Seni Sevmek

IMG_3571

Sonsuz kudret ve merhamet sahibi olan Yüce Allah (C.C.) kâinatı bir sevgi uğruna yaratmıştır. Var oluşun sırrı sevgidir. Örnek insan, insan-ı kâmil Muhammed Mustafa (S.A.V.) efendimiz, uğruna kâinatı yaratıp sonra da kendisine “Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” buyurduğu o yüce şahsiyet, sevginin kaynağıdır.

Yunus Emre; “Hak yaratmış âlemi aşkına Muhammed’in” dizeleriyle ifade ederken bir diğer âşık: “Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl” diye duygularını ifade etmiştir.

İnci denizi olan efendimiz, insanlığı sapkınlıktan ve zulmetten kurtarıp nura kavuşturmak için evden eve, kabileden kabileye, şehirden şehire koşan, gönlü gözü tok, uyku uyumayan, midesini doyurmayan, ümmetinin ve insanlığının derdiyle dertlenen bir peygamberdir. Doğruluğun, faziletin, hayrın her türlüsüne örnek olan, Kur’an ahlakını yaşayarak öğreten, her sözünde sayısız hikmetler olan, o yüce insandan her şeyi öğrendiğimiz gibi sevgiyi de öğreniyoruz. Sevginin yaşanıldığı yer olarak ona bakmak ve onun hayatını hayatımıza rehber etmemiz gerekir. O, sevenlerin sevgilisidir. Onu sevenler birbirlerini sevip birbirlerine yaklaşırlarlar. Buradan da çok köklü bir sevgi doğar.

Bundan hareketle Peygamber Efendimiz’in (S.A.V.) sahih bir hadis-i şerifini aktarmakta fayda vardır: “Nefsim, canım ruhum elinde olan Allah’ a yemin ederim ki mü’min olmadıkça cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de gerçek mü’min olamazsınız.” Buradan anlıyoruz ki cennete girmek için tam müslüman olmalıyız; oysa birbirimizi sevmedikçe tam müslüman olamayız. Birbirimizi kardeşler gibi; kan kardeşler, ana baba bir kardeşler, can kardeşler

gibi sevmeliyiz. “Kardeş” anne ve babaları bir olan, dinleri, imanları ve ülkeleri aynı olan kimselerdir.

“Kardeşlik” ise hangi sebeple bir araya gelinmişse, bu kişilerin birbirlerini sevme, sayma, birbirlerine destek ve yardımcı olmalarıdır. Bu bağlamda Hucurat Suresi 10. ayet-i kerimede Allah (C.C.) ” Mü’minler ancak kardeştirler. O halde kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’ın (C.C.) emirlerine uygun yaşayın ki rahmete nail olasınız.”

Hangi ırktan, renkten ve ülkeden olursa olsun tüm mü’minler kardeştir. Nasıl ki kan kardeşler sevgide yardımlaşmada birbirlerine diğer kişilerden farklı davranıyorlarsa, mü’minler de birbirlerine kan kardeşlerden daha fazla sevgi ve yardımlaşmada kardeş gibi muamele yapmalıdırlar. Çünkü bu kardeşlik ebedî bir hayat yolculuğuna ve saadetine sebep olacaktır. Allah (C.C.) yolunda yürüyenler, İslam düşmanlarına karşı birlik ve beraberliği sağlam tutmalıdır. Kardeşlerin aralarındaki üstünlük Allah’ın (C.C.) emirlerine uygun yaşamakla ve ancak takva iledir.

Resullulah (S.A.V.), sevginin kişi ve toplum üzerindeki tesirini bildiği için bu duygunun yaygınlaşmasını sağlamış, Müslümanların birbirlerini sevmesini teşvik etmiştir. Bu güzel duygunun açığa çıkarılmasını emretmiştir.

Günümüzde sevginin soyut hale gelmesinin bir çok nedeni vardır. Sevginin gerçek değerinden uzaklaşmasının altında batının değer yargılarının yaygınlaşması yatmaktadır. Batı toplumunda sevgisizlik ve güvensizlik had safhada iken bu durum Müslüman toplumlara da yansımaktadır. Çünkü küreselleşen dünyada bir ülkede olup biten iyi ya da kötü olaylar diğer ülkeleri de etkilemektedir.

 Özellikle bilim ve teknolojinin gelişmesi ile insan ilişkileri, insanî değerler alt üst olmuş. İnsan, ilişkilerinde paylaşmayı ve yardımlaşmayı unutmuş. Yüksek binalarda adeta konserve kutusuna sıkışmış gibi bir görünüm arz eden mekanlarda insan kendisinden başkasını önemsemez olmuş. Kentlerde yaşayan insan, kendisini “modern” ve “hümanist” gibi niteliklerle tanıtırken her fırsatta insan sevgisinden bahsederken aynı çatı altında yaşadığı yakınlarına tahammül edemez  hale gelmiştir. İnsan kendi nefsi için yaşamakta, başka insanlarla ilgili somut sorumluluktan kaçmaktadır.

Modern, modernleşme yolunda olan toplumlarda aile bağları zayıflamış evlenme ve çocuk sahibi olma duyguları körelmiştir. Cinsel özgürlük fırtınasına kapılanlar hayatlarını bir kişiye bağlamanın anlamsız olduğunu söylemektedir. Evlilik bir mahkumiyet olarak algılanırken insan ilişkilerinde derinleşmekten ve sorumluluk almaktan kaçmışlardır. Serbest ve günü birlik  ilişkilere yönelip “aşk” ve “sevgi” yi pembe dizilerdeki gibi yaşamaya çalışmaktadırlar. Uzun süreli evliliklerde aşkın ve sevginin bittiği inancını taşıyanlara karşı, uzmanlar, görücü usulü ile evliliklerin flört ile yapılan evliliklerden daha uzun sürdüğü ve huzurlu çiftlerin olduğu görüşünde birleşmektedirler.

Aile yapısının çöküşü ile beraber batıda, çocukların anne ve babalarını hiç olmazsa senede bir gün hatırlamaları için, anneler ve babalar gününe ihtiyaç duymaktadırlar. Yine batıda yaşlılara olan sevgi saygı yok olmaya yüz tutmuş. Yaşlılar bu durumdan üzüntü duysalar da senede bir gün olsa hatırlanmayı avunmak adına kabullenmişlerdir.

Çağdaş insanlar (!) çocuk sahibi olma yerine kendisine ayak bağı olmayarak,  fıtrattaki sevgi duygusunu arttırabilecek bir nesneye yönelmek ister. Bu ise evinde beslediği bir hayvandan başka bir şey değildir. Aile; bir sen, bir ben, bir bebek sürecinden, bir sen, bir ben, bir de köpek sürecini yaşamaktadır. İnsanlarda bulamadıkları güven ve vefa  duygularını köpeklerde arar duruma düşmüştür.

Modern  toplumlarda, insanlar arası ilişkiler menfaate ve ticari ilişkilere dayalıdır. Oysa İslam tarihinde sevginin dorukta olduğu bir olay vardır ki bu olayın eşi benzeri tarihte hiç yaşanmamıştır.

Daha çocukluk yıllarında efendimize aşık olan Zeyd İbni Harise (R.A.) çocuk yaşta haydutların eline düşüp köle diye satıldı. Ana baba hasretiyle yaşadı sonra Hz. Hatice validemize hediye edildi. O da Zeyd’i efendimizin hizmetine verdi. Efendimiz (S.A.V.) Zeyd’i çok severdi bu yavruyu azad ederek evladı gibi görmeye başladı.

Zeyd’in babası sonunda oğlunu bulmuştu. Resullulah ‘a koşarak ondan yavrusunu kendisine teslim etmesini istedi. Efendimiz Zeyd’in yüzüne bakarak “Oğlum işte baban, gitmek istersen onunla gidebilirsin. Kalmak istersen bizimle kalabilirsin. Nasıl istersen öyle davran.” buyurdu. Zeyd ailesini çok seviyordu ve onları çok özlemişti ancak Resûllulah’ı onlardan daha çok sevdiği için bırakamadı.

 Zeyd’in Efendimizi tercih etmesi Zeyd’e menfaat sağlamıyordu. Aksine böyle davranması sebebiyle babası tarafından mirasından mahrum bırakılmakla tehdit edilmişti. Zeyd (R.A.)’ın gönlündeki Resûllulah o kadar büyümüştü ki aralarında kan bağı bulunan ana babasını,  dünyevi olan her şeyi bu sevgi uğruna bırakabiliyordu.

Günümüz dünyasında insanlara karşı sevgi ve ilgiyi karşılıksız gösterme, saflık ve aptallık olarak nitelendirilmektedir. Modern dünyanın vitrininde “insanlık sevgisi” bir süs eşyası gibi soyut şekilde teşhir edilmektedir. Modern dünya insanı tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar kendini yüceltmek isterken en aşağılara düşme durumuna getirilmemişti. Çağımızın insanı “ben” merkezli yaşarken hakiki dostluklar, arkadaşlıklar kurmada zorlanmaktadır. Çünkü hakiki dostluklar saadet, feragat ile oluşturulabilir. Beraberinde iç huzuru ve mutluluğu getirir. İşte bu noktadan hareketle dostluklar kurmanın ve muhabbet oluşturmanın yolları dinimizde bizlere sunulmuştur. Kısaca bunları hatırlamakta fayda vardır:

1)Selam vermek, selamlaşmaktır. Selamın yaygınlaş-tırılması tavsiye edilmiştir. ” Selamun aleyküm” demek ” günaydın” demekten farklıdır. Dünyada ahirette de selamet üzerine olsun, ahirette de salim ol, cennete gir. Azaptan, gamdan, kederden uzak ol! gibi dua mahiyetinde hikmetli bir anlamı vardır.

2)Hediyeleşmek: “Birbirinize hediyeler verirseniz, muhabbetiniz artar.” diye buyurmuştur efendimiz

Hz. Muhammed (S.A.V.)

3)Sevdiği kişiyi ziyaret etmek : Kişi sevdiği arkadaşını, arkadaşı hoşlanıyorsa her gün, çekiniyorsa haftada bir gün ziyaret edebilir.

4) Sevdiği kişiye sevdiğini söylemesi.

Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Biriniz arkadaşını sevdiği zaman, evine gitsin ve ona Allah için kendisini sevdiğini bildirsin.”

5) Sevdiği kişinin yüzüne bakmak.

6) Ziyarete gelen dostuna en güzel şekilde ikramda bulunmak.

7) Arkadaşına ziyarete giden kişinin kılık kıyafetine çeki düzen vermesi gerekmektedir. Tertemiz halde arkadaşına görünmesi muhabbeti arttırıcı bir unsurdur. Aynı zamanda dost edinmenin de adaplarındandır.

Allah için sevmek Allah rızası yolunda dünyayı hiçe saymak büyük bir erdemdir. Peygamber efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: ” Allah azze ve celle buyuruyor ki: Benim için birbirini sevenlere peygamber ve şehitlerin gıpta edeceği nurdan minberler vardır.”

Beyhan Küskü

KAYNAKLAR

1) Hasan Tahsin FEYİZLİ, Kur’an-ı Kerim Meali

2) İmam Gazali, İhya u Ulumi’d Din (2. Cilt)

3) Sufi- zade, Seyyid HULUSİ, Mecmua’l-Adab

4) Prof. Dr. M. Esad COŞAN,  Sevgi ve Tasavvuf

5) Prof. Dr. M.Esad Coşan, Başarı Yolunda Sevginin Gücü

6) Prof. Dr. M. Ali HAŞİMİ, Kur’an ve Sünnette Müslüman Şahsiyeti

7) Prof. Dr. M. Yaşar KANDEMİR, Canım Arzular Seni

8) Dr. Raşit KÜÇÜK, Sevgi Medeniyeti.

9) M. Hulusi İŞLER, İslam’da Kardeşlik

10) Cihan AKTAŞ, Modernizmin Evsizliği ve Ailenin Gerekliliği

11) Aysel Zeynep TOZDUMAN, İslam ve Batı Gözüyle İnsan