Sadakat Ve Sevgi

unnamed

Sadakatin en yakın olduğu duygulardan birisi sevgidir. Sevgi, insanın vücuduna girdiği zaman kişide sevdiği kişiye bağlanma eğilimi ortaya çıkar. Eğer insanda enerji olarak sevgi varsa, o kimse insanları kendine bağlayabilir. Çünkü sevgi, girdiği bünyede çekim oluşturur. Sevgide cömert olan kişiler etrafındaki insanları kendilerine kolaylıkla bağlayabilirler.

İnsanlar birbirine iki sebeple bağlanırlar. Bunlardan birisi çıkar edinmek, diğeri ise karşılıksız duygulardır. Örneğin, tarihteki büyük diktatörlere sadık olan kimseler çoğunlukla paraya ya da herhangi bir menfaate dayalı bağlılık göstermişlerdir. Bunun dışında bilge dediğimiz öyle insanlar vardır ki diğerleri, kimi zaman zarar göreceklerini bildikleri halde bu kişilerin etrafına toplanırlar. İnsanları bu kişilerin çevresinde toplanmaya iten şey, onların kendilerinde bulunan nimetlerden başkalarına karşılıksız vermeleri, sevgi dolu olmaları ve çevrelerindekilere de mutluluk dağıtmalarıdır.

MODERNİZMİN KULLANDIĞI BAĞLANMA YOLLARI

Teknoloji, medeniyetin getirdiği bir tiryakiliktir. Modern insan bu tiryakilikten yoksun kaldığı zaman hissettiği eksiklikle huzursuz olabilmektedir. Modernizm özellikle insanları bir şeylere bağlayarak onları bir arada tutmaya çalışmaktadır. İnsanları; tüketim alışkanlıkları, marka takıntıları, lüks yaşantıya bağlılık gibi benzeri şeylere adeta kendi rızalarıyla esir kılmaktadır.

ANLAMLILIK İHTİYACI SADAKATİ ARTTIRIR

İnsanın “anlamlılık ihtiyacı” sadakati arttıran bir durumdur.  Çünkü kişi, yaptığı şeyin anlamlı şeyin anlamlı olup olmadığını test eder ve yaptığı şey kendisi için bir anlam ifade ediyorsa ona devam eder.

İnsan mükemmel olanı sever; bu sevgi ve insanın mükemmele yatkınlık oranı sadakati besler. Bir başka deyişle kemalin olduğu yerde sadakat de olur. Güzel sıfatlarla donanmış olmak kişiye bağlılığı arttırabilir. Ancak bu bağlılık, bir süre sonra alışkanlığa da dönüşebilir.

İNSANIN BAĞLANMA İHTİYACI

Bağlanmak, insanın temel ihtiyaçlarından biridir. Bu ihtiyaç, kişiyi diğer insanlarla iş birliği yapmaya iter. Eğer bu duygu olmazsa insan iş birliği yapamaz. Ve tek başına yaşar. Bağlanma ihtiyacının eksikliği, kişinin diğer insanlara zarar vermesi sonucunu doğurabilir.

Feodal yapı esasında bağlılık duygusunun bir tezahürüdür. İnsanoğlu tek başına yaşayamaz. Çünkü bu şekilde kendini güvende hissedemez, varoluşunu anlamlandıramaz. Herhangi bir şeye bağlandığı zaman ise “anlamlılık” ihtiyacını gidermiş olur.

İnsandaki metakognisyon genlerinden birisi de anlamlılık ile ilgilidir. Mana arayışı, insanın diğer canlılardan çok daha üstün özellikleri olduğu halde, mutlu olmasını engelleyen ortaya çıkmasına sebep olabilir. Kişi, hayatın anlamını ve evrenin varoluşunu sorgular; bunu yaparken de evrenin kusursuzluğu karşısında kendisini aciz, güçsüz ve zayıf hisseder.

İnsanın aklı diğer canlılardan hayli ilerideyken; gücü, sonsuz ihtiyaçları diğer canlılara oranla daha sınırlıdır. Ve gücünün ihtiyaçlarını altında kalması, İnsanın mutlu olmasını engelleyerek kendisini boşlukta hissetmesine sebep olur. Bunun neticesinde insan, güçlü bir varlığa bağlanma ihtiyacı duyar.

İnsanın kendisini diğer canlılardan ayıran psikolojik ihtiyaçlarını giderebilmesi için bazı objelere ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç, “aile” gibi sadakat tezahürü oluşumların varlığını gerekli kılar. Zira aile, bireyleri dış dünyanın her türlü etkisinden koruyan bir sığınak niteliğindedir.

İnsanın dış tehlikelere karşı güçsüz ve zayıf olması onu feodal yapıya, gruplaşmaya götürür ve böylece topluluklar oluşur. Küçükten büyüğe tüm toplulukların temelinde sadakat kavramı vardır.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın “Güzel İnsan Modeli” Kitabından Alınmıştır.