuşmaz. Çünkü böyle bir konuşma, gerçekleşmemiş bir konuda vakti harcamak demektir. Çünkü böyle bir şey, kuruntudur. Mürid kendisini iç konuşmaya alıştırırsa, bu konuşma onunla kalbinde Allah’ı zikretmek arasına bir engele dönüşür. Çünkü kalp aynı anda konuşmayı ve zikri sığdıramaz. Böylece uzlet ve susmasında amaçladığı şeyi kaybeder- ki amaç kalp aynasında kendisine tecelli eden Allah’ın zikridir.-, Rabbinin tecellisi kalpte meydana gelir.

Açlık, yemeği azaltmaktır. Mürid farz namazda Rabbine ibadet için ayakta durabileceği kadar yemek yer. Çünkü tokluk gereksiz şeylere çağırır. Mide doyduğunda, organlar azar ve gücünü gereksiz hareket, düşünme, duyma ve konuşmada harcar. Bütün bunlar ise onu yolundan alıkor.

Uykusuzluğu, açlık meydana getirir. Bunun nedeni başta su içmekten kaynaklanmak üzere, uykuyu çeken yaşlık(nem) ve buharların açlık nedeniyle azalmasıdır. Bilhassa su içmek, bütünüyle uykudur ve hazzı ise aldatıcıdır. Uykusuzluğun ürünü, sürekli ilgilendiği Allah ile meşgul olmak için uyanık olmaktır. Bunlar yapılınca Allah ehlinin bilgisinin esası olan dört şey meydana gelir. Haris el-Muhasibi bunlarla diğerlerinden daha çok ilgilenmiştir. Bu dört şey; Allh’ı bilmek, nefsi bilmek, dünyayı bilmek ve şeytanı bilmektir.

Beş batın amel ise Allah yolunu amaçlayan kişinin yapması gerekenlerdir. Bunlar; tevekkül, inanç, sabır, kararlılık ve doğruluktur. Bunların da her birinin kendilerine özgü bölümleri vardır.”[3]

Cahide Uysal
Dipnotlar
[1] Bu yazı Muhyiddin ibn Arabi’nin Futuhat-ı Mekkiyye adlı eserinin Türkçe tercümesinin 2.cildinin 53. Bölümünden derlenmiştir.
[2] İbn Arabi, Futuhat-ı Mekkiyye, çev. Ekrem Demirli, c.2, sf.343  Litera yay. İst.2007
[3] A.g.e, sf.344-346