Sağlam Bir İp İle Bağlanmak

DSC_0436

Rasûlullah efendimiz buyururlar ki “Bu elinizdeki kitap “hablullahi’l metîn”dir. O’na sıkı sarılınız.” Yani Allah (celle celalüh)ın sağlam kopmaz ipi… kullanım kılavuzumuz olan Kur’an-ı Kerim hayatımızı şekillendirmemizi ve en ideal ölçülere ulaştırmamızı örneklerle gösteriyor.

Son yıllarda çokça karşılaştığımız “bağlanmak” ve “bağımlılık” ifadeleri birer kaçış noktası gibi kullanılmakta, “ne yapabilirim elimde değil” ifadeleri ile zayıf, çaresiz insan sorumluluktan kaçma çabalarına düşmektedir. Hesabı sorulmayacak hiçbir fiil yoktur aslında. Kulun kalbi ile arasına giren, gözlerin hıyanetini, gizli bakışlarını bilen, her şeyi sayıp yazan Yüce Allah (celle celalüh): “Dine girmede bir zorlama yoktur. Olgunluk ve sapkınlık (iman ile küfür, hak ile batıl) apaçık ortaya çıkmıştır. Artık kim sapkınlığa götürecek şeyleri reddedip Allah’a iman ederse, işte o, kopması imkânsız sağlam bir kulpa (ipe) yapışmıştır.” (Bakara. Sûresi, 256) buyurmaktadır.

Anlaşılan insan bir şeye bağlanma eğiliminde olan bir yaratılışta. Çaresiz bağlanacak… Ölçümüz ise bizi bu fıtrat üzere Yaratan’ın kitabı.

Kullanım şekline bakılırsa “bağlılık” şuurlu, “bağımlılık” şuursuz fiilleri doğuruyor. “Bağlılıkta tanıyor, seviyor, tabii oluyor. Bağımlılıkta ise şuursuzca seviyor, tabii oluyor. Bu sebepten Rasulullah (sallallahu aleyhi ve selem) efendimiz uyarıyor:  “Senin bir şeyi sevmen gözünü kör kulağını sağır eder.” Hâlbuki Allah (c.c.)  “Sizi inşa (yaratan) eden, işitme,  görme ve gönüller var eden ancak O’dur. (Böyle iken) ne de az şükrediyorsunuz” (Mülk Sûresi, 23) buyuruyor. Yani Yaratan bizden şuurlu olmamızı istiyor. Anlık, geçici hazların sonu karanlık girdabına düşerek, baş dönmesi, göz kararması, dimağ bulanması yaşayan insanlar, hakikatin ne olduğunu anlamaya fırsat bulamadan o cevahir ömrü bağımlılığa feda ediyorlar maalesef. Ön yargılı, şuursuz olunca insan, sağır, kör ve anlayıştan mahrum oluyor.

İrfan menbaı tarihimizde,  ışık saçan bağlılık örneği,  dört başı mamur kâmil hayatlar görmekteyiz. İnsana aksiyon ruhu veren yüce dinimizin icra sahnelerinin yaşandığı altın sayfalı saadet asrında, en güzel örnek (üsve-i hasene), Peygamberin bağlılarını görmekteyiz. Üç güzel rehber var. Biri “O söylemişse doğrudur”  düsturunu yerleştiren,  “Anam babam sana feda olsun ya Rasûlullah”  diyerek, her şeyiyle Allah ve Habibullah yolunda hizmet eden Hz. Ebu Bekir (r.a.)in hayatından. Bütün mal varlığını Allah Rasûlüne getirip, kendisine  “Ailene ne bıraktın? Ya Eba Bekir” denilince “Onlara Allah ve Rasulünü bıraktım” diyecek kadar bağlılıkta zirvede.

İkincisi, bir kadın. Adı Ümmü Şerik Ğuzeyye. Bağlılığın, sadakatin kadınca en cesur tezahürüdür… Ümmü Şerik, bedevi Mekke’ye sonradan gelip yerleşmiş ilk Müslüman hanımlardandır. Bağlılıkta o kadar sağlam bir duruşu vardır ki O’nun bu duruşu onlarca insanın Müslüman olmasına sebep olmuştur.    Üçüncü hayat ise Es’ad ibn-i Zürare (r.a.).  Medine’li ilk Müslümanlardan. İlk ensardan akabe biatlarında en genç olanı. O mevsimde orada Müslüman oluyor ve biat ediyor. Diyor ki “ Ya Rasûlallah seneye buraya geldiğimizde Yesrib’de adının anılmadığı bir tek ev kalmayacak.” Dediğini yapıyor. Haftada bir gün Müslüman olanları toplayıp yemek yediriyor, dini anlatıyor ve topluca namaz kıldırıyor. Cuma günü bize ondan kalma.  Kısacık ömrüne muhteşem bir aksiyon sığdırıyor. Hicretten dokuz ay sonra, Mescid-i Nebevî inşası bitmeden vefat ediyor. Allah (cellecelâlüh) onlardan razı olsun.

Bağlılık, sağlam bir iple olmalı ve o ip bağlısını yükseltmeli.  Mevlana mesnevisinde der ki: “Sen de Yusuf gibi Allah’ın sana uzattığı ipe sımsıkı sarıl da kuyunun başına vardığında sana “Ne güzel kul desinler.”  Bilinmelidir ki izzet ve şeref yalız Allah’a aittir. Peygamber Efendimiz dualarında “Allah’ım bana senin sevgini, seni sevenlerin sevgisini, senin sevgine götürecek şeylerin sevgisini her şeyden sevimli kıl.” buyurmuşlardır. Zira sevmek bağlanmaktır. Dünya hayatında izzete kavuşmak isteyen Allah’ın sevdiklerine bağlanmalıdır. Bütün gayretimiz, Rabbimiz kimleri ve neleri sever, bilmek olmalı. “Gece gündüz sadece Rablerinin rızasını isteyerek O’na yalvaranlarla beraber, onlardan iki gözünü de ayırmadan nefsine sabret. Dünya hayatının zînetini isteyip de kalbini Allah’ın zikrinden gafil tuttuklarımıza tâbi olma” (Kehf Sûresi, 28) Tâbi olma, bağlanma, bağımlı olma…

Emine Kıdık Yalçınkaya