Sabır

Meksikalılar bir iş yapılacağı  zaman “yarın” derlermiş. Araplarla beraber bir teşebbüste bulunmaya karar vermişler. Tam işe başlanacağı sırada, Araplar işten vazgeçmiş. Sebebi sorulduğunda, “Meksikalılar her şey için ‘yarın’ diyorlar. Yarın bizim için çok erken” cevabını almışlar.

Sabır, zaman mefhumuyla ilgili ve hem duygu hem de değer boyutu olan bir kavramdır. Canlılar arasında insan dışındaki hiçbir varlıkta zamanla ilgili zihinsel bilgi yoktur. Bu da diğer yaratılmışların beyinlerinin genetik yapısı dolayısıyla geçmiş ve gelecekten haberdar olmadıklarını gösterir. Yeryüzünde vakti fark edip soran, yalnız insandır.

Zaman kavramının bize hatırlattığı en önemli duygu, sabırdır. Çünkü sabır bir yönüyle vakti yönetmektir. Sabır, insanın bazı engeller karşısında toleranslı olmasını sağlarken beklemeyi de şart koşar.

Sabrı aktif ve pasif olarak ikiye ayırabiliriz: Aktif sabır, insanın hareket halinde beklemesidir. Pasif sabır ise, hiçbir şey yapmadan beklemektir. Pasif sabır için ‘tembellik ‘ de diyebiliriz. Aktif biçimde sabreden kişi, yaşadığı zorluklar karşısında yılmadan gayret gösterir. Bu da, onu yaşadığı müddetçe başarılı kılan bir özellik olur. Sabır, bu yönüyle içsel sebat halidir. Sabır, metin olmak ve kendinde zihnini toparlayabilme gücünü bulmaktır.

Sabır, bir duygudur ama zihinsel boyutu da vardır. Mesela matematik, beyinde yollar açan, bağlantılar kuran, hatta network geliştiren, bir nevi beyne altyapı kazandırmayı sağlayan bir araç olduğu için zihinsel sabrı geliştirir. Onun için beklemekten hoşlanmayan aceleci kişiler matematiği sevmezler.

Bir insanın beyninde ne kadar çok yol varsa, bilgi trafiği o kadar rahat akar. Beyindeki trafiğin karşılığı, matematiktir. Bu bilim dalı aynı zamanda felsefenin temelidir. Çok işlem yapan kişilerin beyinleri altyapı bakımından kuvvetlidir. Dolayısıyla bilgi trafiğini yönlendirip çok sayıda işlem yapabilirler. Zihinsel sabır, işte bu işlem mekanizmasını kuvvetlendirir.

Sabır, ümit duygusu ile yaşama sevincinden beslenen bir histir. Bu anlamda sabrın bir tarifi de, değiştirilemeyecek olanı kabullenmektir. Sabit bir vakayı biçim değiştirmesi için zorlamak sabra zarar verir. Ümit duygusu taşıyanlar, kendilerini harekete geçiren ve zorluklara dayanma katsayısı yüksek insanlardır. Dolayısıyla ümidi olanın sabrı da vardır.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın Duyguların Psikolojisi kitabından derlenmiştir.