Şahver Çelikoğlu ’nun Şiirlerinden Seçmeler

Âlimliği şairliğinin önüne geçmiş biridir o. Her fırsatta Rabbine yakınlaşmaktır isteği. Gönül muhasebesi ve murakabesiyle çıkar kaleminden sözcükler.

YETER

Garip kalan gönlüm ağlar mı oldun

Yine kendi ciğerini dağlar mı oldun

Ne oldun a gönül, yine ne oldun

Yeter Allah aşkına, soldukça soldun

 

Kimseye değil ha, kendine bu taş

Hak yolunda akmalı gözlerden yaş

Durma koy beş vakitte, secdeye baş

Böyle böyle gönül arınsın dursun[3]

 

Hep bir hüzün vardır dizelerinde, korku takvadan uzaklaşma, rızadan uzaklaşma korkusudur. Acziyetten kemâlâta bir çizgi çizer.

 

AĞLATMA BENİ

Şükürden âciz, garip bir kulum

Hem de yere düşen değersiz pulum

Engin derya misâli, çağlayan suyum

Ey Yüce Hâlıkım, işte ben buyum.

 

Hüzün taşar yine, gönülden öte

Biz gönül deryâsında, daldık sohbete

Yolumu düşürme, Rabbim gurbete

Ey Yüce Hâlıkım, ağlatma beni.

 

Öksüz, yetim başı okşar severim

Halk içinde yoktur benim değerim

Ağyar bilmez, garip gelir niyetim

Yaradanım sensin, ağlatma beni.

 

Bunca nîmete bu şükür, yeter mi yâ Rab

Zikr ile olmalı gönül, harap bîtab

Ümitsiz bırakma İlâhî, olmasın serâb

Sen verdin, sen kayır ağlatma beni.[4]

SÖYLE BÜLBÜL

Gönül bahçesinden kovulan bülbül,

Güller bîzâr ağlar, söyle nerdesin

Mahzûn kaldı, bağ bahçe sümbül

Söyle bülbül, söyle şimdi nerdesin.

 

Gül bahçesi hazanda, dökülür güller

Gönül gâm içinde, söyle nerdesin

Hâli perîşânıma gülüyor eller

Söyle Allah aşkına, söyle nerdesin

 

Sana ulaşmak için, dağ tepe aştım

Mecnun gibi, düz yola inince şaştım

Ne kadar çok çekti, çileli başım

Söyle bülbül, söyle artık nerdesin?[5]

 

Anne duasıdır bazen yaptığımız güzel şeyler, başımıza gelenler. Bir hayatın hikâyesinde anne, baş tacıdır. Çünkü duası makbul olandır o.

 

YOLCUYA

Sevgiye susamış, kavrulan gönlüm,

Neden uzak olsun, kullardan ölüm

Çok yanlış düşünür, bilemeyiz hiç

Bu sebepten kalır, gönülde sevinç

 

Bir yolcu var gidiyor, belki de dönmez

Her yola giden de mutlaka ölmez,

Yine de helallik dilemek, haktır,

Revâ mı garîbi yollara baktır.

 

Güle güle git dön, uğurlar olsun,

Garip yine hasretle, sararsın solsun

Elbette vuslat var, Tanrı büyüktür,

Zannetme ki bize (anne) bu hayat yüktür.

 

Tebessümle karşılarız, her hali üzülme

Helâl et hakkını, müstehzî gülme,

Şüphesiz olamadık biz sana lâyık

Sen dilersen affeder, bizleri Hâlık.[6]

 

Dünyanın bir yol, insanın yolcu olduğudur anlatmak istediği sanki. Bu yüzden ömürler yetmeyecektir sırları çözmeye.

 

YOLLAR

Gurbet yollarının garip yolcusu,

Sıla hasretiyle yanar mı oldun

Bu yollar ki bin bir bilmece dolu,

Sen yolcu, sırları çözer mi oldun?

 

Sırları çözmeğe ömürler yetmez,

Susuz çöllerde bil, lâle gül bitmez

Kulun kendine ettiğini kimseler etmez

Güle hasret bülbülüm çağlar mı oldun?[7]

 

Tevhide dayanmayan yaşantı, yolları yürünmez kılar, yolcuya seraplar gördürüp çıldırtır. Bu yüzden önemlidir yolcunun sırtını Hakk’a dayaması.

 

YÜRÜ

Durma bu yolda, şerefle şanla yürü

Ardından binlerce değilse de, üç beşini sürü

Tevhîd ile aşka, boyan da doyma

Zâlimlerin zulmünü, yanına koyma.

 

Yürü hakka dayalı sırtın,

Hesâbını yapma sen de, otuzun kırkın

Kime dönsen kime baksan bıkkın,

Hak’dan, yüz dönenlerdir çılgın…[8]

 

Ve ilmi aşkla karar, çünkü aşkla karılmayan ilim de cehalet kadar azıktır nefse. Ömrü dolu dolu geçmiş, ardında eserler, insanlar, sadaka-i cariyeler bırakmış bir insanın duası nasıl boş olabilir. Bu güzel şiirleri okuyanların da nasibine düşmesi duasıyla…

 

DİLEĞİM

Gelmedik elbette sebepsiz, şu âleme

Deme dostum, deme sakın bana ne

Her şeye bir, ilme bin bahane

Allah akıl vermiş, ne isteriz daha ne.

 

Cehâleti bırakalım, ilme bakalım

Hak yolunda, gönlümüzü yakalım

Tevhîd ile, ziynetlenip kalkalım

Hayâ sancağımız bizim, yürü Hak içün.

 

Mü’mine miskin olmak, yoktur bilelim

İnanmayan kişilere, biz ne edelim

Hidâyet Allah’tandır, ancak dileğim

Gönülleri aşk oduna, yaksın Yaradan.[9]

[1] Şahver Çelikoğlu, 1937 yılında Eskişehir’de doğdu. İlkokulu Eskişehir Turan ve İnönü ilkokullarında okudu. San’at Enstitüsü’nü bitirdi. İlkokul ile aynı tarihlerde, ilahiyat ilimlerini tahsil, dînî ilimleri tedrîse başladı. Zamânın ferîdi kabul edilen Hasib (Sezer) Efendi ve Said (Şentürk) Efendi’den uzun yıllar (yirmi bir yıl) özel eğitim ile Tefsir, Usûl-ü Fıkıh, Fıkıh, Akaid, Hadis, İlâhiyat ve Edebiyat ilimlerini tahsil etti. Hocalarından adı geçen ilim dallarında icâzet alan Şahver Hanım, Cüneyt (Erçin) Efendi’den Arapça’yı ikmal ile Sumru Oktay Hanımefendi’den mûsıkî dersleri aldı.

Prof. Dr. Mahmut Es’ad Coşan Hocaefendi tarafından kendisine Hadis ve Tasavvuf dersleri icâzeti verildi. Otuz yılı aşkın bir süre boyunca Tasavvuf, Tefsir, Hadis, Fıkıh, Akaid ve Arabiyat mevzûlarında irşad çalışmaları sürdürmüş, vefatına kadar kitap, tercüme ve te’lifler yayınlamıştır.

(Serencâm adlı eserden yararlanılmıştır.)

[2] Şahver Çelikoğlu, Serencâm (Bir Hayâtın Hikâyesi), Erhan Yayınları, 1. Baskı, Haziran-2014, İstanbul.

[3] A.g.e. sayfa 134.

[4] A.g.e. sayfa 138.

[5] A.g.e. sayfa 251.

[6] A.g.e. sayfa 252.

[7] A.g.e. sayfa 272.

[8] A.g.e. sayfa 273.

[9] A.g.e. sayfa 344.