Ramazan Ve Beslenme

IMG_2021

Ramazan-ı şerife ulaşmanın mutluluğunu yaşadığımız şu günlerde,  Allah bu ayı cümlemize hakkıyla değerlendirmeyi nasip etsin.

Ramazan;  kulun uhrevî hayatı için inanılmaz kazançlı, bire bin veren bir başak gibi değerlidir. Çünkü içinde “Kadir Gecesi” denilen çok kıymetli bir gece gizlidir.  Bu ayı vücudumuz için de bir detoks, bir yenilenme ayı haline getirebiliriz. Peki nasıl?

Ramazanda en çok duyduğum sözlerden biri “Açlık duymadım ama susadım.” cümlesidir. Evet, uzun ve sıcak yaz gününde bu çok doğaldır. Ama biz; almamız gereken günlük iki litre suyu, iftarla sahur arasında tüketirsek gündüz susuzluğumuz asgarî düzeyde olacaktır. Bunu şöyle yapabiliriz:  İki litre su alan sürahi ve bardağımızı yanımıza alıp oturalım,  hep elimizde olunca su içmeyi unutmayız. Böylece ertesi gün için hazırlıklı oluruz.

Çok duyduğumuz sözlerden biri de Ramazanda bazı kişilerin kilo almasıyla ilgilidir. Bunun sebebi ise Ramazan dolayısıyla aşırı yememizdir.

Sevgili okurlar, Peygamberimizin  ve sahabenin hayatına bakalım. Onlar, bir hurmayla oruç açmışlar bazen onu bile bulamamışlar. Bizler de oruç tutuyoruz diye çeşit çeşit yemekler, börekler, zeytinyağlılar, iftarlıklar derken çok abartıyoruz.  Bu kadar israf etmeyelim. Yemeğimiz çoksa bir ihtiyaç sahibi ile paylaşalım. İsraftan kaçınmış,  aynı zamanda sadaka sevabı almış oluruz. Bir oruçluyu iftar ettirmenin sevabını hepimiz biliriz.

Peki, iftar yemeğinde ne yiyelim? Bir çorba, bir yemek, salata ve ev yapımı bir içecek, (limonata, ayran vişne şurubu, kompostolar)iftar için yeterlidir. Hurma ile orucumuzu açıp, çorbamızı içip kalkalım. Akşam namazı bizi bekler. Namaz sonrası, yemeğimize devam edelim. Göreceksiniz çok daha rahat  ve zinde olacaksınız. Yemekten sonra da tabiî ki teravih. “Neden teravih?” derseniz, uzmanlar ve diyetisyenler, iftardan sonra biraz yürüyüş tavsiye ediyor. İşte biraz yürüyüş ve antrenman niyetine Peygamber sünneti teravih! Tabiî ki asıl niyetimiz rıza-yı ilahî. Diyeceğim şu ki dinimizi tam yaşarsak bizim için en mükemmel hayatı yaşatmış olacağız hem bedenimize hem gönlümüze hem de ruhumuza.

Sahur yemeğine gelince en iyisi kahvaltıdır. Protein içerikli, bol posalı, hafif bir kahvaltı. Yumurta, peynir, tuzsuz zeytin, domates, salatalık, biber gibi. Açık çay olabilir ama bir-iki bardağı geçmemelidir. Çünkü diüretiktir, vücuttan su attırır. Süt, ayran, doğal meyve suyu da içilebilir. Pirinç pilavı, makarna ve börekten ziyade, bulgur pilavı, kepekli undan yapılmış ekmek ve bazlama tarzı karbonhidratları tavsiye ediyorum.

Peki, tatlı yemeyecek miyiz? Tabiî ki yiyeceğiz ama çok dikkatli olarak. En doğru vakit, iftardan iki-iki buçuk saat sonra olmalı. Çeşit olarak da sütlü tatlılar, meyveli tatlılar olmalı. Ağır, yağlı, şerbetli tatlılar (baklava, revani, helva, höşmerim) olmamalı. İlle de tatlı yemek istiyorsak porsiyonları küçük tutmalıyız. Sahurda tatlı ise kan şekerimizde ani yükselmeye ve düşüşe sebep olduğu için açlığa yol açar.

İftarda ve sahurda asitli içeceklerden, bol baharatlı ve tuzlu yiyeceklerden, turşudan, ağır yemeklerden uzak duralım. Böylelikle Ramazan, bedenimize bir yenilenme ve detoks olacak; vücudumuz, on bir aylık yorgunluğunu atarak tazelenecektir. Şimdiden herkese hayırlı bayramlar.

Yasemin Akgün
Beslenme Ve Gıda Teknolojisi Öğr.