Sivil Savunma Açısından Psikolojik İlk Yardım

Afet ve kriz yönetimi, sivil savunma ve ilk yardım konularında yapılması gerekenler arasında psikolojik destek ve yardım çoğunlukla ihmal edilir. Hâlbuki psikolojik destek, halk ve bireyler kadar, sivil savunma uygulayıcıları için de hayati derecede önemlidir. Ülkemizde 17 Ağustos 1999 tarihinde daha belirgin olmak üzere, sonraki depremlerde de sivil savunma ve ilk yardımın bu ayağındaki eksiklik belirgin olarak hissedilmiştir.

Afetlerin ve olağandışı durumların psikolojik sonuçları hem bireysel hem de toplumsal olarak hissedilir. Bu sonuçlar hafiften oldukça ağır ruhsal belirti ve hastalıklar olarak karşımıza çıkabilir. Öte yandan, etkilenen bireylerin yaşı, olayın şiddeti, süresi, oluş şekli, etkilenen yakınlar ve durumları gibi çok sayıda değişken bu sonuçların görünümünü etkileyebilir.

Afet ve olağanüstü durumlarda sık olarak ortaya çıkan psikofizyolojik belirti ve durumlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Çarpıntı
  • nefes darlığı
  • uyuşmalar
  • titreme
  • mide-bağırsak belirtileri
  • korku
  • tekrar deprem olur endişesi
  • panik hissi
  • ölüm korkusu
  • uykusuzluk
  • kâbuslar
  • dikkat ve odaklanma sorunları
  • uyarılmışlık tepkileri
  • çaresizlik duyguları
  • tükenmişlik hissi

Afet ve olağanüstü durumlarda sık olarak ortaya çıkan psikiyatrik bozukluklar ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Akut stres bozukluğu
  • Post travmatik stres bozukluğu
  • Kaygı bozuklukları
  • Depresyon
  • Kısa tepkisel psikoz
  • Kâbus bozukluğu
  • Disosiyatif bozukluklar

Akut stres bozukluğu, olağanüstü durumun neden olduğu travma ile ilgili akut olarak ortaya çıkan bir durumdur. Kişide, bir kafa karışıklığı, olayla ilgili algı değişiklikleri, yoğun korku, uyarılma tepkileri gözükür. Acil müdahale edilmesi gerekli bir durumdur.

Post travmatik stres bozukluğu, olağanüstü durumdan yaklaşık 1 ay kadar sonra ortaya çıkar. Genel sıkıntı, huzursuzluk, keder, uyarılma belirtileri, travmatik olayın flashback tarzında tekrar tekrar yaşantılanması, olaya ilişkin uyaranlar olduğunda travmatik olayın tekrar yaşanıyor olduğu hissi, gece olayla ilgili tekrarlayıcı kâbuslar, disosiyasyon (çözülme) belirtileri görülür. Psikiyatrik tedavi ve terapi uygulanmalıdır.

Olay sonrası panik bozukluk, yaygın kaygı bozukluğu, deprem fobisi gibi kaygı bozuklukları örülebilir. Her biri için psikiyatrik destek ve tedavi gerekir.

Depresyon, olay sonrası kendine güvende azalma, isteksizlik, hafıza sorunları, yaşama sevincinin kaybı şeklinde kendini gösterebilir. Özellikle bir yakının kaybıyla birlikte ortaya çıkan uzamış yas ile ilişkili olabilir. Psikiyatrik tedavi uygulanmalıdır.

Kısa tepkisel psikoz, ani olarak başlayan, gerçeği değerlendirme yetisinin bozulduğu, halüsinasyon, hezeyan ve davranış bozukluklarının eşlik ettiği bir klinik tablodur. Uygun tedavi ile kısa sürede hastanın düzelmesi mümkündür.

Kâbus bozukluğu, olaya ilişkin rüyaların sık olarak tekrarladığı ve kişinin işlevselliğinin bozulduğu bir durumdur. Özel becerili uzmanlar tarafından tedavisi sürdürülmelidir.

Disosiyatif bozukluklar, benliği oluşturan parçalardan bir ya da daha fazlasının bütünden ayrılıp özerklik kazandığı bir dizi hastalığı ifade eder. Bilinç, hafıza, algı, kimlik algısı ve kendini ve çevreyi algılamakta ve hissetmekte bozulmalarla kendini gösterir. Travmatik yaşantıdan hemen sonra ya da uzun bir süre sonra ortaya çıkabilir. Özel deneyimli uzmanlar tarafından tedavisi yapılmalıdır.

Olağanüstü durumlarda bireysel etkilenmenin yanı sıra toplu olarak etkilerle mücadele edilmesi önemlidir. Bu tür durumlarda ortaya çıkan tepkiler genellikle ortaktır. Etkilenmiş bireyler genellikle diğer insanları da etkilerler. Korku gibi bu tür durumlar da bulaşıcıdır. Bu amaçla, toplu olarak etkilenenlerin bilinçlendirilmesi, eğitim verilmesi, gerekirse olay ve sonuçlarıyla ilgili kısa broşürler hazırlanıp o anda dağıtılması, uzmanlardan oluşan ekiplerin aktif olarak görev yapması, bu ekipte doktorların yanı sıra, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve ilahiyatçıların bulunması faydalı olabilir. Tevekkül, kanaat, yardımseverlik, fedakârlık gibi özelliklerin geliştirilmesi baş etmede oldukça önemlidir.

Psikiyatr Mehmet Yücel Ağargün