Soru – Cevap / Temizlik

SORU: Bir kimse bir yerde hapsedilip ne abdest ne de teyemmüm alamıyorsa, nasıl namaz kılacaktır?

CEVAP: Bir yerde hapsedilip abdest ve teyemmüm almaya imkân bulamayan kimsenin kendisine namaz kılmak farz olup olmayacağı hususunda ihtilâf vardır. İmam-ı Âzam’a göre böyle bir kimseye namaz kılmak farz değildir. Çünkü Peygamber (sa) buyuruyor ki: “Abdest ve teyemmüm olmadan namaz yoktur.” İmam-ı Şafiî’ye ve İmameyne göre abdest ve teyemmümü olmadığı halde yine namaz kılmakla mükelleftir. Ancak bilahare iade etmesi lazımdır. Hanefî kitaplarında kaydedildiğine göre namaz kılmak lazım olduğu takdirde niyet getirmeyeceği gibi kıraat de olmayacaktır. Sadece namaz taklid edilecektir. Çünkü bu hakiki namaz değil, ancak namaz kılan kimselere benzemek için böyle bir merasimin icra edilmesi isteniyor.

SORU: Çıplak ayağa mesh edilebilir mi? Son yıllarda İranlıların tesiri ile bu tür hareketler çoğaldı hatta yalnız ayağın iki parmağına mesh ediyorlar.

CEVAP: Ehli Sünnet ve’l Cemaat mezhebine göre ayakları yıkamak abdestin farzlarından biridir. Onların tümünü veya bir kısmını yıkamadan abdest alıp namaz kılmak caiz değildir. Ashabı Kiram, fukaha ve müfessirlerin cumhuru bu görüştedirler. Biz Peygamber’in izini takip eden bu hidâyet kervanına ayak uydurmak zorundayız. Bunları yanlış olarak telakki edip İslâm âlemi içerisinde azınlık sayılan ve Ehli sünnete yaklaşmak temayülü göstermeyen Caferiye Cemaati’ne katılıp İslâm’ın en büyük şiarı olan namazın butlanına sebep olmak cahilliktir. Kur’an-ı Kerîm ayakların yıkanmasını ifade ettiği gibi hadis ile fıkıh kitapları da onu ifade etmektedir. İbn’i Ömer (ra) şöyle diyor: “Peygamber aleyhisselam bir savaşta geri kalmıştı. İkindi namazının gelip çattığı bir sırada bize yetişti. Biz de o zaman abdest alıp ayaklarımızı mesh etmekle yetindik. Bunun üzerine Peygamber (sa) en yüksek sesle buyurdu ki: “Ayak topuklarının ateşten vah haline! İki veya üç defa söyledi” (Buharı, Müslim). Cabir (ra) de şöyle diyor: “Peygamber (sa.) abdest aldığımızda ayaklarımızı yıkamamızı emretti”. Durum böyle olmakla beraber ayakları yıkamanın farz olmadığına inanan bir kimseyi tekfir etmeyiz, çünkü abdest âyetinde “ercül” (ayaklar) kelimesi mansup olarak okunsa ayakların yıkanmasının farz olduğunu kesin olarak ifâde eder. Ama -bir kıraatte olduğu gibi-mecrur olarak okunsa kesin bir şekilde onu ifade etmez. Çünkü mecrurun cerri, civar için olabileceği gibi hakiki de olabilir. Caferiye hakiki olarak kabul etmektedir. Ehli sünnet ve’l Cemaat imkân nisbetinde tekfire yanaşmamaya kararlıdır. Yani görünüşü küfrü ifâde eden söz veya davranışı tevili mümkün olduğu takdirde küfür saymıyor. Hatta bir söz veya bir hareketin yüz ihtimali olsa doksan dokuzu küfrü yalnız biri küfür olmamayı ifâde ediyorsa küfür olmamak tarafı tercih edilmelidir.

SORU: Çorap üzerine mesh etmek caiz midir?

CEVAP: Ayakta sadece çorap bulunup çorabın alt kısmında deri gibi meshe elverişli bir şey olmazsa, üzerine mesh etmek dört mezhebe göre caiz değildir. Fakat sahabeden Hz. Ali, İbn’i Mes’ud, İbn’i Ömer, Enes, Ammar, Bilal, Bera, Ümame ve Sehl (ra.) çorap üzerine mesh etmenin caiz olduğunu söylüyorlar. Ama çorap sık ve alt tarafı deri olup kendisiyle yürümek mümkün olduğu takdirde üzerine mesh etmek hususunda ihtilâf vardır.

SORU: Tuvalet kâğıdı ile temizlenmek caiz midir?

CEVAP: Def-i hacet için tuvalete giden herkes su veya taş gibi pisliği giderici bir şeyle temizlenmek mecburiyetindedir. Taş ve onun hükmünde olan şeylerle temizlenebilmek için de birkaç şart vardır. Bu şartlardan biri, bu temizlik vasıtalarının muhterem olmamasıdır, binaenaleyh ekmek ve üzerinde dini ibare yazılı olan kâğıt ile temizlenmek caiz değildir. Ancak Hanefî ulemâsına göre yazı yazmaya elverişli olan beyaz kâğıt ve üzerinde yazı -müstehcen de olsa- bulunan yaprak ile temizlenmek caiz değildir. Amma yazıya elverişli olmayan kâğıdı -tuvalet kâğıdı gibi- kullanmakta beis yoktur.

SORU: Erzurum ve benzeri iklimi soğuk bir muhitte misafir bulunan kişi, ihtilam halinde soğuk sudan başka gusledecek başka bir su bulamıyorsa ve bu durumda büyük bir ihtimalle hasta olacaksa ne yapmalıdır?

CEVAP: Ortalık çok soğuk olur, sıcak su ve yıkanmak için uygun bir yer bulunmazsa, hastalık kuvvetle muhtemel olduğundan müsait bir zaman ve zemin oluncaya kadar teyemmüm edip namaz kılabilir. Amr bin As, bir yolculukta ihtilam oldu. Ortalık çok soğuk olduğundan yıkanmadı. Teyemmüm ile namaz kıldı. Rasûlüllah (sa) da buna müdâhale etmeyip sükût etti.

SORU: Biz köylüyüz çalışıyoruz, zaman zaman tırnaklarımızın altında kir toplanıyor, abdest aldığımız veya yıkandığımız halde yine kir yerinde kalıyor. Bu durumda abdest ve guslümüz sahih midir?

CEVAP: Tırnakları kesmek sünnettir diyen olduğu gibi vaciptir diyen de olmuştur. Hanefî âlimlerinin kaydettiklerine göre tırnak ve bıyık gibi bedende kesilmesi matlup olan şeyleri kırk günden fazla bırakmak caiz değildir. Böyle bir müddet ihmal eden kimse cezaya müstehak olur. Şafiî âlimlerinin görüşlerine göre de tırnak ve benzeri şeyleri kesmek sünnettir, vacip değildir. Kesilmesi ister vacip ister sünnet olsun; altında kir ve toprağın bulunması abdestin sıhhatine mani değildir. Yalnız hamur, mum ve benzeri bir şey olursa manidir. Peygamber (sa) tırnakların kesilmesini emreder, ama namazın iadesini emretmezdi.

SORU: Bevlettikten sonra susuz, kuru istibranın -el ayası ile yapılan istibranın- hükmü nedir? Su mevcut olduğu halde böyle bir istibra yapılabilir mi?

 CEVAP: Hanefi mezhebinde sulu susuz sağ el ile istibra etmek tahrimen mektuhtur. Sol el ile mekruh değildir. Peygamberimiz (sa) şöyle buyurmaktadır: “Sizden biriniz işerse tenasül aletini sağ eliyle mesh edip istibra etmesin”.

SORU: Müslüman olmayan ülkelerden Müslüman ülkelere ithal edilip piyasaya sürülen giyilmiş elbise, aslında Avrupa ve Amerika’dan gelmektedir. Şer’î temizlik nedir bilmeyen, şarap ve necasete bulaşan gayr-i müslimler tarafından giyilmiştir. Bunları giyip namaz kılmak caiz midir?

CEVAP: Eşya aslında tahirdir. Necaseti tahakkuk etmedikçe onun necasetine hüküm edilmez. Binaenaleyh gayr-i müslimin giydiği elbisenin müteneccis olduğunu gözümüzle görmedikten sonra onu giyip namaz kılmamızda beis yoktur.

SORU: Bazı evlerde tuvalet ve banyo birleşik; burada abdest almak olur mu?

CEVAP: Abdest almak olur, ama dualarını yapamazsın. Çünkü tuvalette abdest duaları, el, yüz, ayak yıkarken okunacak dualar okunamıyor.

SORU: Banyo içinde abdest alırken, abdest dualarını okumanın mahzuru var mıdır?

CEVAP: Mahzuru yoktur. Yüznumarada okumanın mahzuru vardır. Helâda abdest alma zorunluluğu varsa; o zaman, orda abdest duaları okunamaz. Helâ olmayan bir yerde okunabilir ve okunması lâzım!… Abdest dualarının sevabı çoktur, kazancı fazladır. Onları ezberleyip, abdesti öyle almak lâzım!…

SORU: Hanımların özel hallerinde (hayızlı iken) ilim öğrenmek üzere mescitlere gelmeleri câiz olur mu?

CEVAP: Mazeretli kadınlara mescide girmek câiz olmaz! Kur’an okumak, namaz kılmak oruç tutmak, mescide girmek o hallerde yapılmaması gereken şeylerdendir.

SORU: Abdestli iken kolonya kullanmışsa, elini yıkamadan namaz kılarsa, bir sakıncası var mı?

CEVAP: Kolonya bazı kimselere göre necistir, bazılarına göre necis değildir. Necis sayanlara göre, elleri necâsetli olduğundan, namazı câiz olmaz; yeniden kılması gerekir. O bakımdan, ihtilâftan kurtulmak için, ihtiyaten yıkamak lâzım!

SORU: İnsanın büyük abdest yaptığı yerden kurt gelmesi abdestini bozar mı?

CEVAP: Bozar. Hattâ bunun adı abdest bozan’dır. Bazı kimselerin bağırsaklarında parazit vardır, mak’adından kurtlar düşer. O abdesti bozar.

SORU: Elbiseleri kuru temizlemeye vermenin İslâmî yönden bir sakıncası var mı?

CEVAP: O temizleme işleminin şekline bağlı… Necis olan şeylerle, diğer elbiselerin hepsi aynı kaba dalıp çıkıyorsa, necâset hepsine bulaşır. Başka bir usülle yapıyorlarsa, olabilir.

SORU: Yirmi dört yaşında bekâr bir gencim. Ufak bir heyecan ve tahrik sonucunda idrar yolundan bir akıntı geliyor. Bu akıntı suya benziyor, şeffaf, yapışkan… Dört beş doktora gittim, çaresini bulamadım. Acaba gusl abdestim bozulur mu? Çaresini söyler misiniz?

CEVAP: Bu hastalık değil ki doktora gidiyor. Bilmiyor, cahil… Bu normal bir şey… İnsanın burnunun akması hastalık mıdır, ağzından tükürük akması hastalık mıdır? Değil… Tükürük hazım için lâzım, burun için de sümük lâzım… Tabii nezle olmak hali ayrı da… Lâzım ki Allah onu yaratmış. İnsanın kulağında akıntı var, zarı nemli tutmak için…

Bu akıntı da insanın normal vücudunun bir gereği… Vazifesi var o uzvun, onun içindir bu… Tabii, burada tahrike kapılmayacak, heyecana kapılmamaya dikkat edecek, mümkün olduğu kadar…

Bu akıntı gusl abdestini bozmaz, normal abdesti bozar. O akıntı geldi mi abdest bozulduğu için yeniden abdest almak lazım!

Çaresi, zihnini ilimle irfanla meşgul etmektir, oruç tutmaktır. Evlenmektir bir çaresi de… Yirmi dört yaşına gelmiş; işini kurmuşsa, askere gitmişse, evlensin! Hayırlı bir yuva kurmasını tavsiye ederim. En doğrusu odur.

SORU: Misafirliğe gidince, insan cünüb olursa, yıkanma imkânı olmazsa, ne yapmak lâzım?

CEVAP: Bu bir meseledir. İnsan kalktı misafirliğe gitti… Meselâ buradan kalktı, Trabzon’a gidecek. Gerede’de filanca arkadaşın evine misafir oldu. Gerede soğuk mu soğuk, çatır çatır… Uyudu, uyandı. Eyvâh, ihtilâm olmuş; yıkanması lazım… Utandı veya yıkanacak vakit yok… Bu bir meseledir tabii, zordur. Hamam varsa, gider, yıkanır. Böyle imkânın olmadığı bir köy de olabilir, sıkıntılı bir yer de olabilir. Evde de problem olabilir.

Bazıları, bunun bir mazeret olduğunu ifade ediyorlar, “Gusl için teyemmüm câiz olur.” diyorlar. Tabii, söylemek, “Kusura bakmayın, yıkanmam gerekiyor.” demek daha iyisi… Diyemezse, sonra en yakın zamanda yıkanmak üzere teyemmüm alır.

SORU: Vesvese hayatımın her safhasına girdi; ne yapabilirim?

CEVAP: Abdestli gezecek, zikre devam edecek. Yaptığı işleri istişare ile yapacak. Vesveseye hiç itibar etmeyecek. Nasıl itibar etmeyecek? Vesveseli insan ne yapar meselâ, abdest alırken abdesti kaçtı sanar: “Eyvah, kaçtı galibâ!…”

Peygamber Efendimiz diyor ki:

“Olmaz öyle şey!”

Birisine bakmış ki birkaç defa abdest alıyor. Sormuş:

“–Ne oluyor?”

“–Kaçtı gibi geliyor yâ Rasûlallah!”

“–Olmaz! Kaçtı gibi gelmek olmaz! Sesini duymuşsan ya da yellenme kokusunu duymuşsan, o zaman kaçmıştır.”

“–Kıpırdar gibi oldu da kaçtı gibi oldu…”

“–Öyle, gibi olmakla kaçmaz.” diyor.

İnsan böyle yaptığı zaman, vesvese gider. Ama gibi oldu diye ona itibar ettiği zaman, şeytan onu bir yakalar, götürür. Açar yarayı… Böylece insana abdestini bozuldu zannını veren özel bir şeytan vardır. Özel bir ismi vardır onun… Şeytan, insanların her çeşidini bir başka türlü aldatıyor. İnsan vesveseye daldı mı, çok fena oluyor. Vesveseye itibar etmeyeceksin!

Onun için, din adamı değil ama rahmetli Necib Fâzıl demiş ki,

“İki defa da abdestsiz namaz kıl, şu vesveseden kurtulmak için!”

Abdestsiz namaz kılınmaz ama “Vesveseye itibar etme!” demek istiyor.

SORU: Büyük abdest yaparken meni çıksa, gusül abdesti almak gerekir mi?

CEVAP: Erkeklerin bazen idrar yaptığı esnada veya büyük abdest yaptığı esnada, idrar mahallinden katılaşmış halde meni çıkar. Biraz daha izah etmek gerekirse; erkeğin önünden birkaç çeşit mâyi çıkar:

  1. İdrar.
  2. Büluğ çağına yaklaşmış olan bir erkekten şeffaf, kaygan bir mâyi çıkar; onameziyderler. O kaygan mâyi çıksa insandan, abdesti bozulur ama gusül gerekmez.
  3. Namuslu, Müslüman gençlerde –çünkü onlar haram yere sarfetmezler– büyük abdestini veya küçük abdestini bozarken arkadan yanar gibi olur. Hafif bir zorlama ile katı, beyazımsı, sulu nişasta gibi, pelte gibi bir şey çıkar. Bu meni’dir ama deponun fazlalığından taşıp gelerek çıkmıştır. Şehvetle yerinden kopmamış olan meniden dolayı gusletmek gerekmez. O akıntıyı çıkarıp temizledikten sonra, abdest alabilir.

Şehvetle kopup yerinden çıkan meniden dolayı gusül gerekir. İnsan rüyadayken de olsa, yine gusül gerekir.

SORU: Ben bir yerde bir namaz kıldırdım; fakat sonra iç çamaşırımda bir kirlilik gördüm. Bundan hiç haberim yoktu; ne yapmam lazım?

CEVAP : Bizim de sormamız lazım: Bu kirlilik nedir, ne kadardır? Çünkü avuç içi kadar olanı affolunuyor, bir mahzur teşkil etmiyor. Avuç içinden fazla ise yani şeriatin müsaade ettiği miktardan fazla ise; o zaman, elbisesi temiz değilken namaz kıldırmış olduğundan, kendisi o namazı iade eder. Cemaatten duyurabildiklerine duyurur; onlar da iade ederler. Duyuramazsa; onların namazı kabul olur.

Sonra, kirlilik nedir? Meselâ, meninin temiz mi, pis mi sayılacağı hususunda ulemânın ihtilâfı vardır. Ondan bir şey gerekmiyor.

SORU: Taharetlendikten sonra kurulanmak şart mıdır?

CEVAP: Şarttır; çünkü o sular tehlikelidir, tam temiz olmayabilir. Yani tecrübeyle sabittir, çoluk çocuğundan herkes bilir ki yıkadığı halde beze kuruladığı zaman yine bulaşığı çıkar. Ne kadar yıkasan bezde, kağıtta bulaşığı yine görülür. Kolay çıkmıyor. Onun için, iyice kurulanması lazım!

SORU Yolda yürürken elbiseme kuş pisliği düştü sildim. Fakat yıkayamadığım için bu şekilde namaz kılabilir miyim?

CEVAP: Pisliğini yukarıdan yani havadan bırakan kuşlar iki gruba ayrılır: Etti yenenler ve eti yenmeyenler. Eti yenen kuşların pislikleri necis değildir. İstedigi kadar üstümüze pislik bıraksınlar onunla namaz olur tabii ki bu pislikten namaz olur derken imkân bulduğumuzda pisliği temizlemeyelim anlamı çıkarılmamalıdır. İmkân bulduğumuzda hemen temizleyeceğiz ama onunla kıldığımız namazı iade etmeye gerek yoktur. Eti yenmeyen kuşların ise pislikleri necaset-i hafife dediğimiz türdendir. Kümes hayvanlarının pislikleri böyle değildir. Kümes hayvanlarının pislikleri necaset-i galizadır.

Necaset-i hafife de Hanefi mezhebine göre bulaştığı yerin dörtte birine varmadığı sürece namaza engel değildir. O kuşun bıraktığı pislik değdiği yerin dörtte birini normalde kaplamaz. Öyle olunca biz namazda iken böyle bir şey olursa ya da yıkamaya imkân bulamadan o şekilde namaz kıldıysak sonradan namazı iade etmemize gerek yoktur. Eti yenen ve pisliğini havada bırakan kuşlar güvercin, keklik serçe sığırcık vs kuşlardır. Eti yenmeyen kuşlar ise kartal, akbaba, çaylak, doğan, leylek gibi kuşlardır.

SORU Gusül abdesti aldığımız suyun içerisine vücudumuzdan su damlarsa o suyla gusül abdesti almamızda bir sakınca var mıdır?

CEVAP :Vücudumuzdan damlayan o su, beden üzerinde idrar gibi veya başka necis bir şeyler var da oraya uğrayarak geçiyorsa bir damlası dahi o kovayı tümden necis eder.Ama necis bir şeye uğramadan sadece cilt üzerinden akarak geçip su kovasına düşmüşse bu su o kovayı necis etmez. Bu (müsta’mel, ibadette kullanılmış) su, düştüğü kovadaki suyun yarısını geçmediği sürece -ki zaten yarısına varmaz-müsta’mel olmayacağı için kovadaki su ile gusle devam edilir.

SORU: Altı aylık bir bebeğim var. Ondan zaman zaman üzerime kusmuk bulaşabiliyor. Bu necis sayılır mı?

CEVAP: Kusmuk necistir. Üzerimize bulaştığı zaman temizlememiz gerekir. Kusmuk nasıl temizlenir? Kadınlarımız kusmuğu temizlemek için ıslak bir bez getiriyorlar ve elbiseyi siliyorlar. Bu temizlemek değildir. Islak bezle silmek suretiyle kusmuk temizlenmiş olmaz. Silmekle aksine necaset dağıtılmış/bulaştırılmış olur. Kusmuklu yeri suyun altında tutacağız üzerinden su dökerek temizleyeceğiz çocuk halılara işediği veya halıları kusmuk değdiği zaman da oraları ıslak bezle değil üzerinden su dökerek yıkamak zorundayız.

SORU Denizde vücudun tamamı Islandığı zaman gusül ya da normal abdest alınmış olur mu?

CEVAP: Denize dalıp her tarafımızı ıslattığımız zaman hem gusletmiş hem de abdest almış oluruz. Bu konuda söylenecek başka bir söz yoktur. Bu arada ağza ve burnumuza da deniz içerisinde su vermeyi unutmayacağız. Çünkü ağzına ve burnuna su vermek guslün farzlarındandır. Her ne kadar Şafii mezhebi gibi ağza ve buruna su vermek farz değildir diyenler varsa da Hanefi mezhebinde farzdır. Farz değildir diyenler de zaten onlara su vermeyi sünnet yani yıkanmasını gerekli görmektedirler. Bu şekilde suya dalarak her tarafımızı ıslatacak olursak gusletmiş oluruz. Bu gusülle abdestliymiş gibi namaz da kılabiliriz.

 

KAYNAKLAR
  • Dr. Mahmud Es’ad COŞAN / Güncel Meseleler 1-2
  • İskenderpasa.com
  • Dr. Orhan ÇEKER / Fetvalarım 1