Soru-Cevap/ Kadınlara Mahsus Haller

SORU: Bir bayan özel hali devam ederken kan vermesi uygun olur mu?

CEVAP: Bir bayanın özel halde olması kan vermesine engel değildir. Aynen bunun gibi çocuğunu emzirmesine de engel değildir. Dolayısıyla özel haldeki bir kadın kan da verebilir, çocuğunu da emzirebilir. Namaz kılamaz, oruç tutamaz, Kur’an okuyamaz, Kuran’a elleyemez, mescide giremez, tavaf yapamaz, kocasıyla birlikte olamaz. Bunların dışındaki şeyleri yapabilir.

SORU: Adet gören bir bayan horoz ya da tavuk kesebilir mi keserse yenir mi?

CEVAP: Kadın adetliyken hayvan kesebilir. Bu kadının ehli kitap yani Yahudi veya Hristiyan olması fark etmez. Kadın adetli olsun ya da temiz olsun fark etmez, herhangi bir hayvanı kesebilir. Kesilen hayvan tavuk da olabilir, horoz, hindi, koyun, dana da olabilir. Kadın hangi halde bulunursa bulunsun kestiği hayvanın eti yenir. Kadın adetli iken çocuğunu emzirebilir çünkü âdetin 5-6 gün sürdüğünü düşünelim. Süt emen bir çocuk nasıl 5-6 gün duracak?

SORU: Lohusalı kadın nikâhlanabilir mi?

CEVAP: Kadın loğusa iken yani doğum sonrası kanı görüyorken bir başka erkeğe nikâhlanabilir. Loğusalığın yeni bir nikâha engeli yoktur doğum olur olmaz kadının eski kocadan iddeti bitmiş olacağından yeni koca ile nikâh akdi yapabilir.

SORU: Doğum yaptıktan sonra kırkıncı günden itibaren namaz kılınabilir mi?

CEVAP: Doğum yaptıktan sonra loğusalık süresi olarak 40 gün bekleme diye bir şey yoktur. Loğusalık kanı bir dakika da sürebilir,40 günde sürebilir, hiç kan görülmeyebilir de. Mesela kan 15 günde kesildiyse o kadın hemen yıkanır ve namazını kılar. Loğusalık kanı kesildiği halde 40 gün beklemesi diye bir hüküm yoktur lohusalık en fazla 40 gün sürer. Ondan sonra aşağı bir sürede de kesilebilir hatta kadın doğum yapsa ama hiç kan görmese arkasından gusleder ve namaz kılar. Burada loğusalık bir gün dahi sürmemiştir. Kaç gün sürerse sürsün, kan kesilmeden önce nikâh akdi yapılabilir.

SORU: Özel durumda kadının ziyaret amacıyla camii ya da türbeye girmesinde bir mahzur var mı? Kadınlar muayyen günlerinde cenaze yıkanırken cenazenin yanına girebilir mi?

CEVAP: Kadınlar özel hallerde camiye giremezler. Kadın özel halde mescide giremediği için tavaf yapamamaktadır. Hacca giden kadınlar özel halde tavaf yapamadığı gibi şimdi sa’y yapılan yer yine mescide dâhil hale geldiğinden sa’y da yapamazlar fakat ay hali üzere olan kadın cenazenin yanında bulunabilir. Hayızlı, türbeleri ziyaret eder. Burada şunu da ekleyelim evlerimiz içerisinde mescid edinilmiş odalarımız varsa, kadın bu mescid edinilen odaya girebilir. Çünkü ev içerisinde mescid edinilmiş oda camii hükmünde değildir. Böyle olunca camiye giremeyen kadın pekala evin içerisindeki mescid edinilmiş odaya girebilir.

SORU: Hayız dönemindeki bir kadının, elini dokundurmadan tefsir okuması kırık meali çalışması ve Ezber yapması doğru mudur?

CEVAP: Ay halinde bulunan bir kişi tefsir okuyabilir. Bu arada hayız/ay hali üzereyken hafızlık çalışanlar, buna devam mı etmeli yoksa ara mı vermeli konusu ihtilaflı bir konudur. Mezheplerin çoğunluğu ay halinde olan kadının Kur’an okuyamayacağı şeklinde görüşe sahiptir. Hanefi mezhebi de bu mezheplerin içerisindedir. Ancak hafızlık ara vermeden çalışmayı gerektirdiği ve ara verildiği zaman hafızlık çok uzayacağı ya da imkânsız hale geleceği için Kur’an kurslarımızda, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bu hususta hafız adaylarına Maliki mezhebinin görüşünü tavsiye ederek hafızlık çalışmalarına devam edebilecekleri söylenmiştir. Ama hafızlık çalışması veya Kur’ân öğretimi gibi bir durum yoksa normal hallerde Kur’an okuma işini o halden sonraya bırakmamız tavsiye edilir. Ay halinde Kur’an okumama görüşünün daha uygun olduğu kanaati taşınıyor. Fakat hafızlık gibi ara verilmemesi gereken bir hususta İmam Maliki’nin görüşüne başvurabileceğini hatırlatmak istiyoruz.

SORU: Hanefi mezhebinde kadının loğusalığı 40 günü geçerse yasaklar konusunda nasıl hareket etmelidir?

CEVAP: Kadının loğusalığı 40 günü geçerse 40 günden sonrası özürlü sayılır. Bu arada zarureten şu açıklamayı yapmamız gerekir. Loğusalık illa da 40 gün olur diye bir şey yok. Hatta kadın doğumdan sonra hiç kan görmese loğusalığı hiç yok demektir. Bu kadın hemen gusül yapar ve namazını kılar. Kadın ilk doğumda 40 günden fazla kan görmüşse sadece 40’tan sonrası özürlü sayılır. Ama diyelim ki ilk doğumda 25 gün ikinci doğumda mesela 50 gün kan gördüğünü düşünelim. Bu takdirde kırkından sonraki 10 gün değil yirmi beşinden sonraki günlerin hepsi özür olur. Mesela kadın birinci doğumu yapmıştır loğusalığı yirmi beş gün sürdü diyelim. O kadın yıkanır, sonra namazlarını kılar. Daha önce yasak olan bütün şeyler kendisine serbest olur. Bir sonraki doğumda yirmi beş günde kan kesilmedi. Diyelim ki ellinci günde kesildi. O zaman daha önceki doğumda 25 gün olduğu için 25 inden sonraki bütün günlerde özürlü olur. Bir önceki yani ikinci doğumda 35 güne çıksaydı 35 gün loğusa olurdu. 3.doğumda 50 gün olsaydı 35. günden sonraki 15 gün özürlü olurdu dolayısıyla kırkı olduğu halde hâlâ kan kesilmeyecek olursa özürlü sayıldığı günlerin namazını kaza etmesi ve bundan sonrada kan kesilinceye kadar özürlü gibi hareket etmesi gerekir. Diğer değişiklikler bu hesaba göre değerlendirilmelidir.

SORU: Kur’ân kursu öğretmenliğini yapan bir kadın, kendisine âdet gelirse nasıl görevini sürdürecektir? Âdet halinde Kur’ân-ı Kerîm’i okuması ve okutması yasak olursa görevi aksar, yılda bir defa olsaydı buna katlanabilirdi ama bu iş her ayda tekerrür ettiği ve her defada beş altı gün devam ettiği için öğretim ve öğrenim işi aksamaktadır, bunun çaresi yok mudur?

 

CEVAP: Şafiî ile Hanefî mezhebinin kuvvetli görüşüne göre bunun hiç çaresi yoktur. Yalnız Hanefi âlimlerinden ve müctehid fil-mesail olan zevatlardan Tahavi’ye göre âdet halinde bulunan muallime kadının yarımşar âyet okumak suretiyle öğretim yapmasında bir sakınca yoktur. Maliki mezhebine göre de âdet halinde olan muallime ile müteallime için zarurete binaen caizdir. Bunun için içtihadın üçüncü tabakasını işgal eden bu zatı taklit etmekte bir sakınca olmadığı gibi zarurete binaen Maliki mezhebini de taklit etmekte bir sakınca yoktur. Buna göre âdet halinde bulunan muallime ve müteallimenin Kur’ân-ı Kerîm’i okumalarında bir beis yoktur.

SORU: Bir kadın bir erkek doktora muayene olabilir mi, röntgen çektirebilir mi?

CEVAP: Eğer kadın mütehassıs varsa, onu bulmağa gayret eder. Mümkün olduğu kadar, kendi cinsinden olan kadın bir doktora muayene olmağa gayret eder. Bunu istemek kendisinin de hakkıdır. Amma, çare yoksa Müslüman, aklı başında, terbiyeli bir doktora muayene olabilir, röntgen çektirebilir. Çâre varsa, mümkün oldukça kadına çektirmeğe çalışmalıdır…

SORU: Hanımların özel hallerinde (hayızlı iken) ilim öğrenmek üzere mescitlere gelmeleri câiz olur mu?

CEVAP: Mâzeretli kadınlara mescide girmek câiz olmaz! Kur’an okumak, namaz kılmak oruç tutmak, mescide girmek o hallerde yapılmaması gereken şeylerdendir.

Beyhan Büşra Özkul
Kaynaklar:
Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN / Güncel Meseleler 1-2
Prof. Dr. Orhan ÇEKER / Fetvalarım 1
iskenderpasa.com