Peygamberler Peygamberi Hz. Muhammed

salavat-

Peygamber Efendimiz kendisine peygamberlik gelmeden öncede kavmi arasında ahlâkının güzelliği ve üstünlüğü ile övülür, parmakla gösterilirdi. Peygamber Efendimiz erlik çağına erinceye kadar mertlik ve insanlıkça kavminin en üstünü, ahlâkça en güzeli, soy sopça en şereflisi, komşuluk hakkını en çok gözeteni, doğru sözlülükte en başta geleni, emin ve güvenirlikte en büyüğü, doğru sözlükte en başta geleni, eminlik ve güvenilirlikte en büyüğü, kötülüklerden ve insanları alçaltan huylardan da en uzak bulunanı idi.

Yüce Allah bütün iyi haslet ve meziyetleri onda toplamıştı. Bunun için kendisi kavmi arasında ” el Emin” adıyla anılırdı.

Yüce Allah peygamberimiz hakkında: “Muhakkak ki sen pek büyük bir ahlâk üzeresin! “ ( Kalem 4 ) buyurmuş; Peygamber (sav), ahlâkı faziletleri tamamlamak için gönderildiğini açıklamıştır.
Sizin bana en sevgiliniz, kıyamet günü yeri bana en yakın olanınız, ahlâkı en güzel olanınızdır.
Mü’minlerin imanca en olgunları, ahlâkı en güzel olanlarıdır.
Kıyamet günü mizanda güzel ahlâktan daha ağır basan bir şey yoktur.
İnsanların İslamiyet bakımından en güzelleri, ahlâkça en güzel olanıdır, ifadeleri güzel ahlakına önemine dair Efendimize(sav) ait ifadelerdir.

Peygamber Efendimizin yanına bir adam geldi: “ Ya Rasûlallah! Hangi amel üstündür? “ diye sordu. Peygamber( s.a.v ): “Güzel ahlâk” buyurdu.

Peygamber Efendimiz’in fetanet sıfatı: Dünyanın başından sonuna kadar Yüce Allah’ın bütün insanlara vermiş olduğu akıl Peygamber  Aleyhisselâmın aklının yanında ancak dünya kumlarından bir kum tanesi gibi kalmaktadır. Akıl; ilim ve marifetin kaynağıdır. İsabetli görüş, keskin zeka, görüş ve düşüncelerinde isabet, doğru tahmin, işlerin sonunu düşünme, şehvetle mücahede, güzel siyaset ve tedbir, faziletlere tabi olma, çirkin huy ve hareketlerden uzak durma da hep akıldan kaynaklanır.

Peygamberimiz 35 yaşında bulundukları ve Kureyş müşriklerince Kâbe’nin onarımında Hacerü’l- Esved’in Kâbe duvarındaki yerine konulması işi Kureyş liderleri arasında sert tartışmalara yol açmıştı. Bu yolda ölmeyi göze aldıklarına yemin etmişlerdi. Dört beş gece sinirler gerilmiş bir halde geçtikten sonra, Kâbe’ye ilk giriş yapan kişinin ( Peygamberimiz Aleyhisselâmın ) hakemliğine başvurulmuştu. Peygamber Efendimiz Hacerü’l Esved’i ridasının üzerine koymuş, dört köşesini dört kabilenin büyüklerine tutturup konulacağı yere kadar kaldırtmış, ridanın içinden alıp eliyle yerine yerleştirmişti. Kabileler arasında kanlı bir savaşa dönüşecek çetin bir anlaşmazlığı en makul ve hakimane bir şekilde halledivermiştir. Yine Hz. Ömer’in olanca itiraz ve çabasına rağmen münafıkların lideri Abdullah b. Übeyy b. Selül’ün ricası üzerine cesedini kendi gömleğine sardırmış ve cenaze namazını kıldırmıştı. Kötülükleri herkesçe bilinip duran bu münafığa niye böyle yaptınız? diye sorulunca Peygamberimiz: “Benim yaptığım Rabbimin azabından onu kurtarmaz ama kavminden 1000 kişinin Müslüman olmasını umuyorum.” buyurup gayesindeki yüceliği ve siyasetindeki inceliği ortaya koymuş. Müşrik Hazrecilerden 1000 kişi tahmin buyrulduğu gibi Müslüman olmuştur.

Peygamber Efendimiz yalnız kendi kavminin değil Hz. Ali’nin dediği gibi bütün insanların da en doğru sözlüsü ve ahdine en vefalısı idi.

Ağzından hiç bir zaman hak ve gerçek sözden başkası çıkmazdı. Peygamberimizin hilim sıfatı: Hilim; nefsi öfke heyecanından alıkoyuş, yavaş ve uslu oluş demektir. Hilim ve tahammül, gücü yettiği halde affetmek, hoşlanılmayacak şeylere sabretmektir. Hilim, tahrik edici sebepler karşısında sebat ve kararlığın çoğalma halidir. Tahammül; elem ve ezâ verici davranışlar karşısında kendini tutmak, nefsine hâkim olmaktır. Af ise suçluyu azarlama ve cezalandırmadan vaz geçmektir. Yüce Allah bütün bunlar hakkında Peygamber Aleyhisselâmı  terbiye edip yetiştirmiştir. Şüphe yok ki Allah ahlâki faziletleri evliyasına tahsis etmiştir. Kendinizi yoklayınız; eğer onları kendinizde bulursanız Allah’a hamd ediniz. Bulamazsanız, talep ediniz! buyurdu. Onlar nelerdir? diye sorulunca Peygamber ( s.a.v ) Efendimiz: “Yakin, kanaat, sabır, şükür, akıl, mürüvet, hilim, sehâvet, şecaat” buyurmuştur.
Peygamberimizin şefkat ve merhametinin Cihanşümullüğü: Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de Peygamberimizin hakkında “Biz seni âlemlere ancak Rahmet olmak üzere gönderdik! “ ( Enbiya: 107 ) “And olsun size öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sıkıntıya uğramanız ona çok ağır ve güç gelir! O size çok düşkündür! Bütün mü’minler için çok  şefkâtli ve merhametlidir.” ( Tevbe: 128 )
Peygamber Efendimiz’in üstün tevazuu: Tevazu; huşulu, alçak gönüllü olmak, Hakkı kabul etmek demektir. Peygamber Efendimiz, makam ve mertebesinin yüceliği ile birlikte, insanların en tevazulusu ve en kibirsizi idi. Resulullah Aleyhisselâm: “Dünyaya ait şeyler benim neyime gerek! Benim dünya ile olan halim; bir ağacın altında biraz gölgelendikten sonra onu bırakarak yoluna devam eden bir süvarinin misali, hali gibidir.” buyurdu.

Peygamber Efendimiz her iyilikte olduğu gibi, hayâ hususunda da insanların en hayâlısı, en utangacı idi. Hayâ ile iman, daima bir arada bulunurlar. Onlardan biri kaldırılırsa diğeri de kalkar! Abdullah b. Mes’ud derki: “Rasûlullah bir gün, Yüce Allah’tan hayâ ediniz!” buyurdu. Allah’tan hakkıyla hayâ etmek; başı ve başın taşıdığı uzuvları, karnın içine doldurduğu uzuvları haramdan korumak, ölümü ve toprak altında çürümeyi hatırda tutmaktır. İşte kim böyle yaparsa, Yüce Allah’tan hakkıyla hayâ etmiş olur.

İnsanların en cömerdi yine Peygamber ( sav ) Efendimiz’dir. Bu üstün ve şerefli ahlâkta da onun dengine erişebilecek kimse yoktu. Cömertliğin her türlüsü, Allah yolunda İslam dinini açıklamak, Allah’ın kullarını doğru yola kılavuzlamak, açları doyurmak, cahilleri eğitmek, haceti görüleceklerin hacetlerini görmek, ağırlıklarına tahammül etmek gibi ilim, mal ve nefis cömertliğinin hepsi mevcuttu. İnsanların en şecaatlisi yine Peygamber Efendimizdi: Şecaat; savaş ve şiddet sıralarında cesaret ve yüreklilik göstermek demektir. Hz. Ömer: “Sırtın çiğnendiği, yüzün kana boyandığı, dişin  kırıldığı zaman Allah’ım kavmimi mağfiret buyur! Çünkü onlar bilmiyorlar, diyerek hayır dua ettin! “ dedi. Peygamber ( s.a.v )’in bu duası; fazileti, ihsanın bütün derecelerini, güzel ahlâkı, keremi, sabır ve hilmin gayelerini bir araya toplamıştır.

Ey Yüce Allah’ım! Bizi, ailemizi, milletimizi, Peygamber Efendimiz’in ahlâkıyla ahlâklandır. Temiz bir toplum olmanın, dünya ve ahiret  saadetine nail olmanın anahtarı olan ( Furkan 74 ayetini ) devamlı okumamızı nasip eyle YA RABBİM! ( Âmin )

Ayşe Rabia

Kaynak: M. Âsım Köksal, Hz. Muhammed ve İslâmiyet