Peygamver Efendimiz Sav’a Vahyin Geliş Şekilleri ve Vahiy Esnasında Görülen Haller

Efendimiz as. kırk yaşına gelmeden önce (38 yaşlarında), ışık, nur görür, sesler duyar ve endişelenirdi; evinden çıkıp Mekke’den uzaklaşarak, kuytu yerlere giderken, dağ taş kendisini es-selamu aleyke ya Rasulallah (Selam sana olsun ey Allah’ın Rasulü) diyerek selamlardı. Efendimiz as sağına soluna bakar, ancak ağaç ve taştan başka bir şey göremezdi.(1)

Bu süreçten sonra, Efendimiz as kırk yaşında iken başlayan vahiy döneminde, vahyin hangi şekillerde geldiği aşağıda maddelendirilmiştir:

  • Vahyin ilk geliş şekli, Peygamber as’ın uykuda gördüğü sadık rüyalardır. Hz. Muhammed as’ın gördüğü her rüya açıkça çıkardı.(2) Bu durum altı ay kadar devam etti.(3) Bu rüyalara “er-rü’ya es-sadıka” ya da “er-rü’ya es-saliha” denmektedir.
  • Vahyin bir başka gelişi de Cebrail as’ın bizzat görünüp, vahyi duyurması iledir. Bu şekilde görünüş iki defa gerçekleşmiştir. Birincisi Hira Mağarası’nda (4), ikincisi de Miraç gecesi Sidretu’l-Munteha’da gerçekleşmiştir.(5)
  • Efendimiz as. uyanık iken, Cebrail as görünmeden kalbine vahiy ilka eder, yerleştirirdi. Bu ilhamdan farklı bir durum olup, kalbe doğan bilginin vahiy olduğuna dair de Allah-u Teâlâ zaruri bir bilgi yaratırdı. Buna örnek olarak Efendimiz as’ın “Ruhu’l-Kuds kalbime, hiçbir nefis rızkını tüketmeden ölmeyecektir, diye üfledi. O halde Allah’tan korkunuz ve rızkınızı meşru yollardan güzelce arayınız” ifadesini verebiliriz.(6)
  • Cebrail as, insan kılığında gelerek vahiy getirmiştir.(7) Rivayetlerde Cebrail as’ın genellikle sahabeden yakışıklı bir delikanlı olan Dihye ra’ın suretinde geldiği bildirilir. Efendimiz as’a en kolay gelen vahiy bu şekilde olanıdır.
  • Vahiy çan sesine benzer bir sesle gelmiştir. Vahyin en ağır gelen şekli budur. Melek görünmezdi. Ses kesildiğinde, vahiy de biter ve Efendimiz as vahyi almış olurdu. (8) Peygamber as ses devam ettiği sürece titrer, hitabın heybetinden korkardı. Vahyin bu şekli tehdit ve uyarı bildiren ayetlere mahsustu.
  • Efendimiz as uyanık iken, Allah-u Teâlâ ile konuşma şeklinde de vahiy almıştır. Miraç gecesinde namazın farz kılınışı ve Bakara Suresi’nin son iki ayeti (285,286) bu şekilde vahyolunmuştur.
  • Cebrail as, Efendimiz as uykuda iken vahiy getirmiştir. Kevser Suresi’nin bu şekilde vahyedildiği rivayet edilir.

Vahyi gönderen Allah-u Teâlâ, onun Efendimiz as’ın gönlünde korunmasına da kefil olmuştur. Şöyle ki, Efendimiz as. kendisine indirilen vahyi aklında tutmak için, Cebrail as okurken, dudaklarını kımıldatarak okumaya çalışırdı. Buna mukabil Kıyame Suresi’nin “(Resûlüm! Vahiy geldiği zaman) onu alelacele almak için (bitmeden) dilini hareket ettirme! Şüphesiz ki onu (kalbinde) toplamak ve (sana) okutmak bize aittir. Onu (Cebrail vasıtasıyla sana) okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy. Sonra şüphesiz onu açıklamak da bize aittir.”(9) mealindeki ayetleri nazil olmuştur. Bu ayet-i kerimelerden sonra Efendimiz as, Cebrail as vahiy getirdiğinde sadece dinler ve O gittikten sonra aynısını okurdu.(10)

Elbette bir beşerin ilahi hitaba muhatap olmasının getirdiği bazı güçlükler vardır. Bu durumda beşeri özelliklerden sıyrılmak gereklidir. İşte bu gereklilik Efendimiz as’da bazı haller meydana getirirdi. Bu halleri gören müşrikler, bu durumu, kahinlik, sihir, delilik olarak anlamak istemişlerdir. Birçok müsteşrik de bu halleri sara hastalığı olarak tanımlamıştır. Vahyin asıl kaynağına inanmayanların, bu manevi durumu anlamalarını beklemek zaten çok da gerçekçi değildir.(11)

Vahiy alma esnasında Efendimiz as’ın mübarek vücudu titrer; yüzünün rengi değişirdi; soğuk günlerde dahi terler; nefes alırken horultuya benzer bir ses çıkardı.(12) Bazen vahiy geldiğinde Efendimiz as deve üzerinde olurdu; vahyin manevi ağırlığına tahammül edemeyen deve çöker, Efendimiz as inmek zorunda kalırdı.(13) Bir keresinde Efendimiz as’ın dizi, sahabeden Zeyd b. Sabit ra’ın dizine değerken vahiy gelmiş ve ağırlığı hisseden Zeyd b. Sabit ra ayağının kırılacak gibi olduğunu ifade etmişir.(14)

Efendimiz as’a vahiy geldiğinde yanında bulunanlar da arı vızıltısına benzer bir ses duyarlardı.(15) Vahiy geldiğinde Efendimiz as’ın üzerini örttüklerine dair de rivayetler vardır.(16)

Dipnotlar

(1) Ayrıntılı bilgi için, M.Asım Köksal, Hz.Muhammed sav ve İslamiyet, Işık Yay., 2008, s.145-146

(2) Sahihu’l-Buhari, 1.c, 3, Hz. Aişe ra’dan rivayetle “Rasulullah hiçbir rüya görmezdi ki sabahın aydınlığı gibi çıkmasın”

(3) M.Asım Köksal, Hz.Muhammed sav ve İslamiyet, Işık Yay., 2008, s.146

(4) http://www.kadinveaile.com/tefsir-usülü-3-vahyin-başlangici/

(5) Necm Suresi, 13,14. Ayetler

(6) el-Itkan, 1.c, 46

(7) Sahihu’l-Buhari, 1.c, 3; Sünenu’n-Nesai, 2, 146-147

(8) Sahihu’l-Buhari, 1.c, 2; Sahihu Müslim, 4.c, 1817

(9) Kıyame Suresi, 16-19. Ayetler

(10) Sahihu’l-Buhari, 1.c, 4

(11) Hicr Suresi, 6-7. Ayetler; İsra Suresi, 48. Ayet; Saffat Suresi, 36-37. Ayetler; Duhan Suresi, 14. Ayet; Tur Suresi, 29. Ayet; Kalem Suresi, 2. Ayet; Tekvir Suresi, 22-23. Ayetler…

(12) Sahihu’l-Buhari 1.c, 2-4; Sahihu Müslim, 4. C 1817; Sünenu’-Tirmizi 2.c, 286

(13) Müsned, 2.c, 176

(14) Ebu Davud, Sünen, 2.c, 11

(15) Ahmed b Hanbel, Müsned, 1.c, 34)

(16) Sahihu Müslim, 2.c, 836

Zeynep Yaren Çelikbilek
Yararlanılan Kaynaklar:
Prof. Dr. İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Usülü
M.Asım Köksal, Hz.Muhammed sav ve İslamiyet
Prof. Dr. Hasan Tahsin Feyizli, Feyzu’l-Furkan Tefsirli Kur’an Meali