Psikolojik Bir İhtiyaç Olarak Kardeşlik

20130808_095555

İnsanoğlu fıtraten doğumdan itibaren güven ve bağlanma ihtiyacı içindedir. Bu iki temel duygusal ihtiyaç kişiyi diğer insanlarla iş birliği yapmaya iter ve yanlızlıktan kurtarır. İnsan sosyal bir varlıktır ve yanlız yaşayamaz. Kendini herhangi bir gruba ait hissedemeyen yanlız insanların birlik ve beraberlik algısı, empati kurma yeteneği gelişemez. Halbuki insanoğlunun sağlıklı bir şekilde yaşamına devam edebilmesi için güven, bağlılık, sevgi, hoşgörü ve dostluk gibi kardeşlik duygularına ihtiyacı vardır. Narsizm, antisosyal kişilik bozukluğu ve depresyon gibi çağımızın popüler psikolojik bozuklukları çoğunlukla bu ihtiyaçları karşılanamayan kişilerde görülmektedir. Oysaki İslam’ın düsturları hayata doğru bir şekilde uygulandığında bu psikolojik gereksinimler karşılanır, kişi yalnızlığa düşmez ve yaşamına huzurlu bir şekilde devam eder.

İçinde birçok duyguyu barındıran kardeşlik, Kur’an-ı Kerim’de ve birçok hadis-i şerifte önemle vurgulanmaktadır. Kur’an’ın öngördüğü kardeşlik, güven, merhamet, yardımlaşma ve dayanışmayı ihtiva eder. Bu öyle bir kardeşliktir ki gıybet, alay etme, zan, kötü lakaplarla çağırma, kin, haset ve hakaret gibi kötü huylardan tamamen arınmıştır. İslam tarihindeki Ensar-Muhacir kardeşliği bunun yaşanmış en mükemmel örneğidir. Allah-u Teâla Medineli Ensar’ın Mekkeli Muhacirlere karşı hissettiği kardeşliği ve muhabbeti Haşr suresi 9. ayet-i kerimede “i’sâr”  olarak ifade eder. İ’sâr, kişinin kendisi muhtaç iken başkasının ihtiyacını daha önde görerek, onun yardımına koşmasıdır. Esasında bu, fedakârlık, empati ve cömertliğin en zirve noktasıdır. Medineli Ensar, kendini üstün gören ve hayata hep kendi penceresinden bakan narsistlerin veya  diğer insanların hakları ile ilgili daimî bir umursamazlık ve ihlâl içinde olan antisosyallerin aksine kardeşlerinin nefislerini, kendi nefislerinden üstün tutarak mütevaziliğin ve fedakarlığın timsali olmuşlardır. Mekkeli Muhacir ise kardeşlerinin bu muhabbetini kötüye kullanmamış, onlara yük olmamak için ellerinden gelen gayreti göstermiştir. Günümüzde empoze edilmeye çalışılan “kendin için yaşa”, “en değerli sensin” ve “insanlardan ne koparabilirsen kârdır” gibi bencillik temeline dayalı felsefeye taban tabana zıt bir anlayış içinde olmuşlardır. Ensar ve Muhacir, Efendimiz Hz. Muhammed (SAV)’in “Mü’minin mü’mine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir.[i] ve “Müminler birbirini sevmede, birbirlerine karşı sevgi ve merhamet göstermede tek bir beden gibidir. O bedenin bir organı acı çektiği zaman, bedenin diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateş çekerler.[ii] hadis-i şeriflerinde anlattığı kardeşliği tüm zerreleriyle yaşamışlardır.

Allah-u Teâla Saff suresi 4 . ayette şöyle buyuruyor: “Allah, kendi yolunda (birbirine) kurşunla kenetlenip kaynaşmış bir yapı gibi saf halinde (kendi yolunda) savaşanları sever”. Buradaki “bünyân-ı mersûs” ifadesini hayata tatbik edebilmek ancak birbirini koruyup kollamak, Allah yolunda birlikte yürümek, daima yardımlaşmak ve merhametleşmek ile mümkün olabilir. Bu anlayış ile iman ve sevgiye dayalı, hiç kimsenin ötekileştirilmediği bir toplumsal kardeşlik tesis edilebilir.

Ne yazık ki, günümüzde kardeşlik, fedakarlık, diğergamlık gibi duygular unutulmaya başlandı. Bilgisayar oyunları, internet ve televizyon gibi teknoloji araçları kardeşlik duygusu bir yana, kişilerarası iletişimi dahi en aza indirgemiş durumda. Aynı evin içindeki insanlar birbirinden habersiz yaşıyor. Birçok insan hasta ve akraba ziyaretlerini, komşuluk ilişkilerini tamamen unutmuş, sadece kendisi için çabalamakta. En yakın arkadaş, dost denilenin bile hastalığı, sıkıntısı veya borcu günler, belki aylar sonra farkedilebiliyor. Eskiden insanî ilişkileri kuvvetlendirmeye vesile olan bayramlar ise artık tatil planlarının yapıldığı günler halini almış durumda. Şu bir hakikat ki insanlar bugün samimiyete, hoşgörüye ve birliğe her zamankinden daha çok muhtaç. Bu durum gösteriyor ki, bizler Ensar ve Muhacirin temellerini atmış olduğu i’sâr yolunu, kardeşlik ruhunu hayatlarımıza yeterince yansıtamadık ve bu geleneği hakkıyla sürdüremedik. Ancak, insan kullanım el kitabı olan Kur’an- ı Kerimde çizilen ve İslam tarihinde en güzel şekliyle tatbik edilen kardeşlik ile gönüllerdeki nefret, ayrılık, bencillik duyguları silinebilir ve müslümanlar arası muhabbet ve merhamet yeniden oluşturulabilir.

Psikolog Şerife Zehra Yiğit



[i] Buhârî, Salât 88, Mezâlim 5; Müslim, Birr 65. Ayrıca bk. Tirmizî, Birr 18; Nesâî, Zekât 67
[ii] İbn Hanbel, IV, 271; Buhârî, “Edeb”, 27; Müslim, “Birr”, 66.