Secdelerimdeki İsimler

4 copy

Bismihi Subhan.

Bir deniz hayal ediyorum. Uçsuz bucaksız mavinin sonsuz tonu… Üstünde oynaşan güneş… Altında oynaşan deniz âleminin mukimleri… Farklı bir dünya, gözümün gördüğü her mahlûk arkadaşım. Havadaki kuşun yanındayım, uçuyor bedenim. Nasıl? Bilmem! Rabbimin ikramı. Denizdeki balığın yanında, kıvrıla kıvrıla dans ediyorum sanki suyla, nefesim var mı yok mu? Nefese ihtiyacım var mı yok mu? Bilmiyorum. Nasıl? Bilmem! Rabbimin ikramı.

Görkemli, ışıl ışıl bir dağdan yuvarlanıp geliyor bir kaya. Bir yanı kırmızı yakuttan, bir yanı göz alıcı elmastan. Avucuma almak istiyorum. Küçülüp sığıyor elime. “Sen nesin?” diyorum. “Rabbimin sana ikramıyım.” diyor. “Nasıl?” diyorum. “Kardeşlikle” diyor. “Dünya hayatında sahip olduğun kardeşlerinle. Onlarla kurduğun gönül bağıyla.” “Başka?” diyorum, “İşte bu Uhut’tan yüksek dağ, işte bu deniz, işte bu cennet göğü, işte bu ebedi hayat.” diyor. Mutlulukla yaklaştırıyorum göğsüme, hemen sarılıyor nurlarla süslenmiş cildime, çoğalıyor. Bir kolye oluyor. Çoğalıyor. Zinetlendiriyor beni… Çoğalıyor. Her yanımdaki her bir şeyi süslüyor…

Ne güzel cennet… Ne güzel bir hayal…

Nasıl?

Böyle hayaller kurmamıza izin veren Allah’a hamd olsun. Bu hayalleri ümit etmemize vesile olacak hadis-i şeriflerle gayretimizi güçlendiren Rasulullaha salat ve selam olsun… Bu rahmet deryasının işaretleri yolumuzu aydınlatırken, o yolda yürüyenlere müjdeler olsun…

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Kendi nefsiniz için istediğinizi, mü’min kardeşiniz için istemedikçe kâmil mü’min olamazsınız”. (1) buyuruyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). Bize teklif edilen şu ki; gönlünüzden ne geçerse kendiniz için, ondan Müslüman kardeşiniz için de isteyin… Evim olsun, komşumun da olsun. Arabam olsun, arkadaşımla beraber. Hayırlı evlatlarla nimetleneyim, kardeşlerim de. Sınavlarımda muvaffak olayım, bütün talebelerle…

Kamil mü’min… İmanı tamama ermiş, cenneti hak edecek güzel hallerle hâllenmiş, Allah’tan razı, Allah c.c. da ondan razı kul… Rasulü Zişan Efendimizin haber verdiği bu kâmil mü’minler için kendini süslüyor cennetin katları. İşte bu makama ermenin en kolay yolunu gösteriyor bu hadis-i şerif. Birbirinizi sevin. “Sevgi” ibadeti ile kâmil mü’min makamına erin. Cennet sizin için süslensin… Birbirinizi sevin, kendiniz için istediğinizi, Müslüman kardeşiniz için de isteyecek kadar sevin.

Ahsab-ı Kiram Hazeratının hayatını öğrenirken dikkatimizi çeken bir durum, Rasulullah’a ilk inanan mü’minlerin çoğunun maddi olanakları zayıf olan veya köle olan kimseler olması. Bunun sebeplerinden biri belki de, kalplerini kuşatacak olan dünyalıklardan uzak olması. Hayatta kalabilmek, zaruri ihtiyaçlarını gidermek için çalışmak zorundalar. Bu sebeple- özellikle Mekke döneminde- nafile ibadetlere, Rasulullah Efendimiz’in meclisinde bulunmaya can atsalar da, mecburiyetleri, onları bundan mahrum ediyordu. İşte Kur’an’da Allah’ın c.c onlardan razı olduğunu haber verecek kadar (2) takdir görmeleri onların ne nafile ibadetleri ne de ilim meclisinde bulunmalarıydı. Birbirlerine duydukları muhabbet, samimi kardeşlikti.. Rasulullah’ı canlarını, mallarını, namuslarını korudukları gibi koruyacaklarına söz veren Ensar’la, canlarından ve imanlarından gayri tüm dünyalıklarını geride bırakarak hicret eden Muhacir arasında yaptığı ilk icraat “kardeşlik anlaşması” oldu. Bu bize Müslümanların en önemli amelinin sağlam kardeşlik bağları olduğunu gösterdi.

Gönlümüz cenneti arzu ediyor.

Hayallerimizi cennet bahçeleri süslüyor.

Bunun yollarını bize Rasulullah Efendimiz (s.a.v) öğretiyor.

İstemekten yorulmayacağız, bıkmayacağız, geri durmayacağız. Önce kardeşlerimize… Ve bunu başarabilmek için gönül hanemizi kardeşlerimize isimlerini anmakla süsleyeceğiz. Belki bir dûa vakti Abdullah ibni Mübarek’i anacağız. Onun şu tavsiyesini her fırsatta hatırlayıp mü’minler diyarına yayacağız:

“Ben secdelerimde en az yetmiş kardeşime dûa etmeden kalkmam…”

Muhabbet ve dua ile…

Melahat Güngör

(1) Buhari-Kitab’ül-İman, c1, s 158, Mısır
(2) H. Tahsin Feyizli, Feyzü’l- Furkan 98/8