Peygamber Efendimiz ’in (SAV) Hayatından Hayatımıza İzdüşümler

Dr. Fatmanur Eneç Can…

 

İnsan bilir de uygulamada zorlanır hep…

Ve insan “öğrendiklerini davranışa dönüştürme” noktasında takılır kalır çoğu zaman…

Aile içi ilişkilerde de böyle değil mi… Öğrenilir seminerlerden, radyo programlarından, dergilerden iletişim teknikleri, sevgi dilleri bir bir… Önerilerde de bulunulur yeni evlilere, evlenmek üzere olanlara… Ancak uygulamaya gelince zorlanır insan… Zorlanır nefis… Bir tartışma anında kılıçlar çekiliverir, geriliverir eşler birden bire…

Ne oluyor da gelinir bu noktaya… Hatta ayrılıklara götüren bu noktaya…

Evlilikleri sona yaklaştıran mahşerin dört atlısından bahsedilir.

Eleştiri… Hor görme… Kendini savunma… Araya duvar örmedir bu dört atlı…

Eleştiri; suçlama ve kişiliğe odaklandığında yaralayıcı olur.

Hor görme; uzlaşma yerine çatışmayı körükler.

Kendini savunma; bir çeşit karşıyı suçlamadır ve bu da kaçınılmaz olarak çatışmayı tırmandırır. Sorunu kendinde aramak yerine karşıda aramaya odaklanır.

Ve en sonunda iletişim kesilir. Olumsuz gidişata “dur” denmeyip kısır döngü devam ettikçe araya duvar örme başlamış olur. Sona yaklaştıran yolda…

Bu gidişat nasıl tersine döner derseniz… Durup önce bir düşünmek yerinde olur herhalde… Dur… Düşün… Davran… İnsana iyi gelir kuşkusuz…

Yetişkin insan ihtiyaç hissettiğinde öğrenir. Öğrenme de davranışa geçtiğinde, tutuma dönüştüğünde işe yarar. Öyleyse bize tuttum kazandıran ne olabilir? Güçlü motivasyon kaynağımız ne olabilir? Bir mü’mini, salih, saliha bir eşi ne motive edebilir?

Elbette “sahih kaynaklardan alınan bilgiyle beslenme” motive edebilir…

Kur’an-ı kerim ve Sünnet-i Seniyye ışığı… Efendimiz’in (SAV) her derdimize derman olabilecek reçeteleri hayatımızda ne kadar yer buluyorsa o kadar korunuyoruzdur bizi sona götüren, ilişkileri alt üst eden hallerden elbette…

Ali İmran 31 bize “huzur” reçetesini veriyor aslında… Çıkış noktası bizim için…

“(Ey Resulüm!) De ki: “Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.”

Hayatın her alanında ilgi ve alakayı kesmemek Efendimizle (SAV)… Evde, işte, tüm ilişkilerimizde… Üstelik mükafatı da çok büyük…

İşte motivasyon kaynağımız…

-Efendimiz (SAV) nasıl davranırdı?

– Var mı hayatında suçlayıcı, ağır eleştirirler?

– Var mı hayatında hor görmeler, aşağılamalar?

– Var mı hayatında çatışmaları tırmandırmalar?

– Var mı hayatında insanlarla arasına aşılmaz duvarlar örmeler?

Duralım… Düşünelim…

Durmaya ve düşünmeye engel hallerimiz var ki bu aşamaya gelemiyoruz… Öfke… Akıl çekiliyor ortamdan öfke gelince… Kalp atımları artıyor, yüz kızarıyor vs… sadece 20 dakika durmayı başarabilmek yatışmaya yardımcı aslında…

“Dur” u başarınca gerisi “düşün” ve “davran”a kalıyor… Öfke bertaraf olunca “düşün” kısmı devreye girebiliyor. Olumlu hatıralar için zihinde yer açılıyor bir anlamda…

Efendimiz (SAV) buyuruyor:

“Bir kimse eşinden nefret etmesin; hoşlanmadığı bazı huyları olsa bile hoşuna giden huyları da vardır.” (Müslim,”Rada”,61.)

Olumlu düşünce zihne hakim olmaya başlayınca olumlu hatıralar zihinde canlanacaktır elbette…

“Davran” kısmına gelince… Sorumlulukların farkında olmak davranışları şekillendirir muhakkak…

Sıradaki Hadis-i Şerif bunu bize hatırlatıyor… Ve davranışlarımıza motivasyon kaynağı oluyor kuşkusuz…

“Hepiniz sorumlusunuz ve hepiniz de gözetiminizde bulunanlardan mesulsünüz. Amirler sorumludur. Aile reisi, aile efradından sorumludur. Kadın da kocasının evi  ve çocuklarından sorumludur. Hulasa, hepiniz sorumlusunuz ve hepiniz de idarenizde bulunanlardan mesulsünüz.” (Buhari, “Nikah”, 81.; Müslim “İmare”, 20.)

Ve sorumluluğumuzda olanlara karşı davranışlarımız…

Burada da yolumuzu aydınlatıyor Rasulullah (SAV):

“Allah rıfk sahibidir ve her işte lütuf ile yumuşak davranıp kolaylık gösterilmesini sever” buyurmuştur. (Buhari, “İstiabe”, 4.; Müslim, “Birr”, 48.)

Efendimiz’in (SAV) basiret, feraset, letafet ve zerafeti  aile hayatımızda kendine ne kadar yer bulabilirse dünya ve ahiret saadeti o ölçüde yanıbaşımızda demektir.

Enes (RA) şöyle demiştir: “Ben, Hz. Peygamber’in elinden daha yumuşak ne bir atlas, ne de bir ipeğe dokundum; onun kokusundan daha hoş bir şey de koklamadım. Ben Peygamber’e  on sene hizmet ettim; bir defa olsun bana “öf!” demedi. Yaptığım bir şey için, bunu neden yaptın veya yapmadığım bir iş için neden yapmadın, demedi.” (Buhari, “Savm”, 53.; Müslim, “Fedail”, 82.)

Eli , dili, her hali hoş ve latif olan Efendimiz’in (SAV) yolundan gidebilmek duasıyla… Duralım… Düşünelim…  Davranalım…

Kaynaklar:

*Feyzü’l Furkan Açıklamalı Kur’an-ı Kerim Meali, Hasan Tahsin Feyizli

*Riyazü’s Salihin’den 1001 Hadis Seçkisi, Prof. Dr. Mehmet Emin Özafşar

*Evliliği Sürdürmenin 7 İlkesi, John Gottman-Nan Silver