Soru-Cevap/ Abdest

Soru: Abdest alırken yarıda su kesildi. Su tekrar geldiğinde kaldığımız yerden mi, yoksa yeni baştan mı abdest almalıyız?

Cevap: Abdestte muvâlât, abdest uzuvlarını biri kurumadan diğerini hemen yani ardı ardına yıkamak demektir. Kaldığımız yerden devam ederek abdestimizi tamamlayacağız. Çünkü Hanefi ve Şafii mezheplerinde abdest uzuvlarının hemen ardarda yıkanması şartı yok. Her ne kadar sünnetler arasında geçiyorsa da, abdestin farzlarından ya da şartlarından değildir. Dolayısıyla mesela; yüzümüzü, kollarımızı yıkadık. Su kesildi, biraz bekleriz. Bu bekleme süresi az veya çok olabilir, süre önemli değildir. Bu arada abdest bozucu bir hal meydana gelmediği sürece kaldığımız yerden başımızı mesh ederek veya ayaklarımızı yıkayarak abdestimizi tamamlarız. Hanefi ve Şafii mezheplerinde uzuvları art arda yıkamak yani muvalat şart olmadığından abdest bu şekilde tamam olmuş olur. Ama muvalat(art arda yıkama)ı şart gören mezhepler var, malikiler gibi. Onlara göre abdesti yeniden almak gerekir.

Soru: Bazı gruplar bayanın başı açık halde abdest almasının mekruh olduğunu söylüyorlar. Bazıları da mekruh değil diyor. Bunların hangisi doğrudur?

Cevap: Başı açıklığın ya da genel anlamda tesettürün abdestle bir ilgisi yoktur. Yani bir insan kapalı olduğu zaman abdesti sahih olur, açık olduğu zaman abdesti sahih olmaz diye bir kaide yok. Malumdur ki  insan guslederken bile hamamda abdest almaktadır. Çıplakken abdest alıyor, buna rağmen bu abdestle namaz kılabiliyor. Kadının başı açık olduğu zaman abdesti olmaz diye bir şey söylenemez. Banyoda çıplakken alınan abdest oluyor da başı açık alınan abdest niye olmuyormuş. Abdest abdesttir, tesettür tesettürdür, ikisinin birbiriyle ilgisi yoktur. Tesettürün abdestle değil, namazla veya yabancı  insanlara görünmekle ilgisi vardır. İnsan abdestli iken açılacak olursa abdesti bozulur diye bir hüküm yoktur.

Soru: Bir hocamız uyuyunca abdestin bozulmayacağını söyledi. Yani uykuya dalan bir insan abdestli yatmışsa uyanıncaya kadar abdestli mi olmuş oluyor?

Cevap: Bu ifade doğru ama yanlış anlaşılmaya müsaittir. Önce şunu söyleyelim; uyuyan adamın abdesti bozulmamıştır, şeklinde bir şey söyleyecek olursanız, dinleyen kişi şöyle yanlış anlar: Abdestli iken yatarım, uyandıktan sonra “Nasıl olsa abdestim var, öyleyse kalkayım, namaz kılayım” diyebilir. Bu şekilde anlamak yanlıştır. Ama ifade şu yönüyle doğrudur: Abdestli olarak yatan insan, uyku esnasında da abdestli hükmünde olur. Yani bu insan uyuyorken, abdestli uyuyor kabul edilir. Fakat uyandığı an, daha önce uyku abdestini bozduğu için yeniden abdest alması gerekir. Demek ki uyumaya dalan kişi abdestli daldıysa abdest hükmündedir. Ama kalkıp namaz kılacaksa, abdesti yok kabul edilir. Bu arada şunu da ekleyelim: Uyku, peygamberlerin abdestini bozmaz. Bazı hadislerde Resulullah (as) uyudu hatta hafifçe horladı, sonra kalktı abdest almadan namaz kıldı, şeklinde geçer. Bu hadis rivayetlerine aldanarak herhangi bir Müslüman “Öyleyse bende yatarım, horlarım, sonra abdest almadan kalkar namaz kılarım” diyemez. Çünkü bu hâl ve hüküm peygamberlere mahsustur. Peygamber Efendimiz(sav) buyuruyor ki: “Benim(uykuda)gözlerim uyur, kalbim uyumaz.” Yani peygamber dışındakilerin hem gözleri uyur, hem de kalpler uyur. Bu şu demektir. Uykuda peygamberler kendilerini salmazlar. Organlar, uykuda bile Peygamberin iradesine bağlı olarak hareket eder. Ama diğer insanlar kendilerini salarlar. Organlar kontrolleri dışına çıkar. Dolayısıyla diğer insanların abdestleri uykuya daldıkları an bozulur, uyandıkları zaman yeniden abdest almaları gerekir.

Soru: İstibra ve istinca yapmadığımız halde abdestimizi bozacak bir şey hissetmiyorsak bir vebal altına girer miyiz?

Cevap: İstibradan sonra abdest bozucu bir hal olma durumu yoksa vesveseye mahal vermeden abdestimizi alıp namazımızı kılarız.

Soru: Tefsire abdestsiz dokunabilir miyiz?

Cevap: Tefsire abdestiz dokunabiliriz ama şuna dikkat etmek şartıyla. Tefsir metinleri normalde Kur’an metninden hacimce çok olmaktadır. Hüküm de çoğunluğa göre verildiği için tefsir aslında Kur’an sayılmıyor. Kur’an sayılmadığı için de  dokunabiliriz. Ancak tefsir okurken ayet yazılı yerleri elimizle dokunmasak iyi ederiz. Diğer yerlere dokunabiliriz.

Soru: Evde bir takım işlerle uğraşırken parmağımı sıkıştırdım ve parmağımda zedelenme oldu. Kesilmedi ama içten kanadığını fark edebiliyordum. Bu şekilde bir kaza olunca abdestim bozulur mu?

Cevap: İç kanama abdesti bozmaz. Kan ciltten deriden dışarıya çıkmadığı sürece, burundan ağızdan akmadığı sürece abdesti bozmaz. İç kanama ne olursa olsun, derinin altından dışarıdan morarma şeklinde görülür vaziyette bile olsun derinin dışına çıkmadığı sürece abdeste zarar vermez.

Soru: Dirseklerimde ve ayak topuklarımda egzama var. Su ve güneşten etkileniyor ve hastalık böylece artıyor. Abdest alırken bir miktar yağlı krem sürmenin zararı olur mu

Cevap: Hastalığın tedavisinde bütün ilaçlar, diğer tıbbi tedaviler vs. fayda vermiyorsa, cilde su değmemesi noktasına gelmişse o zaman bunu yapmaktan başka çare yok. Bir de hastalık eğer tedavi edilmek mecburiyetinde ise buna tevessül edilir. Bazı rahatsızlıklar vardır. Tedavi etmeseniz de idare eder vaziyette olur. Ama bazı hastalıklar vardır ki tedavi etmediğiniz zaman olmuyor ya da gittikçe daha kötü sonuçlar verebiliyor. Bu takdirde uzuv mesh edilebilir. Mesela hastalık ayağımızda ise mest giyeriz, mestin üzerine mesh ederiz. Ama hiçbir surette su değmemesi gerekiyorsa ve bunun tedavisi mecburi ise ve mesh etmek bile zarar veriyorsa orayı kuru bırakır. Mesh edilemiyor ama sarılabiliyorsa sarılır, sargının üzeri yıkanır. Sargının üzeri yıkanamıyorsa sargının üzeri mesh edilir. Bütün bunlar yapılamıyorsa orası kuru olarak bırakılır.

Soru: Abdest alırken başın dörtte birini mesh ediyoruz. Mesh ederken saç diplerine suyu geçirmek gerekiyor mu?

Cevap: Başımızı mesh ederken saçlarının üstüne ıslak elimizin değmesi yeter. Islak elimizin ya da suyun, saçın dibine kafanın deresine ulaşmasına gerek yoktur, sadece saçımızın üzerine ıslak elimizin değmesi yeterlidir. Ancak şunu da hatırlatayım- özellikle Şafii kaynaklar şuna dikkat çekiyor-kadının saçı uzun olup beline doğru iniyorsa, ıslak eliyle beline doğru uzanan saçın ucunu ellemesi mesh yerine geçmez. İllaki başın üzerindeki saça mesh etmek gerekir.

Soru: Kolonya abdesti bozar mı?

Cevap: Kolonya abdesti bozmaz. Kolonyanın necis olup olmadığı konusu ihtilaflıdır. Kolanya necis bile olsa abdeste zarar vermez nasıl ki elimize idrar değdiği zaman abdeste zarar vermiyorsa bu mesele de böyledir.

Soru: Akıntı geldiği zaman abdestin bozulması için el ayası kadar mı olmalıdır?

Cevap: Bir yerden kanama veya necis bir akıntı olduğu zaman o kanamanın abdesti bozması için el ayası kadar yeri ıslatmış olma şartı yoktur. Çıkan kan, irin gibi necis akıntı, yara yerini aşar aşmaz abdesti bozar. El ayası kadar yeri ıslatma durumu namazı bozması konusuyla ilgilidir. Çıkan kan ya da sıvı necaset ne olursa olsun el ayası kadar yeri kaplamamışsa, onunla kılınmış namaz sahihtir. Ama el ayası kadar yere varmış ya da onu geçmişse namazı bozar. O kişi namazı iade eder.

Soru: Abdest alırken konuşmak doğru mudur?

Cevap: Abdest alırken konuşmak adaba aykırı olarak kabul edilmiştir. Konuşmamak müntahaptır, denilebilir. Konuşacak olursak herhangi bir günah vs. işlemiş olmayız.

Soru: Özürlü bir kişinin özrü sebebiyle elbisesine bulaşan necasetin üzerinde bulunması ibadete mani midir?

Cevap: Özürlü kişi özrü sebebiyle, o haliyle üzerinde abdest bozucu durum olmakla birlikte namazını kılıyorsa ve üzerine bir şeyler bulaşmışsa  bunun namaza mani tarafı yoktur. Diyelim ki bir insan idrarını tutamıyor. Ya da istihazeli bir kadın düşünelim. Bunlar eğer tampon yapmak suretiyle buna engel olabiliyorlarsa ve bu tampon yapmaları da sağlığa zararlı değilse tampon yapıp namazlarını kılarlar. Yoksa o kadın o haliyle namazını kılmaya devam eder. Böyle istihazeli bir kadın Peygamberimiz (sa)’e bu meseleyi sormuştu. Peygamberimiz(as), atın ağzına gem yapar gibi sargı sarmasını söylemiştir. Bunun üzerine kadın, Ya Resulullah, daha da fazla boşalıyor, engel olamıyorum, deyince Efendimiz, ona o haliyle namazını kılmasını söylemiştir. Dolayısıyla özürlü kişi tamponla, sargıyla özre engel olmaya çalışmalı, engel olamıyorsa, o haliyle namazını kılmalıdır. O halde kılınan namaz sahihtir, gelen akıntı namaza zarar vermez. Çünkü bu zaruret halidir. Böyle hallerde bile insan namazı terk edemez.

Soru: Bazı evlerde tuvalet ve banyo birleşik; burada abdest almak olur mu?

Cevap: Abdest almak olur, ama dualarını yapamazsın. Çünkü tuvalette abdest duaları, el, yüz, ayak yıkarken okunacak dualar okunamıyor.

Soru: Banyo içinde abdest alırken, abdest dualarını okumanın mahzuru var mıdır?

Cevap: Mahzuru yoktur. Yüznumarada okumanın mahzuru vardır. Helâda abdest alma zorunluluğu varsa; o zaman, orda abdest duaları okunamaz. Helâ olmayan bir yerde okunabilir ve okunması lâzım! Abdest dualarının sevabı çoktur, kazancı fazladır. Onları ezberleyip, abdesti öyle almak lâzım!

Soru: Hanımların özel hallerinde (hayızlı iken) ilim öğrenmek üzere mescitlere gelmeleri câiz olur mu?

Cevap: Mâzeretli kadınlara mescide girmek câiz olmaz! Kur’an okumak, namaz kılmak oruç tutmak, mescide girmek o hallerde yapılmaması gereken şeylerdendir.

Soru: İnsanın büyük abdest yaptığı yerden kurt gelmesi abdestini bozar mı?

Cevap: Bozar. Hattâ bunun adı abdest bozan’dır. Bazı kimselerin barsaklarında parazit vardır, makadından kurtlar düşer. O abdesti bozar.

Soru: Elbiseleri kuru temizlemeye vermenin İslâmî yönden bir sakıncası var mı?

Cevap: O temizleme işleminin şekline bağlı. . . Necis olan şeylerle, diğer elbiselerin hepsi aynı kaba dalıp çıkıyorsa, necâset hepsine bulaşır. Başka bir usülle yapıyorlarsa, olabilir.

Soru: Gözlükten kurtulmak için gözlere takılan küçük lenslerin (merceklerin) hükmü nedir? Abdest ve gusle mani midir?

Cevap: Gözlükden kurtulmak için gözlere takılan küçük lensler, gusül veya abdeste mani değildir. Çünkü gusülde Hanefi mezhebine göre burun ve ağzın içini yıkamak gerekiyorsa da ne abdestte ne de gusülde gözün içini hiç bir mezhepte yıkamak îcâb etmez ve göze zarar verir.

Soru: Bevlettikten sonra susuz, kuru istibranın -el ayası ile yapılan istibranın- hükmü nedir? Su mevcut olduğu halde böyle bir istibra yapılabilir mi?

Cevap: Hanefi mezhebinde sulu susuz sağ el ile istibra etmek tahrimen mektuhtur. Sol el ile mekruh değildir. Peygamberimiz (sa) şöyle buyurmaktadır: “Sizden biriniz işerse tenasül aletini sağ eliyle mesh edip istibra etmesin”.

Soru: Müslüman olmayan ülkelerden Müslüman ülkelere ithal edilip piyasaya sürülen giyilmiş elbise, aslında Avrupa ve Amerika’dan gelmektedir. Şer’î temizlik nedir bilmeyen, şarap ve necasete bulaşan gayr-i müslimler tarafından giyilmiştir. Bunları giyip namaz kılmak caiz midir?

Cevap: Eşya aslında tahirdir. Necaseti tahakkuk etmedikçe onun necasetine hükmedilmez. Binaenaleyh gayr-i müslimin giydiği elbisenin müteneccis olduğunu gözümüzle görmedikten sonra onu giyip namaz kılmamızda beis yoktur.

Hazırlayan: Beyhan Büşra ÖZKUL
Kaynaklar
– Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN/ Güncel Meseleler 2
– Prof. Dr. Orhan ÇEKER/ Fetvalarım 1
– iskenderpasa. com