Sonunda Cennet Var

unnamed

O Kureyş gençlerinin en gözdesi, en yakışıklısı, en zarifi ve nimet içinde doğmuş ve büyümüş olanıydı. Anne babası tarafından en çok sevilen ve şımartılan da O’ydu herhalde. Bütün bunları geride bırakıp başka bir dünyaya, zorluklarla dolu bir hayata nasıl evet denirdi.

Mekke sokaklarında dolaşan, tek bir tanrı ve Muhammed’in peygamber olduğu konuşmaları Musab(ra)’ın da kulağına gelmiş, duydukları O’nu çok meraklandırmıştı. Bu merakını gidermek için bizzat kaynağa, o gün için merkez olan Erkam’ın evine gitti. Merakını Muhammed’ül Eminden duydukları ile giderdi. Durduramadığı gönlün üzerine konan o güzeller güzeli elle Musabın hayatı O an siyahla beyazın farkı kadar görünür şekilde değişti.

Annesi durumu öğrenince O’nu eve hapsetti. Habeşistan’a gidildiğini öğrenen Musab bir şekilde evden kaçtı, öğrendiklerini yaşamak ve anlatmak için hicret etti. Bir müddet sonra diğerleri ile birlikte Mekke’ye döndü. Habeşistan’da tadına tam anlamıyla vardığı bu yeni hayattan vazgeçmek istemiyordu. Annesine bu defa itiraz ederek evden ayrıldı. Genç ve zengin Musab sevdiklerini, değerli zannettiklerini gerçekten sevilmeye değer olanlarla ve kıymetlileri ile değiştirdi.

Peygamberi O’na öyle çok güveniyordu ki değişimi başlatacağı şehre önden hazırlık yapması için öğretmen olarak O’nu gönderiyordu. Musab’ın çabası ile Ensar, Muhacir için hazırdı. Müslümanlar Medine’ye hicret etmiş ve en güzel şekilde karşılanıp yeni yurtlarına yerleşmişlerdi.

Bir müddet sonra küfür ve İslamlın ilk savaşı Bedir ve ardından Uhud geldi. Uhud Savaşında sancak Musab (ra)’ın ellerindeydi. Savaş sırasında Efendimiz(sav)’in hiçbir şekilde buradan ayrılmayın diyerek bir tepeye yerleştirdiği okçular, Müslümanların galip olduklarını düşünerek yerlerinden ayrıldılar. Bu durum müşriklerin taarruza geçmesine sebep oldu. Ve Musab(ra) onların Peygamber(sav)’e zarar vermelerini engellemek için tekbir sesleri ile dikkatleri üzerine çekti. Bunu başardı da. İlk olarak sancağı tuttuğu sağ kolunu sonra sol kolunu kaybetti. Son olarak bir mızrak darbesi ile şehit düştü.

Arkadaşları O’nu defnetmek istediklerinde üzerindeki kıyafeti başına çektiler ayakları, ayaklarına çektiler başı açıkta kaldı. Efendimiz(sav) O’nun yanına geldi ve:

“Başını örtün ayaklarına da izhir otu (hoş kokulu bir ot ) koyun” buyurdu. Sonra da başında durup: “Müminlerden Allah’a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır.” (Ahzap 23) ayetini okudu.

Ülkü Bozkurt