Sabır ve Yâd Eylemi Hac

Bismihi Subhân;

Sabırla sınandı Âli İbrahim. İbrahim daha bebekti, yalnızlığa sabrederek büyüdü. Olgunluk çağında babasıyla, kavmiyle Nemrut’la mücadele etti. Yurdundan çıkarıldı yolculukla, hicretle sınandı. Sâre validemizle evlendi, evladın yokluğuna sabretti. Hz Hacer ile evlendi. Bebeğini, daha annesinin sinesinden ayrılamamışken çölün ortasına bıraktı.

Elbette Allah-u Teâlâ emretmişti. Elbette emre itaatsizlik olmazdı. Ama yıllarca sonra kendisine ikram edilen en masum çağındaki bebeği çölün ortasına hem de annesiyle bırakmak ne zor imtihan… Bu imtihanı da sabırla atlattı.

Susuzluktan bayılan bebeğine su bulma ümidiyle koşturan Hz Hacer’in, ümidini kaybetmeyerek aynı yerlere dönüp dönüp tekrar bakışından belki haberdar olmadı ama gençlik çağının arefesine gelmiş oğlunun kurban edilmesi emri geldiğinde, belki de Hz Hacer’in oğlunu kaybetme korkusundan daha çetin bir imtihanla karşı karşıya kaldı.

Ne yaptı?

Kendisine yakışanı, kendisinden beklenileni… Yolda kendisine vesvese vermeye, onu caydırmaya çalışan şeytana attığı taşla cevap verdi. Hz İbrahimin yanından taşlanarak kovulan şeytan bu sefer “küçüktür, kanar” sandığı İsmail’e yanaşınca bu kez oğluna o şeytanı taşlamasını salık verdi… Daha zoru en sondaydı.

Allah-u zü’l-Celâl kurban et dedi.

O da oğlunu dizleri üzerine oturttu ve bıçağı o nazenin boynuna dayayıp sürttü. İşte imtihan bitti diyemeden hayretle bıçağın kesmediğini gördü.

Hangisi daha zordu?

Bıçağı İsmail’in boğazına dayamak mı yoksa o bıçağı o boğaza ikinci kez çalmak mı?

Sabrın zervesinde ikinci kez buluştuğunda o bıçak ve o teslimiyetle yoğrulmuş İsmail’in boğazı, son buldu İbrahim’in o anki sınavı… İki meleğin boynuzlarından tutup getirdiği koçu kurban etti İbrahim (as) oğlunun yerine. Sonra Kabe’yi inşa etti İsmail ile. Sonra şükrün edası olarak tavaf ettiler bu evin etrafında. Hz İbrahim yüz küsür yaşında vefat ettiğinde Rabbini razı etmişti. Bu öyle bir rıza makamı ki Allah-u Teâlâ bu aileyi bize unutturmadı. Her namazda anıyoruz (Kemâ salleyte alâ ibrâhime). Kur’an’da geçen birçok ayeti kerime ile anıyoruz. Ve İslamın beş şartından biri olan hac ibadetiyle. O ihrama giriş… O Safa ve Merve tepeleri arasında yapılan s’ay… O şeytan taşlama… O kurban kesme… Hepsi bu ibretli, sabr-ı cemilin en güzel örnekleriyle dolu hayatın yâd edilmesi ile ilgili..

Bütün bu hatırlamalardan sonra diyebiliriz ki HAC bir YÂD ve SABIR eylemidir. Hz İbrahim gibi vazgeçmeyi göze almak demektir. Maldan, mülkten, eşten, dosttan, arkadaştan, yârdan, yârenden… Bunu yapabilen için bağışlanma var Rabbimizin katından. Öyle bir bağışlanma ki… Doğduğun günkü gibi temiz amel defterin… Sabır affın anahtarı. Kıymetini bilene. Nefsine söz geçirene…

Selam olsun o güzel insan İbrahim’e (as), selam olsun onun güzide ailesine ve zürriyyetine (asvs).

Selam ve dua ile…

Melahat Güngör