Gerçek İman ve Tezahürleri *

Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû!..

Aziz ve sevgili izleyiciler ve dinleyiciler! Allah’ın selâmı, rahmeti, bereketi, her türlü ikrâmı, ihsânı cümlenizin üzerine olsun… Sevdiklerinizle beraber, Allah sizi dünyada ve ahirette mes’ud ve bahtiyar eylesin…

RE 193/8 (El-îmânü nısfân: Nısfun fis-sabr, ve nısfun fiş-şükri) Deylemî, Enes RA’den rivayet etmiş.

İmanın yine tezahürü ne olacak? Yâni mü’min insan, bir kadın, bir çocuk, bir delikanlı, neyse… Bunun sonucu ne olacak, hayatta bu nasıl görünecek? Deminki hadis-i şeriflerden anladığımız: İmanına göre icraatı olması lâzım, Müslümanca yaşantısı olması lâzım! Bir kere namazı kılması lâzım, namaz dinin direği…

Burada da neyi anlıyoruz:

(El-îmânü nısfâni) “İman iki kısımdır, yarı yarıya iki yarımdan meydana gelir, iki yarımdır. (Nısfun fis-sabr) Yarısı sabırdadır. (Ve nısfun fiş-şükür) Yarısı da şükürdedir.”

Bir insanın cennetlik olması için dünyadaki, İslâmî yaşantısındaki olayları iki grupta toplamak mümkündür. Bir kısmı üzücü olaylardır. Tahammül edilmesi, diş sıkılması gereken olaylardır, sabrı gerektiren olaylardır. O sabırdan dolayı, sabrederse mü’min sevap alır.

Misâl, işte Ramazan geçti, oruç, sabır. Ramazan ne idi? Sabır ayıydı. Ramazan demek sabır ayı demektir. Yemedi, içmedi. Sıcak yerlerde, bu Avustralya’da uzun sürdü Ramazan; İsveç’te kısa sürdü. İşte artık sabretmek gerekti.

Sonra başka ne sabırdır? … Meselâ, cihad sabırdır. Sonra başka ne sabırdır? … İslâm’ı sen yaşamak istiyorsun, kâfir de ezmek istiyor seni; kâfirin cevr ü cefâsına sabır… Dünyadaki kaderin cilvelerine sabır. İnsana fakirlik gelir, yorgunluk gelir, hastalık gelir… Sabır sabır sabır… İşte onlardan sevap kazanır Müslüman.

Demek ki, sevap kazanmak için sebeplerin yarısı sabır… Sabırdan sevap kazanır, cennetlik olur.

Yarısı da nereden? … Şükür… Cenâb-ı Hak nimetler veriyor, yiyecekler veriyor, içecekler veriyor, sağlık veriyor, afiyet veriyor, çoluk çocuk veriyor, akraba veriyor, eş dost veriyor, samîmî arkadaşlar veriyor… İnsan yeri gelince, her birisiyle ayrı mutlu oluyor. “Çok şükür yâ Rabbi, çok şükür yâ Rabbi, çok şükür yâ Rabbi!..” diye, şükrettikçe de sevap kazanıyor.

Bir Müslüman şükrettikçe sevap kazanır, sevap kazanır, sevap kazanır… Ramazanda gündüz oruç tutuyorduk, sevap kazanıyorduk; akşam iftar ediyorduk, nimetleri yiyorduk, “Elhamdü lillâh!” diyorduk, dua ediyorduk, şükürden sevap kazanıyorduk.

Ramazanda değil sadece, hayat boyunca da böyle… Mutlu olaylara şükredince, sevap kazanırsınız; sıkıcı, üzücü, baskılı olaylara da tahammül edince, sabredince sevap kazanırsınız. Hem sabırdan sevap, hem şükürden sevap vardır. Onun için “İman iki bölüktür. Bir bölüğü sabırdadır, bir bölüğü şükürdedir.” buyuruyor Peygamber Efendimiz.

O halde, Müslüman kardeşlerim! Siz de başınıza gelen olaylara bakın!.. Sevindirici olaylarsa, “Yâ Rabbi, çok şükür!” deyin! Çünkü her şeyin, mukadderâtın, bütün kararları Cenâb-ı Hak’tan… Onları nasib eden Allah’tır. Sevindirici şeyleri veren Allah’tır. Allah’a şükredin!..

Üzücü olaylar; ölüm, hastalık, dert, sıkıntı, heyecan, bilmem ne… Onlar da Allah’ın imtihanı. Peygamberlere de gelmiş. Eyyüb AS’ı duymadık mı? Ne kadar sabretmiş, kaç yıl rahatsız yatmış, neler çekmiş!.. Peygamber, Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin sevgili kulu Eyyüb AS, ne kadar sıkıntı çekmiş. Sıkıntılardan da insan sevap kazanıyor.

O halde mü’min olarak, başımıza sıkıcı olaylar gelince gevşemeyeceğiz. Bileceğiz ki, oradan da sevap kazanılıyor. Tahammül edeceğiz, imtihandır diyeceğiz. Gene imanımız, zevkimiz, şevkimiz aynen devam edecek.

Hatta arif kullar, evliyâ, Allah’ın sevgili, mübarek kulları, böyle belâlardan, musîbetlerden sabredince daha çok mükâfat geldiğini bilirler, onlara daha çok sevinirler. Çünkü rahat vakit geçirdiği zaman, oradan bir şey yok ama; sıkıntılı vakit geçirip de tahammül ettiği zaman, Allah sabredenlerle beraberdir. Duymadınız mı?

(İnnallàhe meas-sàbirîn) “Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara: 153)

(İnnemâ yüveffes-sâbirûne ecrahüm bigayri hisâb) “Allah sabredenlere ecr ü sevaplarını, mükâfatlarını hesaba sığmayacak kadar çok çok verecek.” (Zümer: 10)

Onun için büyük evliyaullah ve Allah’ın mübarek kulları peygamberler, çok sabırlar etmişlerdir. Nuh AS’ın kavmine sabrı… Mûsâ AS’ın Firavun’un zulmüne sabrı… İbrâhim AS’ın Nemrud’a karşı, çeşitli zulümlere karşı sabrı… İsâ AS’ın ve havârilerin sabırları… Sonra Peygamber Efendimiz’in ve ashabının çeşitli çeşitli sabırları… Onları göz önüne getireceğiz.

Tabii, şükredilecek olaylarla da karşılaşınca, bileceğiz ki onları Cenâb-ı Hak gönderdi, nasib etti; “Çok şükür yâ Rabbi bu nimetlere!” diye içten, cân ü gönülden şükran duygusuyla dolacağız. Rabbimize karşı sevgimiz artacak.

Allah’ın sevdiği işleri yapmağa çalışın ki, Allah size sevgisini ihsân etsin… Hakîkî dostları arasına sizleri, bizleri, cümlemizi kabul etsin… Hem dünyada hem de ahirette aziz ve bahtiyar olalım…

Allah-u Teàla Hazretleri iki cihan saadetine cümlemizi erdirsin.

5 Ocak 2001 – Avustralya
*Prof. Dr. M. ES’ad Coşan’ın Kadın ve Aile Dergisi Başmakalelerinden alınmıştır.