Ramazan Ayında İbadetler

DSC_0866 copy

Bismihi Subhan…

Ramazan, bütün görkemiyle, kendini özlemle bekleyenlere, ondaki rahmet ve berekete iman eden müminlere geldi.

Ramazan ayı, Allah Teâlâ’nın ismini bizzat Kuran-ı Kerim’de zikrettiği tek aydır. Bakara Suresi 185. ayet-i kerimede yüce Rabbimiz, “Ramazan ayı öyle bir aydır ki insanlara doğru yolu gösteren, hidayeti ve hakkı batıldan ayırmayı açıklayan Kuran, bu ayda indirildi.” Buyurmaktadır. (Hasan Tahsin Feyizli, Feyz’ül-Furkan, 2/185) Sadece bu özelliği bile onun diğer aylardan farklı olarak içine hazineler saklanmış bir sandık hükmünde olduğunu bize açıkça göstermektedir. Sevgili Peygamberimizin bu ayda olduğunu haber verdiği bu birbirinden kıymetli müjdeleri, hadis-i şerifler ve mübarek büyüklerimizin tavsiyeleri ışığında zikredelim.

Beş temel esas üzerine bina edilmiş olan İslam dininin şartlarından biri, bu ayda tutulması farz kılınmış olan oruçtur. Kuran-ı Kerim’de, “Sizden kim bu aya yetişirse oruç tutsun.” ( H. Tahsin Feyizli, Feyzü’l-Furkan, 1/185) buyrulur. Ayrıca fıtır sadakası ibadeti de bu aya mahsus bir ibadettir. Fitre sadakası, Ramazan ayının sonuna yetişen ve temel ihtiyacından başka en az nisab miktarı bir mala sahip bulunan her Müslüman için verilmesi vacip olan bir sadakadır. Buna yalnız fitre de denir. Fıtrat sadakası, sevap için verilen yaratılış ikramı demektir. (Ö. Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, Zekât, Fitre Sadakası)  Bu sadaka, ihtiyaç sahibi Müslümanların ihtiyaçlarını bir miktar giderirken mal sahibi Müslümanlarda da yardımlaşma duygusunu geliştirir. Toplumda terk edilmişlik hissini, üstünlük hissini izale eder. Sağlıklı birliktelikler ve paylaşımlara imkân sağlar.

Bu aya mahsus en kıymetli ayrıcalıklardan biri de teravih namazıdır. Ebu Hureyre (r.a)’den şöyle rivayet edilmiştir: “Rasulullah’ın Ramazan hakkında şöyle buyurduğunu işittim: ‘Kim inanarak ve sevabını umarak Allah rızası için teravih namazı kılarsa geçmiş günahları bağışlanır.’ (Buhari, Teravih, 1; ayrıca bk. Teravih). Teravih namazının sadece manevî lezzetinden bahsedersek konu, eksik kalır. Zira hemen her Müslüman’ın teravih namazları ile ilgili hatırlamayı, anmayı sevdiği anıları vardır. Çünkü namaz; bir ibadet olmakla beraber namaz için her gün bir araya toplanmak, Müslümanlar arasındaki muhabbeti, haberleşmeyi arttırır. Komşuluk ilişkilerini geliştirir. İslam’ın sadece ibadetlerle sınırlı kalmasını engelleyerek sosyal hayatımızı da düzenler.

Bir başka ayrıcalıklı ibadet vardır ki, fıkıhta herhangi bir güne hasredilmemiş olmakla beraber adını çoğu zaman Ramazanla anarız: İtikâf. Ramazan ayının son on günü itikâfa girmek sünnettir. Hz. Peygamber, (sav) Ramazanın son on gününde daha çok ibadet ve taatte bulunurdu. Hz. Ayşe validemizden şöyle rivayet edilmiştir: “Rasulullah, (sav) Ramazan ayının son on günü girince elini eteğini toplar, geceyi ihya eder ve ev halkını uyandırırdı.” ( Buhari, Kadr, 5). Yine Hz. Ayşe’den (ra) şöyle rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber, (sav) Ramazanın son on günü, vefatına kadar itikâfa girdi. İrtihalinden sonra da zevceleri itikâfa devam ettiler.” (Buhari, İtikâf, 1). Bizler de böyle kıymetli bir nimeti elimizden kaçırmamak için itikâf yapabilme şartlarını ilmihallerden öğrenerek Ramazanımızı itikâf ziyneti ile süslemeliyiz. Üstelik biliyoruz ki Allah Teâlâ, kulundan razı olacağı zaman, razı olacağı ibadetleri nasip eder. Bağışlanmaktan nasibi olan kişi için itikâf kolaylaştırılır. İslâm büyüklerinden Ata demiştir ki: “İtikâf yapan, ihtiyacından dolayı büyük bir zatın kapısında oturup dilediğini elde etmedikçe ‘Buradan ayrılıp gitmem.’ diye yalvaran bir kimseye benzer ki Allah’ın bir mabedine sokulmuş, ‘Beni bağışlamadıkça buradan ayrılıp gitmem.’ demektir.”(Ö. Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, İtikâfın Mahiyeti)

Allah Teâlâ’nın “Kelam” sıfatının tecellisi ve Peygamber Efendimize verilmiş peygamberlik mucizesi olan Kuran-ı Kerim de bu ayda indirilmiştir. Bu bilgiyi bize bizzat Kuran’ın kendisi vermektedir: “Ramazan ayı öyle bir aydır ki insanlara doğru yolu gösteren, hidayeti ve hakkı batıldan ayırmayı açıklayan Kuran, bu ayda indirildi.”(H. T. Feyizli, Feyzü’l-Furkan, 2/185)

Öyle bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır. Bu gecede isteyene istediği verilir. Günahlar bağışlanır. Bu gece Kadir Gecesi’dir ve bu gece de Ramazan ayının içine yerleştirilmiştir. Peygamberimizin “O geceyi, Ramazanın son on gününün tek gecelerinde arayınız.” buyurarak vaktine işaret etmesiyle, bize sadece bu geceyi, o birkaç günde aramak ve en güzel şekilde değerlendirmeye çalışmak kalıyor. Mevla; bizden razı olacağı haller ve ibadetler ile bu mübarek geceleri ihya etmeyi, sabahına bağışlanmış, Allah’ın rızasına kavuşmuş olarak ulaşmayı nasip eylesin.

Ramazan ayının daha saymakla bitiremeyeceğimiz bu özelliklerini bildikten sonra içimizde bir istek, bizi bu ayın her türlü hayrına seve seve koşmaya sevk ediyor. Peki, ne yapılmalı? Bu sorunun cevabını Resul’e en yakın olanların anlattıklarından öğreniyoruz: “İbn-i Abbas’dan (r.a.) şöyle rivayet edilmiştir: “Rasulullah, (sav) insanların en cömerdi idi. Onun bu cömertliği, Ramazan ayı girip de kendisiyle Cebrail (a.s.) karşılaştığı zaman daha da artardı. Cebrail, Ramazan ayı çıkıncaya kadar her gece Rasulullah ile buluştuğunda Rasulullah, Kuran’ı arz eder (okur) di. Rasulullah, Cebrail ile buluştuğunda insanlara rahmet getiren rüzgârdan daha cömert, daha faydalı olurdu.” (Buhari, Savm, 7).

“Bu Ramazan sabır ayıdır. Ramazanda Allah-u Teâlâ Hazretleri bize, bizim için helâl olan bazı şeyleri yapmayın diye sabır emretmiş. ‘Su içmeyin, yemek yemeyin, şunu yapmayın, bunu yapmayın!’ Başüstüne diyoruz, yapmıyoruz. Susasak da içmiyoruz.”diye anlatıyor M. Esad Coşan Hocaefendi, Ramazanda olması gereken hallerimizi.

Peygamber (s.a.v) buyuruyor ki: “Ramazanda dört şeyi çok yapın:

1. Eşhedü en lâ ilâhe illallah’ı, kelime-i şehâdeti çok söyleyin!

2. Estağfirullah’ı çok söyleyin! Ne demek? ‘Ya Rabbi, beni mağfiret eyle. Benim ayıplarımı, günahlarımı siliver.’ demek.

3. Allah’tan cenneti isteyin!

4. Cehennemden Allah’a sığının! ‘Hadi bakalım, âzâd oldun!’ diyecek Allah-u Teâlâ Hazretleri, Ramazanı güzel tutanlara.

Allah, bizi cehennemden âzâd ettiği bu bahtiyarlardan eylesin. Bu ayda ‘Lâ ilâhe illallah’ demeyi çok yapacağız, ‘Estağfirullah’ demeyi çok yapacağız. Cenneti çok isteyeceğiz Allah’tan. Cehennemden Allah’a sığınmağa fazla düşkünlük göstereceğiz. Fazla yalvarıp yakaracağız, ‘Affet bizi. Sokma bizi cehenneme ya Rabbi! Cehennemden âzâd et.’ diyeceğiz.” ( M. Esad Coşan, Ramazanda Takva Eğitimi, Ramazanın Faziletleri).

Cabir b. Abdullah, Rasulullah’ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Ümmetime Ramazan ayında beş şey verilmiştir ki bunlar benden önceki hiç bir peygambere verilmemiştir.
1- Ramazan ayının ilk gecesi olunca Allah Teâlâ ümmetime (rahmet bakışıyla) bakar. Allah her kime (rahmet bakışıyla) bakarsa ona ebedî olarak azab etmez.
2- Akşamladıklarında ağızlarının kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.
3- Melekler, her gün ve gece onlara istiğfar ederler; Allah’tan bağışlanmalarını dilerler.
4- Allah Teâlâ, cennetine emredip ‘Kullarım için hazırlanıp süslen. Onların dünya meşakkatlerinden kurtulup benim yurduma ve ihsanıma istirahat için gelmeleri yaklaştı’ buyurur.
5- Gecenin sonu olunca Allah hepsini bağışlar. Orada bulunanlardan biri, ‘O gece Kadir Gecesi midir?’ deyince ‘Hayır, çalışanları görmüyor musun? Onlar çalışıp işlerini bitirince kendilerine ücretleri tam olarak ödenir.’ buyurdu (Beyhaki’den naklen et-Tergîb, II, 92).

Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz bu Ramazan için: “Bu öyle bir aydır ki bu ayın evveli, rahmettir. Ortası, kulun günahlarının mağfiret olunmasıdır. Ramazanın sonu da cehennemden azatlıktır.”

Başka bir hadis-i şerif ise şöyledir: “Ümmetime, Ramazan ayında, daha önceki ümmetlere verilmeyen beş özellik verilmiştir.

1 — Allah katında oruçlunun ağız kokusu, miskten daha hoştur.

2 — İftar anına kadar melekler onlar için istiğfar eder.

3 — O ayda şeytanların elebaşları tutuklanır.

4 — Ulu Allah, her gün ‘Salih kullarımın kötülük ve sıkıntıdan kurtulmaları yakındır.’ buyurarak her gün cenneti süsler.

5 — O ayın son gecesinde günahları affedilir.” (İmam Gazali, Mükaşefetü’l Kulub, Ramazanın Faziletleri)

Bütün bunları Allah Teâlâ, acizliğimize bakarak kulunu affetmek için ikram ediyor. Bizler de azamî gayret ederek bu ikramın hakkını vermeliyiz. Bütün bu müjdelerin yanında bir de uyarı var ki hala bağışlanma çabası olmayanlara ciddî bir hatırlatma niteliğinde: Bir gün Peygamberimiz minbere çıkarken üç basamağın her birinde “Âmin!” der. Neden böyle yaptığını soran ashaba açıklar: “Ben minbere çıkarken Cebrail(as) geldi ve üç beddua etti.

‘Ramazana ulaşıp, Ramazanı yaşayıp, Ramazan geçtiği halde, Allah’ın rahmetine eremeyen kimseye yuh olsun, yazıklar olsun, burnu yerde sürtsün!’ dedi, ‘Âmin!’ dedim.

‘Anne veya babasına yetişmiş ya da her ikisine yetişmiş de cenneti kazanamamış kimseye yazıklar olsun!’ dedi, ‘Âmin!’ dedim.

‘Ya Rasûlallah, (sen anıldığın halde) sana salâvat getirmemişse bir kimse, ona da yazıklar olsun, burnu yerde sürünsün!’ dedi Cebrail; ben de ona ‘Âmin!’ dedim.”

Bu olay bize şunu anlatıyor: Allah Zü’l-celal hazretleri kulunu seviyor. Onun eksiklerini biliyor. Hatalarını biliyor. Kulda “Rabbini sevme, rızasını kazanma çabası” varsa onun günahlarını bağışlamayı, kusurlarını örtmeyi murat ediyor. Bunun için sebepler yaratıyor. Bu sebepleri kullarına güvenilir yollardan öğretiyor. Sonra da “HAYDİ!” diyor. Kendisine bir adım yaklaşana O, on adım gidiyor. Af dileyeni affetmekle kalmıyor, ona cenneti ikram ediyor. Bütün bunları görmezden gelen asi kullarını ise uyarıyor: “Burnunuz yere sürtülür, dikkat edin!” Bilgisi bize ulaşan bu gerçeklerden sonra tarafımızı seçmeli ve ona göre yeni hayat planımızı yaparak kıymet bilen Müslümanlardan olmalıyız.

Mevla, günahlarımızı bağışlasın. Ayıp ve kusurlarımızı örtsün. Cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin. Bizleri kendisine kul, Habibine ümmet eylesin. Nice Ramazanlara ulaşmayı, hakkını vererek yaşamayı nasip eylesin. Ve’l-hamdü lillahi rabbil âlemin.

Melahat Güngör


Warning: A non-numeric value encountered in /home/kadinveailex/kadinveaile.com/v2/wp-content/plugins/ultimate-social-media-icons/libs/controllers/sfsi_frontpopUp.php on line 63