Şeker Tadı

şeker

Gözünün önünde şeker olan çocuk -eğer seviyorsa- aklını söylediklerinize veremeyebilir. Bunun için ona kızmayın. Çünkü burnuna şekerin kokusu, diline tadı değmiştir. Şimdi siz, şekeri oraya koyan kişiye ya da çocuğa şekeri sevdirene kızabilirsiniz.

Şekeri hepimiz biliriz, pek sağlıklı olmasa da tat verir. Ağzımızda eriyip bittikten sonraki kısmı, neredeyse tamamen vücuda zarardır. Yine de çoğumuz severiz. Öyle bir iki tanecik de değil çeşitleri; herkesin zevkine göre saymakla bitmeyecek kadar çok. Naneli, çilekli, baharatlı, leblebili, cevizli, fındıklı hatta kahveli ve daha birçoğu… Asla bitmeyecekmiş gibi duran elma şekeri, yerken kaybolan ve daima yanaklara bulaşan pamuk helva, bayramlarda ikram edilen bonbonlar… Hatta vefat eden yakınları için mevlit okutanlar yüzünden ölüm, bilinçaltımda hep şeker tadı bırakmıştır.

Böyle zararlı fakat güzel bir şeyi hiç tatmasaydım keşke diyorum zaman zaman. Çünkü çok sevdiğimiz şeyleri kararında bırakmak zordur. Tatmasaydım her şey kolay olurdu. Daha sağlıklı yiyeceklerle beslenir, sağlığımı korurdum.

Belki de kaygım size komik gelmiştir, küçük bir şeker konusu için bu kadar söz söylenir mi, dediğinizi duyar gibiyim. Evet, bu işi ancak çocuklar bu kadar konu eder sanırım. Büyükler için bu, hiç de içinden çıkılmaz bir konu değildir. “Zararlı olduğunu biliyorsan yeme, sınır koy, bunda yapamayacak ne var!” sözleri havada uçuşur.

Keşke ben de bu kadar kolay çıkabilseydim işin içinden. “Yemeyeceğim” dediğim zaman bütün iştahım kapansaydı. En güzel, en renkli olanları bile elimin tersiyle iterdim. Ne rahat olurdu o zaman. Gerçi, böyle söylesem de hala onları itmek istemiyorum. Hayalimde bile bir elim iterken diğeri geri çekip, iten elimden saklıyor şekerleri.

Bu konuyu çocuksu bulduğunuz için gösterdiğiniz yarı anlayışlı gülümsemeleri kısa süreliğine bir kenara koyun lütfen. Bayram ayındayız diye tatlı örneklerle de anlatsam, konu göründüğünden daha vahim. Şu dünyadaki envai çeşit şekerden, sizin de benim de bırakamadıklarımız var. Öyle olmasaydı, şu güzel manevi iklimi, peygamberin, her gününü bir yıllık ibadet sevabına denk tuttuğu Zilhicce günlerini, ağzımızda eriyip giden alışkanlıklarla değişir miydik?

Öğütler verip manevi güzelliklerden de bahsetmek isterdim. Ama hala burnuna şeker kokusu çalınan bir çocuğum.

Zilhicceniz bereketli, şekeriniz kararında olsun.

Zehra Akın