SU

“Söyleyin: suyunuz batıverirse, size kaynak suyu kim getirebilir?” de. Mülk (30)

Su ; içme, yiyeceklerin temizlenmesi, pişirilmesi, kap kacak ve çevre temizliği, beden temizliği için temel ihtiyaç maddesidir. Yenilen gıdaların midede karışması, bağırsaklarda sindirimi,emilimi, kanda taşınması, metabolize edilmesi, zararlı artıkların böbrekler ve son bağırsaktan atılması gibi her aşamada önemli rolü vardır. İnsanların olduğu kadar bitki ve hayvanların da hayatiyetini devam ettirebilmeleri su varlığına bağlıdır.

• Resulullah (sav) buyurdu:”Kişinin kıyamet günü hesaba çekileceği ilk şey nimettendir ve şöyle denilecektir.”Senin cismine sıhhat vermedim mi, sana soğuk su içirmedim mi?”

Yetişkin sağlıklı bir insan için günlük toplam sıvı(su da içinde olmak üzere) 2100 ml dir. Endojen su üretimi ince bağırsaklarda 200 ml dir.
Sıcak olmayan mevsimde, ağır efor gerektirmeyecek şekilde günlük faaliyetini sürdüren bir yetişkin, günde 1500 ml sıvı ile eksiklik hissetmeden ihtiyacını karşılayabilir.

Suyun Vücuttan Atılması

• Terleme ile 200 ml
• Solunum ile 200 ml
• Gaita ile 100 ml
• İnsensibil (fark edilemeyen) kayıp 200 ml
• İdrarla 1500 ml
• Toplam 2300ml(Ağızdan 2100,İntestinal yapım 200 ml)
• İdrar kesesi 200 ml dolduğunda miksiyon(idrar yapma isteği) ihtiyacı hissedilmeye başlar.300 ml dolduğunda, hemen boşaltmak gerekir.(Günde 5-7 defa idrara çıkmak gerekir. Bol bol su “TÜKETTİĞİNİZDE” kaç kez tuvalete gideceksiniz? Abdest nasıl tutacaksınız?)

Su İhtiyacının Arttığı Durumlar

• Sıcak mevsim
• Ağır bedenî faaliyet(amelelik, spor…)
• Hamilelik ve emzirme
• Bebek ve Çocuklarda büyüme için de su kullanıldığı için, nispî olarak su ihtiyacı fazladır.
• Ateşli hastalıklar
• İshal, kusma ve aşırı terle kayıplar
• Böbrek hastalıkları
• Diabetes insipitus (Şekersiz şeker hastalığı)

Su Zehirlenmesi

Bir defada 4 litreden fazla , bir günde 5.5 litre su içilmesi su zehirlenmesine yol açabilir. Vücutta elektrolit- bilhassa hiponatremi: sodyum seviyesinde düşme-dengesini bozarak hücrelerin şişmesine ve parçalanmasına yol açar. Uzun süre çok su içmeye devam eden kişilerde böbreklerin konsantrasyon(idrarı yoğunlaştırabilme) yeteneği bozulabilir. Gerçekte diabet insipit olmadığı halde, her hangi bir sebeple az su içilmesi halinde idrarı konsantre edip miktarını azaltamadığı için, hayatî fonksiyonları bozacak kadar sıvı kaybı olabilir.

Zemzem

• Hz. İbnu Abbas(ra): Resulullah(sav)buyurdu; Yeryüzünde suyun hayırlısı zemzemdir. O hem yemek yerine geçer hem de derde şifa olur. Yeryüzündeki suların en şerlisi de Hadramut’ta ki Berehut vadisindeki sudur. İçindeki haşaratı Çekirge ayağı gibidir. Sabah fışkırır, akşam kurur.(Yemen’de bir bölge)

Su İçme Adabı

• Hz.Enes (ra)dan:Resulullah(sav);Bir şey içtiklerinde üç nefesde içerlerdi ve “Bu daha afiyetli, hazmı daha kolay ve dertten berî olmak için daha uygundur.”buyururlardı.
• Hz. İbnu Mesud(ra) dan:Resulullah (sav); bir kaptan bir şey içtiklerinde üç defa nefes alırlardı.Her bir nefesde “Bismillâh” derlerdi, sonunda da şükrederlerdi.
• İbnu Abbas (ra)”Resulullah(sav) suyu deve gibi bir solukta içmeyin. İki üç solukta için. Su içerken besmele çekin, bitirince hamdedin.” (Tirmizî, Eşribe 13)

Su içerken aralarda nefes almakla, vücudumuzun oksijen ihtiyacı fasılasız karşılanmış olur, boğulma tehlikesinin önüne geçilir. Hızlı su içmek mide kramplarına yol açar. Görüntü itibariyle de nezaket kaidelerine uygun değildir.
Hz.Enes(ra) bir rivayetine dayanan Hasan-ı Basrî hazretleri; ayakta su içmenin hükmünün mekruh olduğunu ifade etmişlerdir.

• İbnu Abbas(ra):” Resulullah (sav) e zemzemden sundum, ayakta olduğu halde içti.”(Buhari,Eşribe 16,Hacc 76…9
• İbnu Ömer (ra) anlatıyor:”Biz, Resulullah (sav) devrinde yürürken yer ayakta iken içerdik.” (Tirmizî Eşribe 11, İbnu Mâce, Et’ime 25)
• Ebu hüreyre(ra):Resulullah (sav) şöyle buyurdular;”Sizden kimse sakın ayakta içmesin. Kim unutarak içerse hemen kussun.”(Müslim, Eşribe 116)
Ayakta su içme ile, içilen su midenin küçük kurvatüründe bulunan, Waldeyer’in mide caddesinden hızla ince bağırsaklara geçer, hazımsızlık ve karın ağrılarına yol açabilir. Oturarak içmek sağlık için uygun olandır, ancak zikredilen Hadis-i Şeriflerdeki ayakta ve yürürken yeme içme,sefer hallerinde olmuştur.

Kapların Ağzından İçmek

• Kebşetu’l Ensârî (ra) :”Resulullah(sav) yanıma girmişti,(duvarda) asılı olan bir kırbanın ağzından ayakta su içti. Ben hemen kırbaya gidip ağzını kestim.”(Tirmizî, Eşribe 18) Rezin ilavesinde “(kestiğim bu kısmı) su içerken kullanmak üzere hususî bir maşrapa yaptım.”
• Ensardan,İsa ibnu Abdillah(ra),babasından naklen anlatıyor;”Resulullah(sav) Uhud günü bir su kabı istedi. (kap gelince)”Kabın ağzını dışa kıvır” dedi, ben de kıvırdım. Sonra kabın ağzından su içti.” (Ebû Dâvud, Eşribe 15)
• Ebû Saîd (ra) “Resullah(sav) su kaplarının ağzından içmek için dışa kıvrılmasınıı yasakladı.” (Buharî, Eşribe 23)

Su Kabına Nefes Verilmemesi

• Ebû Katâde (ra):”Resulullah (sav); Biriniz su içerken su kabına nefes etmesin.”buyurdular. (Buharî, Eşribe 25)
• Ebû Said(ra) :Adamın birisi “ben bir nefeste su içince, bir türlü suya kanamıyorum(ne tavsiye edersiniz)? diye sormuştu. Resulullah(sav) efendimiz,”Kabı ağzından ayır, nefes al (sonra içmeye devam et)!” buyurdu. Adam. “Kapta çer çöp görürsem?” diye sordu. Efendimiz: “O takdirde suyu dök!” diye emretti. (Muvatta, Sıfatu’n Nebî12…)

Su içerken ve içtikten sonra içecek birşeyin içine üfürmek düşen bir kir veya çöpü uzaklaştırmak için bile olsa mekruhtur. Ortak kullanılan kaplarda içenin ağzından çıkan nefes ve sıçrama ihtimali olan tükrük ve benzeri salgılar, kişiler arasında mikrobiyal bulaşmaya yol açabilir. Tükürükle bulaşan; Sık rastlanan, tedaviye cevap veren, viral ve bakteriyel solunum yolu ve mide bağırsak sistemi hastalıkları yanında, Hepatit B, Hepatit C, AİDS gibi, şimdilik tedavisinde güçlük olan, hastalıkların da olduğunu bugün biliyoruz. Bu yasakların 14 asır evvel vazedilmesi ve uygulamalı gösterilmesi, bizler için ancak hayret ve hayranlık makamı olabilir. Bununla beraber, Sevgili Peygamberimiz, eşleri ile muamelesinde, bir şey içtiklerinde, Annelerimizden birine, takdim ettikleri su kabını alıp, aynı yerden kendileri içmek gibi bir sevgi ve muhabbet göstermişlerdir. Sömürerek içmek hayvan davranışı olduğu için, şeriatımızda mekruhtur.
Uhud gününde olduğu gibi, olağan dışı hallerde de, su kabının ağzını kıvırıp içmek, yahut ayakta içmek gibi uygulamaları olmuştur. Bunlar da bizim için, yolculuklarda şişelerin ağzından içmemize izin olabilir.

İçenlerin Öncelik Sırası

• Hz. Enes(ra). Resulullah(sav) e bir bardak süt getirilmişti. İçerisine su katıldı. Önce kendisi içti. Solunda Hz. Ebû Bekir (ra) vardı, sağında da bir bedevî. Sütten artan kısmı bedevîye verdi ve:”(Öncelik hakkı) sağındır, sonra da onun sağı(ndan devam etsin)” buyurdu.(Buharî, Hibe+, Eşribe 14)
• Sehl ibnu Sa’d(ra): “Resulullah(sav) e bir içecek getirilmişti. Ondan önce kendisi içti. Sağında bir oğlan, solunda da yaşlılar vardı. Oğlana: “Bardağı şu yaşlılara vermem için bana izin verirmisin?” Dedi. Oğlan da:”Ey Allah’ın(cc) Resulü(sav), Allah’a(cc) yemin olsun bana sizden gelecek nasibime başkasını asla tercih edemem.” diye cevap verdi. Bunun üzerine Resulullah(sav) Bardağı onun eline koydu.” (Buharî ,Eşribe 19)
• İbnu Ebi Evfâ ve Ebû Katâde(ra)”Resulullah (sav)”Bir cemaatte içecek dağıtan, en son içer.”(Ebû Dâvud, Eşribe 19…)
Peygamber efendimizin, suyu sağdan dağıtma hususunda, küçük çocuktan izin istemesi, çocuğun izin vermemesi halinde onun isteğine uygun davranması, çocuğa muamele ve çocuk terbiyesi hususunda, bize ne güzel örnek…

Su ve ikram gibi şeylerde meclis büyüğünden başlayarak sonra sağından devam etmek sünnettir. Eğer meclistekiler eşit olurlarsa misafir sahibinin sağından başlanır. Eğer biri su istemişse ondan başlanır, sonra da onun sağından devam edilir. Sol taraftakiler üstün de olsa böyle yapılır.

Kapların Ağzının Örtülmesi

• Hz. Cabir(ra):”Resulullah (sav)”Kapların ağızları örtün, dağarcık (ve tulukların) ağzını bağlayın.” Buharî, Eşribe 22…)
• Müslim’in bir rivayetinde şu ziyade var:”Zira yılda bir gece vardır ki onda veba yağar. Şayet ağzı açık kaba veya bağsız dağarcığa rastlarsa bu vebadan ona mutlaka iner.”
Veba; bulaşıcı bir hastalık olup, fare ve sıçanlarla bulaşır.Kapların ağzının açık bırakılması ve içecek depolarında farelerin cirit atması veba ve ilişkili hastalıkların bulaşmasına sebep olur. Veba, eski dönemlerde her türlü bulaşıcı hastalık, TAUN anlamında kullanılmakta idi. Her iki halde de, korunma için kapların ağzının örtülmesi, temiz kapların ters çevrilmesinin, başka bir şeyle ikame edilemeyecek faydaları var.

Tatlı Su Temini

• Hz.Ayşe(ra):”Resulullah(sav) e es-Sükya kuyularından tatlı su getirildi.”Kuteybe der ki:”O (es-Sükya) Medine ile Mekke arasında iki günlük mesafede bulunan bir göze idi.” (Ebû Dâvud, Eşribe 22)

Ebû Talha’nın Allah(cc) yolunda tasadduk ettiği Beyruha adlı bahçede gölgenin daha serin, suyun daha tatlı olduğu bu sebeple Hz. Peygamber(sav)in Sıkça oraya teşrif buyurdukları belirtilir. Medine’deki bir çok kuyudan su içtiği de belirtilmektedir.

Ağızla veya avuçla su içmek

• Hz. Câbir (ra): “Resulullah (sav) ensardan bir zatın bahçesine girdi. Bu sırada adam, bahçeye su çevirmekte idi. Resulullah (sav);”Yanınızda şenne(eskimiş tuluk) içerisinde akşamdan kalma suyunuz varsa (ver de içelim), yoksa akan sudan ağzımızla içeriz.” buyurdu. Adam: “Evet yanımda soğuk su var!” deyip, kulübeye giderek bir bardağa su koydu, sonra da üzerine bir keçiden süt sağdı, Efendimiz ondan içti.” (Buharî Eşribe 14…) İbnu Hacer (ra) yanında Hz. Ebû Bekir’in de olduğunu ilave ediyor.

Suya süt ilavesi Arap örfünde ikram maksadı ile yapılmakta olduğu belirtiliyor.

• İbnu Ömer(ra):Resulullah(sav) ile Yürürken bir göle rastladık. Biz yüzükoyun uzanarak ağzımızla içmeye başladık. Resulullah (sav) müdahale ederek: “Ağzınızla içmeyin, Önce ellerinizi yıkayın,sonra avuçlayarak için.”dedi.

Suları doğrudan akan yerden içmede, temiz sularda yaşayan sülük ve benzeri haşaratın boğaza solunum yollarına yapışma riski vardır.

Su İçme Duası

• Hz. Ebu Cafer(ra) dan: Resulullah(sav),su içtiklerinde şöyle dua ederlerdi:”Hamd olsun o Allah’a ki Rahmeti ile bize tatlı ve güzel su içirdi,günahlarımız sebebi ile onu tuzlu ve acı kılmadı.”

El yıkama

• Hz. Selman-ı Farisî(ra):Resulullah(sav);”Yemeğin bereketi yemekten önceki ve sonraki yıkamalardadır.”buyurdular.

“Hiçbir teknolojik gelişme temiz su ile el yıkama kadar insan sağlığının korunmasına katkıda bulunmamıştır.” DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü)
Günde 5 vakit abdest alan mümin, tam da etkili el yıkama tarifine uygun olarak ellerini yıkamaktadır.

Su İsrafından Kaçınma

• Sa’d (ra) abdest alırken Hz. Peygamber (sav) çıkageldi.Onun Çok su kullanarak abdest aldığını görünce: “Bu israf da ne?” diye müdahale etti. Sa’d’ın:”Abdestte israf olur mu?” diye sorması üzerine Resulullah (sav) şu açıklamayı yaptı:”Evet, akmakta olan bir nehir kenarında olsanız da.”

Nehirde akan su bedava ve kazanılmasında emek harcanmayan bir nesnedir. İsraf edilen su tabiatta hiçbir eksiklik meydana getirmiyor, kirletmiyor, dengeye tesir etmiyor veya canlılara zarar vermiyor. İsrafa sebep olan fiil aslında farz olan bir fiildir. Namaz için gereklidir.

Günümüzde sanayi artıklarının %70 i, kanalizasyon sularının %90 ı deniz ve göllere akıtılmaktadır. 1 litre kirli su 8 litre temiz suyu kirletmektedir. Bilhassa gelişmekte olan ülkelerde arıtma tesisleri de yetersiz olması dolayısıyla, temiz içme ve kullanma suları olmaması yılda 2.2 milyon insanın ölüme yol açmaktadır. Temiz su temini için kurulan barajlar, su isale hatları ise o bölgede yaşayan canlıların yok olmasına sebep olmaktadır.

İçelim, İstimal edelim Tüketmeyelim

Kurdun kuşun hakkına girmemek, kendi kullandığımız suyu kirletmemek, torunlarımızı zehirlememek için:
• Zehirli(toksik) maddeleri kullanmaktan kaçınalım,
• Yağlı artıkları lavabolara dökmeyelim,
• Her türlü su israfının önüne geçelim. Barajlar dolu iken bile!

Yerkürenin %70 sularla kaplıdır. Suların %97 si okyanus ve denizler,yani tuzlu su, %2 si buzullar, % 1 den daha azı nehirler göller ve kaynak sular, yani içme ve kullanmaya elverişli olanlardır. Dünya nüfusunun artış hızının 3 katı kadar su kullanma oranı artmakta olduğu tespit edilmiş. Ancak; Merhum Necip Fazıl’ın söylediği gibi “1 kişiye 9 pul,9 kişiye 1 pul” şeklinde, adil olmayan bir paylaşım var.

Kaynak suları, yerden yüzeye çıktığı yer kabuğunun bileşimine göre; tatlı sular (içinde az mineral bulunan,sertlik derecesi içmeye elverişli),maden suları(çok mineralli,tadı çoğunlukla buruk, az miktarda çeşitli maksatlarla içilen),sıcak sular, gayzerler…
Saf su tatsızdır. Suyun tadını içinde bulunan mineraller verir. Çocuklar, ergenler ve gebeler için sulardaki florür miktarı yeterli olmalıdır. Suların sertliği içindeki mineral miktarı ile ilgilidir. Lezzetli suların sertlik derecesi 1.5-4.5 fr sertlik derecesi arasında olmakla beraber, sertliği 12 olan sular da içilebilir. Ülkemizde fr sertlik derecesi 0.5 olan çok değerli sular da vardır. Niksar Ayvaz suyu bunlardan biridir.

Suların Donması ve Kılcal Hareket

Bütün sıvılar soğuduğunda, dipten yukarı donmaya başlar. Ancak su donmaya başladığında hidrojen molekülleri arasındaki açı genişleyerek hacmi artar. Dolayısı ile özgül ağırlığı düşer ve buz tabakası, suyun üstüne çıkar. Bu gelişme, soğuk iklimlerde, su altında canlıların hayatiyetinin devamını sağlar.
Kılcal Hareket, suyun ince kılcal borucuklardan, yerçekimi kuvvetine karşı hareketini ifade eder. Bu sayede bitki ve ağaçların en uç noktasına kadar, ince borucuklardan su yürüyebilmektedir.(Allah’ın (cc) izni ile)

Ateşin (humma)Su ile Düşürülmesi

• Rafi ibnu Hadic (ra) dan Rasulullah (sav) buyurdular:”Hararet cehennemden bir kabarmadır. Hararetinizi (soğuk) su ile soğutunuz”(Buhari,Tıbb28,Bed’ul- Halk 10
Başka bir rivayette “zemzem ile soğutunuz” şeklindedir.
• Sevban(ra):”Birinize humma gelecek olursa-ki ateşten bir parçadır-kendisinden onu su ile söndürsün, akan bir nehrin içine girip dursun. Suyun akıntısını karşısına alsın ve sabah namazından sonra güneş doğmazdan önce: “Allah’ın adıyla, Allah’ım kuluna şifa ver. Rasulünü tasdik et” diye dua etsin. Böylece üç günde kendini üç kere suya batırsın. İyileşmezse beş gün devam etsin. Yine iyileşmezse yedi gün, yine iyileşmezse dokuz gün devam etsin.Allah’ın izniyle humma dokuz günü tecavüz etmeden gider.Tirmizî(Senedinde Said ibnu Zür’a olması sebebiyle güven durumu ihtilaflıdır der)
Ateş(Humma) sebepleri :
1. Su kaybı; az beslenme, ishal, kusma, yanıklar, güneş çarpması, terleme, havanın aşırı sıcak olması…vb
2. Enfeksiyon hastalıkları(mikroorganizma toksinleri)
3. Habis hastalıklar(sitokinler)
4. Kollajen doku hastalıkları(otoantijenler)
5. Yabancı cisim reaksiyonu
6. İlaçlar( Beyindeki hipotalamik termoregülatör merkeze etki ile)
7. Derinin yapısal bozukluğu(terleme bozukluğu)
8. Merkezî ateş ( Beyin dokusunda meydana gelen; enfeksiyonlar, urlar ve çeşitli bozukluklar sebebi ile hipotalamik bölgenin etkilenmesi)

Suyla Soğutma

Hadisleri, hangi durumda hangi işlemin yapılacağı ve yaşanan bölgedeki iklim farklarını gözetme bakımından muhataplarına göre değerlendirmek gerekir.

1. Ağızdan veya damar yolu ile su açığını karşılama( Su kaybına bağlı ateşte)
2. Vücudun belli bölgelerini suyla ıslatarak soğutma(Esma Bintu Ebî Bekr(ra) kendisine ateşli bir kadın getirildiğinde ona dua eder, suyu alıp yakasının iç kısmına dökerdi ve “Resulullah (sav) hummayı su ile soğutmamızı emrederdi”derdi.
3. Su ile bütün vücudun yıkanması.
4. Su tasadduk edilmesi.
Vucudumuzun Isı Dengesi

Dıştan ve içten önemli bir sebep olmadıkça vücudun iç ısısı hemen hemen sabittir. Deri sıcaklığı, iç sıcaklığın aksine çevre sıcaklığına bağlı olarak artar veya azalır. Deri; ışıma (radyasyon),iletim, konveksiyon,buharlaşma ile ısı kaybeder. Işıma; kızılötesi ışınlarıyla yani bir çeşit elektromanyetik dalgalar yoluyla, normal oda ısısında çıplak bir kişinin vücudundan toplam ısı kaybının %60 ını oluşturur. Konveksiyon hava akımı ile %15, iletim; temas edilen cisimlere geçirilen ısı ile %3.

İç sıcaklık: ağızdan,36.7c-37.5c arasında, rektal ısı bu değerden 0.6c daha yüksektir. Koltuk altı ölçümde;36-36.7 c arası normal kabul edilir.

Vücudumuzdaki Isı Radyatör Sistemi

Kan damarları yalıtkan derialtı yağ dokularına girerek, derialtında yoğun bir şekilde dağılırlar. Deri kapillerlerinden (kılcal damarlar) gelen kanla beslenen sürekli venöz(kılcal toplar damarlar) bir ağ vardır. Kan bu ağ sistemine, vücudun dışa en çok maruz kalan alanlarında-eller, ayaklar ve kulaklar- kas bakımından zengin küçük arterlerden(kılcal atar damarlar), arteriovenöz bağlantılar yoluyla doğrudan gelir. Kan akım hızının artması vücudun iç ısısının dışarı taşınmasını hızlandırır, kan akım hızının azalması, iç ısının dışarı taşınmasını yavaşlatır.

Derideki kan akımı, etkin kontrollü bir ısı radyatör sistemidir. Ortam sıcaklığı yüksek ise deri dolayısı ile vücut dışarıdan ısı alır, ışıma ve iletimle ısı kaybedemez. Bu şartlarda vücudun ısıdan kurtulmasının tek yolu buharlaşmadır. Kıl köklerinin hemen dibindeki ter gözenekleri açılır, genişler ve terleme yoluyla ısı kaybeder. Nadiren konjenital ter bezlerinin yokluğu; vücut ısısının habis düzeylere çıkmasına ve ölüme neden olur. Bu şahısların soğuk iklimlerde yaşama şansı olabilir, ancak tropikal bölgelerde ısı kontrolü yapamazlar.

Kıyafetlerin kıvrıntıları ve katları arasındaki hava-deriye komşu özel bölge-vücuttan iletim ve konveksiyonla kaybedilen ısıyı yarı yarıya azaltır. Kutuplar için hazırlanan giysilerin içine ince bir altın tabakası kaplanarak, konveksiyonla yayılan ısının geri dönmesi sağlanabilir. Bu işlem ısı kaybını altıda bire indirir. Kıyafetlerin ıslanması ise; vücut sıcaklığını korumadaki etkilerini hemen hemen sıfıra indirir. Suyun yüksek iletkenliği konveksiyonla ısı kaybını 20 kat arttırır. Keza kutuplarda geçici olarak da olsa terleme, kıyafetin ıslanmasına ve iletkenliğinin artmasına yol açar. Terledikten sonra giysilerin değiştirilmesi, ısı kaybını önler. Hastalıklardan koruyucudur.

Sıcak Çarpması

Aşırı sıcağa dayanma sınırı, havanın nemi ile doğrudan ilişkilidir. Hava ; kuru ve hava akımları ile buharlaşma sağlanabiliyorsa; insan 54 derece çevre sıcaklığına birkaç saat dayanabilir. Nem oranı %100 e çıkınca 34c de vücut sıcaklığı yükselmeye başlar. Ağır bedenî faaliyet yapanlar, 29-30 c de sıcak çarpmasına maruz kalabilirler. Kritik vücut sıcaklığı, 41-42 c dir. Bu düzeyde iken ısı hemen düşürülmez ise; baş dönmesi,karın ağrısı,kusma,bazen deliryum ve nihayet şuur kaybı ortaya çıkar. Bu belirtilerin çoğu terle fazla miktarda su ve elektrolit kaybı sebebiyle oluşur, ileri evresi dolaşım kollapsı ve ölümdür.

Hiperpireksinin (çok yüksek ateş), vücut dokuları üzerine, özellikle de beyne büyük ölçüde hasar verici etkileri vardır. Birkaç dakikalık çok yüksek ateş bile ölüme sebep olabilir. Ölüm sebebi lokal iç organ kanamaları ve beyin hücrelerinde parankim dejenerasyonudur. Ölümler bazen günler sonra olabilir. Bu nedenle, sıcak çarpan kişi derhal soğuk su banyosuna konularak tedavi edilmelidir. Ancak bu sırada kontrol edilemeyen titreme ile ısı yapımı önemli ölçüde artabilir. Deriyi süngerle ovuşturma, ya da suyun püskürtülerek uygulanması vücudun iç ısısını daha iyi düşürmektedir.(GUYTON s899 11.basım 2006)
Ruhun ateşi, kızgınlık ve öfkeyi, Sevgili Peygamberimiz, abdest almayı tavsiye buyurarak, suyla söndürülmesini öğretmiştir.

İbnu Hacer (ra) üç Rivayet : “Resullullah (sav) buyurdular:
• “Üzerime, bağları çözülmemiş yedi kırbadan su dökün.”
• “Birinizin ateşi artarsa, üç gece seher vaktinde üzerine soğuk su boşaltsın.”
• “Humma ölümün öncüsüdür, o Allah’ın yeryüzündeki hapishanesidir de.öyleyse, onun için suyu tuluklarda soğutarak( hazırlıklı olun).Ateş basınca iki ezan arasında yani akşamla yatsı arasında üzerinize dökün.”

Bal Şerbeti(ORS: Oral Rehidratasyon Solüsyonu)

• Ebu Said el Hudri(ra)anlatıyor:”Bir adam resulullah (sav) e gelerek:”Kardeşim ishal oldu (ne yapayım?)” diye sordu. Aleyhisselatü vesselâm:”ona bal şerbeti içir”ferman buyurdu.Adam içirdi.Bilahare aynı şahıs tekrar gelip:”Ben bal(şerbeti)içirdim ancak bu onun ishalini arttırmadan başka işe yaramadı” dedi.(Adamın bu gidip gelmeleri) üç kere tekrar etti.Sonunda Aleyhisselatü vesselâm”Allah doğru söyledi. Senin kardeşinin karnı yalan söyledi (hata etti)”buyurdu.Sonra bir kez daha içirdi.Bu sefer kardeşi iyileşti.”Buhari,Tıbb 4,24;Müslim,Selâm 91
Son yıllardaki tıbbî uygulamada, ishalle seyreden, bağırsak hastalıklarında; ishal kesici ilaçlar değil, ishal ve kusma ile kaybedilen sıvının karşılanması ve bağırsak hastalığının iyileşmesi ile,ishal kesilir. Ağızdan ishalle kaybedilen sıvın karşılanmasında, muhtevasında; glikoz,sodyum, potasyum ve bikarbonat bulunan ORS kullanılır. Bal;fruktoz %38,glikoz %31, maltoz %7,sükroz%1 den oluşmaktadır. 100 g balda 2 mikrogram folat,0.5 mg C vitamini bulunmaktadır.

Yemek, Su, Nefes

• Mikdâm İbnu Ma’dikerib (ra):Resulullah (sav) buyurdular ki: Âdemoğlu mideden daha şerli bir kap doldurmaz. Âdemoğluna belini doğrultacak birkaç lokmacık yeterlidir.Ancak illa da yapacaksa bari onu üçe ayırsın.Üçte birini yemeğe,üçte birini suya,üçte birini de nefesine. Tirmizî Zühd 47,İbnu Mace Et’ime 50

Solunum yetişkinlerde torakal (göğüsten); çocuk ve kadınlarda torako-abdominal(göğüs ve karın birlikte) ; bebeklerde abdominaldir(karın solunumu). Midenin çok doldurulması temel hayatî ihtiyacımız olan solunum için yer bırakmayıp, oksijenlenme kalitesini düşürür. Çok şişman kişilerde, gündüz vakti uyuklama ve apne (20 sn ve üzerinde solunum durması) görülür. Pick-wick sendromu, bunun en tipik örneğidir.

Din Kardeşini Yedirme ve İçirme

• Hz. İbnu Amr (ra): Resulullah(sav) buyurdu ki;”Bir kimse, din kardeşine doyasıya ekmek yedirse ve kanasıya su içirse, Allah(cc) onu Cehennemden yedi hendek uzaklaştırır ki, her bir hendek yedi yüz yıllık yoldur.”
Nefsimiz için az yemeyi tavsiye eden Efendimiz; mümin kardeşimizi yedirme ve içirme hususunda cömert olmamızı emrediyor. Diğer emirlerinde olduğu gibi, gelenek ve örfümüze ne güzel mezcetmişiz. Şükürler olsun bizi, islamla nimetlendirip, en güzel insana, sevgili Resulüne Ümmet eden Allah-ü-Teala’ya…

Yüzücülük

Resulullah(sav): çocukluğunda Medine’de öğrenmiş olduğu yüzücülüğü takdir edip,”atış ve yüzmeyi bilenlerden memnun kaldığı” belirtilmektedir. Kitabet, atıcılık, binicilik ve yüzmeyi ümmetine teşvik etmiştir. Yüzme;bir sportif faaliyet olduğu kadar bel fıtığı, adale hastalıkları, omurga hastalıkları solunum sistemi hastalıkları, felçler ve spastik paraliziler için yararlanılabilecek bir tedavi aracıdır.

Elbette berî olmak lâzım şikâyetten
Bir başka huzur almaya geldik AFİYETTEN
Dr. Ayşe Güney
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

2011- İstanbul, Fatih