Ramazan Ayının Evvelinde Birkaç Hatırlatma

 

ilimtalebesi_135601426873

“Acaba Ramazandan önce ikaz, ihtar ve hatırlatma bakımından değer taşıyan ne söyleyebilirim kardeşlerime?” diye düşündüm.

Bir kere lütfen kardeşlerimiz Ramazan gelinceye kadar Ramazanla ilgili kitapları veyahut hadis kitaplarında, fıkıh kitaplarında Ramazanla ilgili bölümleri okuyup, Ramazana hazırlıklı girsinler. Bilerek, şuurlu ve incelikleri kavramış, öğrenmiş olarak girsinler. Ramazan gelinceye kadar; bu güzel ayın ibadetleri nasıl olacaksa, incelikleri nelerse onları öğrenmeğe çalışsınlar.

Çünkü insan bilerek yaptığı zaman, adabına, usûlüne, erkânına uyduğu zaman bu güzel aydan a’zamî istifadeyi yapar.

Allah-u Teàlâ Hazretleri bütün ömrümüzü, bütün faaliyetlerimizi, âdâbına erkânına uygun, rızasına yönelik, rızasına kazanmaya vesile olacak mükemmellikte yapmayı cümlemize nasîb eylesin…

Ben de bu münasebetle, size Ramazanla ilgili bir iki hadis-i şerif aktarmak istiyorum.

Birinci hadis-i şerif şöyle:

Hadis alimi Taberânî kitabında rivayet etmiş. Ravileri güvenilir kimselerdir buyurmuş Ubâdetübnü Sâmit (ra)’dan rivayet edildiğine göre, Peygamber (sas) Efendimiz Ramazan geldiği zaman hitab etmiş, buyurmuş ki ümmetine:

“Ramazan geldi.” Demek ki ilk günlerinde konuşmuş, geldi dediğine göre… Geliyor demiyor, geldi buyuruyor.

Ramazan ayının nasıl bir ay olduğunu bildiriyor. “Bereket ayıdır.”  Yani her şeyin bereketlendiği, zamanın bereketlendiği, ibadetlerin sevaplarının bereketlendiği, evin bereketlendiği, sofraların bereketlendiği; dükkânların, kasaların, keselerin bereketlendiği ve her şeyin güzelleştiği bir mânevî, güzel zaman dilimi. Mübarek bir ay.

“Bu ayın içinde Cenâb-ı Hak sizi kuşatır, gaşyeder, kaplar, örter.” Gaşiye-yağşâ, örtmek demek.  “Ve rahmetini indirir.” Cenâb-ı Hak kullarına teveccüh buyuruyor ve rahmetini indiriyor. Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine mazhar olmak çok büyük bir olay. Bu ayın hürmetine, bu zamanın bereketine bunu lütfediyor.

Hatta “Hataları günahları affeder, bir kenara koyar, döker.” Yaprakların ağaçtan döküldüğü gibi, Cenâb-ı Hak kulu günahlardan pâk eder, temizler.

“Ve bu ayda duayı kabul eder.” O kadar ihtiyacımız var ki, o kadar çok şeylere muhtacız ki, o kadar çok dua etmeliyiz ki… Dua biliyorsunuz ibadettir, ibadetin hasıdır, özüdür, iliğidir. Çok şeylere dua etmemiz lâzım! Kendimize, ülkemize, çevremize, müslüman kardeşlerimize, yakınlarımıza, dostlarımıza, nâdânlara, yârânlara, bilene, bilmeyene, bilip cahillik edene; dost olup da kuyumuzu kazana, düşman olup da mezarımızı kazana karşı, yapılacak çok dua var. Duanın başlı başın bir ibadet olduğunu htırdan çıkarmamalı… Mühim olan tabii, duanın kabul olmasıdır. Cenâb-ı Hak bu ayda duayı kabul eder, oruçlunun duasını kabul eder. Ne kadar güzel bir fırsat doğuyor.

“Cenâb-ı Hak Teàlâ ve Tekaddes Hazretleri bu ayda sizin gayretinize, ibadete şevkle koşuşmanıza, birbirinizden etkilenerek ibadet yarışına girişmenize nazar eyler. Sizinle meleklerine öğünür.”

“Bakın kullarıma!” diye artık ne buyurursa; “Bu kullarım şehvetlerini bıraktılar, yemeklerini bıraktılar, içmelerini bıraktılar. Benim rızam için, bilerek kendilerini bunlardan mahrum ediyorlar.”

Cenâb-ı Hak gene bu oruç tutanların, bu oruçtaki gayretlerine, şevklerine, yarışlarına, birbirleriyle âdetâ sevap yarışına girişmelerine nazar eyler ve meleklerine öğünür. Öğer, iftihar eder, mübâhat eyler.

“O halde siz de bu ayda Cenâb-ı Hakk’a karşı görevlerinizi yerine getiriniz! Siz de Allah’a karşı hayırlı ibadetler yaparak, hayırlı kulluk yaparak, kulluk borcunuzu edâ ediniz!”

Çünkü Cenâb-ı Hak bu kadar lütfediyor, bu kadar rahmeyliyor, meleklerine öğüyor… O halde siz de Cenâb-ı Hakk’a karşı kulluk vazifelerinizi edâ eyleyiniz, ödeyiniz.

İkinci hadis-i şerifi Ahmed ibn-i Hanbel, Bezzaz, Beyhàkî, Ebuş-Şeyh ve İbn-i Hibban rivâyet etmiş. Et-Tergîb’de var, diğer kaynaklarda var. Ebû Hüreyre RA’dan rivayet olunmuş ki:

Peygamber (sas) Efendimiz buyurdu ki: “Ümmetime Ramazan’da beş tane özellik, beş tane ikram, beş tane ilâhî lütuf bahşedildi. Daha önce geçmiş olan ümmetlere. Daha önceki peygamberlere, milletlere verilmemiş olan beş tane büyük, müstesnâ, hediye, ikram, bu ayda ümmet-i Muhammed’e verildi. Peygamber (sas) Efendimizin ümmetine Cenâb-ı Hak verdi.”

Birinci özellik, Allah oruçlu kulunun ağız kokusunu seviyor. Kul oruçlu, tabii ağzı boş olunca, fırçalayamıyor da… Zâten macunla fırçalamak doğru değil oruçluyken. Misvaklanma da öğleye kadar olabiliyor. Misvakta macun filân yok, sadece dişin fırçalanması olayı var. Macunsuz fırçalama da misvaklanma gibi olabilir ama macun olmaz oruçlu iken… Çünkü o bir maddedir, ağızdan içeriye lezzeti, tadı, damlası gittiği zaman oruç bozulur. O olmaz.

Öğleden sonra misvaklamak da mekruh oluyor. Ağzı kuru olduğu için, boş olduğu için, bir şey yemediği için; oradaki bakterilerin faaliyetinden, maddelerin çözümlenmesinden, dişlerin arasındaki bulaşıklar, çıkamayan kalıntıların bozulmasından, ağızda bir koku, acılaşma olur.

Nâhoş bize göre tatsız bir koku ama, “Cenâb-ı Hakk’ın indinde oruçlunun ağız kokusu, misk kokusundan daha hoştur, daha güzeldir.” Yani Cenâb-ı Hak onu güzel kabul ediyor ve güzel olarak değerlendiriyor. O oruçtan dolayı olmuş bur durum olduğu için, Cenâb-ı Hakk’ın indinde o koku misk kokusundan daha kıymetli bir koku oluyor.

Bu bir pâye, birinci özellik… Bizim ümmetimize Cenâb-ı Hakk’ın verdiğini, Peygamber  (sas) Efendimiz bildiriyor.

İkinci özellik, “Bu ayda oruç tutan ümmet-i Muhammed’in abidlerine, oruçlularına denizdeki balıklar tevbe ve istiğfar ederler.”

Niye denizdeki balıklar buyurmuş Peygamber (sas) Efendimiz?.. Biz karada yaşıyoruz, toprakta yaşıyoruz. Bizden uzakta, ayrı bir âlem olan deniz-derya âlemindeki balıkların, bizimle doğrudan doğruya bir menfaat ilişkisi de yok… Hani çevremizdeki kuzu, koyun, tavuk, horoz gibi hayvanlara bakıyoruz, saman veriyoruz, dane veriyoruz, besliyoruz… Öyle bir durum da yok. Ama denizdeki balıklar bile, “Affet yâ Rabbi bu oruçluları!” diye dua eder.

Bu bir özelliktir. Yani sudaki balıklar bile bizi sevmeye başlıyor, bizim tarafımızdan olur ve bizim için Cenâb-ı Hakk’tan afv-ü mağfiret diliyor.

–E peki, havadaki kuşlar, başka mahlûklar?..

Allah-u a’lem, burda “Bütün varlıklar oruçluya dua ediyor, hattâ denizdeki balıklar bile…” gibi bir mana olmalı. İftar edinceye kadar oruçluya, “Affet Yâ Rabbi bunu!” diye dua eder. Melekler de dua eder, balıklar da dua eder… Her şey oruçluyu seviyor.

Üçüncü özellik,  “Pek aziz ve pek celîl olan Cenâb-ı Hak Teàlâ Hazretleri, her gün cenneti süsler.” Ramazan dolayısıyla, ilâhî lütuflarıyla, zâten güzeller güzeli olan cenneti, kim bilir ne türlü güzelliklerle ayrıca Ramazan bereketine süsler.

Sonra buyurur ki: “Muhtemeldir ki, salih kullarım, belki dünya meşakkatleri üzerlerinden alınır da, belki sana gelirler de ey cennetim!” diye, Allah (c.c)’ın emriyle cennet oruçlular için süslenir. Cenâb-ı Hak, belki sàlih kullarım gelirler diye cennetini süsler.

Tabii salih kullarından Ramazan içinde vefat edenler de olur, Ramazan’dan sonrakiler de olur. Ama o cennetin salih kullar için süslendiği, Allah (c.c) tarafından tezyin edildiği; özel ikramlarla, Ramazana mahsus güzelliklerle güzelleştirildiği belirtiliyor.

Dördüncü özellik, “Şeytanların reisleri, azılıları, azgınları, şiddetlileri zincirlere vurulur Ramazanda…” Serbest olsalar, ne muzırlıklar yapacaklar. Onlar böyle zincirlere, bukağılara, halkalara, kelepçelere vurulur, bağlanır.

“Başka aylarda yapabildikleri şeytanlıkları, insanlara musallat olup da yaptıkları ayartmaları, kandırmaları bu ayda yapamazlar. Bağlandıkları için, zincirlere, demirlere, halkalara elleri, ayakları, a’zâları bend edildikleri için, başka aylarda yaptıkları faaliyetleri yapmağa imkân bulamazlar şeytanlar.

Yani şer tarafı da durduruluyor. Artık daha kolay ibadet yapmak imkânı da çıkmış oluyor.

Beşinci ve son özellik ise, “Ramazanın son gecesinde, oruçlular mağfiret olunur.” Buyuruyor Peygamber (sas) Efendimiz.

Sahabe-i kiram sormuş:

“–Yâ Rasûlallah! Bu son gece Kadir gecesi mi ki mağfiret olunuyor kullar?”

Peygamber (sas) Efendimiz buyurdu ki:

“–Hayır! Kadir gecesi değil ama, bir işçi bir işte çalıştığı zaman, ecrini işini bitirdiği zaman alır. Ramazanın da son günü, artık oruç bitti, ertesi gün bayram namazı kılınacak; ibadet edenlere sanki para kazanmak için çalışan işçiler gibi, ücretliler gibi; nasıl onlar iş bittiği zaman paralarını alırlarsa, onun gibi…

“Ücreti çalışan işçinin akşam hemen aldığı gibi, Ramazan da biter bitmez, son gecede Cenâb-ı Hak onları bağışlar.” buyuruyor. İşçinin alnının teri kurumadan, ücretinin verilmesine teşbih eyliyor. Ne kadar mübarek bir ay olduğunu gösteren hadîs-i şerifler…

İbadetleri sevmek lâzım! Mükâfâtlarını niçin söylüyoruz?.. Bu kadar güzel ibadetler sevilsin diye, seve seve yapılsın diye… Aşk ile, şevk ile yapıldı mı, mükâfâtı var.

Onun için aziz ve muhterem kardeşlerim, bir gün bile kaçırmamağa gayret edin Ramazandan! Çünkü bir gününün bile telâfisi, bir sene oruç tutsanız mümkün olmayacak. Oruçları güzelce tutalım!

Ama kitapları okuyalım! Bakın hadisi şerifleri okuduk, ne kadar kıymetli bilgiler var. Daha başka elinizdeki, kütüphanenizdeki hadis kitaplarının Ramazan bölümlerini okuyun! Tefsir kitaplarının, fıkıh kitaplarının o bölümlerini okuyun! Bakın ne kadar daha incelikler var bilmediğiniz, unuttuğunuz, öğrendiğiniz zaman sevineceğiniz.

Öğrenin ve ibadetleri güzel yapmağa çalışın! Şu Ramazan, sebeb-i fevz ü felâhınız olsun, necâtınıza sebep olsun… [1]

Sizlere bu güzellikleri kaçırmamanız için tavsiyem, gündüz bir ara uyuyup, geceleri güçlü ve zinde olmaya hazırlanın; teravihi huşu ile kılın, uyuklayarak veya alelacele değil hatimle kılınan camileri tercih edin, çok tesbih çekin; teheccüd namazlarını hiç ihmal etmeyin!

Sahura kalkmak sünnettir, akşamdan yiyip yatmak, seher vakitlerini uykuyla geçirmek yahut da sahurdan sonra sabah namazını evde kılıvermek doğru değildir. Sabah camiye, cemaate gelmekte asla tembellik göstermeyin!

Kur’ân-ı Kerîm’i içinize sindire sindire, tefekkür, tedebbür ve gözyaşı ile çok okuyun, hatim sürün, hafızların mukabelelerini takip edin! Ezberlerinizi artırmaya çalışın!

Dostlarınızı eve davet edin, ziyaretlere gidin, sohbet ve muhabbeti çoğaltın, fakirlere yardım edin, mümkünse zekâtlarınızı bu ayda verin, çünkü sevabı kat kat fazla olur; dinî vakıflarımızı, dernek, kurs ve kuruluşlarımızı kuvvetle destekleyin!

Candan dileğim hepinizin Ramazan ayının hayır, feyz ve bereketinden en üstün şekilde istifade etmesidir. Kadir gecesini ihyaya muvaffak olmanız; son derecede bahtiyar olarak bayrama ulaşmanızdır.

Nice nice Ramazanları sıhhat ve afiyetle idrak eylemeniz, yarın Rabbimiz’in huzuruna sevdiği, razı olduğu kullar olarak yüzü ak, alnı açık varmanız, O’nun cennet ve cemaliyle müşerref olmanız, ebedî saadete ermenizdir.[2]

Allah (c.c) Hazretleri bu büyük mükâfatların verildiği, büyük sevapların kazanıldığı mübarek aydan en güzel tarzda, en çok şekilde istifade etmeyi hepinize, hepimize nasîb ü müyesser eylesin…[3]

Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine erenlerden olun, divan-ı süedâdan olun!

İki cihanda da Cenâb-ı Hak aziz ve bahtiyar eylesin, yüzünüzü güldürsün, sevindirsin cümlenizi… Bizi de duadan unutmayın![4]


Derleyen:
Sultan Sönmez


[1] İskenderpasa.com, Cuma sohbetleri, Ramazana girerken, 3.12.1999, Avustralya

[2] Baş makaleler 2, Ramazan Ayındaki mühim faaliyetler

[3] İskenderpasa.com, Cuma sohbetleri, orucun faziletleri, 18.12.1998, Avustralya

[4] İskenderpasa.com, Cuma sohbetleri, Ramazana girerken, 3.12.1999, Avustralya