Soru-Cevap / Namaz – 2

SORU: Namazda önümüzden birinin geçeceğini düşünerek konulan sütre, nasıl bir özellikte olmalıdır?

CEVAP: Namazda önümüzden herhangi biri geçebilir diye sütre yani bir çubuk dikeriz. Eğer Çubuk dikmezsek hiç değilse serecek bir seccademiz varsa seccade serelim. Ya da toprakta, kumda namaz kılıyorsak hilal şeklinde bir daire çizelim önümüze. Biz de o yarım daire çizginin içerisine, arka tarafına secde edecek şekilde namaz kılalım. Bu çizdiğimiz sınır, sütre yerine geçer. Bu arada şunu belirtelim: Önümüze koyduğumuz şey bir canlının resmi olmamalı. Koyduğumuz bu sütre, şeffaf da olabilir. Mesela bir cam parçası diktiğimiz takdirde arkası görünüyor diye bu sütre olmaz demeyelim. O yine sütre olur.

 

SORU: Cemaatle namaz kılarken imamın hareketlerine göre mi, yoksa sesine göre mi hareket etmemiz uygundur?

CEVAP: Cemaatle namaz kılarken, imamı görmüyorsak tabii ki sesine göre hareket edeceğiz. Ama imamı görüyorsak ve diyelim ki imam rükuya eğilmeden önce “Allahu ekber” diyor da bitirdikten sonra rükuya varıyorsa, o zaman imamın sesine değil, hareketlerine göre hareket etmemiz gerekir. Dolayısıyla imamlar seslerini hareketlerinden sonraya denk getirmelidirler ki cemaati yanıltmış olmasınlar. Normal olarak bütün büyük camilerde imama yakın olanların dışındakiler imamı görmezler. Zaten namaz esnasında ayrıca imama bakmak mekruhtur. İmamın bu durumda sesine göre hareket ederiz. Ama imamın bir şekilde geç hareket ettiğini görüyorsak o zaman hareketlerine göre tavrımızı belirleriz.

 

SORU: Kadınlarla erkeklerin tek başına namaz kılarken aynı safta durmalarında bir sakınca olmadığı söyleniyor. Bu doğru mudur?

CEVAP: Doğrudur. Kadın ve erkek yan yana namaz kıldıkları zaman erkeğin namazının bozulması için bu kadın ve erkeğin aynı cemaate katılmış, aynı imama uymuş olmaları gerekir. Ya da erkek imam, kadın cemaatse yan yana olmaları gerekir ki yan yana durduklarında erkeğin namazı fasit olsun. Aynı cemaate tabi kadın ve erkek yan yana namaz kıldıklarında kadının namazına bir şey olmaz, sadece erkeğin namazı fasit olur/bozulur. Münferiden namaz kılıyorlarsa her ikisinin namazına bir şey olmaz. Aynı cemaate uymuş kadın, erkeklerden öne geçtiği zaman kendi hizasından arkadaki erkeklerin ve yanlardan birer erkeğin namazı fasid olur. Tek başlarına kıldıklarında ise kadın nereye durursa dursun kimsenin namazı bozulmaz. Bu durum (muhazatu’n-nisa) Hanefi mezhebinde söz konusu yapılmıştır.

 

SORU: Camide cemaatle farz namaz kılarken bir kişinin cep telefonu çaldı namazı bozmadan çıkarıp kapattı ve bacağının arasına koydu. Bu yolda bir fetva aldığını söyledi. Ne derece doğrudur?

CEVAP: Bu konuda ilmihal kitaplarında amel-i kesir diye bir ifade kullanılır. Amel-i kesir “çok iş” demektir. Bunun zıddı amel-i kalildir. Az iş demektir. Hüküm olarak namaz esnasında amel-i kesir yani çok iş yapmak namazı bozar. Amel-i kalil ise bozmaz. Tek rekâtta 3 tane hareketi amel-i kesir sayıyor kitaplarımız. Ama hareket üçe varmadıysa amel-i kalildir ve namazı bozmaz. Şimdi  bu kardeşimiz bir defa elini cebine attı, telefonu çıkardı insan sonra gözüyle baktı tuşları buldu, üzerine eliyle bastı yani sesi kesti. Ondan  sonrada telefonunu ayağının arasına yere koydu. Bütün bu hareketleri yan yana koyduğumuzda bu amel-i kesir olur yani namazı bozar. Ama el atar atmaz tek hareketle hemen durdurup geri elini bağlarsa o zaman onun  bu ameli amel-i kalil olacağından namazı bozmaz diyebiliriz.

 

SORU: Namaz surelerini ve namazla gerekli olan duaları biliyorum imam hatip veya ilahiyat okumadım. Tecvid bilmiyorum ama bildiğim sure ve dualarda hata yapmıyorum. Gerekli durumlarda imamlık yapabilir miyim?

CEVAP: Kur’an-ı düzgün okuyan kişinin imamlık yapması tabii ki caizdir. İmamlığın caiz olması için belli bir yerden diploma alma şartı yoktur. Yeter ki imam olan kişi doğru kıraatte  bulunsun ve namaz kıldırmasını bilsin. Ama manasını değiştirecek şekilde yanlış okuyorsa imamlık yapması caiz olmadığı gibi kendi namazı da bozulur. Kendi namazını kurtarmak için bilen birisinin yanına gidip kıraatini gözden geçirmesi gerekir.

 

SORU: Sabah namazını imsak vakti girer girmez kılabilir miyiz?

CEVAP: Takvimlerimiz bize imsak vakti için belli bir saat ve dakika veriyor ve biz oruç tutacaksak  o dakikadan itibaren yememizi içmemizi kesiyoruz. Tam o dakikadan itibaren yani imsak vakti girer girmez peygamberimiz(as)hemen sabah namazını kılmaz, rivayetlere göre,40 50 ayet okuyacak kadar beklerdi. Bunu ölçü alarak bizim burada söyleyeceğimiz şudur ki yaklaşık 15-20 dakika bekleyin, ondan sonra sabah namazını kılın. Dinimizde vakitler düğmeye basıp lambayı yaktığımız  gibi girmez yine düğmeye basıp lambayı söndürdüğümüz gibi çıkıp gitmez. Yavaş yavaş vakit girer, yavaş yavaş çıkar. Namaz vakitlerinde ışık yakmak gibi hemen gelgit yoktur.

 

SORU: Akşam namazı kılındıktan 30 dakika sonra şafiiler yatsı namazı kılıyorlar. Buna ne dersiniz?

CEVAP: Akşam namazını kıldıktan sonra 30 dakika geçer geçmez yatsı namazı kılınabilir, şeklinde bir hüküm söylenemez, söylenmesi yanlıştır. Hiçbir ilmihal kitabında böyle bir bilgi yoktur. Şafiiler, Hanbeliler ve Malikilerin de söyledikleri şey şudur ki; akşam güneş batar batmaz, batıda bir kızıllık oluşur. Bu kızıl renk akşam namazının vaktidir. Bu kızıl renk kaybolmadıkça, yatsının vakti girmez. Hatta  Hanefilerden imameyn yani Ebu Yusuf ve Muhammed de aynı şeyi söylüyor. O kızıllık yaklaşık 1 saat sonra kaybolur. Öyleyse şöyle diyebiliriz: Diğer mezheplere göre de, İmam-ı Azam’dan  gelen iki rivayetden biri de böyledir. Bu kavle göre akşam namazından itibaren en az yaklaşık bir saat zaman geçmedikçe yatsı namazını kılmak caiz görülmemiştir. Hanefilerden İmam-ı Azam’dan gelen kuvvetli görüşe göre ise bu bir saatlik kızıllıktan sonra çıkan yaklaşık yarım saatlik beyazlık kaybolduktan sonra yatsının vakti girer. Bu da akşamdan sonra yaklaşık 90 dakika civarında bir zamanı kapsar. Hatta peygamberimiz (as) bazen  yatsıyı kasten geciktirirmiş. Mescidde bekleyen sahabilerden uyuklayanlar bile olurmuş. Daha sonra yatsıyı kıldırırmış. Efendimiz mealen “eğer ben ümmetime zorluk vereceğimi bilmesem, yatsıyı daha da uzatırdım, sonra kıldırırdım “rivayeti bile nakledilmektedir. Yatsının eftal vakti, gecenin ilk üçte biridir. Bu vakitten sonraya yatsıyı  bırakmak mekruh hatta imam Malik’e göre günah olur. Akşam namazından 30 dakika sonra yatsının vakti girer diye hiç bir kavil yoktur. İmam-ı Malik’e böyle bir kavil nisbet edilse bile onun kavli tam da böyle değildir. İmam-ı Malik akşamın acele kılınmasına dikkat çektiği şeklinde anlaşılmalıdır.

 

SORU: Sünnet namazların rukû ve secdesinde Arapça dualar okuyorum. Farzlarda da okumalı mıyım?

CEVAP: Farzlarda bunu okumayalım. Çünkü farzlarda biraz daha disiplin istenir. Nâfilelerde hafiflik esastır. Farzlarda istenen disiplin nafilelerde müsamaha ile karşılanır. Özellikle gece nafilelerinde namaz içerisinde Arapça dualara benzer ifadelerle, ibarelerle istediğimiz kadar dua edebiliriz. Bunun bir sakıncası yoktur. Bu ibarelerin ayet ve hadislerde geçen kelimelerden alınmış olması hem tercih edilir hem de sünnete uygun olanı budur.

 

SORU: Tek başıma cemaat olmadan namaz kılarken kimsenin olmadığı bir yerde sesli namaz kılabilir miyim?

CEVAP: Genelde gece namazları, yani akşam, yatsı, sabah, teheccüd, tesbih, vitir, teravih namazını kılarken insan tek başına kalsa bile isterse kıraati sesli okuyabilir. Açıktan veya gizli okumak arasında muhayyerdir. Yani istersek, kendimiz duyacak kadar okuruz, istersek sesli okuyabiliriz. Özellikle gece nafilelerinde, teheccüdde vs. sesli okumak tercih edilmelidir. Çünkü o kıraatlar şahitlidir. Kur’an-ı Kerim böyle açıklar(İsra:78).Şahit olması, meleklerin gelip okunan o Kuran’ı dinlemeleridir. Böyle olunca benim içimden geçen şey şudur ki, sesli okumak daha uygundur. Peygamberimiz(as) da teheccüd kılarken zaten sesli okumuştur. Bunu bize sahabiler öyle naklediyorlar.

 

SORU: Karanlıkta namaz kılınır mı?

CEVAP: Karanlıkta namaz kılınır. Karanlıkta namaz kılınmaz ya halk arasında bir inanç, bir ön kabul var, o doğru değildir. Çünkü peygamberimiz(as)zamanında elektrik, şu bu yoktu. Karanlıkta namaz kılmamalı, hiç değilse secde yerini görmen gerekir, diye tavsiyeler olmuştur. Sebebi namazın caiz olmaması değildir. Sebebi şu: eğer haşeratın olabileceği bir yerde namaz kılıyorsan, secde yerinde herhangi bir sokucu böcek, haşere varsa oradan zarar görmeyelim diye secde yaptığın yeri hiç değilse gör şeklinde bir tavsiye yapılmıştır. Bu, o hayvanların zararından korunmak amaçlıdır. Yoksa namazın sıhhatiyle ilgisi yoktur.

 

SORU: Farz ve sünnetlerde sehiv secdesi aynı mıdır, yoksa farklılık var mı?

CEVAP: Sehiv secdesi namaz sonunda yapılan bir uygulamadır. Namazdaki eksikliklerini telafi eden bir ibadettir. Eksik kılınan namazın farz olması ya da sünnet/nafile olması fark etmemektedir. Sehiv secdesi farz namazlarda bir türlü, sünnet namazlarda başka bir türlü yapılır diye bir hüküm yoktur. Hepsinde aynı şekilde yapılır.

 

SORU: Tilavet secdesi yapmanın hükmü nedir? Geçmişten kalma secde borcumuz varsa sorumluluğumuz nedir?

CEVAP: Tilavet secdesinin genel hükmü, sünnettir. Ama Hanefi mezhebinde 14 tane secde âyetinden sünnet olmanın yanı sıra bazıları farz, bazıları da vacip kabul edilmiştir. Hanefi mezhebinde dört tanesi sünnet (Neml, Necm, İnşikak ve İkra sureleri), üç tanesi vacip (Furkan, Secde ve Fussilet sureleri), geri kalan yedi tanesi farz kabul edilmiştir.(A’raf, Nahl, İsra, Ra’d, Meryem, Hac ve Sad sureleri).Ayrıca Hanefi mezhebinde ayeti işittiğimiz ya da okuduğumuz zaman hemen secde yapmamışsak sonradan kazasını yapmamız gerekir. Diğer mezheplerde genelde sünnettir ve kıraat anında hemen secde yapmak gerekir. Kalkıp gittikten sonra kazası yapmak gerekmez.

 

SORU: Öğle namazının sünnetini kılarken üçüncü rekâtta Fatiha’dan sonra başka bir sure okumadan rükûa eğildim. Sehiv secdesi yapmam mı yoksa sünneti tekrarlamam mı gerekir?

CEVAP: Öğle namazının ilk sünnetini kılarken üçüncü rekâtta Fatiha’yı okumuş da sure zammetmeyi unutarak rükûa gittiyse soru sahibi sehiv secdesiyle namazı tamamlayacaktır. Yeniden kılmasına gerek yoktur.

 

SORU: Namazın mekruhlarından birini sehven işlemiş olan bir kişinin sehiv secdesi yapması gerekir mi?

CEVAP: Namazın farzlarını bir liste olarak bileceğiz. Vaciplerini de bileceğiz. Namazın farz ve özellikle vacipleri bildikten sonra iş kolaylaşır. Şöyle diyoruz: Sehiv secdesi, şu hallerde yapılır: Farzı yerinde yapması gerekirken yerinde yapmamış ve geciktirmişse sehiv secdesi yapması gerekir. Vacibin birini bu şekilde tehir veya terk etmişse yine sehiv secdesi gerekir. Dikkat edelim. Farzı terk etmişse sehiv secdesi gerekir demiyoruz. Farzı terk etmek secde ile kurtarılamaz. Bu durumda namazın tümden iade edilmesi gerekir. Yani sehiv secdesi mekruhlarla ilgili bir husus değildir. Ancak şunu gözünde bulundurmalıyız. Vacibin zıddı tahrimen mekruhtur. Unutarak işlenmiş olan tahrimen mekruh bir vacibi terk etmek sonucunu doğurmuşsa sehiv secdesi gerekir.

 

SORU: Sehiv secdesi yaparken sadece sağ tarafımıza selam vermenin yeterli olduğu söyleniyor. Bu doğru mudur?

CEVAP: Sehiv secdesi yaparken normalde hem sağa hem sola selam verilir. Ama sadece sağa selam verdiğimiz takdirde de yine işi kurtarmış oluruz. Bunun sebebi şu: Namazdan selamla çıkmak vaciptir. Sağa selam verdiğimizde namazdan çıkmış oluyoruz. Gerçekte sola selam vermek sünnettir yani namazdan çıkmış olmak için sola da selam vermek şart değildir. Sehiv secdesi namazın sonuna eklenen bir ibadet/ bir eylem olduğuna göre namaza nokta koyacağımız yerden itibaren sehiv secdesi yapabiliriz. Dolayısıyla sağa selam verip sehiv secdesi yapan kişi normal sehiv secdesini yapmış olur. Ama daha da kâmil anlamda ben sehiv secdesini yapayım diyorsa hem sağa hem sola selam verdikten sonra sehiv secdesi yapar. Bu kâmil şeklidir.

 

SORU: Namazda hata yaptığımız halde sehiv secdesi yapmayı unutmuşsak o namazı tekrarlamamız gerekir mi?

CEVAP: Sehiv secdesini gerektirecek bir hata yapmışlar ve sehiv secdesini yapmadan namazdan çıkıp gitmişlerse bu durumda şöyle düşünülür: Eğer daha namaz vakti geçmemişse namazın iade edilmesi Hanefilere göre vaciptir. Ama vakit geçip gittiyse artık bu namazın iadesine/ kazasına gerek yoktur.

 

SORU: Teravih namazında her selamda yeniden niyet etmek gerekir mi?

CEVAP: Teravihin her tervihasından selam verip çıkınca ikinci terviha için yine niyet getirmemiz gerekir.(Terviha, arada kısaca dinlenmek için selamla ara verilen teravih bölümleridir).Çünkü selam verdikten sonra önceki terviha/teravihle ilişkimiz kesilir. Yeniden ilişki kurmak için yeni niyete ve yeni tekbire ihtiyaç vardır. Her tekbirden önce nasıl bir niyet şart ise, teravihte de  birinci, üçüncü, beşinci yedinci… rekâtlarda namaza niyet ediyoruz. Dolayısıyla o niyet ile sonraki namaz, namaz olur. Niyet edilmezse namaz batıl olur.

 

SORU: İşrak namazı güneş doğduktan sonra en erken kaç dakika sonra kılınır?

CEVAP: İşrak namazının en erken vakti için takvime bakacağız. Güneş hangi dakikada doğuyor ise ona yarım saat ekleyeceğiz. Aslında ülkemizde 22 dakika sonra işrak vakti girmektedir. Ama yaygın uygulama 30 dakika veya 45 dakika şeklinde olmuştur. Mesela bayram namazları güneşin doğuşu dakikasından itibaren 45 dakika sonra kılınmaktadır. Bayram namazının vaktiyle işrak namazının vakti aynıdır. Hatta bayram namazı işrak namazı yerine geçmektedir. Güneye yani ekvatora doğru gidildikçe 22 dakikalık süre azalmakta hatta 0’a yakın duruma gelmekte, kutuplara doğru gidildikçe süre uzamaktadır. İşrak namazı vaktini tespitte zorlanıyorsak şöyle bir yol takip edebiliriz: Çenemizi göğsümüze yapıştıracağız ve güneşe doğru bakacağız. Eğer güneşi göremiyorsak yani güneş bakış çizgimizin üzerine çıkmışsa o zaman kerahat vakti çıkmış ve işrak namazı vakti girmiş demektir.

 

SORU: Bazı hocalar sabah namazı kuşluk vaktine kadar sünnetiyle kılınır diyorlar. Bu konuda bizi aydınlatabilir misiniz?

CEVAP: Sabah namazı eğer o gün, vaktinde yani güneş doğmadan önce kılınamadı yani kazaya kaldıysa kuşluk vakti kaza edileceğinde sünneti ile birlikte kaza edilir. Burada şuna dikkat çekeceğiz. Kuşluk vaktine kalmış olan sabah namazı eda değil, kazadır. Çünkü sabahın vakti güneş doğunca bitmiş olur. Vaktinden sonraya kalmış namaz ise kazaya kalmış olur. Dolayısıyla bu kişinin ayrıca tevbe etmesi ve bir daha sabah namazını güneş doğduktan sonraya bırakmamak için gayret sarf etmesi gerekir. Burada farz ile birlikte sünnetinde kaza edilmesinin sebebi, kazaya kalmış olan namazın üzerine sonraki namaz vaktinin girmemiş olmasıdır. Sonraki namaz (öğle)vakti girer girmez sabahın sünneti artık kaza edilmez, sadece farzı kaza edilir.

 

SORU: Nafile namazlarda secdede Türkçe dua yapılabilir mi? Selamdan sonra mı yoksa secdeye varıp dua etmeliyiz?

CEVAP: Farz namazlarda değil de nafile namazlarda ve özellikle secdede ya da selamdan hemen önce dua yapabiliriz. Bu hüküm dualar için geçerlidir. Kur’an okumak demek olan kıraat için geçerli değildir. Bu duaların Kur’an-ı Kerim ya da hadis-i Şeriflerdeki dua sözlerine benzer sözlerle yapılması tavsiye edilenidir. Ama dua yapan insan bunu beceremiyorsa, o takdirde becerebildiği cümlelerle bu duaları yapabilir. Bu duanın Arapça olması veya olmaması namazı etkilemez.

 

SORU: Başı açık olarak namaz kılmak caiz midir?

 CEVAP: Baş, erkeğe nispetle avret sayılmadığı için başı açık olarak kılınan namazı sahihtir. Ancak sarık veya takke ile başı örtmek daha efdaldir. Peygamber (sa.): “Sarıkla kılınan iki rekât namaz, sarıksız olarak kılınan yetmiş rekâttan daha hayırlıdır” buyurmuştur.

 

SORU: Kısa kollu gömlek ile namaz kılmak hususunda çeşitli sözler söylenmektedir. İslâm fıkhının görüşü nedir?

 CEVAP: Kadının kısa kollu gömlek ile namaz kılması caiz değildir. Çünkü namazda kadının avreti el ve yüzü müstesna bütün vücududur. Erkeğin kısa kollu gömlek ile namaz kılması ise sahihtir. Çünkü namazda erkeğin avreti diz ile göbeğin arasıdır. Ancak kısa kollu gömlek ile gezmek veya namaz kılmak memlekette adet değilse böyle bir gömlekle namaz kılmak doğru değildir. Adet ise beis yoktur.

 

SORU: Namaz kılmayan kimse dinen Müslüman sayılır mı sayılmaz mı?

CEVAP: Namaz, imandan sonra İslâm’ın en mühim rüknüdür, terkine asla göz yumulmaz. Dinen kesinlikle sabit olmuş olan bir hükmü inkâr etmek küfür olduğu gibi, namazın farziyetini inkâr etmek de küfürdür. Binaenaleyh namaza inanmayan kimse Müslüman değildir. Onunla evlenmek caiz olmadığı gibi kestiğini de yemek caiz değildir. Fakat namazın farziyetini inkâr etmez, ancak tembellikten dolayı namaz kılmazsa günahkâr olsa bile Müslüman sayılır. İslâm hukukuna göre suçlu olduğundan cezaya müstahaktır. Hanefi mezhebinde, tevbe edip namaza başlayıncaya kadar hapse mahkum edilir. Şafiî mezhebinde ise terkte de ısrar eder ve tevbe etmezse idama mahkum olur.

 

SORU: Kazası olan kimse sünnet kılabilir mi? 

CEVAP: Namaz, kelime-i tevhidden sonra İslâm’ın en mühim rüknüdür. Hiç bir surette terk edilmemesi gerekir. Cehalet ve gaflet sebebiyle terkedilirse fırsat bulunduğu anda kazası îcâb eder, geciktirilmez. Şafiî mezhebine göre; kazası olan kimsenin sünnet ve cenaze namazı gibi farz-ı kifaye olan namazları kılması haram olduğu gibi farz olmayan Kabe tavafını eda etmesi de haramdır. Çünkü yemek, uyku, ticaret ve iş zamanı müstesna bütün zamanını kaza kılmaya vermek mecburiyetindedir. Hanefi mezhebinde ise; beş vakit namazın sünneti, duha – kuşluk – tesbîh ve teravih gibi, hakkında hadîs vârid olan sünnet, kaza olsa da kılınacaktır. Fakat diğer nafile namazı kılmaktansa kaza ile meşgul olmak daha efdaldir. Doğu ve Güneydoğu illerimizde Şafiî mezhebinden olan kardeşlerimizin bir kısmı zimmetinde kaza bulunduğu gerekçesiyle haklı olarak sünnet kılmaz. Amma bunun yanında kazasını da eda etmez. Hâlbuki hazır olan namazı kazaya bırakmak haram olduğu gibi, kazaya kalmış namazı, fırsat bulunduğunda kazası için gayret gösterilmemesi de haramdır.

 

SORU: Kaza namazına nasıl niyet edilir?

CEVAP: Kaza namazına niyet edilirken, “Yâ Rabbi, kılmam gereken, üzerime borç olan, kazaya kalmış olan en son öğle namazını ödemeye… En son ikindi namazını ödemeye…” diye sondan da başlayabilir; “En evvelki borcumu ödemeye…” diye baştan ödemeye de başlayabilir.

 

SORU: Namazda otururken, Ettahiyyatü’yü okurken şehadet parmağını kaldırmak nasıl olacak?

CEVAP: “Eşhedü en lâ ilâhe” derken parmak kalkacak, ondan sonra inecek. Hadis-i şerifte bildirilmiştir. Peygamber Efendimiz de böyle parmağını kaldırırdı.

 

Beyhan Büşra Özkul
Kaynaklar:
  • Dr. Mahmud Es’ad COŞAN (rha) / Güncel Meseleler 1-2
    Dr. Orhan ÇEKER / Fetvalarım 1.com