Ramazan Ayı’nda Müslümanın Hayat Planı

Melahat Güngör

Bismihî Subhân;
Alışkanlıklarımızla doldurduğumuz şu hayatta, alışkanlıklarımızın dışına çıkmayı başarmak ne kadar zor. Her biri kendi ayağımıza pranga, elimize kelepçe olan alışkanlıklar; hakikatin önüne çekilmiş bir perde gibi manevi gözümüzü görmez kılıp, maddi gücümüzü de fazlasıyla tüketiyorken… ve biz de aslında bunu bilip duruyorken neden hâlâ terk edemeyiz? Mesela geç yatmak bir alışkanlıktır. Ve öyle zamanlar olur ki “Keşke ben de erken yatıp da uyuyabilenlerden olsaydım.” der, kişi. Aynı şekilde erken yatmak da bir alışkanlık olarak zordur aslında. Çünkü o da bazen “Keşke geceleri bu kadar uykum gelmese de oturabilsem.” dedirtir insana. Aslolan, arzu edilen,  ihtiyaç duyduğunda gece oturabilecek, ihtiyaç duyduğunda de erkenden yatınca uyuyabilecek iradeye sahip olmaktır. Ramazan ayı, bunların pratiğini yaptığımız numune zamandır.

Mâlum; Ramazanda hepimiz iyi Müslüman olma gayretinde oluruz. Sanki normal yaşantımız öyle devam ediyormuş gibi yaparız, Ramazan etkinliklerimizde. Sahura neşeyle kalkarız mesela. Sabah namazını da kılabilmek için bekleriz. Oruç tutarız elbette. Ve iftar sevincine diyecek yoktur. Bu arada öğleden önce hatim okumak için mukabeleye, iftardan sonra da teravih için camiye gidilir. Teravih dönüşü içilen çayın kahvenin tadı damakta kalır… Şu çizdiğimiz portre ne kadar da güzel… Ne kadar da olmasını arzu ettiğimiz bir yaşam şekli… Biz bunları yılın bir ayında olsun taklit ederek, kendimizi aslında tahkike hazırlıyoruz. Bu taklitte kandırma yok, gösteriş yok. Gayret var. Kabul edilme ümidi var. Bağışlanma ümidi var. Öyleyse; madem bu ayı dindar bir Müslüman taklidi yaparak geçirebiliyoruz,  geri kalan aylarda neden bu Ramazandaki halimizi taklit ederek geçirmeyelim?

Allah-u Teâlâ’nın kulun uyandırmasıdır Ramazan. Hiç uyanmadan geçirdiği gecelerden uyandırır. Hiç durmadan beslediği nefsini açlıkla hidayete sevk ederek uyandırır. Yokluktan varlığa geçişin sembolü iftarla ölü ruhları taze bir dirilmeye uyandırır. Bayram sabahına affı hazırladığını haber verir. Bu demektir ki; kim Ramazanı Ramazan gibi geçirir, bayramına bağışlanır, cennetle mükâfatlandırılır. Kim de ömrünü Ramazan gibi geçirir, sonunda -ömür bitince- cennetle mükâfatlandırılır.

Gafletten uyanmayı, mânen dirilmeyi, hidayet yoluna isabet etmeyi isteyen herkes için bir numunedir, bir başlangıçtır Ramazan. Gecenin bir kısmı geçtikten sonrasını ihya eder. Kuşluk vakitlerini Kur’an’la süsler, akşam yemeğini cennet sofralarına çevirir. Yatsı namazı vaktini atâletten kurtarır. Kulu Rabbine sevdirir. Rabbi severse yeryüzündekiler de sever. Sonra Cebrail (as)’e sevmesini telkin eder. Cebrail (as) sevince gök ehli de sever. Artık o kimse için ne gam vardır ne keder. İşte bunun besmelesidir Ramazan… Samimiyetle çekene…

Rabbimizin yüce makamları için gönül samimiyeti ve talepkâr bir kararlılık temennisi ile… Ramazanınız mübarek olsun.