Ramazan

1. Soru: Bazıları Suudî Arabistan’a uyup, bizden bir gün önce oruca başladı. Bu farklı durum ne olacak?

–Bu eski bir hikâyedir. Çok yıllardan beri sürüp gelmektedir. Bizim çok iyi bildiğimiz bir konudur.

Suudî Arabistan bu işi ciddi yapmıyor; bunu net olarak size söyleyebilirim. Gördüm dediği zaman görmeden gördüm diyor. Şimdi gördüm de demiyor, ilân ediyor sadece… Onlar hesapla yapıyorlar bu işi… Suud hesapla yapıyor, görmüş gibi gösteriyor.

Görmeden yapıyor ve hilâl yokken yapıyor. Astronomi alimlerine göre hilâl yokken, ay batmışken, hilâli gördüm diyor. Suud’da bulunduğum zamanlarda incelemeler, gözlemler yaptık; ilân ettikleri, gerçeğe uymuyor.

2. Soru: Her ramazanda kimileri takvime göre, kimileri Suud’a göre oruç tutuyor. “Takvimler yanlış, Diyanet de hilâli araştırmıyor.” deniliyor. Sizce hangisi câizdir?

–Biz, bunu araştırmak gerekir diyoruz. Çünkü, Peygamber Efendimiz, “Araştırın! Bakın, görün!” demiş. Onun için damın üstüne çıkıyoruz, dağın üstüne çıkıyoruz. Bulunduğumuz şehirde ramazan geleceği zaman inceleme yapıyoruz, bayramın muhtemel olduğu akşam incelemeyi yapıyoruz. İşi bilimsel olarak tâkib ediyoruz. Rasathâne ile ilgi kuruyoruz. Göğü incelemek için teleskop bile aldık. İyice takib ediyoruz. Astronomi profesörleri ile de konuşuyoruz.

Çok kere, gördük diyenler yanlış söylüyorlar. Suud görmüş diyorlar; görülmesi mümkün değil, biz aksini tesbit etmişiz. Sonradan onun yanlışı çıkıyor. Çok defa bizim Türkiye’nin hesabı doğru çıkıyor. Ama yine de, Peygamber Efendimiz “Hilâli görün de ramazana öyle başlayın!.. Hilâli görün de bayramı öyle yapın!” dediği için, rasat işini de bırakmamak lâzım!..

3. Soru: Ramazan hilâli ile ilgili bilgi verir misiniz? Bugün sabah hilâli gördüm; acaba ramazan hilâli miydi?

–Bu hilâl denilen şey iki devrede görülür. Bir, Arabî ay biterken, bitmesine yakın görülür. Şimdi biz şaban ayındayız ya, şaban ayının son haftasında olduğumuz için, gökyüzünde hilâl görülür. Herkes görür. Çünkü, büyükten küçülmeye başlıyor. Sabah vaktinde bakarsanız, gökyüzünde hilâli görürsünüz. Bu şabanın hilâlidir.

Şabanın ortasında dolunaydı. Son haftasında yarımay oldu. Şimdi daha da inceliyor, yok olmağa doğru gidiyor. Bu şabanın eskiyen hilâlidir. Yeni hilâl akşamleyin görülür. Bu sabah görülen hilâllerle ramazan başlamaz. Daha bu şaban bitmedi demek…

Akşam güneş battığı zaman, güneşin battığı yerin sol tarafına doğru biraz yukarılarında hilâli görüyorsanız, o zaman yeni ay başlar. Belli ki güneşten geriye kalmış, yâni güneşle ictimâ olmuş, ictimâyı geçmiş demektir.

Onun için, içinde bulunduğunuz Arabî ayın 29. ve 30. günlerinde akşam hilâli gözleyin! İbadettir; çünkü, ibadete vesile olan şeyi tesbite yarıyor. Hem de zevkli bir şeydir. Oturursunuz akşam vaktinde, güneş battıktan sonra, şu yeni hilâli görecekmiyim diye… Görünce de dua edersiniz.

4. Soru: Eşim hamile… Doktor, oruç tutmayacaksın dedi. Oruç tutmasa olur mu? Ne kadar fidye verecek?

–Oruç tutmasın diyen doktorun müslüman ve mesleğinde mâhir doktor olması lâzım!.. İki şart var:

  1. Doktor müslüman olacak. Gayrimüslim olursa olmaz. Çünkü, kasden oruç tutturmamak isteyebilir.
  2. Hâzık olacak; yâni mesleğinde mâhir olacak. Oruç tutarsa, gerçekten zarar verebileceğini bilen bir kimse olacak.

Tabîb-i müslim-i hâzık, eğer oruç tutmasın derse, her günü için bir sadaka-i fıtır miktarı fidye vererek orucunu tutmaz. Sıhhat bulduğu zaman da, öder.

5. Soru: Kişi sahura kalkmayıp, gece yarısı yemek yeyip oruca niyet etse, sakıncası olur mu? O oruç makbul müdür?

–Olur, sahura kalkmasa da olur. Sahura kalkmasa oruca zarar gelmez; oruç oruçtur. Ama, sahura kalkmak sünnettir.

6. Soru: Oruçlu iken misvak kullanılabilir mi?

–Öğleden evvel misvak kullanılabilir. Öğleden sonra dişleri misvaklamak mekruh olur.

7. Soru: İ’tikâf yapmak istiyorum; ne tavsiye edersiniz.

–İ’tikâf sevaptır. Camiye girecek, hep ibadet edecek, Kur’an okuyacak, namaz kılacak… Evine gitmeyecek, akşam da camide yatacak. Son on gün yatılmalı olduğu için, hocaya müracaat edilir. Müftülüklerden izin alınıp da yapılan bir şeydir.

Durumu müsâit olanlar, ramazanın son on gününde böyle kendilerini ibadete verir de, camiye girerlerse; Peygamber Efendimiz’in sünnetidir. Kadir gecesine de isabet etmiş olurlar, garantili olmuş olur; sevabı çok kazanırlar. Durumu müsâit olanlara tavsiye ederim.

8. Soru: İtikâfa kaç yaşında girmek uygundur?

–Herkes girebilir, bir tahdit yoktur. Büluğa ermemiş çocukların değil de, akıl baliğ gencin girmesi uygundur. Yoksa öyle lise bitirecek, üniversite bitirecek vs. mecburiyeti yoktur.

Ben kardeşiniz babamın yanında, Hocamız sağken onun mescidinde îtikâfa girerdim. Kimse de bir şey demezdi.

9. Soru: Îtikâfta iken ilâç alabilir miyim? Her gün için niyet edebilir miyim?

–İlâç alabilirsiniz. Önce Allah’ın izniyle tam yapmaya niyet edin! Hastalık bir mâzerettir, tam yapamazsanız, yapabildiğiniz kadarını yaparsınız.

10. Soru: Oruç tutamayan bir kimsenin ne kadar fidye vermesi lâzım gelir?

–Oruç fidyesi, bir fakirin sabahlı akşamlı gıdasıdır. Yâni, sadaka-i fıtr miktarı o miktardır. Bir insanın sabah akşam iki defa yemek yiyeceği düşünülür. İki yemeği nasıl yer, ne kadarla doyar, normal olarak insaflı bir şekilde hesaplanır.

Prof. Dr. M.Es’ad Coşan, Güncel Meseleler -2-

 


Soru: Ramazan-ı Şerifte lokanta ve meşrubat yerlerini açıp çalıştırmak caiz midir?

Cevap: Ramazan-ı Şerif müslümanlann en mukaddes ayıdır. Bu ay, her mü’minin hürmet etmesi îcâb eden bir aydır. Hatta bir kimse yolculuk veya kadın aybaşı gibi bir halde olursa halkın gözü önünde yemek yememesi icâb eder. Ramazan-ı Şerifte lokanta açıldığı takdirde yolcu, aybaşı ve lohusa halinde olan kimseler yiyebilecekleri gibi mazereti olmayan kimseler de yiyebilirler ve bu sebeple mazereti olmayan kimselere yemek yedirmek suretiyle lokanta sahibi ile orada çalışan işçiler günaha girmiş olurlar. Ancak çocuklara yemek satmak veya iftar yemeğini hazırlamak ve oruç tutmakla mükellef olmayanlar için lokanta açıp çalıştırmanın bir mahzuru yoktur.

SORU: Ramazan-ı Şerifte yıkanmak caiz midir?

Cevap: Her zamanda yıkanıp temizlenmek caiz olduğu gibi Ramazan’da da yıkanıp temizlenmek caizdir. Hz. Aişe (ra.) buyurmuştur ki: “Zaman zaman Peygamber (sa.) cünüb olarak sabahlardı.” Yani Peygamber (sa.) bazen sabah olduktan sonra yıkanırdı. Şayet oruçlu olarak yıkanmak caiz olmasaydı elbette Peygamber (sa.) bunu yapmazdı.

SORU: Oruçlu iken göze merhem sürmek veya damla damlatmak caiz midir?

Cevap: Oruçlu olan kimse gözüne merhem sürebildiği gibi damla da damlatabilir. Bunun için hiç bir mani yoktur. Fakat buruna damla damlatmak hiç şüphe yok ki orucu bozar.

SORU: Oruçlunun kolonya kullanması, dişlerini fırça ve macun ile yıkaması orucunu bozar mı?

Cevap: Kolonya az da olsa içinde alkol bulunduğu için Şafiî mezhebine göre kullanılması haramdır ve necistir. Kullanılmasına asla cevaz verilmemiştir. Hanefî mezhebinde ise üzümden imal edilmiş şarap kesin olarak haramdır. Hakkında ihtilâf vârid olmamıştır.
Necaseti galize ile müteneccistir. Üzümden başka şeylerden işlenen alkollü madde hakkında üç çeşit görüş vardır:
  1. Necaset-i muğallazadır.
  2. Necaset-i muhaffefedir.
  3. Tabirdir.
Racih görüş, necaseti muğallaza olması görüşüdür. Kolonya ister muhaffefe olsun ister muğallaza olsun şayet necis olarak onu kabul edersek Ramazan-ı Şerifin içinde ve dışında kullanılması caiz değildir, haramdır. Tabirdir desek, her zaman kullanılmasında beis yoktur. Dişleri macun ile fırçalamak meselesine gelince fırça misvak gibidir. Hatta fıkha göre misvak sayılır. Hanefî mezhebinde oruçlu olan kimse kuru olsun, yaş olsun, öğleden evvel olsun, öğleden sonra olsun her zaman kullanılabilir. Ancak bazı rivayetlere göre Ebû Yusuf oruçlu olan kimsenin yaş misvakı kullanmasının mekruh olduğunu söylüyor. Şafiî mezhebine göre öğleden evvel kullanılmasında beis yoktur. Öğleden sonra mekruhtur. Hülasa Hanefî mezhebinde müftabih olan kavle göre her zaman fırçanın kullanılması caizdir. Şafiî mezhebinde öğleden evvel olursa beis yoktur. Öğleden sonra mekruhtur.