Şehr-i Ramazan; Nefsi Terbiye Etme Ayı

DSC_1318

Nefis terbiyesinin temeli dindir, imandır. Nefis terbiyesi İslâm’dadır. Bir aylık oruç, Ramazan ayı, nefisle cihad, nefsi terbiye, nefsi kötü alışkanlıklarından kopartmak, nefsi güzel alışkanlıklara çekmek, alıştırmak için önemli bir fırsattır. Nefsimizin arzularının karşısına çıkmayı ve arzuları yapmamayı Ramazan’da öğreniyoruz. İslâm dini nefsine hakim, arzularına hakim bilge insanlar yetiştiriyor.

İslâm’da, yapılması emredilen ibadetler de büyük ölçüde dinî şuuru canlı tutmak, nefsi terbiye etmek ve ahlâkı güzelleştirmek amacı taşırlar.
Kur’an okumak mânevî gerçekleri öğrenmeyi, düşünmeyi, ibret almayı ve uyanmayı sağlar.
Allah’ı çok zikretmek, içte ilâhî bir sevgi, iştiyak ve güç uyandırır.
Beş vakit namaz kılmak, günün belirli ve önemli dönemlerinde kulun Yaradan’ı ile bağlantısını tazeler, kulu kötülüklerden alıkoyar ve iyiliklere yöneltir. Ayrıca sabrı, vefakârlığı ve devamlılığı öğretir.
Sadaka ve zekât, şefkat ve yardım duygularını işler hale getirir, cömertliği aşılar.
Oruç, nefsi yenmeyi ve aşırı arzuları dizginlemeyi öğretir.
Hac ise; tüm Müslümanları birbirleriyle tanıştırır, evrensel yardımlaşma ve dayanışma şuurunu geliştirir. Günahları sildirip kulu temizlediği için kişiyi yeniler, önceden alıştığı kötülükleri bırakmaya, artık iyi insan olup iyi işler yapmaya yöneltir.

Her kemalatın temeli olan rûhî ve vicdanî olgunluğun, nefis tezkiye ve terbiyesinin, ahlâk tasfiyesinin pratiği olan Ramazan ayı ve oruç ibadeti; Müslümanın yıllık askerlik mevsimi, mânevî eğitim kampı, rûhî idman fırsatı, sıhhî tedavi zamanı, yaygın öğretim imkânı demektir. Ramazan da akıl berraklaşır, irade güçlenir, insan, şeytanı ve nefsi yenmeyi öğrenir, ahlâk düzelir, merhamet gelişir, yardımseverlik artar, şeytan yenilir, nefis üzülür, kalp nurlanır, ruh yükselir, niyetler halisleşir, yüzler aklanır, günahlar paklanır, mânevî engeller aşılır, perdeler açılır, merhaleler geçilir, sonsuz ilahî lezzetler sezilir, mânevî zevkler tadılır…

Kendini beğenmişlik bir kötü hastalık… Harama bakmaktan kendini alamamak, irade zayıflığı bir hastalık… Alıştığı kötü işleri, kötü olduğunu bile bile yapmak bir hastalık… İradenin terbiye edilmesi, nefsin terbiyesi demek. Nefsin bir terbiyeden geçmesi gerekiyor. Nefis terbiyeden geçtiği zaman, kişinin iradesi kuvvetleniyor, kalbi nurlanıyor, o zaman kötülükler yapmayan bir insan haline geliyor. Kötü huylardan sıyrılıyor, güzel huyları benimsiyor.

İnsana kötülükleri nefsin emrettiği, pek çok âyette olduğu gibi, Yusuf Sûresi’nde de bildirilerek, şöyle buyrulmaktadır;

“Muhakkak ki nefis, insana kötülüğü çok çok emredicidir; ancak Rabbimin korudukları müstesnâ..”(Yusuf: 53)

Hevâ-yı nefs, nefsin isteklerine uymak konusunda Peygamber Efendimiz(sav) buyuruyor ki :   “Semânın gölgelediği, semânın kapladığı, insanların yaşadığı şu mekânda, insanların taptıkları bâtıl mâbudların içinde, Allah indinde kendisine tâbî olunan hevâ-yı nefisten daha büyük bir put yoktur. Günahı ondan daha büyük olanı yoktur.”

Hevâ-yı nefs; nefsin istekleri, arzusu, uçup gittiği, peşine takılıp gittiği şey, peşine takılınıp, sürüklenilip gidilen nefsânî arzular demek. Bu nefsânî arzular bir put gibidir, bir tanrı, bâtıl ilâh gibi olduğundan, bunun arzularını tutmak, arzularının peşinde koşturmak, bu puta tapmak gibidir.

Nefis terbiye edilmezse, kötülükleri emreden bir varlık olduğu gibi, aynı zamanda Nefis terbiye kabul eden bir varlık. İnsanoğlu terbiye kabul eden bir varlık. Nefsi, kötü alışkanlıklarından, kötü zevklerinden koparmak, düzeltmek, eğitmek lâzım, nefsi düşman bilip, onunla mücadele etmeyi hatırdan çıkartmamak lâzım!

Ramazan ayı, nefisle cihad ayıdır. Sahurda, “Ben oruca niyet ettim.” derken “Nefsimle cihada, nefsimle savaşa, nefsimin kötü arzularıyla da mücadeleye niyet ettim. Bugün harama gözümle bakmayacağım. Dilimle gıybet, yalan, dedi kodu, kötü söz, küfür, hakaret, karıştırıcı laflar söylemeyeceğim. Elimi harama uzatmayacağım. Ayağımla haram, günah, yasak yerlere gitmeyeceğim. Yemeyip, içmeyeceğim gibi, kimseyi üzmeyeceğim, hiçbir günaha bulaşmayacağım, her âzâmı her günahtan sakınacağım! Şu zalim nefsimle iyi bir mücadele edeceğim. Kötü arzularım karşısında iyice direneceğim. İyi şeyleri yapmak istemese de, isteksiz olsa, tembelleşse de, iyi şeyleri yaptırtacağım; ibadetleri yaptırtacağım, alıştırtacağım, sevdireceğim. Nefsin bütün kötü alışkanlıklarını bıraktıracağım. Zalim nefse,  laf dinlemez, kendi başına giden,  beni zarardan zarara sokan, günahtan günaha bulaştıran nefsi ıslah edeceğim!” diye niyet ederek, bu niyetle oruca başlamak ne güzel, ne faydalı olur.

Nefsi terbiye etmenin ise birçok yolu vardır. Bunların en kestirmesi, iyi, olgun ve aydın kişilerle birlikte bulunmak, onlarla sohbet ve arkadaşlık etmektir. Sevgili Peygamberimiz’in, sağlığında uyguladığı eğitim metodu bu idi. Kişi böylece görerek yaşayarak kolaylıkla kendisini düzenleme imkânı bulur, kötülüklerden uzaklaşır.

Nefsi terbiye etmek, tasavvufun işi, tasavvufun konusudur. Nefis terbiye etmenin ilk yolu tasavvufa girmektir. Girmiş ise vazifelerini yapmaktır. Tasavvufta; nefsi terbiye etmenin alt etmenin iki yolu vardır ; Nefsin gücünü,  kuvvetini azaltmak. “kıllet-i taam, kıllet-, kelam, kıllet-i menam, uzlet-i enam, zikr-i müdam” (az yemek, az konuşmak, az uyumak, insanlardan uzak durmak, çok zikir…)  Zikre kuvvet vererek, insanın aşkının, şevkinin,  muhabbetinin artması.  Aşk ve muhabbet yolu ile terbiye…  Tabii hepsinin çeşit çeşit incelikleri vardır. Mürşidin çeşitli talimatları vardır. Merhum Mehmet Zahit Kotku (r.aleyh) hocamızın “Nefsin Terbiyesi” isimli kitabını okumamız da önemle tavsiye edilmiştir.

Ayrıca, İnsan ölümü çok andığı zaman kalbinin pası gider, süflî duygulardan, kıskançlıklardan, düşmanlıklardan kendisini sıyırır. İyi bir insan, salih bir kul olur.

Kur’an-ı Kerimi derinlemesine okumak da kalbin pasını giderir, mânâsını anlamak insanı kurtarır. Ramazan Kur’an ayıdır. Kur’an’ın nazil olduğu aydır. Bu ayda sünnet olan bir mukabele ibadeti vardır… Bizler, Kur’an’ı okuyunca sünnete bağlanır, sünneti okuyunca da, Kur’an’ı daha iyi öğreniriz.  Çünkü, ikisi birbiriyle iç içe ve ikisi birbiriyle bir bütün teşkil ediyor.

Nefsini terbiye etmek isteyen kişinin, her şeyin Allah’ın yardımı ile olduğunu, Allah’tan olduğunu; hattâ hayrât ü hasenâta gücün kuvvetin bile Allah’tan olduğunun idrakinde, Allah’ın kulu olduğunu bilerek, edeb ile hareket etmesi de önemlidir. İnsanoğlu bu aczini bilip Allah’a sığınmalı! Biz de her işimizde öyle yapmalıyız. Allah’tan yardım istemeliyiz.

Çünkü nefis bir şeyi kuvvetle istedi mi, nefsin arzusunun karşısında durmak çok zor. Çok büyük eğitimle olur. O da yine Allah’ın yardımıyla olur.

Diğer önemli bir özellik, Güzel ahlâktır.  Güzel ahlâk ise; kolayca kazanılamaz, nadide bir çiçek gibi sürekli bakım, ihtimam ister. Yüce dinimiz, iyi ahlâkı sağlamak için nefis terbiyesini şart koşmuştur. Çünkü nefsin ihtirasları, sonsuz ve ölçüsüz istekleri insanı her zaman ahlâk dışı davranışlara itebilmektedir.

Çok yemek nefsi kuvvetlendirir. İnsan çok yediği zaman, nefis ve nefsin arzuları kabarır, nefsin bir isteği tembelliktir; tembellik artar, uyku artar. Düşünme azalır. İnsanın karnı tokken kalbi az çalışır, yâni gönlü çalışmaz, mâneviyatı kararır. Karnı dolu olunca gözleri süzülür.

Yemek yemeyi azaltmak, asıl ibadet işte budur. Namaz gibi, tefekkür gibi, zikir gibi, az yemek de ibadettir. Çok yemek nefsi kuvvetlendirir. Az yediği zaman, insanın nefsi kendisini kötülüğe teşvik edemez. Çünkü zayıftır, şehevânî duygular kuvvetli olmaz. Akıl nefse hakim olabilir.

Hele bu açlık çoğalırsa ki, Ramazanda çoğalacak inşaallah… İ’tikâfta da yemek daha da azalacak. O zaman ne kadar güzel olur, insanın gönlü, iç alemi dünyalarla kıyaslanmayacak kadar genişler. Artık içinde duygular cıvıldaşır, ışıldar, pırıldar.

Girmiş olduğumuz bu Mübarek Ramazan ayında; Rabbimiz bizlere nefsimizin en tehlikeli sahte tanrı olduğunu idrak ettirsin, içimizde kötülüğü emreden nefsimiz başta olmak üzere, tüm kötülüklerle mücadele ederek hakiki bayrama eriştirdiği kullarından eylesin. Bizlere süslü kaplarda sunulan zehirli içecekleri ayırt etme feraseti ve basireti nasip eyleyip, Gönüllerimize gerçek sevginin tadını tattırsın… Amin…

Fatma Tamer