Saadet Asrından Günümüze Örnek Aile

Peygamberimizin ayı diye isimlendirdiğimiz bu mübarek Şaban ayında, onu bütün vasıflarıyla tanımak, hayatımızın her noktasında onu hakkıyla rehber edinebilmek en büyük hedefimiz olmalıdır.

İnsanoğlunun buhranlar içinde yüzdüğü şu modern çağda, kurtuluş onun bize işaret ettiği sevgi iklimine yol almakla gerçekleşebilir. Muhabbet üzerine kurulmuş aile yuvamız, bu sevginin mayalandığı, yoğrulup ruhumuza karıştığı, bizi sosyal hayatın keşmekeşinde yok olup yıpranmaktan koruyan, adeta okyanusun ortasındaki bir selamet adası mesabesindedir.

Ailenin varoluş sebebi, kişinin yaradılış gayesinden bağımsız değildir. Peygamberimizin buyurduğu üzere bir Müslümanın hayatında bütün tercihleri, Allah’ın rızasını öncelemek, geçici olana değil, ebedî olana kıymet vermek üzerine olmalıdır:

“Kim dünyasını severse, dünya hayatını severse, ahiretine zarar verir. Kim de ahiretini severse, o zaman dünyalığına, dünya hayatına sıkıntı vermiş olur. Siz bâkî olanı, fâni olana tercih eyleyin.”

Mutlu bir yuvayı pekiştirecek en güzel eylemlerden biri de şüphesiz sevginin ifadesidir. Zira ifade edilen sevgi, muhabbetin artmasına vesiledir.

Meşhur hadiste Peygamberimiz(sav) sahabeye, sevgisini sevdiğine bildirmesini tavsiye etmiş, o sahabe de bunu yaparak karşılıklı güzel temenni ve dualarla nasıl bir sevgi köprüsünün kurulduğunun örneğini bize göstermişlerdir. O halde biz niye en sevdiklerimizden küçücük muhabbet sözlerini esirgeriz ki?

Aile dediğimiz kurum bunu en çok hak eden mecradır. Pek çok duygunun en yüksek seviyede yaşandığı ailemiz, elbette fedakârlık, özveri, diğergamlık gibi nice değerlerin hem öğrenildiği hem de hayata geçirildiği yer olacaktır.

Peygamberimizin, eşlerine faziletlerini söylemesi, sevdiğini ifade etmesi, bineğine alması, aynı kabın suyu ile müştereken yıkanması, hanımının hayvana binmesinde yardımcı olması, bir sıkıntıya kederlenip ağlayınca gözyaşlarını elleriyle silerek teselli etmesi gibi pek çok davranışı hanımlarını memnun etmeye yöneliktir. Sevginin neticesinde gelen ilginin tezahürüdür.

Peygamberimiz ne kadar meşgul olsa da ailesine zaman ayırır, onlarla sohbet ederdi. O gece kimin yanında geceleyecekse, diğer hanımları da topluca oraya gelirler, sohbet ederlerdi. Bu toplantılarda Hz. Peygamberin zevcelerine ibretli kıssalar anlattığı, hepsini güldürücü şakalar yaptığı rivayet edilmiştir.

Efendimiz, insanlara bildiğini anlatacak ilk kişilerin aile fertleri olduğunu göstermiştir. O, kendisine gelen heyetlere: “Ailenize dönün, burada öğrendiklerinizi onlarla paylaşın.” derdi. Efendimizin bu yönünden en çok Hz. Aişe (ra) faydalanmıştır. Hz. Peygamber’in Hz. Aişe ile evliliğinde göze çarpan en önemli husus, bir hoca-talebe ilişkisidir. Zira o, sahabeler arasında çok sayıda fetva vermesiyle ünlü olan yedi sahabeden biridir. Hz. Peygamber’den 2210 hadis rivayet etmiştir.

Bunların yanı sıra Efendimiz (sav) eşlerini bütün beşerî vasıflarıyla kabul etmiş, onların anlaşmazlık durumlarında sunduğu çözümlerle problem çözme konusunda da bizlere yol göstermişlerdir. İşte bir örnek: Bir gün Efendimiz(sav), Hz. Aişe’nin odasında iken Safiye validemiz bir kap yemek göndermişti. Hz. Aişe validemiz diyor ki: Hizmetçinin elinde tabağı görünce kıskançlık duygusunun tesiriyle çok öfkelendim. Hizmetçinin eline vurarak, yemeği yere döktüm, tabağın da kırılmasına sebep oldum. Peygamberimizin yüzüne bakıp öfkelendiğini görünce, üzüldüm ve “Bugün bana fena bir söz söylemesinden Allah’ın Rasûlüne sığınırım, dedim. Hz. Peygamber kalktı, tabağın kırıklarını ve yere dökülen yemekleri topladı. Bunun kefaretinin ne olduğunu sorunca da, kırdığı tabağın aynısını geri göndermesini, söyledi.

Ne güzel bir örnek, ne güzel bir eğitim metodu

“Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.” Müslim, Radâ` 61

“Kim hanımının uyumsuzluğuna sabrederse (sabrın zorluk ve şiddetine göre)Allah o beye Eyüp as’ın sabrına verdiği mükâfat gibi mükâfatlar verebilir. Kim de beyinin uyumsuzluğuna sabrederse (yine sabrın zorluk ve şiddetine göre) Allah Teâlâ o hanıma da Firavunun hanımı Asiye’nin sabrına verdiği sevap gibi sevap verebilir.”

İmam Gazali bu hadisin izahında; Allah, yuvanın yıkılmasını değil devamını istiyor, o yüzden Peygamber Efendimiz (sav) de mü’min erkek ve kadınlara ayrılmaktan ziyade sabrı tavsiye ediyor, der.

Ailede birbirine güvenme, düşüncelerine saygı duyup birbiriyle istişare edebilme evliliğin önemli dinamiklerindendir. Allah Rasûlü’nün hanımlarıyla istişarelerine dair pek çok örnek bizlere sunulmuştur. Hudeybiye Seferi’nde Ümmü Seleme’nin onu teskin eden sözlerine kıymet vermiş ve hanımın tavsiyesini uygulayarak olayı çözüme ulaştırmıştır.

Hz. Hatice’nin ona olan bağlılığı, sadakat ve desteği peygamberimizde şöyle ifadesini bulmuştur: “Allah (cc) Hatice’den razı olsun. İnsanlar beni yalanlarken, o doğruladı. İnsanlar beni uzaklaştırırken o yanından ayırmadı. İnsanlar ambargo uyguladılar, ama Hatice tüm malını benim yoluma seferber etti.”

Öyle bir muhabbet bağı kurulmuştur ki neticede, Mekke fethedilip şehre girildiğinde Peygamberimiz Hz Hatice’nin kabrine yakın olan bir yerde konaklamak istediğini belirtmiştir.

Muhabbet, vefa, sadakat, zarafetin zirvesinde bir saadet iklimi…

Mevlamız yuvalarımızdan huzur, saadet ve bereketi eksik etmesin. Hepimizi en güzel örneklerin yoluna yolcu eylesin.

Nuran Aydınlı