Ramazan Biterken

Prof. Dr. Mahmud Es’ad COŞAN RH.A
Ramazanın onsekizinci gününe geldik. Edebiyatçıların dediği gibi, günler rüzgar gibi geçiyor. Tabii ömür de öyle olacak. Allah uzun ömür versin ama, ne kadar uzun olsa, “Kıvrılır, uzar, fakat daire olmaz bu hat.” dediği gibi şairin, bir zaman bitecek. Onun için hazırlıklı olmak lâzım!..
Sanman ki felek devr ile şâmı seher eyler,
Her vâkıanın akıbetinden haber eyler.
“Gece ile gündüzün peşpeşe gelmesi, akşamdan sonra sabah, sabahtan sonra akşamın olması, sadece basit bir olay, bir dönüş değil; her işin sonunu anlatıyor bize…” diyor şair.
Tabii her işin sonu, hayat imtihanının da sonu gelecek. Allah hüsn-ü hâtime nasib eylesin…
(Vel-àkıbetü lil-müttakîn) Müttakî kul olarak yaşayıp, hüsn-ü hâtimeler ile ahirete göçmeyi nasib eylesin Mevlâmız… Hayırlı, uzun ömür versin… Fâideli işler yapmak nasib etsin… Güzel eserler bırakmak nasib etsin… Dilerim hepinize Allah-u Teálâ Hazretleri çok çok, uzun uzun ömürler ihsân eylesin… Sâlih ameller işlemeyi nasib eylesin…
Ama sevilen bir şeyden ayrılınca, insan üzülüyor. İnsana mahzunluk çöküyor. Ramazanın onsekizinci günü derken, hemen zihinde bir hesap yapılıyor. “Onbeş günden fazla… Yarısından çoğu gitmiş.” diye insanın içi cızz ediyor. Böyle bir üzülme oluyor. Allah-u Teàlâ Hazretleri Ramazandan istifade eden kullarından eylesin…
Biliyorsunuz Ramazan, bir zaman bölümü; bir ay gündüzlü, geceli, yirmidokuz-otuz günlük bir zaman parçası ama, herkes için değil. Ramazandan istifade etmek isteyenler için, ramazandan istifadeye çalışanlar için bu… Allah istifadeye çalışanlardan ve istifade edenlerden eylesin…
Ramazanın başı rahmettir, yâni Allah’ın acımasıdır, merhametidir, kullarına affediciliğle, rahmetiyle tecelli etmesidir. Ortası mağfirettir. Çünkü, oruç tuttu, teravih kıldı, göz yaşı döktü, Kur’an-ı Kerim okudu, yalvardı, yakardı… O yapılan ibadetlerin fâidesi, sevabı, tesiri birikti. Peygamber Efendimiz Ramazan ayı için, “Ortası mağfirettir.” diyor. İnşaallah mağfiretine hepimiz ereriz. Allah-u Teàlâ Hazretleri hepinizi, hepimizi mağfiretine erdirsin.
Mağfiret ne demek? Kulların affedilmesi, bağışlanmak demek. Yâni insan bağışlanmayı taleb edebilir de, “Şu şöyle olsun!” dilekçe verir de, dilekçesi kabul olacak mı, olmayacak mı?.. “Affet beni Allah’ım, ben suçluydum, suç işlemiştim…” der de bakalım affedecek mi, affetmeyecek mi?..
Peygamber Efendimiz: “Başı rahmettir, ortası mağfirettir.” diyor. Yâni Allah, başında kullara rahmet eder, merhamet eder, acır. Kul da güzel kulluğunu ortaya koya koya, Allah’ın mağfiretine mazhar olur.
Ramazan’ın sonu nedir?.. Sonu, kesin sonuç cehennemden âzad olmaktır. Yâni cehenneme düşmeyip, ceza çekmeyip, azap görmeyip, cayır cayır yanmayıp cennete girmektir. Ne güzel!.. Allah-u Teàlâ Hazretleri hepimizi mağfiretine erdirsin ve cehennemden lütfuyla, keremiyle âzad ettiği, bigayri hisâb ve ikàb ve azab; yâni ikàba, azaba, cezaya mâruz kalmadan doğrudan doğruya cennetine giren kullarından eylesin…
Bunu can-ı gönülden temenni ediyoruz. Göz yaşıyla, kalbimizin titremesiyle, Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin lütfundan kereminden niyaz ediyoruz. Liyâkatımız olmadığını bildiğimiz halde, onun rahmeti geniş olduğundan rahmetinden diliyoruz.
Tabii böyle apansız geçen şeyler şairin dediği gibi, her şeyin acele edilmesi, zamanında değerlendirilmesi gerektiğini bize hatırlatıyor. Demir tavında dövülür. Yâni demir ısınır ısınır, kıpkırmızı olur; o zaman çekiçle dövülüp şekil verilir. Yoksa soğukken demir dövülse şekil verilir mi?.. Verilmez. Tavına geldiği zaman yapılır. Her şeyin zamanını bilmek lâzım, fırsatı kaçırmamak lâzım!..
Peygamber Efendimiz:
(Accilû bit-tevbeti kablel-mevt) “Ölüm gelivermeden önce tevbenizi çabuk yapın.” buyurmuş.
Ölüm ne zaman gelecek? Onu hiç bilmiyoruz. Apansız geliverir, gelebilir. Allah uzak eylesin, gàfil yakalanmamayı nasib eylesin… Ölüme hazırlıklı olmayı nasib eylesin… Ama birden geliverir diye, tevbeyi çabuk yapmak lâzım!..
Ramazanın da onsekizi gitti, ötekisi de gidebilir. Onun için biraz daha gayret etmek lâzım, biraz daha sıkı çalışmak lâzım! Biraz daha koşturmak lâzım! Yarışın, koşunun yarısından fazlası devam etti. Belki idman yapanları, koşanları takip etmişsinizdir. Belki bedeniniz sağlamlaşsın, gelişsin diye, sizin de idmanlarınız vardır, çalışmalarınız vardır. Yarışın sonuna doğru hızlarını arttırırlar. Yâni uzun koşularda kendisini ilk başta yormasa bile, yavaş yavaş, en sonuna doğru artık hızı arttırırlar.
Temenni ediyoruz, Allah size de gayret, kuvvet versin… Yarışın sonuna doğru bir canlılık versin… Daha güzel kulluk yapmayı, daha güzel ibadetler yapmayı nasib eylesin… Artık tecrübe de kazandınız. Cenab-ı Hakka nasıl böyle ihlâsla kulluk yapılıyormuş oruçla gördünüz, teravihle gördünüz. Gece ibadetleriyle gördünüz. Camilerdeki nûrâniyet, o mükemmel ruhânî hava tabii tesir etti, tecrübeniz arttı. Ona göre Allah-u Teàlâ Hazretleri ramazanın son on gününü güzel geçirmeyi nasîb etsin…